Nisan, 2008 Arşivi

ŞAŞI CMYLMZ

30 Nisan 2008 Çarşamba | Kategori : Edebiyat 5 Yorum

         Cem Yılmazın son reklem filmini izlemeyen var mı? İlk izlediğimde çok güldüm. Her defasında da izlemekten zevk alıyorum. Reklamlar hep böyle olsa, amaçlarını anlarken kullanılan araçlar bizi sıkmasa…

        Mesela bir Arçelik reklamı var, bayıyor beni izlerken. Güya kampanyayı anlatacaklar ama onlarca insan hece hece bir cümleyi farklı yer ve zamanlarda (gak guk tarzında bence) birleştiriyorlar. Bana göre itici bir reklam, ürünün kalitesine şüphem yok ama reklam arçeliğe yakışmamış.

         Gelelim Cem’e, esprili adam nemelazım, güldürüyor beni. Şaşılık olayını Zekeriya Beyaz üzerine alınmış, baya da içerlemiş. İnsanların özürleriyle dalga geçiliyor diyor. Alakası yok. Dalga geçme olayına gelince de eskiden beri filimlerde kekemelerle dalga geçilmedi mi veya insanların meslekleriyle, abdal karakterleriyle. Hele hele Kemal Sunal filimlerinde buna çok rasladım ben. Vestel ve Müslüm Babanın son reklamlarından sonra hemşireler ayaklanmış vs. vs. buna benzer olay çok.  Milletçek sanal alemde yapılan işlere fazla kaptırıyoruz kendimizi. Kurtlar vadisinde de Çakır ölünce gazetelere ölüm ve başsağlığı ilanları verilmişti.

      Sanal Manal, bu işler bizi yorar arkadaşlar. Ülkede daha ciddi meseleler varken böyle bir konuda yazmak basit kaçtı ve yersiz oldu ama neyse. Sevgiyle ve barışla kalın.

SİS in RENGİ GRİ

29 Nisan 2008 Salı | Kategori : Şiir 2 Yorum

           Güneşim yarım kaldı,

           Düne hapsolmuş ümitler

           Yarını ümitsiz beklemekte.

                   Yorgunum…

           Gri sisler içinde, boğuk gönlüm.

           Baharı geçtim de;

                  Yazı beklemekte.

           Sancısız bir doğum gibi

            Acılar…

            Doğmayı beklemekte.

                        

          

29 Nisan 2008 Salı | Kategori : Edebiyat Yorum Yok

          Kırmızı araba virajlı yollardan mavi şehre yaklaşmakta. Gece karanlığında yağmurla dökülen akasya ağaçlarının çiçekleri nur gibi parlıyor. İlerledikçe havadaki çiçekler yutuyor karanlığı ve yağmuru. İçimize doluyor toprak kokusuyla karışan akasya çiçekleri. Bukadar çok akasya ağacını ömrümde görmedim, fındık ağaçları damat, onlar gelin. Geceye nikahlıyorum bütün ağaçları, gündüzün görkemine inat.

          Yağmurun tıpırtısıyla camlar sevişiyor. Uykuya yenik düşmüş gözlerde ben hariç rüyalar… Karanlık odada monitörün ışığıyla işte… özlediğim yalnızlık ve ben.

VAZGEÇMEYİ VE UNUTMAYI ÖĞRENEMEDİN.

28 Nisan 2008 Pazartesi | Kategori : Aşk 6 Yorum

           Zaman herşeyin ilacıydı oysa, enazından benim için. Günler değil, aylar değil, yıllar oldu görüşmeyeli. Rüyalarıma girdiğin geceleri de saymazsak unutacak kadar zaman geçmedi mi?. Dün gecede rüyamdaydın, neden! senden bahsettiğimiz içine mi doğdu. Annemden aldım mutsuz umutsuz hallerinin haberlerini, biz olamazdık en başından belliydi. Neden nişanı attın? oysa Selma senin için iyi bir eş olabilirdi. Herkes biliyor, seni, beni, bizi. O yüzden zaten oralara gelememem. Her söz veya nişanını duyduğumda tamam oldu busefer diyorum, sonra vazgeçiyorsun, ah bir denesen, bir tadına varsan evliliğin. Yaşın geçiyor kapıda kalacaksın yoksa.

        Sık sık evin önünden geçiyormuşsun, yapma lütfen, insanlar acıyormuş sana. Ben çok mutluyum, bunu bil ve vazgeçmeyi, unutmayı öğren artık. Hayatımdan çık ve hayatına geri dön. Hiç kimse vazgeçilmez değil.

27 Nisan 2008 Pazar | Kategori : Edebiyat Yorum Yok

        Berbat bir pazar, hava yağışlı ve soğuk. Bu kasvetli havayı yokedecek bişey bulamıyorum ne yazık ki. Televizyon çocuklardan annemin tekeline geçti. Pazar pazar sabahtan beri siyasi yorumların yapıldığı proğramlara takıldık kaldık. Biraz önce avrasya kanalında Ankara Rüzgarı vardı, şimdide başka bir proğram. Annem ben görmeyeli siyasi alanlara ilgi duyar olmuş. Evde bir siyasi hava var ki sormayın. Şu bilgisayardan birazdaha anlasaydı anneciğim bir blog açardım onada. Siyaset katogorisinden başkasına da yazmazdı eminim. Yakında muhtar adayı bile olabilir, hiç şaşmam. Zaten hayret ettiğim o kadar yoğun işlerinin arasında vakit ayırıpta bize gelmesi.

      Annem geleli bir hafta oldu, şöyle bilgisayarın başına geçip huşu içinde yazamadım. Özledim sessizliği ve yalnız günlerimde yazmayı. Herkese iyi pazarlar.

KEYFİNE GÖRE SİL NEMRUT YAZILARI VE RESİMLERİ!

22 Nisan 2008 Salı | Kategori : Aşk 10 Yorum

SABAHTAN 4 VEYA 5 RESİM YÜKLEDİM, İKİ YORUM GELDİ ÇOCUKLU RESME. BİRİ EPEYCE DALGA GEÇMİŞ VE O BİRİ BLOGDA YAZAN BİRÇOK ARKADAŞIN YAZILARINA DA SEVİMSİZ VE DALGACI YORUMLAR YAZIYOR. o İSMİ LAZIM DEĞİL SİLİYOR GALİBA ARKADAŞLAR, BÜTÜN EMEĞİMİZİ VE BİZLERCE MANEVİ DEĞERİ ÇOK YAZILARIMIZI. Ş…….Z, KENDİNİ BEĞENMİŞ AHMAK VS. VS. aKŞAM AKŞAM BOZDU MORALİMİ.

Boş Yörük Çadırı

22 Nisan 2008 Salı | Kategori : Doğa 4 Yorum

Karadenizli Nine

22 Nisan 2008 Salı | Kategori : Kadın 4 Yorum

ANNEM

19 Nisan 2008 Cumartesi | Kategori : Aşk 9 Yorum

      Aklım sende,

      Gözlerim yollarda.

      Aylar, sanki yıl olmuş

      Hasretinle.

      Geleceksin ve

      Gideceksin.

      Gideceğin günün

      Hüznü var içimde.

      Yollar bitse,

      Sabah olsa.

      Mavi şehrimin, yeşil dağı

      Sen geldin diye coşsa,

      Mutluyum, kokuna hasretliğim,

      Bitiyor ANNEM.

     

Daha Çok Yolum Var

17 Nisan 2008 Perşembe | Kategori : Şiir 3 Yorum

           Çok yollar arşınladım,

           Büyürken…

           Gurbeti sıla bilip dolandım.

           Ağladım her seferden,

           Geriye dönerken.

           Tozlu yollar kabahatliydi,

            Asvalt yollara düştüm.

            Yaşanan hayat gerçek,

             Sanki ben düştüm.

                    Her memlekette, binbir hatıralar…

                    Göç eylerken ruhumu dağlar.

                    Şimdi ki durak Karadeniz olsada

                    Dostlar;

                    Daha çoook yolum var.