Anımsıyorum Seni Olduğun Gibi
|
|
Geç kaldın canözüm;
Nerelerdeydin bu saate kadar ?
Ben gitmeliyim şimdi senden,
Vaktinde yetişebilmek için bir bilinmeze.
“ Nereye böyle erken, erken “ deme,
Çok bekledim seni; bir nefes daha fazladan kalabilmek için bizde.
“ Bu kadar çabuk mu ? ” deme sakın…
Kovalamaca oynayan akreple yelkovanı hiç suçlama,
Sana su gibi akıp geçen saatlerin
Her dakikasının, her bir saniyesinde bir iğne saplandı benim yüreğime.
Sen kim bilir hangi sevdalarda, hangi pamuk bulutun üzerindeydin
Seni beklerken kum tanelerinden tesbihler yaptığım benim azap saatlerimde.
Yazık, yarım kaldı bir sevda masalı daha.
Hani mutlu sonla biterdi bütün masallar,
Kim kandırdı benim büyümeye direnen çocuk yüreğimi,
Neden öğretmediler AŞKIN tüm edebi kuralları yıkan,
Sonu hüzünle, kavuşamamakla biten gerçek bir masal olduğunu.
Yoksa kavuşamadığımız için mi aşkız seninle ?
Biz !
Ne hoş geliyor kulağa, söylemesi bile başka bir güzel
Birkaç saatliğine olsa da, biz olabilmek nasılda tarifsiz bir duygu.
Ah ! geceleri yastığa başımı sensiz koymak yok mu !
Bir gece istedim, tek bir gece;
Yatağımızda iki yastık olmasına rağmen
Tek bir yastığı paylaşacak kadar sokulup sana
Kokunu duyumsayarak,sıcaklığını tenimde, nefesini yüzümde hissederek uyumak…
Gözümü açtığımda gördüğüm ilk ve en güzel şeyi,
Seni o an içinde yaşayabilmeyi istedim
Gitmeden önce…
Çok geç kaldın canözüm…
Bak işte, yokluğunda yüreğime iğneler saplayıp geçmeye direnen saniyeler
Şimdi yanımdasın ya, tek tek söküyor iğneleri yerlerini kanata kanata
İnanılmaz bir hızla.
Şimdi gitmeliyim ben…
Bir iz bırak demeyeceğim sana
Ey yar !
Yaralarım öyle derin, öyle çok kanıyor ki,
Çok zaman alacak kabuk bağlaması ,
Tam iyileşmeye yüz tutmuşken irinlenecek aniden ve başlayacak tekrar kanamaya,
Tekrar, tekrar… hiç geçmeyecek belki.
Şimdi gidiyorum canözüm erken, erken, geç kalınmışlıklar yüzünden.
Beni bekleyen bir bilinmeyene vaktinde yetişebilmek için,
Bende bıraktığın en derin izinle birlikte…
Sevdamla…
Şimdi gidiyorum erken, erken
|
|
Ben bir yatağanlı’dir tutturmuşum oh ne iyi
yatağanlı içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel
Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin
Biraz yatağanlı sürüyorum güzelleşiyor
Şarkılar söylüyorum
Şiirler yazıyorum yatağanlı üstüne
Saatim her zaman yatağanlıya beş var
Ya da yatağanlıyı beş geçiyor
Ne yana baksam gördüğüm o
Gözümü yumsam aklımdan yatağanlı geçiyor geçiyor
Bana sorarsanız mevsimlerden yatağandayız
Günlerden yatağanertesidir
Odur gün gün beni yaşatan
Onun kokusu sarmıştır sokakları
Onun gözleridir şafakta gördüğüm
Akşam kızıllığında onun dudakları
Başka kadını övmeyin yanımda gücenirim
yatağanlıyı övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz
Bir kadehte sizinle içeriz yatağanlı
İki laf ederiz
Onu siz de seversiniz benim gibi
Ama yağma yok yatağanlıyı size bırakmam
Alın tek kat elbisemi size vereyim
Cebimde bir on liram var
Onu da alın gerekirse
Ben yatağanlıyı düşünürüm, üşümem
Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar
Parasızlık da bir şey mi
Ölüm bile kötü değil
yatağansızlık kadar
Ona uğramayan gemiler batsın
Ondan geçmeyen trenler devrilsin
Onu sevmeyen yürek taş kesilsin
Kapansın onu görmeyen gözler
Onu övmeyen diller kurusun
İki kere iki dört elde var yatağanlı
Bundan böyle dünyada
Aşkın adı yatağanlı olsun
şiirin adı yatağanlı olsun
YATAĞANLI
BU ŞİİR SEVGİLİ DOSTUM YATAĞANLIYA GELMİŞTİR….
HOŞCAKAL YATAĞANLI
BİR KADEH HASRET İÇTİM BU AKŞAM,
ÖZLEMLERİM ÇOKMUŞ, SARHOŞ ETTİLER BENİ.
BİRAZ HÜZÜN, BİRAZ SİTEMLE DOLDU MASAM,
NE GÜLÜŞÜ VARDI, NE DE BENİ MEST EDEN SESİ…
(Hasretlik Yılları, 1996-Eylül)
Sözlerim var, söylenecek
Çok zamandır içimde, ah! bir bilsen.
Ben konuşsam, sen dinlesen.
Susmak nereye kadar?
Anlatsam içimde yanan sevdanı,
Yaşadığımız her anı.
Kalbimdeki yerini bir bilsen,
Ben konuşsam, sen dinlesen.
Küsmek, nereye kadar?
Haykırsam SENİ SEVDİM diye,
Susamışken sevgiye.
Bakmaya doyamadığım gözlerimi bir görsen,
Ben konuşsam, sen dinlesen.
Güneşim yarım kaldı,
Düne hapsolmuş ümitler
Yarını ümitsiz beklemekte.
Yorgunum…
Gri sisler içinde, boğuk gönlüm.
Baharı geçtim de;
Yazı beklemekte.
Sancısız bir doğum gibi
Acılar…
Doğmayı beklemekte.
Çok yollar arşınladım,
Büyürken…
Gurbeti sıla bilip dolandım.
Ağladım her seferden,
Geriye dönerken.
Tozlu yollar kabahatliydi,
Asvalt yollara düştüm.
Yaşanan hayat gerçek,
Sanki ben düştüm.
Her memlekette, binbir hatıralar…
Göç eylerken ruhumu dağlar.
Şimdi ki durak Karadeniz olsada
Dostlar;
Daha çoook yolum var.
BEN HER GECE OLDUĞU GİBİ
BU GECEDE
YİTİP GİTMEK İSTERİM
DOĞDUĞUM TOPRAKLARDA
KÜÇÜK BİR GÖMÜT İSTERİM.