Yasemen blog-net
21 Eylül 2008 Pazar | Kategori Sağlık
SEVGİLİ BLOG OKURLARI,
BU BLOĞUMUZDA BİR SORUN OLUŞTU. MAALESEF GÜNCELLENEMİYOR. DR. YASEMİN FATİH AMATO’NUN YAZILARINI YASEMEN BLOG-NET’DEKİ DİĞER ADRESLERDEN İZLEYEBİLİRSİNİZ..
http://yasemenestetik.blogspot.com/
http://yasemenguzellikmerkezi.blogcu.com/
http://yasemenizmir.wordpress.com/
http://blog.ekolay.net/Yasemen_izmir/Default.aspx
————————————————————————————————————————-
VİTAMİN ALMAK ŞART MIDIR?
Ne yazık ki, modern yaşam koşullarında hiçbirimiz gerektiği gibi beslenemiyoruz. Öğün atlıyoruz, iş yerinde öğle yemeklerini geçiitiriyoruz ve daha bir sürü aksaklık oluyor. Hava kirliliğini ve stres etkenlerini de hesaba katınca vitaminler, mineraller gibi besin takviyelerine ihtiyacımız gün geçtikçe artıyor.
Geçenlerde muayenehaneme gelen bir hastam, neredeyse depresyonun eşiğinde olduğunu anlattı. Ona B vitaminleri ve magnezyum almasını önerdim. Ama itiraz etti. Bu vitaminleri alırsa, şişmanlamaktan korktuğunu söyledi.. Oysa insanı asıl şişmanlatan strestir.
Bunun gibi birçok önyargıyla karşılaşıyorum. Bazı meslektaşlarım bile besin takviyelerine pek sıcak bakmıyorlar. Oysa vitaminler ilaçlardan önce gelir. Çünkü koruyucu sağlığa ve vücudumuzun kendi kendisini onarmasına hizmet ederler. Uykusuzluktan şişmanlığa, halsizlikten dikkat dağınıklığına, iktidarsızlıktan cilt sorunlarına, aknelere, görme bozuklukları, ağrılardan eklem sorunlarına ve hafıza kaybına kadar pekçok sorun, besin takviyeleri ile önlenebilir yada dengelenebilir.
Bazı insanlar vitamin, mineral ve diğer besin takviyelerinin vücuda zarar verebileceğinden korkarlar. Esasında sadece birkaç vitamin ve mineralin toksik olma ihtimali vardır. Herşeyin, hatta suyun, kremin, sütün, sporun veya uykunun bile fazlası zararlı olabilir. Buna rağmen vitamin ve mineraller oldukça güvenli maddeler arasında sayılırlar. Çoğunun toksik olabilmesi için alınması gereken dozlar oldukça yüksektir.. Özellikle suda eriyen vitaminlerin fazlası idrar ve terle vücuttan atılır.
Buna rağmen yine de vitaminler doktor tavsiyesi ile alınmalıdır. Özellikle kronik bir hastalığı olan ve sürekli ilaç kullanan kişilerde beklenmedik etkiler ortaya çıkabilir. Yağda eriyen A-E-D ve K vitaminlerinde dozu iyi ayarlamak gerekir. Çünkü bunlar vücutta birikim yapabilirler.
* Örneğin günde 2 doza bölünmüş olarak 1000 mg. C vitamini almak kendinizi çok iyi hissetmenizi sağlar. Çünkü C vitamini çok güçlü bir antioksidandır. Bağışıklık sistemini geliştirir, kemik kaybını ve kıkırdak kaybını engeller. Ama dozu çok arttırırsanız etkileri tersine dönebilir. Günde 2500 mg veya daha fazla C vitamini alırsanız bu defa kireçlenme ve DNA anormallikleri ortaya çıkar.
* E vitamini için genel olarak ideal doz, 400 IU dur. E vitamini hem cildimizi hem de cinsel gücümüzü geliştirir, ayrıca çok güçlü bir antioksidandır. Ama kolesterolünüz yüksekse ve devamlı statin grubu ilaçlar kullanmanız gerekiyorsa, E vitamini bu ilaçların etkisini % 40 oranında azaltır.
* Doktorlar kandaki homosistein seviyesini düşürmek için folik asit verirler. Bu tamamen besin takviyesi ile yapılan etkili bir tedavi örneğidir. Ancak folik asit alırken vücuttaki B6 ve B12 vitaminleri bazen etkisizleşir. Bu nedenle ilaveten B6 ve B12 de almak gerekir.
* St. John’s Wort depresyon tedavisinde yaygın olarak kullanılan bitkisel bir destektir. Genelde gayet güvenlidir. Ancak bazen doğum kontrol haplarını etkisizleştirir.
Bazı vitaminler su ile, bazıları süt ile, bazıları aç karnına, bazıları tok karnına alınır. Antioksidanlar gece yatarken alındığında daha etkili olurlar. Besin takviyelerinden en iyi şekilde yararlanmak için bütün bunlara ve ilaç etkileşimlerine dikkat etmeliyiz.
* Vitamin ihtiyacı yaşımıza, cinsiyetimize ve hayat tarzımıza bağlı olarak farklılık gösterir. Erkeklerin, kadınların (premenapoz ve post menapoz olarak 2 alt grup), çocukların, yaşlıların, sigara içenlerin ve sporcuların vitamin reçeteleri farklıdır.
* Bir başka konuda, besin takviyelerini aniden kesmenin doğru olmadığıdır. Örneğin çok yüksek dozda C Vitamini alınırken, aniden kesilince bazı sorunlarla karşılaşabiliriz. Aslında uzun süredir kullanmakta olduğumuz ilaç, hormon vs. türü hiçbir maddeyi aniden kesmek iyi değildir. Vitamin ve mineralleri de dozunu yavaş yavaş azaltarak, vücudu alıştırarak bırakmak gerekir.
Doğal olarak vitamin ve mineraller bir gecede etkili olamazlar. Eğer çok sinirli ve stresli iseniz yatmadan önce B-
komplex vitamini alıp sabaha rahat ve sakin kalkmayı bekleyemezsiniz. Genel olarak, takviyelerin etkilerini görmek için 3 veya 4 hafta beklememiz gerekir.
Ben son 6 aydır düzenli olarak, günde 1 antioksidan tableti, B ve C vitaminleri, kalsiyum, omega 3, glucosamin sulfat ve evening primrose oil alıyorum. Daha önce farklı besin destekleri alıyordum. Vitamin ve mineral takviyesi değişkenlik gösteren bir süreçtir. Vücudumuzun zamanla geçirdiği değişimler vitamin ve mineral ihtiyacımızda değişikliklere yol açar.
Tüm bu nedenlerle besin takviyelerini doktor kontrolünde ve laboratuvar analizleri ile takip ederek kullanmak gerekir.
Dr. Yasemin F. Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/
NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato’ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.
Limon evlerimizin demirbaşlarından biridir. Tuz, yağ, şeker kadar önemlidir. Evimizde birçok şey bulunmayabilir ama limon, onsuz asla olmaz.. Hele bizim gibi salatayı, zeytinyağlıları bu kadar bol tüketen insanların evi nasıl limonsuz kalabilir?
İLAÇ GİBİ..
Limon maskesi:
Bahar, yaz, sonbahar ve kış..
Önce kaşlarınızı gözden geçirin, gereksiz tüyleri cımbızla alın. Kaş çizgisinin net olması tüm yüz ifadesini berraklaştırır ve bakışları derinleştirir. Kaş kavisi pürüzsüz, boşlukları kalemle doldurulmuş olunca bakışlar derinleşir ve bir yay gibi gözleri ön plana çıkarır. 


Fiziksel aktivite her derde devadır. Size daha önce de birçok defa yazdığım gibi; insanın moralini yükseltir, stresi giderir, uykuyu düzenler, savunma sistemini güçlendirir, metabolizmayı canlandırır ve birçok hastalığı önler. Düzenli spor sonbahar depresyonlarını önlemenin de en etkili yoludur. İnsanın özsaygısını yükseltir, hayata bağlılığını arttırır, daha sakin düşünmesini, iyimser olmasını sağlar. Fazla yağları eritmenin, vücudu şekle sokmanın, sıkılığını korumanın biricik yolu da, bildiğiniz gibi, spor yapmaktır. Hormon dengesini doğal yoldan geliştirmenin tek çaresi yine egzersizdir. Havalar serinlediğine göre, hemen spora başlayabiliriz. Ne dersiniz?
tüm kas gruplarının, omurganın, iskelet ve eklemlerinizin esnekliği artar. Yoga ile kan ve lenf dolaşımı düzelir, bağışıklık sistemi güçlenir, iç organlar ile salgı bezleri daha etkin çalışır ve metabolizmanız düzene girer.
edin! Ve tabii bol bol su içmeye devam edin. Söylemesi ne kadar kolay değil mi? Emin olun, kendinizi motive ederseniz uygulaması da kolay!
kadar keyifli olup da aynı zamanda bu kadar da yararlı olan başka bir şey yoktur! Hiç olmazsa adet gördükten sonra, ayda bir kere masaj yaptırın.
Orucu bozduğunuzda ilk önce su içmeli, ağır yemeklerden kaçınmalı ve lokmalarınızı iyice çiğneyerek yutmalısınız. Ayrıca yemeklerde katı yağ, unlu-yağlı soslar kullanmamaya, donmuş veya toz haline getirilmiş katkılı yiyeceklerden kaçınmaya özen göstermelisiniz. İftar için örnek bir menü vermek gerekirse;
ORUCU HURMA İLE AÇIN
SAHUR VAKTİ ÇORBA
Bisiklet! Bugün ondan bahsetmek istiyorum; Bilirsiniz, her çocuk bir gün iki tekerlekli bisiklete binmeyi hayal eder. Biz de onların bu işi düşmeden başarabilmesi için, canla başla yardımcı oluruz; arkalarından tutarız, onları yüreklendiririz, düşecekler diye ödümüz patlar ama eninde sonunda aynı yürümeyi öğrendikleri gibi, bir gün bisikletin de kontrolünü ele alırlar… Bunu ilk başardıklarında biz de en az onlar kadar seviniriz, çocuklarımızı gururla alkışlarız! Bisiklete binme becerisi, yürümekten sonra ikinci büyük denge başarısıdır çocukların gelişiminde. Yalnız denge değil tabii, aynı zamanda kasları gelişir, özgüvenleri artar.
Bisiklet biraz oyuncak, biraz taşıma aracı gibi görünse de, bisiklete binmenin diğer sporlardan hiç aşağı kalan bir yanı yoktur. İnsanın moralini yükseltir, savunma sistemini güçlendirir, kalp hastalıklarını ve yüksek tansiyonu önler. Ayrıca kan dolaşımını düzenler ve cildin güzelleşmesini sağlar. Bu spor, özellikle karın ve kalça bölgesindeki yağların erimesine yardımcı olur ve bağırsak hareketlerini düzenler. Bisiklet kullanmak, ilerleyen yaşlarda büyük bir sorun haline gelen denge duygumuzu korur. Pedal çevirdikçe, özellikle bacaklarımız, ayrıca sırt ve karın kaslarımız güçlenir, duruşumuz düzelir.


Kuaföre veya bir bakım merkezine gideriz, başımızı arkaya yaslarız ve kaşlarımızı genellikle küçük bir genç kızın eline emanet ederiz. Bazen fazla incelir, bazen boyu kısalır! Kaşlarımızın çevresi kıpkırmızı iken farkı anlamadığımız bile olur… Ancak kaşlar yüzün ifadesinde çok önemli bir rol oynarlar. Sadece çıkan kılları almak yeterli olmayabilir. Kaşların biçimi yüzün dengesini yeniden kurabilir veya darmadağınık edebilir… Bu nedenle cımbız ve biraz da boya ile düzeltildiğinde farkı hemen görebilirsiniz. 

Tüm doktorlar ve diyetisyenler bizi, “şok diyetlere” karşı uyarıyorlar. Haftada 4-5 kilo verdirmeyi vaadeden bu diyetler, vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak. En önemlisi, bu tür diyetlerle yağlarımız erimiyor, sadece su ve kas kaybediyoruz. Emin olun, sadece bir gün yada bir gece aç kalsak bile, terazinin ibresi biraz aşağı iner. Ama bu kesinlikle vücudumuzdaki yağların eridiğini göstermez.
Zayıflamak uğruna aç kalmak, öğün atlamak, sanılanın aksine genelde kilo almamıza neden olur. Çünkü yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu “kıtlık” olarak algılar ve enerjiden “tasarruf etmeye” karar verir. Böylece tüketilen her besini vücutta yağ şeklinde depolamaya başlar.