Kanayan Yürekler Sokağı
Uzak iklimlerin kucağına düştü yolum. Vıcık vıcık çamura bağrını açmış sokak. Yıllara meydan okuyan sıvası dökülmüş evler ağlıyor. Kesif bir tezek kokusu boğuyor havayı. Gıcırdayarak açılan ahşap kapıda bir çocuk beliriyor. Yırtık pabucundan yamalı çorapları görünüyor. Sokağın çamuruna inat hoyratça çiğneyip geçiyor hayatı. Her adımda ayrı bir çığlık atıyor yer, asker yürüyüşüyle ilerliyor çocuk. Rap rap rap… Köşe başında bir adam; dileniyor mu belli değil. Yüzünde ki çizgiler anlatıyor içinde kapanmayan yaranın hikayesini. Rüzgarın esintisiyle ceketinin bir kolu geriye savruluyor. Cephede kaybettiği koluyla, kaybettiği umutlarını bırakıyor oyurduğu yere, gazi. Taş dibeğin üzerine oturmuş bir kadın; Sabit bakışlarında kirpikleri bile oynamıyor. Kanayan yüreğine taş basalı yıllar olmuş. Hergün aynı hasretle bekliyor, hiçbirzaman dönemeyecek olan oğlunu. Elinde ki asker künyesi ve Türk Bayrağı herşeyi açıklıyor, o bir şehid anası.

3 Mart, 2008 Pazartesi
dileklerine tşk arkadaş
aydınlık yaınlar hepimizin, vatanımızın olsun
hiçbir göz ağlamasın artık yiğitlerimize
3 Mart, 2008 Pazartesi
eline yüreğine sağlık arkadaşım. vatan saolsun
ne dağdaki nede aramızdakiler bu vatanı bölemeyecekler
yapığınız yorumlar için çok teşekkür ederim. sizi tanımıyorum ama yaşımı tutturamadınız. ayrıca beni onca yıllık arkadaşım bile çözemedi siz nasıl çözeceksiniz belkide bir hayalim.
herşey gönlünüzce olsun umarım hayat hep güler size dilerim
yüreğinizden sevgi, yüzünüzden gülümseme eksik olmaz kalın sağlıcakla………
3 Mart, 2008 Pazartesi
söyler misin sen kimsin?
Izdıraplı gönlüme, mutluluk mu eklersin?
Yalnızlık çok mu sıktı, bir yoldaş mı beklersin?
Bakışı üzerimde, in misin, melek misin?
Bir güler, bir ağlarsın, bir coşar, bir donarsın.
Hey kız sen çok yamansın, daha çok can yakarsın.
Seni şiirler yazsın, seni dünya tanısın.
Kimliğini not düş de, seni tarihler ansın.
Gözlerin destan yazar, dilin sessizi oynar.
Seni hedef seçtiren, gülüşlerin kime yar?
Seni candan sevenler, sana gönül koyanlar,
Sessiz vuruşlarınla, kızgın ateşte yanar.
Aşık yorulur nazdan, biliriz bunu böyle.
Göçmeden bu dünyadan, bana ismini söyle.
Dert salan, gönül yakan, karşımda durma öyle.
Dertlere dertler katan, hadi sen kimsin söyle.