Yandı, yandı…kül oldu.
Altı gün öncesine dayanıyor herşey, nasıl çıkmıştı, nerde çıkmıştı, ilk kim görmüştü, ilk kim müdahale etmişti???
İlk ALEV, ilk KIVILCIM…
Bilerek mi çıkarılmıştı Akdenizin Ciğerlerini yakıp kül eden yangın,
Tüm müdahalelere rağmen bilerek mi söndürülememişti, yanan her dönüm onlarca, yüzlerce ev demekti tabi ki.
Amaçları sadece Ormanı yakmaktı belkide, ama yangına dur diyemediler, söndüremediler, zaptedemediler…
Yanan her çam yanmaktan zevk alırcasına, bu zevki sende tat dercesine kıvılcım yüklü, bomba misali kozalaklarını diğer ağaca fırlattı, otlar, ağaçlar, yaşayan her canlı tatsın diye, yansın diye…
Köylere kadar uzandı ateş dağının elleri, her ağacı, her otu, börtü, böceği, kaplumbağayı, yumurtadan yeni çıkmış serçeyi koynuna aldı, kızıl alevler….
Köylünün emeğini, hayvanlarını, ürünlerini, evini, barkını, ağılını, ahırını sardı…
Yetiştirmek kolay mıydı, az mı emek harcanmıştı? mahsulün, sarı ekinlerin hasat zamanı, ineğin en verimli süt verme zamanı, toplanan ürünün pazara çıkma zamanı, satılıp ele geçecek parayı kışa yatırma zamanı…
Böyle düşünmüştü çiftçi babam elbet, taki yangın gelene kadar…
Kızıl alevlerin koynuna girene kadar böyle düşünmüştü.
Ve tam altı koca gün geçti, nihayet söndü yangın. Peki şimdi NEOLACAK???
Yeni fidanlar mı dikilecek toprağa yoksa onların yetişmesi nerdeyse yüz yılı bulacak, en iyisi birkaç ayda ev dikelim gitsin mi denilecek… Peki kim diyecek?
Karadeniz ağladı yanan ormanlara, rüzgara el ver dedi, gidelim güney sahiline…
Rüzgar esmedi, inat etti. Katmadı yağmur bulutlarını önüne…
Karadeniz ağladı, ağladı…
Köylüler ağladı, biz ağladık…
Ama, birileri vardıki tek damla düşmedi gözlerinden. Onlar hiçbirşeyden habersiz, müziğin ritmine kapılmış, köpük partilerinde, diskolarda, barlarda sabaha kadar tatil yapmaktaydılar.
Nede olsa mevsim yazdı, tatil zamanıydı, eğlence zamanıydı…
Biz onlar eğlenirken, kaç şehidimizi uğurladık, kaç dönüm orman yandı bizde yandık, kaç masum kardeşimiz teröre kurban gitti yasını tuttuk, açlıktan, sefaletten, kötüye giden ekonomiden dert yandık, yuh olsun bize, bir biz eğlenmeyi bilemedik!!!
Yazarken bile ellerim titriyor artık, daha fazla yazamayacağım, üzgünüm.