03.02.2006, kreş arkadaşlarıyla arası çoookkkk iyi… Can dostuymuş, onunla herşeyini paylaşıyor. Kaan’ı pek sevmiyor “o dostu” değilmiş. Melis en çok sevdiği kız arkadaşı (ayrıca da onun “karısıymış”) bizimki şimdiden başladı vallaaaa, sonumuz hayır olsun. Osman, Berk, Ekin (kız arkadaşı bu sene yeni katıldı aralarına), Lara , Meltem ve Miraç arkadaşları hemsi de birbirinden cimcime. Geçen gün çook şaşırdık Tamer’le bizimki sabah uyandı kreşe götüreceği oyuncağını hazırlıyor. Gelmiş babasının yanına: “Babacım bunu Kaan’a vericem ve “bu şenin son şansın, dostum oylman işin” diycem” demiş. Bu aralar Kaan’la arası pek iyi değil geçen günde oyuncağını kırmış yine… veeee Ekin’ den incileri unutmamak için yazıyorum:
*talam mı? *annecim gümüseee (foto çekiyor tatlişim) *onu keşinlikle yemiycem *dedesinin adını çok güzel söylüyor “kafiş”. *“Yıldızların altında…” şarkısı favorimiz şu aralar (Kargo grubu söylüyor) “becel beni alsada” biz hepimiz yıkıyoruz tabiii… *“Annecim lüffen şakin ol” *“anne yaa löje (jöle demek istiyor) sürecekti babam saçıma” *Ben 27 Ocak’ta babaannemi kaybettim duasına giderken “Annecim sen amin diye dua edince keşinlikle ağlamıycaksın tamam mı? Diye beni öncede tembihledi. *“Masanın üstündeki şu kare şeylerden alabilir miyim?(O kare şeyler çikolata oluyor.) *Telefonla konuşmaya bayılıyor ve kiminle konuşursa sonunda “öptüm hoşçaaaakal” demeden telefonu vermiyor. *Her akşam büyük bir ağlama faslıyla yatağa gidiyoruz ve Ekin “iyi cegeler” diye sesleniyor bana yada babasına J *Dün akşam birşeyler mırıldanıp amin dedi ve eliyle yüzünü sıvazladı. Ne oldu neye dua ediyorsun dedim. Cevabı beni yıktı tabiii “sen ölme diye dua ettim” demezmi. Çok üzüldüm çoookkk. ALLAH SAĞLIKLI UZUN ÖMÜR VERSİNNNN HEPİMİZE…
28.06.2006, bebeğimiz hızla büyüyor… Ona bebek demek biraz ayıp artık. Kocaman oğlan oldu. Üstünü kendisi değiştiriyor. Pijamalarını güzelce katlıyor. Kreşin nimetleri bunlar. İnanılmaz olgun, herşeyin farkında olan bir çocuk. Konuşması yaşıtlarına göre çok çok güzel. Kelime seçmeleri ve kendini ifade etme şekilleri muhteşem. Kendi çocuğum diye yazmıyorum bunları, kreş öğretmenlerinin de fikirleri böyle. Vücut dilini, özellikle de vurgularını yaparken mimiklerini ve ellerini kullanan bir çocuk. Donuk ve ifadesiz bir çocuk değil. Güler yüzlü herkesle iletişim kurabilen, biraz heyecanlı topluluk karşısında bazen çekingen olabilen (bazen de inadına yapan) bir çocuk. Oyuncakları çok değerli hazinesi. Kitap okunmasını –masal, hikaye- çok seviyor. Güzel güzel dineyip, sayfalardaki resimlerle hikayenin gidişini hafızasına kaydediyor. Bir sonraki resime bakarak o sayfada yazanları söyleyebiliyor. Müzik kulağı çok iyi. Melodilerini hafızaya kaydediyor ve onunla ilgili bir şey varsa (dizi veya film) hemen hatırlıyor. (Aliye dizisinin müziği gibi) 24.06.06 kreşin yıl sonu gösterisi vardı, Yüce Kolleji’nde. Çok güzellerdi hepsi. Koro olarak İngilizce şarkı söylediler. Sonra Türkçe şarkılar… ve çok güzel bir gösteri hazırlamışlar. Tırtıl olarak arkadaşlarıyla gelip, hepsi birer kelebek oldular. Çok emek harcamışlar ve bize hiçbir şey söylemedi hazırlıklar sırasında. Süpriz süpriz dedi, başka bir şey demedi. Ve artık tatiliz, bakalım anneannede neler yapacak minnoşum. Allah sağlık versin herkese.
10.07.2006, evet tatil, tatil, tatil… Anneannesinde keyifli bir geçen haftadan sonrada bu hafta yine orada. Akşam bırakırken çok mızmızlandı. Ne yapacağımı bilemiyorum. Kreş değişimini yapmalı mıyım yoksa pişman mı olurum? Hiçbir fikrim yok. Para için çocuğumun huzurunu bozmak da istemiyorum. Ama bu ara çok sıkıntı çekiyoruz. Şu evimiz bir bitseydi…
Geçen hafta Tamer İstanbul’ a gitti. Anneannemiz, Ekin’i alıp Kuğulu Park’a geldiler. Orda güzelce oynamış beyfendi. Sonra Burger King’ de hamburger yemek istedi. Anneannesi “hadi burger kinge (okunduğu gibi) gidelim” dedi. Bizim 3,5 yaşındaki afacan anneannesinin lafını düzelterek: “ börgır king anneannecim!!” demez mi… Biz böyle kaldık annemle. İngilizce okunuşunu şimdiden kapmış bile bizim afacan. Ne öğretirsen hepsini yazıyor bir köşeye. Geçenlerde biraz kızdım. Bildiği halde sayıları ingilizce saymıyor diye. Geçen gün anneannesinde kaldığında gitmiştik, hemen yanıma gelmiş. Annecim bak nasıl sayıyorum diye hızlı hızlı saymaya başladı. Çok tatlıydı… Allah güzel bir kader yazsın hepimize. Oğlumu ve eşimi öyle çoookkk seviyorumki, onlara birşey olacak, bu mutluluk bozulacak diye ödüm patlıyor. :((
01.11.2006, canım benim minik aşkım… Teyzemizin nişanını yaptık (26.08.2006) oğlumun kelime haznesi de geliştikçe gelişiyor. Bir de espiri yapmaya başladı. Geçen gün kreşe giderken yokuş aşağı inerken “yabadabaduuuuuuuu” diyoruz taş devrindeki gibi. Köşeyi dönmeden babasına ne dediğine inanamadık. “Babacım yabadabaduuuu diycez di mi? Söz mü? Yoksa nişan mı? Sözü, nişanı öğrendi de espirilere bile başladı böyle bir çocuk işte bizim oğlumuz. Çok öksürmekten balgam inanılmaz, boğazına takıldı… Öksüre öksüre en sonunda kustu da rahatladı. Başladık yine hastalıklarla boğuşmaya antibiyotik kullanmadan geçmiyorrrr. Bebeğimin güclenmesi için elimizden geleni yapıyoruz ama hastalık bulaşıyor, engelliyemiyoruz. Ekin’in gelişimi çok iyi gidiyor. Harfleri öğrenmeye başladık çok güzel bir set aldım ona alfabeyi öğreten. Noktaları birleştir kitapları aldım. Noktaları birleştirirken sayılarıda öğrenmiş oluyor. Sinemada tv de ve vcd film seyretmeye bayılıyor. Patlamış mısırı alıyor kucağına koca bir çanak bitiyor, değmeyin keyfine. Geçen gün “Şapkalı Kedi” vardı ama Ekin “Şakkalı Kedi” :)) demeyi tercih ediyor ama olsun. Bu aralar çocuklara yönelik şiddet ve kaçırma olayları çok fazla olmaya başladı ve çocuk pornosu için kaçırmalar, tacizler; bu olaylardan dolayı oğlumla konuşmaya başladım. Penisimizin ve popomuzun çok özel olduğunu ve kimselere göstermemesi gerektiğini anlattım ona… akıllı bıdık güzel güzel dinledi. "Kızların da koruması gerekiyor mu?" dedi. Bende tabiki kızlarında vajinalarını, popolarını ve memelerini koruması gerektiğini anlattım. Organlarımızın gerçek adlarıyla, çocuklarımıza öğretmemiz gerektiğini psikoloğumuz özellikle istiyor. Zaman çok kötü Allahım kötü günler göstermesin, yazdıysa bozsun… Bir anne baba için çocuğuna dışardan gelebilecek zararları engelleyememek çok büyük bir acı olsa gerek. Allah yazdıysa yaşanacak mutlaka ama, Allah göstermesin, çooookkkk zor ve korkunç şeyler. Koşmak Ekin için yazdan beri en güzel oyun. Kumandalı arabasıyla, “Buzzz Lightyear” ile oynamaya bayılıyor. Dinazorlara merak sarmış durumda… Çok seviyor, İngilizce öğretmenin izlettirdiği CD’ den çok etkilenmişti. Onun etkisi hala devam ediyor. Allah sağlık versin hepimize inşallah…