bayram
22 Aralık 2007 Cumartesi | Kategori Şiir | Etiketler : alıntı İhbar Et| . |
| . |
| Bayram |
| . |
| BAYRAM
Âfâk bütün hande, cihan baska cihandir; Bayram ne kadar hos, ne setâretli zamandir! Bayramda güler çehre-i mâ’sûm-i sabâvet, Ümmîd çocuk sûret-i sâfinda iyandir Her cebhede bir nûr-i mücerred lemeânda; Her dîdede bir rûh demâdem cevelândir. Âlâm-i hayâtin iki kat büktügü ecsâd Feyzindeki te’sîr ile âsûde revandir. Ferdâ-yi sükûn perveridir sâl-i cidâlin, Nevmîd düsen kalbe ümîd-âver-i candir. Heycâ-yi maîsetteki feryâd-i mehîbin Dünyâda biraz dindigi an varsa bu andir. Subhunda bahârin su sabâhat bulunur mu? Bak çehre-i gabrâya: Nasil sen, ne civandir! Her sînede bir kalb-i meserret darabanda, Her kalbde bir âlem-i esvâk nihandir. Raksân oluyor cünbüs-i dûsiyle anâsir, Gûya ki bütün sadr-i zemin pür-galeyandir. Esbahi da cûsân ediyor feyz-i mübîni, Yâ Rab bu nasil rûh-i avâlim-sereyandir! Bayramda gelir yâ da ne hos hâtiralar ki: Bin ömre verilmez, o kadar kadri girandir, Iydin bana dâim görünür levh-i kerîmi: Mâzî-i tufûliyyetimin yâd-i besîmi. Birinci gün hava bir parça nâ-müsâiddi; Ikinci gün açilip, sonra pek güzel gitti. Dedim ki: ‘Fâtih’e çiksam yavasça, bir yanda Durup o âlemi seyreylesem de meydanda, Ziyâret etsem ehibbâyi sonradan… Hos olur. Bütün gün evde oturmak ne olsa pek bostur. ‘ Bu arzû-yi tenezzüh gelince, artik ben Durur muyum? Ne gezer! Firladim hemen evden. Gelin de bayrami Fâtih’te seyredin, zirâ Hayâle, hâtira sigmaz o herc ü merc-i safâ, Kucakta gezdirilen bir karis çocuklardan Tutun da, tâ dedemiz demlerinden arta kalan, Asirlar ölçüsü boy boy asâli nesle kadar, Büyük küçük bütün efrâd-i belde, hepsi de var! Adim basinda kurulmus besik salincaklar, Içinde darbuka, teflerle zilli saksaklar, Biraz gidin; Kocaman bir çadir… Önünde bütün, Çoluk çocuk birer onluk verip de girmek için Nöbetle beklesiyorlar. Acep içinde ne var? ‘Caponya’dan gelen insan suratli bir canavar! ‘ Geçin: sirayla çadirlar. Önünde her birinin. Diyor: ‘Kuzum, girecek varsa durmasin girsin.’ Bagirmadan sesi bitmis ayakli bir îlân, ‘Alin gözüm buna derler…’ sadâsi her yandan. Alettirikçilerin keyfi pek yolunda hele: Gelen yapismada bir mutlaka o sapli tele. Terazilerden adam eksik olmuyor; birisi Inince binmede artik onun da hemserisi: ‘Hak okka çünkü bu kantar… Frenk îcâdi giram Degil! Diremleri dörtyüz, hesapta sasmaz adam.’ - Muhallebim ne de kaymak! - Sifalidir macun! - Simit mi istedin aga? - Yokmus onlugun, dursun. O basta: Kuskunu kopmus egerli düldüller, Bu basta: Paldimi düsmüs semerli bülbüller! Baloncular, haciyatmazlar, firildaklar, Horoz sekerleri, civ civ öten oyuncaklar; Saginda atlikarinca, solunda tahtirevan Önünde bir sürü çekçek, tepende çifte kolan Öbek öbek yere çökmüs kömür çeken develer… Ferâg-i bâl ile birden gevis getirmedeler. Kosan, gezen, oturan, mâniler düzüp çagiran. Davullu zurnali ‘dans’ eyliyen, cosup bagiran, Bu kâinât-i sürûrun içinde gezdikçe, Çocuklarin tarafindaydi en çok eglence, Güzelce süslenerek dest-i nâz-i mâderle; Birer çiçek gibi nevvâr olan bebeklerle Gelirdi safha-i mevvâc-i iyde baska hayât… Bütün sürûr u setâretti gördügüm harekât! Onar parayla biraz sallandirdilar… Derken, Dururdu ‘Yandi! ‘ sadâsiyle türküler birden, - Ayol, demin daha yanmisti a! Herif sen de, - Peki kizim, azicik fazla sallarim ben de. ‘Deniz dalgasiz olmaz Gönül sevdasiz olmaz Yâri güzel olanin Basi belâsiz olmaz! Haydindi mini mini masallah Kavusuruz insallah…’ Fakat bu levha-i handâna karsi, pek yasli, Bir ihtiyar kadinin koltugunda gür kasli, Uzunca saçli güzel bir kiz aglayip duruyor. Gelen geçen ‘Bu niçin agliyor? ‘ deyip soruyor. - Yetim ayol… Bana evlâd belâsidir bu aci Çocuk degil mi? ‘Salincak’ diyor… - Salincakçi! Kuzum, biraz da bu binsin… Ne var sevâbina say… Yetim sevindirenin ömrü çok olur… - Hay hay! Hemen o kiz da salincakçinin mürüvvetine Katildi aglamiyan kizlarin setâretine.
|
| . |
| Mehmet Akif Ersoy |

22 Aralık, 2007 Cumartesi
bayraminiz hayirli olsun…