İş görüşmelerinde iş arayan kişi savunma modunda olduğu için birçok gereksiz ve ayrımcılığa varan sorular da soruluyor. Muhabbet komedi cinsi yürüyor yani…İşte örnekler;
Görüşmelerde yaş ayrımcılığı yapılıyor
Hacettepe Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya Bölümü 1993 mezunuyum. Daha sonra Amerika’da UCLA’de yüksek lisans yaptım.1996-2003 yılları arasında …’de çalıştım. Daha sonraki yıllarda Petrokimya sektöründe müdürlük yaptım. … rafinerisinin ve bizim işletmemizin kapanması ile işsiz kaldım. Bir süredir …’ de Kalite Kontrol ve Laboratuar Mühendisi olarak çalışıyordum. Bu arada iş görüşmelerine de gittim. Çok ilginç mülakatlar yaşadım.
Ben 39 yaşındayım. Ama asıl "Yaş Ayrımcılığı" profesyonel yaşamda 35 yaşından sonra başlıyor. Maalesef Türkiye’de öyle anlamsız ve tutarsız insan kaynakları politikaları var ki, aynı "din", "ırk", "cinsiyet" ayrımcılığı gibi, "yaş ayrımcılığı" manasına gelen "35 yaşını aşmamış…" şeklinde ilanları rahat rahat hiç çekinmeden verebiliyorlar. Oysa Batı devletlerinde, mesela Amerika’da, işveren sizinle mülakat yaparken "yaşınızı, memleketinizi, medeni halinizi, sağlık durumunuzu, uyruğunuzu" soramaz. Zira bu ayrımcılığa (discrimination) girer. Bunları sorması özel yaşama da müdahaledir ve Federal bir suçtur.
NİYE EVLENMEDİNİZ SORUSU DOĞAL OLABİLİR Mİ ?
Ama gelin görün ki mülakatlarda öyle ilginç sorularla karşılaşıyoruz ki; mülakat şu şekilde gelişiyor:
- Medeni haliniz nedir?
- Bekar…
- Peki neden bu yaşa kadar evlenmediniz?
- Vaktimiz olmadı efendim.
ABD’DE BU SORULAR YASAK
Bazen bu tip gelişen diyaloglarda "Ee artık burada çalışmaya başlarsanız size bir de kız buluruz" deyip sırıtan tipler de oluyor. Profesyonel anlamda iş görüşmelerinde bu kadar özel yaşamı ilgilendiren konulara girilmesini çok yanlış buluyorum, ama bununla ilgili hiçbir yasal yaptırım yok. (Özel Hayatın Mahremiyetini İhlal gibi…)
ya da…
YAŞ AYRIMCILIĞI YAPILMASININ DA YASAK OLMASI GEREKLİ
- Pardon ama CV’nize doğum tarihinizi yazmamışsınız? diyorlar.
-Yapacağım işi etkilemeyeceği için yazma gereği hissetmedim efendim, zaten Amerika’da Resume’lere yazılmaz bu tip şeyler.
- İyi de burası Amerika değil…
- Zaten vaziyetin böyle olması hasebiyle mülakatımız bu şekilde tekamül ediyor efendim.
-Hı ????
Bunlar yine de diğer mülakatlarımızın yanında çok masumane geçen hasbıhallerdir!
- Efendim kalifikasyonlarınız çok iyi ,çok güzel ama bizim burada senelerdir çalışan sizden daha genç ama kıdem olarak sizden yukarıda olacak insanlar var. Onlarla çalışabilecek misiniz? diyenler de çıkıyordu.
Umarım bütün bu "ayrımcılık"ları profesyonel yaşamdan söküp atabilecek bir yasal düzenleme ve hareket gelişir.
Şirket ve kişi isimleri gizli tutulmuştur.
Yaşadığım stresten dolayı çok ağır bir mide rahatsızlığı geçirdim ve panik atak hastalığına yakalandım
Sevgili yenibiriş.com kullanıcıları,
İş görüşmeleri konusunda o kadar çok deneyimim var ki hangisini anlatacağımı şaşırmış durumdayım.
Zannedersem en faydalısı, iş arayan bizleri en çok rahatsız eden noktaları belirtmek:
1) Yanlış kişi ile görüşme – Mantıken, görüşmeyi yapan kişinin adaydan daha deneyimli, görüşme teknikleri konusunda en azından minimum bilgiye sahip olması beklenmez mi? İngilizce konuşabiliyor musunuz diye sizi test eden kişinin ileri seviyede İngilizce bilmesi gerekmez mi?
HAVADAN SUDAN BAHSEDİP CV Yİ OKUMAYANLAR
2) Görüşme içeriğinin plansız programsız oluşturulması - Ben şahsen görüşmeye gitmeden önce, firmayla ilgili olarak toplayabildiğim kadar bilgi toplarım. Söz konusu işe neler katabilirim, hangi kişilik özelliklerim beni o işe uygun kılar; tüm ilgili noktaları not alır, kısaca dersime çalışırım. Her nedense aynı şeyi görüşmeciden talep etmek Türkiye’de büyük lüks! Tek sayfalık özgeçmişi bile okumadan alakasız sorular yöneltenler, işe uygunluğu ortaya çıkarabilecek sorular sormaktan aciz oldukları için devamlı havadan sudan bahsedenler… Gerçekten belli amaca yönelik, zekice hazırlanmış sorularla insan ne yazık ki çok az karşılaşıyor. İlanda gerekli özellikleri belirtmemek de firmanın büyük suçu. Örneğin araba kullanma deneyimi isteyen bir firma bunu belirtmiyor. İki kez görüşmeye gidiyorsunuz, neden sonra, öğreniyorsunuz şehirler arası araba kullanmanız gerekiyormuş!
3) Görüşmecinin saygısız tutumu - Sizi saatlerce bekletirler, bir özürü çok görürler. Sizi incitecek, özele kaçan sorular sorarlar. Görüşmeyle ve başvuruyla ilgili cevap veren firma sayısı da çok az. Bir keresinde bir firmaya iki kez görüşmeye gittim, yine de olumlu veya olumsuz cevap gelmedi. Çalışmak durumundasınız, iş bulmanız lazım, günlerce beklersiniz; bir e-mail yollamak bile zor gelir.
Söylediğiniz sözleri dinlemeden sağa sola bakıp, öf görüşme bitse de gitsek havasındaki görüşmeciler. Tırnağımı yiyiyor muyum diye tırnaklarımı inceleyen bile oldu! Dolaylı yoldan laf atan erkek görüşmeciler. İki dakikada bir cep telefonu çalmasına rağmen sürdürülmeye çalışılan görüşmeler. Yapılacak işi başka türlü anlatıp, sizi şehir dışına çağırıp, size bir sürü masraf çıkaran şirketler. "Siz … mezunları, çok mu zor iş buluyorsunuz?", "Şimdiye kadar niçin iş bulamadınız?" diye soranlar, pozisyonun mezun olduğunuz branşla alakası olsa bile "Siz mezun olduğunuz … konusunu sevmiyor musunuz?" diye soranlar… "Mezuniyet ortalamanız neden bu kadar yüksek?” diye soranlar…
Bir de çeşitli testlere tabi tutup, sonuçlar hakkında bilgi vermemek var. Bir kere etik olarak bunun doğru olduğuna inanmıyorum. Ülkemizde olmasa bile eminim uygar ülkelerde bunun bir kuralı vardır. Bir firma sizin yetenekleriniz, bilgileriniz, ahlaki yargılarınız, ilgi alanlarınız hakkında onlarca soru soruyor. Bunları bilgi bankasında tutuyor ve siz hiç birinden haberdar değilsiniz. Bir doktorun tahlil yapıp, sonuçlarını sizden saklaması gibi bir şey bu!
Oturduğunuz semtle ilgili yorum yapıp, peşin hükümlere varanlar… Sanki … mahallesinde oturan herkes zenginmiş ve çalışmaya ihtiyacı yokmuş gibi… Kendinizi öyle bir durumda hissediyorsunuz ki, aslında kaç senedir sinemaya gitmediğinizi, kırk yılda bir kitap aldığınız zaman bile kendinizi suçlu hissettiğinizi, annenizin emekli maaşıyla geçindiğinizi, babasız büyüdüğünüzü söylemeyi gururunuza yediremiyorsunuz. Boğazınızda koca bir düğümle evin yolunu tutup, evde bir güzel ağlıyorsunuz.
Sonuç ve öneriler:
1) Ülkemizdeki işsizlik oranı çok yüksek; Genç nüfus çok fazla, bu da işverene neredeyse her istediğini yapma olanağı veriyor. Köpeğini, müşteriler korkmasına rağmen iş yerine getiren patronlar var. Bu yüzden müşterilerden azar işiten çalışanlar var.
2) İş görüşmesi yapan sayın yetkililer - Allah rızası için insan kaynaklarıyla ilgili bir kitap okuyun. Küçük firmalarda insan kaynakları bölümü olmayabilir ama görüşmeyi yapacak kişi, bu görevini biraz ciddiye alıyorsa bu alanla ilgili biraz bilgi edinsin ki biz de iş görüşmesine gidince "eğitiminiz güzel, el yazınız güzel, yüzünüz güzel, niçin şimdiye kadar bir iş bulamadınız" gibi garip sorularla karşılaşmayalım.
3) Sevgili arkadaşlar özellikle eğitim hayatında kendinizi fazla yıpratmayın. Aman derslerimi en iyi şekilde geçeyim, ödevlerimi en iyi şekilde yapayım, derse katılayım, sus pus oturmayayım gibi kaygılar taşımayın. Zira insan bu şekilde fazla emek verince daha da üzülüyor. Sabah ezanlarında buz gibi evde uyanıp, battaniyelere sarınıp ders çalıştım. Hocanın verdiği ödevleri yetiştirebilmek için uyuyakalmamak gerekiyordu - bir kabın içine su koyup gözlerimi ıslatırdım. Kimi arkadaşlar uyumamak için garip karışımlar icat ederdi - Cola ve Türk kahvesi karışımı gibi. Bazı arkadaşlar her bayramda okul turlarıyla gezerken bazılarımız evde oturup ödevlerimizi yaptık. Bir kere bir hocam dersteki başarımdan dolayı beni final sınavına bile almadığında - sen git daha ilginç şeylerle ilgilen demişti. Başka bir hocam da hayatında ilk defa benim ödevime tam not verdiğinde çok sevinmiştim. Liseyi birincilikle bitirip, üniversiteyi de bölümümde dördüncü bitirdim.
Şimdi ise işsizim ve annemin emekli maaşıyla geçiniyorum. İş ve maaş konusunda ukalalık yaptığımı sanmayın. Bir fast-food zincirinde çok düşük maaşlı işe bile başvurdum. Görüşmeye gittim. Oradan bile ses çıkmadı. Yaşadığım stresten dolayı çok ağır bir mide rahatsızlığı geçirdim ve panik atak hastalığına yakalandım. Sonrasında ise bir hayli kilo aldım. Zannedersem Türkiye’nin bu durumundan en kârlı çıkan, doktorlar ve ilaç firmaları.
Yazımın herkese ibret olması dileğiyle. Herkese bol şans ve sabır diliyorum.
——————————————————————————–
12 kere 7 kaç eder diye sordular
Merhaba,
Uluslararası bir firmanın müşteri temsilcisi pozisyonu ile ilgili 2. görüşmeye cağrıldım. İlk görüşmemde pozitif bir elektrik hissetmiştim ve firma hakkında olumlu düşüncelere sahip olmuştum. 2. görüşmemi CEO ile yaptım. Kendisi bana matematikle aramın (Sosyoloji mezunu olmam sayısal zekamın düşük olduğunu hissettirdi sanırım kendisine, ki sosyoloji bölümü eşit ağırlık bölümünden öğrenci kabul ediyor) nasıl olduğunu, sayısal zekamı sordu. Ben de kendisine gayet iyi olduğunu söyledim. Ardından bana aynen şu soruyu sordu: “12 kere 7?”. Ben de hemen cevabı verdim ve ardından da iki basamaklı sayıları da zihinden çarpabildiğimi söyledim (ki gerçekten çarpabiliyorum, ukalalık olsun diye dememistim). Kendisi "Hımm" dedi ve mülakat kısa süre sonra bitti, olumsuz oldu. Sonuçta sayısal zeka test edilmek isteniyorsa, bununla ilgili sinav yapılabilir pek çok şirketin yaptığı gibi. Bu tür aşağılayıcı sorulara gerek kalmaz bence.
——————————————————————————–
TORPİLLE İŞE ALINMAK ÇOK NORMAL KARŞILANIYOR
Bundan birkaç yıl önce devlet sektörü deyince akla ilk gelen kelime torpilcilikti. Artık birçok devler kuruluşunun işe alım sınavlarını üniversitelere yaptırması ile bu sorun biraz olsun hafiflemiş duruyor. Fakat durum bu sefer özel sektore sıçramış gibi.
Uluslararası bir şirketin sitesinde iş ilanı aradım fakat herhangi bir sonuç çıkmadı. Bunun üzerine işe alımın nasıl gerçekleştiğini öğrenmek maksatlı bir mail attım, ama cevap alamadım. Sonra şirkete telefon ettim ve karşıma çıkan bayana durumu izah ettim. İşe alımınız referans usulü mü oluyor diye sordum ve “Evet” yanıtını aldım. "Yani şirkette belirli bir zaman diliminde belirli bir grup oluşturulmuş ve bu grubun akraba ve arkadaş çevresinden mi işe alım oluyor?" dedim ve "Evet aynen oyle" yanıtını aldım.
"CV’inizi gönderirseniz, bir değerlendirme fırsatımız olur" şeklinde denilmesi üzerine ben şu soruyu sordum ve "Evet yanıtını aldım": "Yani tüm bu konuştuklarımız kapsamında size formalite icabı bir CV göndereceğim ve siz de formalite icabı hayır cevabı mı vereceksiniz?" Bu ve bunun gibi örneklere çok sık rastlamak mümkün. Torpilcilik (uygun tabirle referans) konusuna eğilmenizi istiyorum. Eğer bu konuda yardımım dokunacaksa, bu ve bunun gibi firmaların yetkilileriyle yüz yüze de konuşmak istiyorum. Sizce bu tip uluslararası özel şirketlerde referans etik bir yaklaşım mı? Yani insanlarin kendilerine ait olmayan bir şirketi babalarının malı gibi kullanması, kendilerine ait bir PATRON şirketi gibi değerlendirmesi ahlâk kurallarına uygun mu?