Aralık, 2007 Arşivi

BAYRAM

19 Aralık 2007 Çarşamba | Kategori : Edebiyat 2 Yorum

GURBETTE BAYRAM BAYRAM MIDIR? bAYRAM YALNIZLIKTIR, SILAYA HASRETTİR, ÇOCUKLUĞA ÖZLEM. çOCUKLUĞUMDA BAYRAM OLAN BAYRAMLAR, HEYECANLAR… ŞİMDİ DE ÇOCUKLARIMA YAŞATAMADIĞIM BAYRAMLARDA BEN DE YALNIZ KALDIM. YAPTIĞIM TEMİZLİK ANLAMSIZ, TATLILAR GÖRÜNÜMLÜK, BENCE HİÇBİRİNİN ANLAMI VE TADI YOK. KİMSE YEMESE, KİMSE GELMESE DE OLUR. ONLARI BAYRAM RUHUYLA HAZIRLAMADIM, HEPSİ MECBURİYETTEN. iÇİNE MUTLULUK GİRMEYEN BAYRAM BAYRAM MIDIR, İÇİNE BAYRAM RUHUNU KOYAMADIĞIM HERŞEY, BOŞUNA ZAHMET VERDİM KENDİME. YARIN BAYRAMMIŞ, BANA NE. NE OLUR BENİ SABAH ERKEN KALDIRMASALAR VE TEMBEL TEMBEL GEÇİRSEM GÜNÜ. BAYRAMI BAYRAM GİBİ YAŞAYANLAR, BEN HARİÇ BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.

DOST kazanmak

17 Aralık 2007 Pazartesi | Kategori : Edebiyat 2 Yorum

Semtte kurulan pazarın olanca gürültüsü evimin içinde yankılanıyordu. Ramazan ayı olmasına rağmen camdan baktığımda pazar oldukça kalabalıktı. Ramazan ayının bereketi yalnızca esnafa yaramış diye düşündüm. Akşamı iple çekiyordum ve bir kaşık çorbanın ardından çekeceğim bir nefes cigara burnumda tütüyordu. Aslında ne yemek yapmak canım istiyor nede akşamlık malzeme almak  için pazara çıkmak. Yağmur ince ince yağıyorken yağmurda yürümek ve ıslanmak duygusu içimi sardı birden. 3 yaşındaki küçük oğlumu sıkı sıkı giydirip yağan yağmurun kollarına attım kendimi.  Pazarın içine girmek zorunda kalmışken de bişeyler almamak olmazdı artık. Zar zor, itiş kakış yürümeye çalışırken önümden giden yaşlı teyze de pazar alışverişini yapmış, güçlükle taşıyordu aldıklarını. Boyu normalden fazlaca küçük olan kadının eşarbıyla uyumlu pardesüsü yerleri süpürüyordu. Ona bakınca kendimden ve insanlığımdan utandım. Bir Allahın kuluda çıkıp yardım etmiyordu kadıncağıza. Yalnızca arkasından söyleniyorlardı, ”taşıyabileceğin kadar alsaydın yahuuu” O yine onlara aldırmadan yoluna devam ederken, ”Teyzecim, verin evinize kadar taşıyayım” diye seslendiğimde içimden inşaallah teyze dediğimi duymamıştır diye geçirdim. Çünkü benden daha genç bir yüz, bir çift kara göz ve hafif toplu yanaklar bana bakıyordu. 24-25 yaşlarında ki kadının ellerindekileri ısrarla alıp pazarın çıkışına doğru ilerlerken taşıdıklarından daha da ağır ,hayat hikayesini anlatmaya başlamıştı bile o.  Poşetlerin ağırlığından moraran ve acıyan parmaklarımı artık hissedemezken bir yandan da oğlumun elini tutmaya çalışıyordum. Tam bu sırada ondan da bir yardım teklifi aldım ve küçük eller, küçük ellerle birleşti. İki küçüğün ufak adımlarıyla fazla uzak olmayan yolumuz biraz daha uzuyordu. Ben biraz hızlanıp onun önüne geçtiğimde ”güzel ablam” diye sesleniyor kibarca bekle diyordu. Eski bir apartmanın önüne geldiğimizde üçümüzde epey ıslanmıştık. Apartmanın paslı kapısı sertçe gıcırdarken, o önde biz arkada içeri girdik. Yukarı katlara doğru çıkacağımızı düşünürken o bir kat aşağı inmiş ve kilitlemeye bile gerek duymadığı kapısını açmıştı bile. Burnumu ağır bir nem kokusu delerken fakirliği ilk o gün gördüm ben. Daha dün fakirlik maaşını almış ve doğum günü olan 5 yaşında ki oğluna hesap dışı 1 kilo muz hediye almıştı. Birkaç saat sonra yine yanına döndüğümde elimde ki yaşpastayı gören çocuk neşeyle boynuma sarıldı. Küçük dostumla halen görüşüyorum ve o bana halen güzel ablam diyor. Küçük dostum, bayramda seni yine ziyaret edeceğim ve lütfen hakkını helal et. Size daha iyi bir ev ve hayat sunamadığım için. DOSTLUĞUN  VE BANA ÖĞRETTİKLERİN İÇİN SANA MİNNETTARIM.

HALEN AYNI YERDE..

13 Aralık 2007 Perşembe | Kategori : Aşk 2 Yorum

Amaçsızlar Çöplüğünden çıkamadım hala, hala aynı yerdeyim. Çoğu insan benim gibi aslında, onlarda çok iyi biliyorlar boş geçen zamanın sıkıcılığını. Hergün aynı düzen, sadece değişen mevsimler. Aslında çocuklar büyüyor biz yaşlanırken. Şimdi akşam saatleri, güneş yenice battı. Akşam yine aynı senaryo eve gelen aynı şahıslar. Onları bekleyen yine ben ve hizmet eden. Mutsuzluğumu içime gömerek her gün aynı oyunu oynamak hayata. Şiir defterimi kaybettim, 3,4 yıl oluyor. onda benim ilkokuldan beri yazdığım şiirlerim vardı. Herkes gibi umutlarım ve umutsuzluklarım vardı, aşklarım vardı ve yüzlerini artık hatırlayamadığım çocukluk arkadaşları. Geceleri benim gibi uyuyamayanlar var mı. Saatlerce dönüp duruyorum yatakta ve canım kocamın gürültüsü. Düşünceler düşünceler… Hem ben oluyorlar, hem onlar hem siz, bazen kendimiz. Hatalarım ve doğru yaptıklarıma karşı kendime söylediğim aferimler. Bütün dünya telaş içindeyken ben sadece nefes alıyorum. Birazdan ev ahali gelecek, blogdan çıkma vakti. Yazmak ne güzel.