SUSMAK!
Akşam saatlerini iple çekiyorum, eşim gelecek, çoluk çocuk birarada akşam yemeği. Sonra çay faslı ve sohbetsizlik. Susuyoruz ikimizde, susmak da çok şey anlatıyor aslında. En çok da ben susuyorum, çocuklarda olmasa ses seda kalmayacak evde. Sessizlikte beynimi kemiren düşünceler, ”hadi bişeyler bul ve konuş, ne bulayım, bugün ne yaptığımdan falan mı bahsetsem!, yok ki bişey, bişey yapmadım, evişinden falan! yok ya çok basit kaçar, çocuklardan mı söz açsam! ne diyeceğim? yaramazlık yapıp beni delirttiler desem!, yok ortam biraz daha gerilir. Dur! çayı bitmiş, koyarken bişeyler bulurum elbet., Offf çayı da içtik. ” Herzaman böyle olmuyor elbet. Genelde konuşan o olur, işyerinden, arkadaşlarından ve yaptıklarından bahseder, ben de hiçbişey yapmadığımdan. Kızarım ona bu kadar çok konuşabildiği için. Aslında kızgınlığım benim bütün gün evde kalıp onun dışarda olması. Elbette ki dışarıda olacak çünkü çalışıyor ve çalışan bayanları kıskanırım o an, kendimden nefret ederim günlerimi boş geçirdiğim için. Yine kızacaklar bu yazımı okuyanlar bana, çünkü yine negatifliğim üzerimde. Neyse çocuklar rahat bırakmıyorlar, blogdan çıkma vakti.

15 Şubat, 2008 Cuma
evet haklısın aslında evde çocuklarla uğraşıyo olup sosyal hayatı sıfıra indirmek çok sıkıcı gerçekten.Benimde 10 aylık bi kızım var.Bakacak birini bulsam hiç durmayacam çalışacam ama kime nasıl güvenecem bilmiyorum:(seni çok iyi anlıyorum
13 Haziran, 2008 Cuma
aynı duygular bazen çalıştığım halde benimde yüreğimi teslim alır…
hep rutin işler,monoton bir hayat…çoğu zamanda noluyor bana diye iç geçirmekten kendimi alamıyorum….yaşlandıkça tembelleşiyorum gibi geliyor…çünkü herşeyden yoruluyorum….
hayatta kalmaktan bile…