Pazartesi SON…
Uzun yolculuklar… aslında uzun otobüs yolculuklarını çok severim ama yalnız olmalıyım, otobüsün camından dalıp gitmeliyim uzayan yola ve yaşayan hayata. Kimse bölmemeli hayallerimi, kimse döndürmemeli daldığım hayattan beni.
Alışığım uzun yollara, hiç kısa yolculuk yapmadım ki. En kısa yolculuğum 15 yıl önce Afyon-Denizli arası okul münasebetiyle mekik dokuduğum yıllardı, o da 3,5 saat sürüyordu. En uzun yolculuğumu da çocuklarımla Trabzon-Denizli arası yaptım. Tam 22 saat, nerdeyse 1 günümüz otobüste geçmişti. Tabi bu yolların dönüşleride var. Şimdi de Vana yolculuk var, Van 14 saat sürüyormuş burdan. Denizliye gitmekten 3 saat daha kısa. Gideceğim yerlere kaç saatte varacağım benim için çok önemli. Ona göre yola çıkmadan günler öncesi kendimi motive ediyorum uzun yolculuğa.
Biz küçükken, o zamanlar böyle lüks, havadar otobüsler yoktu, 302 ler vardı. Köyden Denizli ye 1 saatte giderdik lakin içimiz dışımıza çıkardı. O yol hem virajlı, hem de dar bir yoldu ki sigara içmenin otobüste bile serbest olduğu yıllar, düşünün artık rezilliğimizi… O duman kokusunu bastırsın diye muavinin koridora serpiştirdiği tütün kolonyası, hiç unutamam ve nefret ettiğim kokular arasındadır.
Yaz geldi, blogda ki çoğu arkadaşım tatile çıkıcak veya tatil münasebetiyle gelen misafirlerden bloğa takılamayacaklar. Belki bende Van’a gittiğim zaman yazamayacağım, bilemiyorum.
Tatile çıkamayan ve halen çalışmakta olan arkadaşlar (onlar kendilerini bilir :)), tatil hayalleri kuracaklar bol bol. Siz hayaller denizinde yüzerken ben belki Van Gölünde yüzüyor olacağım. (İnşaallah). Pazartesi gidiyorum arkadaşlar. Yazışamasakda aklım hep sizde olacak. Ben yazamasamda sizi takip ederim.
İyiki bloğu keşvetmişimde, sizleri tanımışım. Hepiniz Allaha emanet olun. Sizi Seviyorum.