Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

seviyor,sevmiyor.seviyoooooor

5 Mart 2008 Çarşamba | Kategori Aşk | Etiketler : aşk İhbar Et
(4 Oy, 5 üzerinden 5 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini   hayata açmış.

Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.

Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,   kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.   Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,   rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.   Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya   başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış.
Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.
 

Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya   görmüş.

Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını   bilememiş ; içinden

´Ne muhteşem bir çiçek´ diye geçirmiş.   Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin   üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.   ´Merhaba´ demiş papatyaya, ´sizi uzaktan gördüm ve yanınıza   gelmek istedim.´. Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve   ´Merhaba´ demiş,

´ben de yalnızlıktan  sıkılmışdım zaten   Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini,

geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.   Papatya da ona kendinden bahsetmiş.

Birbirlerinden gerçekten   hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş.   Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını   seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı   güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok   sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.   Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş.

Ama cesaret   edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü.

Onu kırmaktan,   incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş.

Papatya da kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini. 

Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği   kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana   ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.   Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek   artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya   dönmüş ve;

´Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek´ demiş.   Papatya buna bir anlam verememiş. ´Neden´ demiş. ´Yoksa   benim yanımda mutsuz musun?´.

´Hayır´ demiş kelebek. ´Bilakis,   sen benim hayatıma anlam kattın.

Fakat biz kelebeklerin ömrü sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım.

Artık   kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim

Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten.

Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını  fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya ´Sevi seviyorum´   diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece ´Bende…´   diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.   İçinden ´Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim.   Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim.´ diye geçirmiş.   Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin   acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş,   sonra da dökülmeye başlamış.   Her düşen yaprakta papatya, ´seviyormuş´ diye geçirmiş içinden.   İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar,   sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş: Seviyor mu, sevmiyor mu?´…

Yorumlar

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız