Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Yasemen Cilt & Estetik Merkezi-İzmir

Yasemen blog-net

SEVGİLİ BLOG OKURLARI,

BU BLOĞUMUZDA BİR SORUN OLUŞTU. MAALESEF GÜNCELLENEMİYOR. DR. YASEMİN FATİH AMATO’NUN YAZILARINI YASEMEN BLOG-NET’DEKİ DİĞER ADRESLERDEN İZLEYEBİLİRSİNİZ..

http://yasemenestetik.blogspot.com/

 http://yasemenguzellikmerkezi.blogcu.com/

 http://yasemenizmir.wordpress.com/

http://blog.ekolay.net/Yasemen_izmir/Default.aspx

————————————————————————————————————————-

VİTAMİN ALMAK ŞART MIDIR?

Ne yazık ki, modern yaşam koşullarında hiçbirimiz gerektiği gibi beslenemiyoruz. Öğün atlıyoruz, iş yerinde öğle yemeklerini geçiitiriyoruz ve daha bir sürü aksaklık oluyor. Hava kirliliğini ve stres etkenlerini de hesaba katınca vitaminler, mineraller gibi besin takviyelerine ihtiyacımız gün geçtikçe artıyor.

Geçenlerde muayenehaneme gelen bir hastam, neredeyse depresyonun eşiğinde olduğunu anlattı. Ona B vitaminleri ve magnezyum almasını önerdim.  Ama itiraz etti. Bu vitaminleri alırsa, şişmanlamaktan korktuğunu söyledi.. Oysa insanı asıl şişmanlatan strestir.

Bunun gibi birçok önyargıyla karşılaşıyorum. Bazı meslektaşlarım bile besin takviyelerine pek sıcak bakmıyorlar. Oysa vitaminler ilaçlardan önce gelir. Çünkü koruyucu sağlığa ve vücudumuzun kendi kendisini onarmasına hizmet ederler. Uykusuzluktan şişmanlığa, halsizlikten dikkat dağınıklığına, iktidarsızlıktan cilt sorunlarına, aknelere, görme bozuklukları,  ağrılardan eklem sorunlarına ve hafıza kaybına kadar  pekçok sorun, besin takviyeleri ile önlenebilir yada dengelenebilir.

Bazı insanlar vitamin, mineral ve diğer besin takviyelerinin vücuda zarar verebileceğinden korkarlar. Esasında sadece birkaç vitamin ve mineralin toksik olma ihtimali vardır. Herşeyin, hatta suyun, kremin, sütün, sporun veya uykunun bile fazlası zararlı olabilir.  Buna rağmen vitamin ve mineraller oldukça güvenli maddeler arasında sayılırlar. Çoğunun toksik olabilmesi için alınması gereken dozlar oldukça yüksektir.. Özellikle  suda eriyen vitaminlerin fazlası  idrar ve terle vücuttan atılır.
 
Buna rağmen yine de vitaminler doktor tavsiyesi ile alınmalıdır. Özellikle kronik bir hastalığı olan ve sürekli ilaç kullanan kişilerde beklenmedik etkiler ortaya çıkabilir. Yağda eriyen A-E-D ve K vitaminlerinde dozu iyi ayarlamak gerekir. Çünkü bunlar vücutta birikim yapabilirler.

* Örneğin günde 2 doza bölünmüş olarak 1000 mg. C vitamini almak kendinizi çok iyi hissetmenizi sağlar. Çünkü C vitamini çok güçlü bir antioksidandır. Bağışıklık sistemini geliştirir, kemik kaybını ve kıkırdak kaybını engeller. Ama dozu çok arttırırsanız etkileri tersine dönebilir. Günde 2500 mg veya daha fazla C vitamini alırsanız bu defa kireçlenme ve DNA anormallikleri ortaya çıkar. 

* E vitamini için genel olarak ideal doz, 400 IU dur. E vitamini hem cildimizi hem de cinsel gücümüzü geliştirir, ayrıca çok güçlü bir antioksidandır. Ama kolesterolünüz yüksekse ve devamlı statin grubu ilaçlar kullanmanız gerekiyorsa, E vitamini bu ilaçların etkisini  % 40 oranında azaltır.

* Doktorlar kandaki homosistein seviyesini düşürmek için folik asit verirler. Bu tamamen besin takviyesi ile yapılan etkili bir tedavi örneğidir. Ancak folik asit alırken vücuttaki B6 ve B12 vitaminleri bazen etkisizleşir. Bu nedenle ilaveten B6 ve B12 de almak gerekir.

* St. John’s Wort depresyon tedavisinde yaygın olarak  kullanılan  bitkisel bir destektir. Genelde gayet güvenlidir. Ancak bazen doğum kontrol haplarını etkisizleştirir.

Bazı vitaminler su ile, bazıları süt ile, bazıları aç karnına, bazıları tok karnına alınır.  Antioksidanlar gece yatarken alındığında daha etkili olurlar. Besin takviyelerinden en iyi şekilde yararlanmak için bütün bunlara ve ilaç etkileşimlerine dikkat etmeliyiz.

* Vitamin ihtiyacı yaşımıza, cinsiyetimize ve hayat tarzımıza bağlı olarak farklılık gösterir. Erkeklerin,  kadınların (premenapoz ve post menapoz olarak 2 alt grup),  çocukların, yaşlıların, sigara içenlerin ve sporcuların vitamin reçeteleri farklıdır. 

* Bir başka konuda, besin takviyelerini aniden kesmenin doğru olmadığıdır. Örneğin çok yüksek dozda C Vitamini alınırken, aniden kesilince bazı sorunlarla karşılaşabiliriz. Aslında uzun süredir kullanmakta olduğumuz ilaç, hormon vs. türü hiçbir maddeyi aniden kesmek iyi değildir. Vitamin ve mineralleri de dozunu yavaş yavaş azaltarak, vücudu alıştırarak bırakmak gerekir.

Doğal olarak  vitamin ve mineraller bir gecede etkili olamazlar. Eğer çok sinirli ve stresli iseniz yatmadan önce B-komplex vitamini alıp sabaha rahat ve sakin kalkmayı bekleyemezsiniz. Genel olarak, takviyelerin etkilerini görmek için 3 veya 4 hafta beklememiz gerekir. 

Ben son 6 aydır düzenli olarak, günde 1 antioksidan tableti, B ve C vitaminleri, kalsiyum, omega 3, glucosamin sulfat ve evening primrose oil alıyorum. Daha önce farklı besin destekleri alıyordum. Vitamin ve mineral takviyesi değişkenlik gösteren bir süreçtir. Vücudumuzun zamanla geçirdiği değişimler vitamin ve mineral ihtiyacımızda değişikliklere yol açar. 

Tüm bu nedenlerle besin takviyelerini doktor kontrolünde ve laboratuvar analizleri ile takip ederek kullanmak gerekir.

Dr. Yasemin F. Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato’ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

Cilt bakımında LİMON gibisi yok!

Limon evlerimizin demirbaşlarından biridir. Tuz, yağ, şeker kadar önemlidir. Evimizde birçok şey bulunmayabilir ama limon, onsuz asla olmaz.. Hele bizim gibi salatayı, zeytinyağlıları bu kadar bol tüketen insanların evi nasıl limonsuz kalabilir? 

Limon bizim için sadece bir damak tadı alışkanlığı mıdır? Geleneksel mutfağımızın öylesine bir uzantısı mıdır? Aslına bakarsanız, geleneklerin altından çoğunlukla gayet akılcı çözümlemeler çıkar. Limon da öyledir…

Limon her şeyden önce zengin bir C vitamini deposudur. Bunu bilmeyen yoktur. Bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalanmamızı önler.  

Ama aynı zamanda stresi azaltan büyülü bir kokusu vardır.Bunun da ötesinde, müthiş bir koku giderici ve leke sökücüdür limon. Temizlik ürünlerinde kullanılması tamamen bu nedenledir. Peki, limonun böcekleri uzaklaştırdığını bilir miydiniz?

* Ya kozmetik olarak nasıl yararlanabileceğinizi? 

limonİLAÇ GİBİ..
* Mutfak yüzeylerini zehirli kimyasallar kullanmadan limonla temizleyebilirsiniz. Belki pek ekonomik olmaz ama böyle bir seçeneğiniz olduğunu bilin. 
* Sonra limon istenmeyen kokuları baskılamadan ortadan kaldırır. Örneğin buzdolabınızda koku oluştuysa, yarım limonu kesip içine koyun. Balık pişirirken çıkan kokudan rahatsız oluyorsanız, salataya koyacağınız limonları önceden sıkın ve kabuklarını bir tencerede kaynatın. Yemek yaparken örneğin balık, kıyma veya kereviz gibi aroması ellerinize yapışan bir malzemeyle uğraştıysanız, limon kabuklarıyla ellerinizi ovalayın. Kokudan eser kalmaz.. 
* Limon sindirim sistemimizi de temizler, bir bakıma dezenfekte eder..
* Kabızlık ve ishali önler.
* Damar sertliğini giderir. 
* Tansiyonu en hızlı düşüren şey, bir bardak suya sıkacağımız yarım limondur
* Baş dönmesini,  baş ağrısını, mide bulantısını ve öksürüğü hafifletir.
* Kalbi ferahlatır
* İdrar söktürür
* Hazmı kolaylaştırır.
* Diş etlerini kuvvetlendirir.
* Gıda zehirlenmelerini önler.
* Karaciğeri güçlendirir
* Böbrek tıkanıklıklarını giderir.
* Böcek ve sinek sokmalarına karşı panzehirdir. lionlu masaj 2

LİMON CİLDİN DOSTUDUR
* Yağlı ciltlerde sebumu dengeler
* Sivilceleri iyileştirir
* Cilt lekelerine karşı çok etkilidir. Enginarı eldivensiz ayıkladığınızda ellerinizin nasıl karardığını bilirsiniz. Onu sadece limonla temizleyebileceğinizi de bilirsiniz. Aynı şekilde yüzünüzdeki lekelere karşı da yararlıdır.
* Saç derisindeki kepekleri giderir
* Vücudun su tutmasını, ödem yapmasını ve sellüliti önler..

LİMON CİLDİ SIKILAŞTIRIR
Limon sıkılaştırıcı ve antiseptik özelliklere sahiptir. Aynı zamanda da zengin bir su deposudur. Bu nedenle toksinlerin vücuttan atılımını sağlar. Ayrıca zengin bir C vitamini kaynağı olduğu için cildi dış etkenlerden korur,  cilt hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.

Limonlu  karışımlardan, yağlı ciltler için harika temizleyiciler, peeling ve yüz maskeleri yapılabilir.

Limonlu losyon:
Yarım çay bardağı limon suyunu, bir yemek kaşığı bal ve bir bardak gül suyu ile karıştırın. Bu losyonu bir cam şişeye koyun. Sabahları ve akşamları, bir pamuğa damlatarak yüzünüze sürün. Bu losyon cildinizi hem temizler, hem dezenfekte eder hem de canlandırır. 

* Yalnız yüzünüze bu karışı sürdükten sonra en az 2 saat güneşe çıkmamaya dikkat edin. Aksi halde yüzünüzde lekeler oluşabilir.

imon yuz bakimiLimon maskesi:
Aşırı yağlı, yer yer parlayan  ve gözenekleri genişlemiş ciltler için de bir maske önerebilirim; 2 limonun kabuklarını portakal gibi soyun.  Sonra bu kabukları 2 çorba kaşığı suyun içinde 3 dakika bekletin. Ardından robotta püre haline getirin ve canlandırıcı maske olarak kullanın. Temizlenmiş cilde pamukla sürüp, birkaç dakika bekleyin. Ilık suyla yıkayıp havlu ile kurulayın ve ardından günlük nemlendiricinizi sürün.

Dirsekler ve topuklara limonlu bakım:
Limondaki asitler cilde aynı zamanda peeling görevi yapabilir. Dirsek, diz ve tabanlarda oluşan sert derileri yumuşatır. Bir çorba kaşığı limon suyu ile iki çorba kaşığı balı kısık ateşte hafifçe ısıtın. Ocaktan aldıktan sonra bir süre soğumasını bekleyin. Hazırlanan karışım soğuduktan sonra kuruyan ve çatlayan yerlere sürün. 20 dakika beklettikten sonra su ile temizleyin. Son olarak temizlediğiniz bu bölgeyi limon kabuklarıyla ovalayın. Cildiniz bebek gibi olacaktır!

Dr. Yasemin F. Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato’ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

Haydi, peeling zamanı geldi..

Bahar, yaz, sonbahar ve kış..

Tüm yaşamımız doğaya bağlı bir zaman döngüsü içinde geçiyor. Ve güzelleşmenin, güzelleşmek için yararlanacağımız yöntemlerin de bir takvimi ya da mevsimi var!

Cilt geliştirme tedavilerinin çoğu sonbaharda başlar. Peeling sezonu da 15 Ekimde açılır. Ve her yıl yeniden, genç, yaşlı, ergen ayrımı olmaksızın; sayısız kadın ve erkek, modası asla geçmeyen bu tedaviden yararlanmak için sıraya girerler. Havalar normal giderse, Mart ayının sonuna kadar, güzellik merkezleri, dematolog ve estetik cerrahi kliniklerinde harıl harıl peeling yapılır, hastalara peeling anlatılır, dergilerde peeling yazılır.. 

Cilt bakımının en temel yöntemlerinden birisi olan Peeling, cilt yüzeyinin uyarılması ve kontrollü bir şeklide soyulmasıdır. Bu yöntemin ana prensibi; hasar görmüş olan cilt tabakasını kaldırmak ve sağlıklı hücreleri canlandırmaktır.

>> Devamını okuyun

 

Göz makyajı..

Gözleriniz dilediğiniz kadar iri ve parlak görünsün..

Objektife ceylan gibi gözlerle bakan foto modellerin sırlarını öğrenmek ister misiniz? İnanın bu etkiyi elde etmek o kadar da zor değildir. Biraz özen ve dikkatle siz de öyle görünebilirsiniz..

göz Önce kaşlarınızı gözden geçirin, gereksiz tüyleri cımbızla alın. Kaş çizgisinin net olması tüm yüz ifadesini berraklaştırır ve bakışları derinleştirir. Kaş kavisi pürüzsüz,  boşlukları kalemle doldurulmuş olunca bakışlar derinleşir ve bir yay gibi gözleri ön plana çıkarır.

 Sonra yüzünüzü güzelce temizleyin,  tonikle silin ve biraz bekledikten sonra nemlendiricinizi sürün.

 Yüzünüzde fondöten kullanmak istemiyorsanız bile, en azından göz çevresine sürün. Bu ön hazırlık göz makyajınızın dayanıklı olmasını sağlar.

 Göz çevresindeki koyu koyu renkli lekeleri kamufle etmek için; Fondötene az miktarda sarı far ekleyin,  lekelerin üzerine sürün. 

 Gözleri iri gösteren, pek az insanın bildiği gayet basit bir sır vardır. Göz kapaklarının içine beyaz ve  kremsi bir sürme çekmek.. Bu uygulama gözlerinizi açık, parlak ve iri gösterir.

 Ardından kaşlarınıza kadar uzanan açık renkli bir fon yaratın.

 Eye linerı göz kenarından biraz taşırarak çizin ve hafifçe yukarı kaldırın. Lacivert eye liner gözleri son derece parlak ve canlı  gösterir.

 Rimel sürmeden önce daima kirpiklerinizi kıvırın. Hatta kıvırma aletini saç kurutma makinesi ile ısıtın. Bu arada alt kirpiklerinizi ihmal etmeyin. Onlara rimel sürünce gözlerinizin ifadesi tamamen değişir.

 Kendinize uygun bir takma kirpik bulur, abartıya kaçmadan dikkatle takarsanız inanılmaz sonuçlar elde edersiniz.rimel

Gözlük kullananlara gelince; öncelikle, gözlük camlarının renklerin %50’sini yok ettiğini dikkate almak gerekir. 

Miyop gözlükler gözleri olduğundan daha küçük gösterir.  Bu nedenle makyaj yaparken, açık ve kuvvetli renkte farlar  seçilir; sürülürken kaşlara kadar yayılır ve şakaklara doğru uzatılır. Göz kalemi veya eye-liner, kirpiklerin  dış kenarından  çekilir  ve kirpikler rimelle vurgulanır.  Böylece gözler, miyop gözlüklerin arkasından bile iri ve anlamlı görünür.

Hipermetrop gözlük camları ise,  gözleri “kocaman” gösterir.

Kontakt lens kullananların biraz daha dikkatli olması gerekir. Örneğin toz far kullanmak tehlikelidir. Silikonlanmış kompakt pudra şeklindeki  farlar daha  emniyetlidir. Kullanacağınız rimellerin de suya dayanıklı (water proof) olması ve  rimelin lens takılmadan önce sürülmesi gerekir.

Dr. Yasemin F. Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato’ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

Sonbaharda yeniden doğuş..


Geride bıraktığımız yaz mevsimi sağlığımızı korumak, güzelleşmek için vardığımız nokta ne ise, onu güneşe kaptırmadan muhafaza etmek zamanıydı. Yaz boyunca cildi geliştirecek yöntemlerin çoğuna başvuramazdık. Yoğun güneş buna müsaade etmiyordu. Zaten uzun uzadıya bakımlara vakit bulmak da kolay değildi. Sıcağın bizi bitkin düşüren baskısı, tatiller ve hafta sonu kaçamakları arasında nefes nefese bir mevsim geçirdik. Ama artık toparlanmanın, kendimize bakmanın zamanı geldi. Önümüzdeki uzun kış mevsimini iyi kullanırsak, yapmak istediklerimizi ertelemezsek, zamanı lehimize çevirebiliriz.

HAYDİ SPORA BAŞLAYIN!
Fiziksel aktivite her derde devadır. Size daha önce de birçok defa yazdığım gibi; insanın moralini yükseltir, stresi giderir, uykuyu düzenler, savunma sistemini güçlendirir, metabolizmayı canlandırır ve birçok hastalığı önler. Düzenli spor sonbahar depresyonlarını önlemenin de en etkili yoludur. İnsanın özsaygısını yükseltir, hayata bağlılığını arttırır, daha sakin düşünmesini, iyimser olmasını sağlar. Fazla yağları eritmenin, vücudu şekle sokmanın, sıkılığını korumanın biricik yolu da, bildiğiniz gibi, spor yapmaktır. Hormon dengesini doğal yoldan geliştirmenin tek çaresi yine egzersizdir. Havalar serinlediğine göre, hemen spora başlayabiliriz. Ne dersiniz?

YOGA ÖĞRENİN
Günümüzde tüm Batı dünyası huzur ve sağlığı Uzak Doğu felsefelerinde arıyor, onlardan yararlanıyor. Gerçekten insanın kendisi için yapabileceği en güzel şeylerden birisi Yogadır. Tüm stretching-denge-dayanıklılık, nefes ve meditasyon tekniklerini bir arada kullanır. Sizi rahatlatır, gevşemeyi, zihninizi boşaltmayı öğretir, strese karşı direncinizi arttırır. Düzenli çalışırsanız; yogatüm kas gruplarının, omurganın,  iskelet ve eklemlerinizin esnekliği artar. Yoga ile kan ve lenf dolaşımı düzelir, bağışıklık sistemi güçlenir, iç organlar ile salgı bezleri daha etkin çalışır ve metabolizmanız düzene girer.

YENİ BESLENME ALIŞKANLIKLARI EDİNİN..
Belki ilk adım beslenme düzenimizi gözden geçirmektir. Çünkü zamana karşı direnmek ve formda kalmak istiyorsak, en iyi dostumuz akıllıca beslenmektir. Ayrıca hafifçe kilo vermek bile bize kendimizi çok daha iyi hissettirir. Fazla kilonuz olsa da, olmasa da, günde 5-6 öğün yemeyi alışkanlık haline getirin. En büyük öğününüz sabah kahvaltısı, en küçük öğününüz ise akşam yemeği olmalıdır. Ara öğünlerde taze ve kuru meyveler ile ceviz-fındık-badem-fıstık gibi yemişler yiyin. Zeytinyağı ve balık yağından şaşmayın, unlu, şekerli gıdaları, kızartmaları, kahveyi,  alkolü, sigarayı terk edin!  Ve tabii bol bol su içmeye devam edin. Söylemesi ne kadar kolay değil mi? Emin olun, kendinizi motive ederseniz uygulaması da kolay!

MASAJA NE DERSİNİZ?
İyi bir masaj gibisi var mıdır?  Sizi ilk andan itibaren gevşetir, rahatlatır.. Ama en az o kadar önemli diğer yararları da sırada bekler; Masaj kan dolaşımını düzeltir, ödemlerin çözülmesine yardımcı olur,  yağ dokusunda hapsolan sıvıyı hareketlendirir ve lenf dolaşımını düzenler. Böylece vücut dokusu sıkılaşıp toparlanır.  Hadi bu sonbahar ve kış için kendinize bir masör ayarlayın. Bu masajkadar keyifli olup da aynı zamanda bu kadar da yararlı olan başka bir şey yoktur! Hiç olmazsa adet gördükten sonra, ayda bir kere masaj yaptırın.

ÖLÜ DERİLERDEN KURTULUN/PEELİNG YAPIN
Yaz sonunda yüzümüzdeki ve tüm vücudumuzdaki ölü deri tabakasını temizlememiz gerekir. Bunun tek çaresi peelingdir.  Ben tüm hastalarıma kış başında 6-10 seans peeling yaptırmalarını tavsiye ediyorum. Peeling, cildin üst tabakasını soyar ve  alttaki hücrelerin  yenilenmesini sağlar. Yeni hücreler daha hızlı bir şekilde, daha genç, daha canlı ve daha düzenli bir sıralanışla ortaya çıkarlar. Peelingler tekrarlandıkça hücre düzeni gelişir. Peeling uyarıları,  cildin daha alt tabakasında bulunan kollajen sentezini etkiler. Bazı araştırmalara göre peelingler,  kanserojen hücrelerin ve virüslerle oluşan bazı siğil türlerinin yok edilmesine de yardımcı olur.

Dilerim bu kış sonbahar ve kış, hepimiz için olumlu bir değişim dönemi olur…

Dr. Yasemin Fatih Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato’ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

Hayırlı Ramazanlar..

Ramazan hoş geldi, sefa geldi. Bayramlar daima akrabaları, komşuları yakınlaştırırlar. Yoksullara yardım etmeyi hatırlatırlar.  Ben bunu çocukluğumdan beri çok severim. Ne var ki, modern yaşam elimizden bu gelenekleri alıp götürüyor ve biz de çaresiz seyirci kalıyoruz. Hayatımız o kadar yoğun geçiyor ki..

 Ama Ramazan farklı!dır Bir ay boyunca bir bakıma normal yaşam devam ediyor. Oruç tutmayanlar bile hiç olmazsa içki içmemeye çalışıyorlar.  İftar davetleri sosyal yaşamı canlandırıyor, bizi uzun zamandır görmediğimiz aile büyüklerimizle, akrabalarımızla, dostlarımızla bir araya getiriyor. Geleneksel yemekler, yöresel tatlar yeniden hatırlanıyor. Bunlar çok güzel şeyler. 

Kuşkusuz oruç tutmak tek boyutlu bir olay değil. Manevi ve sosyal yönü var, insanın özgüvenini ve iç huzurunu arttırıyor. Gelgelelim, bu iradeyi iftar ve sahur sırasında da korumak gerek

Dikkat edilmezse, oruç tutmak; kalp ve damar hastalıklarını, diyabeti, mide ve sindirim sorunlarını tetikliyebilir, su ve kas kaybına yol açabilir dolayısıyla sağlığın bozulmasıyla sonuçlanabilir. Ramazanda kilo kaybı ise neredeyse imkansız sayılır. Çok dikkat ederseniz,  ancak kilonuzu korumanız mümkündür.

İFTAR YEMEKLERİ

Orucu bozduğunuzda ilk önce su içmeli, ağır yemeklerden kaçınmalı ve lokmalarınızı iyice çiğneyerek yutmalısınız. Ayrıca yemeklerde katı yağ, unlu-yağlı soslar kullanmamaya, donmuş veya toz haline getirilmiş katkılı yiyeceklerden kaçınmaya özen göstermelisiniz. İftar için örnek bir menü vermek gerekirse;

• 1 kase taze çorba (unsuz-kremasız)
• 1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği
• Dönüşümlü olarak; ızgara veya haşlanmış tavuk eti, haftada 1—2  defa  balık , bir defa kırmızı et veya kıymalı yemek,  2 defa kuru fasulye-nohut-mercimek veya soya fasulyesi.
• Her öğünde çeşitli malzemelerden hazırlanmış (marul-lahana-domates-maydanoz-roka gibi) zengin bir salata. Salatayı 1 kaşık sirke ile tatlandırırsanız, hem hazmı kolaylaştırır, hem de sindirim sistemini arındırmaya ve yağları yakmanıza yardımcı olur.
• Yağsız yoğurt-semizotlu cacık (Hatta yoğurdunuza 1 tatlı kaşığı keten tohumu ilave ederseniz daha da iyi olur)
• 1-2 dilim kepekli ekmek
• İftardan 2 saat kadar sonra 1-2 porsiyon meyve ve birkaç tane ceviz.

ORUCU HURMA İLE AÇIN

Hurma çok değerli bir gıdadır. Ayrıca iftar sofralarının geleneksel bir ürünüdür. Hurma şekeri vücudumuzda süratle emilir. Bu nedenle oruç açılırken başımızın dönmesini yada hızlı yemek yemek ihtiyacını engeller. Hurma vitaminler ve mineraller açısından da oldukça zengin bir meyvedir. İçinde bol miktarda demir, potasyum, sodyum, kalsiyum, klor, magnezyum, fosfor ve silikon bulunur.

SAHUR VAKTİ ÇORBA

Sahurda nedense genellikle iftardan artan yemekleri tercih ederiz. Oysa sahurda yenecek en ideal yemek bol lifli tahıl çorbaları içmektir. İlave olarak kuru meyvelerle ağzınızı tatlandırırken günlük tatlı ihtiyacınızı da karşılayabilirsiniz.  Çorbanız yoksa, yağsız bir tost ile ayran içebilirsiniz. Müsli de ihtiyacınızın tümünü karşılar. Daha güzeli,  beyaz peynir, domates-salatalık, bir kaşık zerytinyağı, zeytin ve kepekli ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı yapabilirsiniz. Bu saatte sucuk-pastırma-sosis-salam gibi malzemelere hiç mi hiç yüz vermeyin! 

KİLO VERMEK HAYAL
Ramazan boyunca yediklerimize ne kadar dikkat edersek edelim, metabolizma yavaşladığı için kilo alma ihtimali artar.  Bu nedenle fiziksel aktivite daha büyük önem kazanır. Günde yarım saatlik tempolu yürüyüş yapmak bile metabolizmayı canlandırmaya yardımcı olur.  Sabah namazları boşuna değildir.

İşe gitmeyenler öğlende biraz şekerleme yapabilirler, çalışanlar ise akşamları erken yatarak sabah uykusunu telafi edebilirler. Bir deneyin, çok hoşunuza gideceğine ve kendinizi daha zinde hissedeceğinize eminim.

Tüm okuyuculara hayırlı Ramazanlar dilerim,

Dr. Yasemin F. Amato
Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato’ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

Bisiklet! Forma girmenin en keyifli yolu..

BİSİKLET’E BİNMENİN  DAYANILMAZ ÖZGÜRLÜĞÜ!

FORMUNUZU KAZANMAK İÇİN ONU YENİDEN KEŞFEDİN…

bisiklet 3
Üzerinde fazla durmadığımız harika bir spor var: Bisiklet!  Bugün ondan bahsetmek istiyorum; Bilirsiniz, her çocuk bir gün iki tekerlekli bisiklete binmeyi hayal eder. Biz de onların bu işi düşmeden başarabilmesi için, canla başla yardımcı oluruz;  arkalarından tutarız, onları yüreklendiririz, düşecekler diye ödümüz patlar ama eninde sonunda aynı yürümeyi öğrendikleri gibi, bir gün bisikletin de kontrolünü ele alırlar… Bunu ilk başardıklarında biz de en az onlar kadar seviniriz, çocuklarımızı gururla alkışlarız!   Bisiklete binme becerisi, yürümekten sonra ikinci büyük denge başarısıdır çocukların gelişiminde. Yalnız denge değil tabii, aynı zamanda  kasları gelişir, özgüvenleri artar.

Bisiklet  çocukların gelişmesi için ne kadar yararlı ise,  yetişkinler için de en az o kadar yararlıdır.  Öncelikle aynı yüzme gibi, bisiklete binmek de vücut ağırlığını hissettirmeyen bir spordur. Çünkü eklemlere fazla yük bindirmez.  Tekerlekler  hafif bir hareketle dönerken, siz rüzgarı kucaklayarak, sessizce ilerlersiniz. Bu arada eşsiz bir özgürlük duygusu ve neşeyle dolarsınız.Bisikletinizin cinsine ve kullanım tarzınıza bağlı olarak,  bu sporla saatte en az 300 kalori yakabilirsiniz. Bisiklete binmek, sellülitle başetmek için de çok yararlıdır.

popo bisikletbisklette 1Bisiklet biraz oyuncak, biraz taşıma aracı gibi görünse de, bisiklete binmenin diğer sporlardan hiç aşağı kalan bir yanı yoktur.  İnsanın  moralini yükseltir, savunma sistemini güçlendirir, kalp hastalıklarını ve yüksek tansiyonu önler. Ayrıca kan dolaşımını düzenler ve cildin güzelleşmesini sağlar. Bu spor, özellikle karın ve kalça bölgesindeki yağların erimesine yardımcı olur ve bağırsak hareketlerini  düzenler. Bisiklet kullanmak, ilerleyen yaşlarda büyük bir sorun haline gelen  denge duygumuzu  korur. Pedal çevirdikçe, özellikle bacaklarımız, ayrıca sırt ve karın kaslarımız güçlenir, duruşumuz düzelir.

Bisiklete binenleri kutlamaktan başka,  söyleyecek sözüm yok. Eğer ara verenlerdenseniz, derim ki, bu Pazar biraz dolaşmayı deneyin. Yıllarca binmemiş olsanız bile, unutmadığınıza emin olabilirsiniz. 

Biraz pedal çevirin, yüzünüze vuran tatlı rüzğarı hissedin ve ne ne kadar çok zevk aldığınızın farkına varın. Bırakın kendinizi, kaslarınız canlansın, içinizdeki çocuk uyansın! Bu keyfi yeniden keşfettiğinize göre, kendinize bir bisiklet alın, arabanızın arkasında ona bir yer ayırın ve yeniden kavuştuğunuz bu dosttan artık hiç ayrılmayın…

Dr. Yasemin Fatih Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato’ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

“Güzel Ol Bugün Yarın ve Daima” Önsöz


Meslek yaşantım boyunca,  insanların güzelliğe olan tutkusuna,  çok yakından tanık oldum.  Bu deneyim beni, kadın ve erkek sayısız insanın yaşamla ilişkisinin gizemleri içine çekti. İnsan doğasının tatmin olması mümkün müdür? Hiç sanmıyorum. Ama daima daha fazlasını istediğini çok iyi biliyorum. Zengin olmak istiyor, ünlü olmak istiyor,başarıya ve bilgiye doymuyor, daha fazla beğenilmek, sevilmek için elinden geleni yapıyor ve en güzel olmak istiyor!  Eriştiği hiçbir seviye ise ona yetmiyor…

Öte yandan çağdaş kültür bu doyumsuzluğu alabildiğine körüklemek için adeta elinden geleni yapıyor.  Ne yazık ki, toplum hayatı özellikle ön plandaki insanları, çirkinleşip yaşlandığı  zaman,  buruşmuş bir kağıt gibi gündemin dışında bırakmaktadır. Bu bir zamanlar, sadece  sahne çalışanlarının başına gelirdi. Ama artık politikacılar, iş adamları, çalışan kadınlar ve birçok meslek  erbabı için şıklık, yakışıklılık veya güzellik çok  önemli bir değer haline gelmiştir.  İş arayan  orta halli bir genç kız önce estetik salonlarına koşmakta; dünya güzeli bir delikanlı dergideki foto modele benzemediği için derde düşmekte; meslek sahibi, kendini kanıtlamış  insanlar dahi  bu rekabet dünyasında,  kırışıklıklar veya kellikle başetmeye  çalışmaktadırlar.  Böylesine bir  toplumsal baskı altında,  "zaman" acımasız bir tehdit haline gelmektedir !

Kimi insanlar yıpranmayı  ve kusurlarını kabul etmiş görünürler.  Belki çok bilgedirler, belki de sessizce kadere razı gelmektedirler.  Tümünün  kendileriyle barışık olduklarına emin olamazsınız.  Bu insanların önemli bir kısmı ne yazık ki,  yaşamdan geri çekilirler ve yaşamın coşkularına karşı kayıtsız kalmaya,  yabancılaşmaya başlarlar… Yüzleri ve vücut konturları  ruhlarını; duyguları  da yeniden dış görünüşlerini  çökertmeye  devam eder. Bu kısır döngü içinde gittikçe daha derin bir yalnızlık içine gömülürler…

Bir kozmetik dermatolog olduğum halde, fiziksel güzelliğin insanın en değerli özelliği olduğunu düşünmüyorum. Hatta hastalarımın güzelliği bir saplantı haline getirmemesi için gayret ediyorum.

Ne var ki, biz estetisyenler  çoğu zaman,  hastalarımızı sadece kendileriyle barıştırmaya çalışırız. Yüzlerini ve  vücut hatlarını  düzeltirken, esasında onların özgüvenlerini onarırız… 

Güzellik,sosyal yaşamın her alanında, toplumsal değerlerin en başında yer alırken;  sağlık, beslenme ve çevrenin nasıl gözardı edilebildiğini  izah etmek kolay değildir. Oysa yaşamda aslolan onarmak değil, yıpratmamaktır ! Her birimiz kusursuz işleyen bir bedenle  ve gergin bir ciltle dünyaya geliriz. Bunun değerini çok iyi bilmeliyiz. Doğru beslenmeden, güneşten ve diğer çevresel  etkenlerden korunmadan, spor yapmadan, aldığımız nefesin tadına  varmadan, sadece estetik salonlarına giderek, kozmetik olanakları zorlayarak, düşlerimizdeki kusursuzluğa ulaşmak  olası değildir.

Bu kitabı neden yazdığıma gelince; cilt güzelliği, her yaş grubunun  fazlasıyla ilgisini çektiği halde, bu konuda hastalarıma tavsiye edebileceğim hiçbir kaynak yoktu. Bu nedenle,  dur durak demeden  araştırıp öğrendiklerimi, hastalarıma anlattıklarımı ve kendi alanımın sınırları içinde, onlara yardımcı olmak için seferber ettiğim  çağdaş olanakları, bu kez de yazarak daha geniş bir kitleyle  paylaşmak istedim. Bu bir başlangıç, çünkü  bu kitabın  2 yıl boyunca devam eden  hazırlık  süreci içinde , yazılabilecek şeyleri kısıtlarken, oldukça çelişkili anlar yaşadım. Ama bir yerde nokta koymam gerekiyordu. Çünkü gerçekten söylenecek  her şeyin tek kitaba sığması mümkün değildi. Neticede, arayış içinde olan sayısız insan için bir başvuru kaynağı toparlamış olmaktan mutluyum. Bu kitabın size yararlı olmasını diliyorum ve  yeni kitaplarda buluşmak üzere diyorum…

Kendinize çok iyi bakın !

Dr. Yasemin Fatih Amato 
Kozmetik dermatolog
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato’ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

* Bu kitap Kozmetoloji başarı ödülü aldı

Kaşlara şekil vermenin püf noktaları

KAŞLAR YÜZÜMÜZÜ TAMAMEN DEĞİŞTİRİR …
İnsanın dünyaya açılan penceresi yüzüdür. Diğer insanlarla karşılaştığımızla, yüzlerimizle tanışırız. Birini hatırlamak söz konusu olduğunda, gözümüzün önüne yüzünü getirmeye çalışırız. Vücut güzelliği, boyumuz, bacaklar; çok dikkat çekici bir özelliği olmadıkça, uzaktan veya sonradan algılanır. Tanışmak, yüz yüze gelmekle başlar… İnsanı her şeyden önce bakışları, gülüşü, ondan sonra vücut dili ifade eder. 

Yüz deyince; cildimizi, göz şeklimizi, burnumuzu, ağız yapımızı veya kulaklarımızın şeklini değiştirmek o kadar kolay olmayabilir ama tüm kozmetik yöntemler ve makyaj teknikleri bu organlarımızın estetik ahengini kurmak, düzeltmek veya vurgulamak amacını taşır.

Örneğin kaşlarımız; 
Kuaföre veya bir bakım merkezine gideriz, başımızı arkaya yaslarız ve kaşlarımızı genellikle küçük bir genç kızın eline emanet ederiz. Bazen fazla incelir,  bazen boyu kısalır! Kaşlarımızın çevresi kıpkırmızı iken farkı anlamadığımız bile olur…  Ancak kaşlar yüzün ifadesinde çok önemli bir rol oynarlar. Sadece çıkan kılları almak yeterli olmayabilir.  Kaşların biçimi yüzün dengesini yeniden kurabilir veya darmadağınık edebilir… Bu nedenle cımbız ve biraz da boya ile düzeltildiğinde farkı hemen görebilirsiniz. 

Küçük bir cetvel yardımıyla ideal kaş şeklinizi bulabilirsiniz ve kusurlarınız varsa, aşağıdaki orantılara göre düzeltebilirsiniz. Bunun için; Elinize bir cetvel alıp, aynanın karşısına geçin.  Aşağıda tarif edeceğim ölçümleri sağ ve sol taraf için ayrı ayrı yapmalısınız. Çünkü yüzümüz tamamen simetrik değildir.

Kaş nerede başlamalı:
Doğru noktayı bulmak için, cetvelin bir ucunu ağzınızın sağ kenarına koyun ve bu hattı burun kanadının hizasından geçirerek sağ gözün iç ucuna doğru uzatın.  Cetvelin kaşa değdiği yer, kaşın başlaması gereken noktadır. Demek ki iki kaş arasındaki kıllar cımbızla veya iplikle alınırken bu sınıra dikkat etmeniz gerekiyor. Bu hattı ne sağdan ne de soldan aşmamalısınız.

Kaşın en yüksek noktası:
Kaşın çizdiği kavisin en yüksek noktasının, yaklaşık olarak göz bebeğinin dış kenarı ile aynı hizada olması gerekir.

Kaş uzantısı nerede bitmeli:
Bu defa cetveli burun kanadının yanına koyun ve sağ gözünüzün dış kenarına doğru uzatın.  Kaş çizgisinin bittiği nokta, bu hattın uzantısına denk düşmelidir.  Arada ne boşluk ne de taşma olmamalıdır. Ayrıca kaşın dış ucunun, başlangıç noktasından biraz daha aşağıda olması gerekir.

İsterseniz kalemle çizerek deneyin. Kaşlarınızı bu hattan daha fazla uzatırsanız bakışlarınız boş, yüzünüz anlamsız görünür. Boşluk bırakırsanız; yüz dengesiz ve yapay görünür.

İki kaş arasındaki mesafe:
Bu mesafe, gözün uzunluğu kadar olmalıdır. Bu mesafenin gereğinden az veya daha fazla olması ifadeyi bozar.

Simetri sorunu:
Sonra aynı ölçümü sol taraf için tekrarlayın. Farklı sonuçlar alırsanız şaşırmayın. Demek ki bunları biraz rötuşla eşitlemeniz gerekecek. 

Kaş makyajı:
Kaşlarınız seyrekse veya şekli düzensiz ise, kusurları göz kalemi ile kamufle edebilirsiniz. Ancak bu işi özenle yapmalısınız. Koyu renkli kalemlerden, kaşlara sert bir çizgi çekmekten sakınmalı,  sanki kıl varmış gibi çok küçük ve yan çizgilerle boyamalısınız. 

Dengesiz kaşları düzeltmek için kalıcı makyaj çok kullanışlıdır. Biz kaşlara kalıcı makyaj yaparken, şekli belirledikten sonra,  ince küçük çizgilerle adeta nakış gibi işliyoruz.

Sanırım bu pratik bilgiler işinize yarayacak.

Dr. Yasemin Fatih Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato’ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

Zayıflamak istiyorsanız, şok diyetlerle oyalanmayın..

Ortalıkta her zaman, ‘mucize diyet’ formulleri, yeni, kesin ve kolay çözümler öneren listeler elden ele dolaşır. Yankıları kulaktan kulağa yayılır. Ne yazık ki birçoğumuz, bu mucize vaadlerin peşine takılıp, yeniden hata üzerine hata yaparız. Bu hatalar sonucunda, kiolmuz her yıl biraz daha artar..

ŞOK DİYETLERLE YAĞLAR ERİMEZ:

bolTüm doktorlar ve diyetisyenler bizi, “şok diyetlere” karşı uyarıyorlar. Haftada 4-5 kilo verdirmeyi vaadeden bu diyetler, vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak. En önemlisi, bu tür diyetlerle yağlarımız erimiyor, sadece su ve kas kaybediyoruz. Emin olun, sadece bir gün yada bir gece aç kalsak bile, terazinin ibresi biraz aşağı iner. Ama bu kesinlikle vücudumuzdaki yağların eridiğini göstermez.

Aç kalınca vücudumuz ihtiyacı olan enerjiyi sağlamak için kaslarda ve karaciğerde bulunan bir tür şekeri (glikojen) kullanmaya başlar. Bu nedenle gün boyunca yemek yemeyenler kendilerini güçsüz hissederler. Şok diyetlerle tüm karbonhidrat depolarımız boşalır, kan şekerimiz düşer, halsizliğimiz ve tatlı isteğimiz artar, iş verimimiz düşer, baş ağrıları ortaya çıkar. Ama yağlar yerli yerinde kalır!

YAĞ YERİNE KAS KAYBETMEYİN:
Diyet yaparken yüzünüz, kollarınız inceliyorsa ama karın, bel ve kalça bölgesi incelmiyorsa, yağ kaybetmediğinize emin olabilirsiniz.

 Çünkü bir gram kas kaybettiğimizde, yaklaşık 2,7 gram da su kaybederiz. Böylece kilo verdiğimizi zannederiz.
 Gerçekte amacımız vücut yağlarının azalmasıdır. Bu da yağsız doku kitlesinin yani kas ağırlığının korunması hatta arttırılmasına bağlıdır.
 Vücudumuzda ne kadar fazla kas varsa, metabolik hızımız o kadar yüksek, yani yağ yakma yeteneğimiz o kadar iyi demektir. Öte yandan, vücudumuzdaki kas kütlesi azaldıkça yağları yakmamız güçleşir. Karında, bel çevresinde, üst bacaklardaki yağlanma, gün geçtikçe artar..

ŞOK DİYETLERLE ŞİŞMANLAMAK İŞTEN BİLE DEĞİL!
Şok diyetlerle yağ dokusundan çok kas dokusunu kaybedenlerin metabolizması yavaşlar. Bir miktar kilo verilmiş olsa da, bunlar ilk fırsatta geri alınır. Hatta kişi daha az veya eskisi kadar yese bile, kilo almaya devam eder. Üstelik daha sonra yapılan diyetlerle kilo vermek iyice zorlaşır.

EGZERSİZDEN VAZ GEÇEMEYİZ
agirlik egDiyet mutlaka egzersiz ile desteklenmelidir. Evet, egzersize başlayınca vücut ağırlığı hemen azalmaz. Çünkü egzersizle başta kas hacmi olmak üzere yağsız vücut kitlesi artar. Ama vücut hızla daralır ve dokusu sıkılaşır. Artan kas kütlesiyle birlikte metabolizma hızlanır, yağlar kalıcı olarak yakılmaya başlanır. Böylece sağlıklı ve gerçek bir zayıflama başlar.

ŞOK DİYETLER HASTALIĞA DAVETİYE ÇIKARIR
Şok diyetler genelde çok düşük kalorilidir ve hayvansal proteinlere ağırlık verirler. Bu gıdaların kolesterol açısından zengin olması başlı başına bir sorundur. Sonra hemen herkesde başağrısı, bulantı, ishal ve halsizliğe yol açarlar. Bu tür diyetleri sık sık uygulayan kişilerde sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, kansızlık, kronik yorgunluk, baş dönmeleri ortaya çıkar.

Protein diyetlerinde ekmek ve tüm karbonhidratlar kısıtlanır. Bu yoksunluk vücudu depolanmış yağlar yerine kaslardaki şekeri kullanmaya yöneltir. Çok düşük kalorili diyet yapanlarda görülen diğer bir risk de safra kesesinde sorunlar çıkması ve yukarıda belirttiğim gibi, metabolizmanın daha da yavaşlamasıdır.

AÇ KALMAK ŞİŞMANLATIR
Zayıflamak uğruna aç kalmak, öğün atlamak, sanılanın aksine genelde kilo almamıza neden olur. Çünkü yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu “kıtlık” olarak algılar ve enerjiden “tasarruf etmeye” karar verir. Böylece tüketilen her besini vücutta yağ şeklinde depolamaya başlar.

DENGELİ BESLENME VE EGZERSİZDEN BAŞKA BİR ÇÖZÜM ARAMAYIN:
Diyetisyenlerin önerdiği beslenme listeleri bazen şaşırtıcıdır. Bu kadar çok şey yenilerek nasıl zayıflayacağımızı anlamakta güçlük çekeriz. Oysa dengeli beslenmek için yalnız yasaklar değil, en az onun kadar, mutlaka yenilmesi zorunlu olan gıdalar ve öğünler vardır. Diyet listeleri genellikle 3 ana öğün ve 3 ara öğünden oluşurlar. Bütün bunları yemeli ve günde 8-10 bardak su içmelisiniz. Haftada en az 3-4 kez de spor yapmalısınız.

 Metabolizmayı hızlandırmanın, kas kütlesini arttırmanın ve yağları eritmenin başka bir çaresi yoktur. Şok diyetlerle hiç vakit kaybetmeyin!

YENİ BESLENME ALIŞKANLIKLARI EDİNİN
beslenme
İlk iş olarak alkolü sınırlamayı öğrenmeliyiz. Haftada 2-3 kere kırmızı şarap yararlıdır. Çünkü kırmızı şarabın çok özel bir yeri vardır. Sonra beyaz şeker ve beyaz un ile yapılmış tüm gıdalar; Bunlar kan şekerinizi hızla yükseltirler ve sonra aynı hızla düşmesine neden olurlar. Bir bakıma bağımlılık yaratırlar. Serbest radikallerin artmasına, tüm direncinizin düşmesine, hızla yaşlanmanıza ve kilo almanıza neden olurlar. Hayvansal yağlar, kızartma yağları ve margarinler de aynı sınıfa girerler.
Kahvenin fazlası vücudumuzdaki hormon üretimini bozar, yüksek tansiyona ve kalp ritminin bozulmasına neden olur, direncimizi düşürür. Ve tuz! Tansiyonunuz normal olsa bile, tabağınıza asla tuz ilave etmeyin.

İnanın dengeli beslenmek ve kilo vermek hiç de zor değildir. Yeter ki, tercihinizi yaşamdan, sağlıktan, mutluluktan ve gençlikten yana kullanın…

Bu denli fast food, yağlı, kremalı, soslu gıdalar ve şeker bolluğundan sonra, doğanın eczanesini yeniden keşfediyoruz. Her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Doğanın bize cömertçe sunduğu su kaynakları, sebzeler, meyveler, otlar, tahıllar, tohumlar, yapraklar, yağlar, balıklar, hayvansal proteinlerden akıllıca yararlanmalıyız.

• Bol bol su için
• Sabah kahvaltısını ihmal etmeyin ve onu bir kaşık bal, ceviz, birkaç fındık, badem yiyerek tamamlayın.
• Günde 3 ana öğün yiyin ve ara öğün olarak meyve alın
• Her çeşit meyve, sebze, ot, tahıl ve kuru yemişten yararlanın
• Zeytinyağı ve balık yağından şaşmayın.
• Her türlü unlu, şekerli ve rafine gıdaları, donmuş –konserve yiyecekleri, kızartmaları, meşrubatları terk edin!
• Kahve ve alkol alırken ölçüyü kaçırmayın.
• Haftada 3-4 kez spor veya yürüyüş yapın.
• Ve sakın aç kalmayın!

Dr. Yasemin F. Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato’ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.