Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
12 Mayıs 2008 Pazartesi
Bu erkek çocuklarına genetik olarak mı geçiyor acaba? :)) Kadınların konuşmasından, alış verişinden sürekli şikayetçi olmak erkekliğin kuralı mı yawww? Geçen sabah, telaşe ile hazırlanmaya çalışıyorum, oğluşum peşimde durmadan birşeyler soruyor cevap veriyorum, "annecim şunu mu giymeliyim, yoksa kotumun üstüne bu daha iyi bir tarz mı olur?" şekilinde bacak kadar boyundan hiç beklenmeyecek soruların arasında, giyinip kahvaltı masasına oturmuş, babasıyla kahvaltıya başlamışlardı bileee… Ben de bir yandan hazırlanıyor, bir yandan da ortalığı toplamaya çalışıyorum. Beyfendinin o kadar sorusuna cevap vermekten sıkılma ve bunalma hakkım olmadan, sadece ama sadece "Ekincim ellerini yıkamayı ve dişlerini fırçalamayı unutma! " dedim, bu kadar…Nerden dedim. Yüzünde o bıkmış ve bezmiş ifade ile babasına eliyle, çok konuştuğumu göstermek için işaret edilir yaaa, onu yapıyor… Öylece kala kaldım… Ne denir böyle bir durumda, bilmiyorumki? Neyseki eşim müdahale etti olaya… Aslında çok duyarlı ve duygusal bir çocuk olmasına rağmen, böyle şeyler yapınca beni çok şaşırtıyor…:)) Neyse "papatyam benim" diye boynuma sarılarak özür diledi de, sabah gerginliğimizi noktaladık böylece… :))


11 Mayıs 2008 Pazar

2002 yılının baharında,ben mışıl mışıl uyurken oğluşum karnımda küçük tekmeleriyle, babasının sesine tepkiler verip, onunla sohbet ediyormuş… karnımdaki hareketlere başlaması, elimi hissetmesi ve tabii benim onu ilk kez hissetmem, ilk anneler günüme denk gelmişti. o zamana kadar miğdemin bu kadar bulandığını hiç hatırlamadığım, zor ama çok zor haftalar geçiriyordum. çok sevimsiz olan bu dönem, onun bana kendini hissettirmesiyle bütün sevimsizliğini kaybetmiş ve yerini inanılmaz bir heyecana bırakmıştı. lapa lapa yağan karın ardından kısmetiyle doğan bebişim kucağım da olarak geçirdiğim ilk anneler gününde ise oğluşum 5,5 aylıktı… geceyi bebişimizin rahatsızlığından dolayı sevimsiz geçirmiş, ben de eşim de uyuya kalmıştık. yanımızda ki sepetin de mırıl mırıl konuşan ve gülücülüklerle kendisini bize duyurmaya çalışan o "minoş tontiş bebişi" ömrüm boyunca hiç unutmıycam…

Dua ediyorum Allahıma, o güzel suratın ömrü çooookkk uzun olsun ve hiç bir anne evlat acısı yaşamasın diye…

Umarım tüm ömrü boyunca yanında olur ve onun göz yaşlarını siler, başarılarını alkışlarım.

bütün annelerin anneler günü kutlu olsun :))

sevgilerimle;)



9 Mayıs 2008 Cuma

anneler gününüz kutlu olsun...



9 Mayıs 2008 Cuma


6 Mayıs 2008 Salı

Aynı şeyi ben de tüm anneler gibi düşünüyorum. Bu koşturmacalar, bu yetişmeler, insanların kırılmaları… "ama ben çalışıyorum ve küçük bir oğlum var. onunla vakit geçirmek çok önemli.." şeklindeki çırpınışlarımın, anlaşılıyormuş gibi yapılıp anlaşılmaması… immmmdaaaatttt!!! diye kaçmak istemelerim… hep aynı duygular, ortak paydalarımız. önce acil bir apendisit ameliyatı geçirdim, arkadan eşim kırmızı ışıkta dururken arkadan hızla çarpmaları sonucunda boynunda kas zedelenmesi… tamam nazardır geçti bitti derken, rota virüsü oğluşumu bulu verdi :(( kusma, ishal ve ateş… hastanede soluğu aldık. serum takviyesi 6 saat… yine imdaaatt noktasındayım.. Allahım beterinden korusun inşallah, vardır bir sebebi diyorum. Allah yavrularımızın hepsine sağlıklar versin inşallah…



30 Nisan 2008 Çarşamba

Psikolog Ebru Yılmaz tarafından kaleme alınan bu yazıda bakın neler yazıyor:

Uçaklarda yapılan bir anons vardır.
Tehlike durumlarında oksijen maskesini annelerin önce kendilerine sonra çocuklarına takmaları önerilir.
Sıradan gibi görünen,
belki de defalarca duyduğumuz bu anons,
aslında çocuk eğitimi ile ilgili çok önemli bir felsefeyi içinde barındırmaktadır.
Öğrenilen annelik rolünde çocuk hep önceliklidir.
Ama çocuğunu kurtarmaya çalışırken,
anne kendisini yok ettiğini fark etmez çoğu kez.
Anne nefessiz kalırsa çocuğu kurtarma şansını tamamen yitirmiş olacaktır. Elbette ki çocukların öncelikli olduğu durumlar olmalıdır.
Ama bu öncelikler anneyi yok edecek öncelikler olmamalıdır.
Toplumumuzda annelik rolü ile "saçını süpürge etme" deyimi birlikte düşünülür.
Anne kendinden vazgeçip,
durmaksızı n çocuğa bir şeyler vermeye başlayınca istemese de,
aksini iddia etse de çocuktan beklentisi çok yükselir.
Çocuk bu beklentileri bugün ya da gelecekte karşılayamayacaktır.
Anne de böylesine vermişken,
karşılık alamadığını düşünüp büyük hayal kırıkları ile baş başa kalır.
Hepimizin çevresinde,
belki çok yakınında çocukları için gençliğini feda etmiş anneler vardır.
Böylesi bir ilişkinin sağlıklı olması beklenemez.
Anne çocuklarına hiçbir zaman ödeyemeyecekleri bir borç vermiştir.
Koskoca bir yaşamın bedelini hiçbir evlat ödeyemez.
Ömür boyu minnet duyulan bir ilişki doğar;
ki minnet duyularak kurulmuş bir ilişki,
sağlıklı bir ilişki için hiç de tercih edilen bir biçim değildir.
Ve bir gün gelir,
beklentisi şu ya da bu şekilde karşılanmayan anne,
"senin için neler yaptım der",
aldığı cevap sa çok can acıtıcı olabilir;
"yapmasaydın…"
Aslında bu cümlenin alt yazısı annenin canını acıttığı gibi,
çocuğun da canını acıtmaktadır.
Çocuk
"Yapmasaydın da beni böyle borçlu bırakmasaydın…
Yapmasaydın da ben de kendimi daha özgür hissetseydim…
Yapmasaydın da benden bu kadar çok şey beklemeseydin…
Yapmasaydın da kendimi mutlu ve iyi hissettiğim anlarda bu kadar suçluluk duymasaydım…"
Çok can acıtıcı değil mi sizce de?
Çevremizde sıklıkla rastladığımız,
çocuk doğunca hayattan istifa eden anneler vardır.
İşlerini bırakırlar,
kendileriyle ilgilenecek vakitleri yoktur,
sosyal çevrelerinden yavaş yavaş izole olurlar,
eşleriyle ilişkileri neredeyse aynı evde yaşayan iki arkadaş gibidir.
Çocuğun doğumuyla hayat sanki durmuştur.
Aradan dört beş yıl geçer,
artık ufaklık büyümüş ve okul çağına gelmiştir.
Şimdi ne olacak?
Haydi, sil baştan mı?
Ya da depresyon mu?
Bildiğimiz bir şey var ki böylesine annelik odaklı bir yaşamda,
çocukla kurulan ilişkinin,
bir bağımlılık ilişkisi olması kaçınılmaz.

Kendimize bazı sorular soralım.

Bakalım annelik odaklı bir yaşamımız mı var:
- En son ne zaman kız arkadaşlarla buluşup, yemeğe gittiniz?
 - En son ne zaman kendi başınıza bir kitapçıya gidip, yeni çıkan kitap ve albümlere göz attınız?
 - En son ne zaman eşinizle romantik bir akşam yemeği yiyip, el ele sokaklarda gezdiniz?
 - En son ne zaman iş çıkışı arkadaşlarınızla bir kahve içtiniz?
 - En son ne zaman eşinizle baş başa bir tatil yaptınız?

Bu soruların yanıtları "çoook uzun zaman o ldu, hatırlamıyorum" türündense, anneliği yaşayışınıza bir daha bakmak lazım.
Eğer anne mutluysa çocuk da mutlu olacaktır.
Anne mutsuzsa, kişisel birtakım tatminler yaşamıyorsa,
okuduğu çocuk gelişimi kitapları pek de işe yaramayacaktır.

Kısaca;
öğrendiğiniz annelik rolüne kendinizle ilgili eklemeler ya da çıkarmalar yapmazsanız,
yani kendinizi mutlu kılmazsanız,
bu uzun soluklu yolculukta çabuk yorulmak,
hatta bazen de tükenmek kaçınılmaz olacaktır.

Gelelim babaları neden muaf tuttuğumuza…
İtiraf etmek gerekirse babalar bu konuda annelerden daha iyiler.
Hayat "anne" olmaktan çok başka anlamlar da içerir.
"Annelik" en önemlisi olabilir ama asla tek anlam olmamalıdır.



29 Nisan 2008 Salı

Mother's Day Blockbuster Palette   Perfect Ten Brush Set ($150 Value)

SEPHORA bence kadınların yeni durağı olacak.

Pek çok markayı içinde barındırdığı için ihtiyacınız olan herşeyi bulabileceğiniz inanılmaz  güzel ve keyifli bir mağaza… kendi ürünleri de çok güzel özellikle hindistan cevizi kokulu duş jellerine bayılıyorum. Yolunuzu mutlaka bir Sephora mağzasına  düşürmenizi tavsiye ederim(Ankara-Panora) .

 



12 Mart 2008 Çarşamba

sen gittin gideli,
buralar dar gelir bana…


yalnız olmak değil,
sensiz olmak ölüm gelir bana…


seni her hatırladığımda,
yalnızlığım duvar gibi çıkar karşıma…
yoksun, yoksun, yoksun…

bensiz çok uzaklardasın…

 



19 Şubat 2008 Salı

 

 

BURÇLAR VE DEĞERLİ TAŞLAR

Yüzyıllardır Değerli ve yarı değerli taşlar, doğadaki minerallerden ve kimyasal karışımlardan doğal olarak oluşan, kişisel zevk ve teknoloji için kullanılan oluşumlardır. Yeryüzünün değişik bölgelerinde farklı cinsleri bulunmaktadır. elliye yakın renk ve çeşidiyle kuyumculuk sektöründe kullanılmakdır. Laboratuar ortamında meydana getirilen, gerçek değerli taşlarda çok benzer görüntü ve fiziksel özelliklere sahip olan vegenellikle gerçeğinin yerini tutması için şekillendirilen taşlara da sentetik yarı değerli taşlar denir. gerçek ve sentetik taşlar ancak laboratuar koşullarında ayırt edilebilirler.

KOÇ 22 Mart - 21 Nisan

  • Akik
  • Kantaşı
  • Ametist
  • Hematit
  • Sitrin
  • Yakut
  • Akuamarin
  • Jasper

BOĞA 22 Haziran - 21 Mayıs

  • Turkuaz
  • Krizopras
  • Safir (Mavi)
  • Mavi kalsedon (Akik)
  • Zümrüt

İKİZLER 22 Mayıs - 21 Haziran

  • Akik
  • Turkuaz
  • Pembe kuvars
  • Krizopras

YENGEÇ 22 Haziran - 21 Temmuz

  • Kuvars
  • Krizopras
  • Peridot (Zebercet)
  • Aventurin
  • Akik
  • Ametist

ASLAN 22 Temmuz - 21 Ağustos

  • Akik
  • Peridot (Zebercet)
  • Kuvars (Kristal, rutil, pembe)
  • Ametist
  • Kehribar
  • Sitrin
  • İnci
  • Mavi topaz

BAŞAK 22 Ağustos - 21 Eylül

  • Akik
  • Turkuaz
  • Obsidyen
  • Yeşim
  • Kaplangözü
  • Sitrin
  • Topaz

TERAZİ 22 Eylül - 21 Ekim

  • Akik
  • Turkuaz
  • Opal
  • Mercan
  • Lapis lazuli
  • Pembe kuvars
  • Akuamarin
  • Yeşim
  • Dumanlı kuvars

AKREP 22 Ekim - 21 Kasım

  • Ametist
  • Pembe kuvars
  • Obsidyen
  • Lal (Granat)
  • Kaplangözü
  • Mercan

YAY 22 Kasım - 21 Aralık

  • Ametist
  • Topaz
  • Mavi kalsedon (Mavi akik, mavi dantelli akik)
  • Turkuaz
  • Peridot (Olivin, Zebercet)
  • Jasper
  • Kaplangözü
  • Sodalit
  • Lapis lazuli

OĞLAK 22 Aralık - 21 Ocak

  • Akik
  • Kehribar
  • Oltu (Siyah kehribar)
  • Malakit
  • Yakut
  • Jasper

KOVA 22 Ocak - 21 Şubat

  • Ametist
  • Kristal kuvars
  • Akik
  • Yeşim
  • Lal (Granat)
  • Zirkon
  • Mavi kalsedon (Mavi akik, mavi dantelli akik)

BALIK 22 Şubat - 21 Mart

  • Ametist
  • Opal
  • Aytaşı
  • Pembe kuvars
  • Florit
  • Jasper
  • Mercan


19 Şubat 2008 Salı

Hayatımızın bir evresinde mutlaka dinlediğimiz o müthiş şarkıların sözlerine imzasını atmış çılgın bir kadın, Aysel Gürel nur içinde yat.

benim en çok sevdiğim…

—————————————————————

Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam

Unutuldum, unutuldum
Kurutulmuş güller gibi
Yosun tutmuş duvarlara
Yazılmış günler gibi

Gece bitmez gündüz bitmez
Bu yalnızlık hiç bitmez
Ne kavgam bitti ne sevdam
Ömür geçer gönül geçmez

Her ayrılık bir vurgun değmeyin yaşlarıma
Benden selam söyleyin bütün aşklarıma

Çiçeklerim dökülür her mevsim
Sonra yeniden açar
Ümidimin boynu bükülür
Sonra deniz taşar bin defa taşar

Her ayrılık bir vurgun değmeyin yaşlarıma
Benden selam söyleyin bütün aşklarıma…



Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...