Yaşayanlar ve Ölenler Var

16 Haziran 2008 Pazartesi | Kategori: Edebiyat | Etiketler : hayat | İhbar Et
(1 Oy, 5 üzerinden 5 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

           Ev bugün hiç olmadığı kadar sessiz. Çocuklar ve eşim mavi şehre indiler. Özlediğim yalnızlık ve sessizlikle başbaşayım nihayet. Havanın kapalı olması yağmurun habercisi olsa da bu ağaçlarda ki kuşların ötmesine engel değil.

Bir guguk kuşu saatlerdir ötüyor, binbir ağaç içinde kimbilir hangisini kendine sahne seçmiş. Serçelerin toplu ötüşleri ve guguk kuşu ahenkli bir biçimde düet yapıyorlar.

Ben bu sesleri gözümü kapatmış halde dinlerken tepelerde yankılanan sela sesi bütün sesleri bastırıyor.

Bir vatandaş dünyaya elveda demiş, kimbilir hangi vakit ecel uğradı, birazdan kara toprakla kucaklaşacak. Kimbilir hangi bilinmeyen gerçekler çıkacak ondan sonra karşısına!

Bizler sabah neşe ile uyanırken mi, yoksa aç olan midemizi doldururken mi, yoksa beynimiz bugünkü işler ile ilgi muhasebesini yaparken mi? Kimbilir hangi vakit ecel uğradı ona.

Hiç ölmeyecek gibi yaşamak bu olsa gerek. Bir sela sesiyle irkiliyor ruhum. Hangimizin selası gökyüzünde yankılanmayacak ki! Var mı ölüm benden çok uzak diyen!

Herkese yakışıyor hayat; bebeğe, çocuğa, delikanlıya…nineye, dedeye… Bana, bize, size…

Selası verilen kula da yakışmıştı elbet. Şimdi gidiyor dört kolluda sessiz. Geride bıraktıklarına aldırmadan, geride kalanlarda ağlayacaklar, yas tutacaklar sonra susacaklar. Geçen günler, matemin izlerinide silecek.

”Gönül sen ölmez misin,

  Ölmeye gelmez misin?

  Yakasız gömlek biçilmiş,

  Giymeye gelmez misin?”

 

 

Yorumlar

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız