Nisan, 2008 Arşivi

23 NİSAN ÇOCUĞU!

17 Nisan 2008 Perşembe | Kategori : Siyaset 4 Yorum

          Mynet haberi açtığımda ilk gözüme çarpan haber şu oldu:21 yaşında genç midir, çocuk mu? Haberin devamında bu genç arkadaşımızın 23 Nisan da TBMM Başkanı Sayın Toptanın koltuğuna oturacağı yazıyordu. Şırnak Anadolu Lisesi ikinci sınıf öğrencisiymiş birde. Allah aşkına bunun neresi çocuk, çocukların bayramı olan böyle bir günde onun ne işi var. Hadi 19 Mayıs kutlamaları olsa neyse de… O koltuğa oturunca Şırnaktan ve ilin sorunlarından bahsedecekmiş. Şırnak İl Milli Eğitim Müdürünü geçtimde bu işte kesin Belediye Başkanının parmağı vardır. Elbetteki ilin sorunlarını bir ilkokul öğrencisi iki kelimeyi biraraya getirip anlatamaz ama  böyle bir günde de siyasi duygular bir kenara bırakılıp minik yüreklerin sevincine ortak olunmalıydı.

      Bu gencimiz 12 yaşında okula başlamış, sınıf atlayarak Anadolu Lisesini kazanmış. Bu başarısını da gözardı etmemek gerekir. Ama amaç bu genci ödüllendirmek olsa bile bu böyle olmamalıydı diye düşünüyorum ben.

BENİM ANNEM BİR MELEK

17 Nisan 2008 Perşembe | Kategori : Sinema-TV 1 Yorum

              Saat geceyarısı 1′e gelmekte, yeni bir dizi var TV de. Benim annem bir melek, sitkom denirya okunuşuyla o tarz bir dizi. Tatlı Hayat tan sonra bu tür diziler bir dönem arttıysa da Tatlı Hayat kadar tutunamadı ekranda, birde Metin Akpınarın ve Ayten Gökçer in oynadığı bir dizi vardı adı şimdi aklıma gelmedi onuda zevkle izledim.

          Şimdi de Benim Annem Bir Meleğe takıldım, Oya Başar güzel rol yapsada dizide replikler akıcı gelmedi bana. Bazı espiriler gerçekten komik ama tuzu az bir yemek gibi dizide birşeyler eksik.

Kemal Sunal’ın oğlu Ali Sunal da rol almış. Git gide babasına mı benziyor ne. Sesi, bazı hal ve hareketleri, yüz mimikleri… Boyu uzun olsa ve zayıflasa yuvarlak yüzü hafif sivrelse aynı babası olacak. Onun daha önceki dizisi En Son Babalar duyar Ayşegül Atik varken daha güzeldi. Ama sonra dizi sakız gibi uzayınca ve başrol oyuncuları değişince izlemekten vazgeçtim. O dizide oynayan Erdem Baş (dombili Hasan)ın anne ve babası şu anda benim bulunduğum şehirde ikamet ediyor. Tanışmamız Erdemin ailesi olduklarını bilmeden oldu tabi ama aramızda bir dostluk oluşunca Dombiliyi de tanıma fırsatı bulduk. O da havalimanı adlı dizi reyting alamayıp yayından kaldırılınca yeni projeler üzerinde çalışıyormuş. Neyse laf lafı açtıda uzattım konuyu, ard arda yayınlanan dizilerden seçmek zor olsada ekrandaki bu dizi bolluğu sıkıyor beni. Arada bir şöyle haberlerden sonra güzel bir sinema filmi koysalar fena olmaz sanırım. 

Kendimi iyi hissetmemin başka nedeni de…

16 Nisan 2008 Çarşamba | Kategori : Sağlık 4 Yorum

       Uzun zamandır kendimi mutsuz, halsiz, sinirli, unutkan, dalgın, yorgun hissetmekteydim. Herkes bana hastamısın, rengin solmuş diyordu ve ayrıcada saçlarım aşırı miktarda dökülüyordu. Pek doktora gitmem, hatta hiç gitmem, en son oğluma doğum yaptığımda 2003 yılında gitmiştim. Şikayetlerim olsa bile kendi kendimin doktoru olmayı yeğlerim. Baktım iyileşemiyorum tanıdıkeczaneden eczacının tavsiyesiyle ilaç alırım geçer.

      Nerdeyse iki yıldır kafama göre yaptığım diyetten dolayı düzenli vitamin alamadığımı düşündüm ve Unicap Therapeutic adlı vitamin ve mineral hapı kullanmaya başladım. Saçlarımın dökülmesi geçer diye düşünmüştüm ama geçmedi. Sağolsun bir arkadaş blogunda saç dökülmesi demir eksikliğinden kaynaklanabilir yazmış da bende araştırma gereği duydum.  Bende ki bütün olumsuz belirtilerin demir eksikliğinden kaynaklandığı kanaatine vardım. Şimdi de Ferrum Fort kullanıyorum, üç gündür kendimi canlı ve zinde hissediyorum. Saçlarımda sanki dökülme azaldı gibi. Arkadaşlar kilo aldırır diyorlar ama ben öyle birşey okumadım. Demir eksikliği iştahsızlıkta yaptığı için belki iştahın geri gelmesiyle aşırı yeme isteği doğuyordur. Ama ben zaten kilo almama çabası içindeyim, aşırıya asla kaçmam, boğazımı da tutarım. Sağlıklı günler diliyorum bütün blog dostlarıma.

Dualarınız kabul oldu, BLOG DOSTLARIM

15 Nisan 2008 Salı | Kategori : Aşk 12 Yorum

                Mavi şehrimin yeşil dağına misafirim geliyor, Temmuzdan beri görmediğim, telefonda sesiyle avunduğum, özlediğim kadın geliyor. Bugün mutlulukların ard arda sıralandığı gün. Dualarınız kabul oldu gönlü güzel blog dostlarım. İçimde aylardan beri hissetmediğim kıpırtılar, heyecanlar var. Cumartesi benim bayramım olacak inşaallah. Çocuklarında ağzı kulaklarında. En sevdikleri çağlalar geliyor, ”çok çok istiyorum anneanne, birde araba getir” dedi küçük oğlum. ANNEM geliyor. Bu ne güzellik Allahım, şükürler olsun.

canıma

15 Nisan 2008 Salı | Kategori : Aşk 5 Yorum

            CANIIIIMM, CANIMA CAN KATTIĞIM

                 AŞŞKIIIMM, AŞKINA DOYAMADIĞIM

                 VARLIĞIIMM, SENSİZ YAŞAYAMADIĞIM

                 HASREETİİİM, YANIMDAYKEN BİLE ÖZLEDİĞİM

                 CESARETİİİM, KOLLARINDAN GÜÇ ALDIĞIM

                 HAYATIIIM, YAŞAMAYA TEK SEBEBİM

                 DERDİİİM, GİTMELERİNE ALIŞAMADIĞIM

                 KALBİİİMM, SENİN İÇİN ÇARPAN YÜREĞİM

                             SEVGİLİM, SEVGİLİM, SEVGİLİİİİMM.

Güzel rüyamın ardından, güzel geçen günüm.

15 Nisan 2008 Salı | Kategori : Edebiyat 2 Yorum

     Dün gece rüyamda bizleri sevipte sevdiğini belli etmeyen dedeciğimi gördüm. Ne çok özlemişim onu, o pamuk sakallarını, yumuşacık yanaklarını. Herzaman ki yattığı kanepedeydi, yatıyordu, üzerinde bembeyaz içliği vardı. Yüzü gülüyordu, sarıldım, öptüüüm, öptüm yanaklarından, seni çok özledim, çok seviyorum dedim. Ben öptükçe o gülümsüyordu. Sonra ona değişik birşeyler yapmak istedim, mutfağa gidip vanilyalı puding pişirmeye koyuldum. Puding koyulaştıkça dibi tuttu, karıştırdıkça dibinin yanığı karıştı pudinge, olsun önemli değil diyorum kendi kendime tadı güzeldir mutlaka.

     Bugün erkenciydim, ufaklık erkenden uyandı ve beni de uyandırdı. Dünün tam aksine bugün bütün hamaratlığım üzerimdeydi. Öğleden sonra arkadaşlarla lak lak ettik, dağılmamızın akabinde başka bir arkadaşla yürüyüşe çıktım. Kocacığıma da çocuklara göz kulak olduğu için izin verdim, hadi akşam gez gel dedim. Şaşırdı, surat asmamama ve söylenmememe. Bugün yağmura ve rüzgara rağmen güzeldi. Oooh bee, ne güzelmiş hayat. Yarında böyle hissedecek miyim!

manzara

15 Nisan 2008 Salı | Kategori : Doğa 2 Yorum

en-yakyn-ilce.jpg

BAHARIMSINIZ

14 Nisan 2008 Pazartesi | Kategori : Aşk 6 Yorum

         Bahar bana geldi,

         Ben baharda yitik kendimi buldum.

         En sıcak, en yeşil mevsimin adını,

         SEVDİĞİM koydum.

                     Bahar bize geldi,

                     Senle ben bu bahar, biz olduk.

                     Sevdam dile geldi, şenlendi,

                     AŞKIMIZIN ateşiyle kavrulduk.

                                         Bahar, gönül bahçemize geldi.

                                         Çocuklar, sen, ben mutlu olduk,

                                          En güzel meyvelerin adını

                                         Alperen’le, Levent koyduk.

                                        

                                        

TENEKEDE TAVUK

14 Nisan 2008 Pazartesi | Kategori : Yemek 7 Yorum

                    Tenekede Tavuk bizim yöreye ait bir piknik yemeği. Biz tenekede tavuğu daha çok bağda, bahçede ve yaylada yaparız. Açık havada fırında tavuk yemek isteyenler için fırının teneke versiyonu diyorum ben. Bunun için gerekli malzeme;

           1 adet büyük boy (10 lt.lik) yağ tenekesi

            Tavuğu geçirmek için kalınca şiş

            Orta boy bütün tavuk (istenirse sosa bulanabilir)

            Patates, soğan,tuz ve isteğe göre baharatlar

Ağzını tamamen açtığımız temizlenmiş tenekemiz bekleye dursun. Tavuğu şişe dik olarak geçirelim. Toprağa değmemesi için kullanmadığımız tencere kapağının ortasındaki delikten şişi geçirerek toprağa sokalım. Kapak altta, tavuk üzerinde olacak. Kapağın boş kenarlarına patates ve soğanları (kabukları soyulmasada olur, soysanızda olur) yerleştirerek tuzlayalım. Tenekemizi alıp tavuğun üzerine kapatalım, hava almaması içinde kenarlarını biraz toprağa gömelim. Üzerine ağırca bir taş koymakda lazım. Etrafını kırılmış dal parçaları ve odunlarla saralım. Odunları yakalım ve bir saat ateşin alevini yavaşlatmadan tavuğun pişmesini bekleyelim. Saatin dolmasına yakın köze patlıcan, biber ve domates koyabilirsiniz. Yanında patlıcan salatası iyi gidiyor. Ellerinizi yakmadan taşı kaldırmak ve tenekeyi açmak sizin sorununuz. Sakın tavuğun suyuna ekmeğinizi banmayı unutmayın. AFİYET OLSUN.

(…)

12 Nisan 2008 Cumartesi | Kategori : Kadın Yorum Yok

      Ne güzel bir bahane buldun kendine, bahane bulmakta senin üstüne tanımıyorum. Saat 11 den beri yoksun, kahveye takıldın adım gibi eminim. Tam 3,5 saat olmuş seni bekleyip evin rutin işlerini yapacağım sandın değilmi. Hiçbir iş yapmıyorum bugün, kendime tatil verdim. Sen hele bi gel, acıktıysan ekmekarası bişeyler yersin. Surat asmıcam, kızmıcam, söylenmicem. Nasılolsa hadi şöyle bir dolaşalım dersin. Çünkü hava güzel, hava güzel olduğu için kızıyorum kendi kendime. Bu güzel havada dışarıda değilim diye. Bütün bir günüm mutlu geçmiyor, bak yine yalnız koyup gittin beni. Artık beni yavaş yavaş anlamaya başladın, sabah ne dedin ”Seni hiçbişey mutlu etmiyor değil mi” Evet, neyazık ki öyle.

     Dün ölüme bir adım vardı, dere kenarına indiğimizde odun toplamak için senden uzaklaşmıştım ya, bir adım sonrası yok oluştu. Aşağıda dere kar sularıyla fazlaca dolmuştu. Sonra arkama dönüp baktıp, sana ve çocuklara. Anladın değilmi, yapamayacağımı biliyordun, seni ve çocukları bırakıp gidemeyeceğimi. Cesaretim olmadığından değil.  Aptallık.