DAYIM (devamı)
Gelin, dedemin ve anneannemin beklentilerine hiç uymuyordu. Evin haline bakılırsa temizlik ve düzen diye birşey yoktu. Yemekleri ve hatta sabah kahvaltısını bile anneannem hazırlıyor, küçük toruna bile o bakıyordu. Çünkü gelin annelik yetilerinden uzak bir kadındı. Zaten suratına bakılınca o aptalımsı bir yüz ifadesi herşeyi ortaya koyuyordu.
Bıçakçı dükkanını batıran dayım, yeniden borç harçla hırdavatçı dükkanı açmış, ama orda yıllardan beri hırdavatla isim yapmış esnafın yanında tutunamamış, bu dükkanıda batıracak seviyeye getirmişti.
Dedemin düzensiz ve dengesiz beslenmeyle günden güne artan şekeri ve kalbi bu hayata daha fazla dayanamamış, fazla yatırmadan ve oğlunun ilerde daha fena yapacağı işleri görmeden hayata veda etmişti. Dedemin vefatından sonra dayım daha da başıboş kaldı. Hayat arkadaşının ölümüyle yıkılan anneannem, birde gelinin ağır hakaretlerine ve şiddetine maruz kalıyor, oğlununda sahip çıkmamasıyla yıllarca yaşadığı evden kovuluyordu. Biz bütün bu acı olayları, anneannem ansızın gözüyaşlı bir biçimde bize gelmesiyle öğrendik.
Dedemin emekli maaşını neyazık ki dayım alıyordu. Dayımın içkisine, sigarasına ve kumar borçlarına bile yetmeyen bu para anneannemin eline hiç geçmiyordu. Dahası dayımın kirli borçlarına yetişmeyen bu para dayımın evden (anneannemin çeyizinden kalma antika lambalar, şamdanlar ve vazolar) bazı kıymetli eşyaları satmasına neden olmuştu.
Anneannemin gözündeki kırmızılık günden güne artıyor ve görmesini engelliyordu. Geç farkettiğimiz bu kırmızılığın nedeni evden ayrıldığı günün sabahında çıkan kavgayla gelinin anneannemin gözüne takunya terliği fırlatmasıyla olmuştu. Neyazık ki tedaviye geç kalınmıştı ve göz zamanla hiç göremeyecekti. Annem mahkemeye başvurup, dayımın eline geçen bankamatik kartını iptal ettirdi ve maaşı annneannemin almasını sağladı. Kartın geçersiz olduğunu sarhoş bir halde anlayan dayım bir gece bize telefon ediyor ve ağzına ne geliyorsa sayıyordu.
Hepimiz bu duruma üzülüyorduk ama dayımın anneme, öz ablasına yaptığı hakaretler ve tehditler telefon numaramızı bile değiştirmemize neden olmuştu. Bu olaydan sonra dayımdan haber alamadık ve birdaha görüşmedik.
Annem yine bazen dayanamıyor, eşten, dosttan dayımın hayırsız haberlerini alıyordu. Dükkanı çoktan batıran dayım, halde hamallık yaparak anca içki parasını kazanıyordu. Hatta annem arasıra dayımın olduğu şehre gidip, yeğenlerini görüyor, evin kapanan elektrik ve suyunu açtırıyor, mutfak erzağınıda tatmamlayıp geri dönüyordu. Kardeşiydi ya silip atamıyordu işte.
Dayımla halen görüşmüyoruz. En son küçük teyzemin vefatına gelmiş, ben görmedim. Belki Allah gecinden versin anneannemin cenazesine gelir artık.
İşte size gerçek bir hayat hikayesi. Bizler anne ve babalar, Allahtan hayırlı evlat dilemeliyiz. Kız, oğlan farketmez.