Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Arşiv Mart, 2008

Farkında mısın?

5 Mart 2008 Çarşamba Yorum yok »

Farkında olmayabilirsin ama %100 doğru:

1. Bu dünyada uğrunda ölebileceğin en az iki kişi vardır.

2. En azından 15 kişi öyle ya da böyle seni seviyordur.

3. Herhangi birinin senden nefret edebilmesinin tek sebebei, aslında sadece senin gibi olmak istemesidir.

4. Senden gelecek bir gülümseme bazılarına mutluluk getirebilir, o senden hoşlanmasa bile.

5. Her gece, BİRİSİ uykuya dalmadan önce seni düşünüyor.

6. Birisi için dünyalara bedelsin.

7. Çok özel ve teksin.

8. Varlığını bile bilmediğin biri seni seviyor.

9. Hayatındaki en büyük hatayı yaptığın zamanda bile, ondan hayırlı birşey çıkar.

10. Ne zaman dünya sana sırtını dönmüş gibi hissedersen, dön ve bir daha bak.

11. Her zaman aldığın iltifatları hatırla. Kaba sözlerin hepsini unut.

Eğer sevgi dolu bir arkadaşsan bunu herkese gönder, sana gönderen de dahil. Eğer geri alırsan demek ki gerçekten seviliyorsun. .

Ve hep hatırla…. Hayat sana ekşi limonlar sunarsa, sen de beni çağır!

İyi arkadaşlar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremeyebilirsin ama orada olduklarını bilirsin.

‘Bir dosttan tek bir gül ve güzel bir sözü ben onunlayken almayı, öldükten sonraki bir kamyon dolusu çiçeğe tercih ederim.’

Bunu bana ya da başka birine forward etmek zorunda değilsiniz, ve hatta isterseniz hiç gelmemiş gibi de yapabilirsiniz. Ama yukardaki sözleri bir kez daha okuyun, belki de zaten bildiğiniz gerçekleri duymak iyi gelebilir….

İŞDÜNYASI ve PROFESYONELLİK…

4 Mart 2008 Salı Yorum yok »

Merhaba…

14 yıllık gazeteciyim… Yayıncıyım desem daha doğru olacaktır sanırım… Hiçbir işimde önceliği kendime vermediğim gibi neredeyse bu meslek yüzünden çok şeyler de yitirdim; dostlarım, ailem, arkadaşlarım…

Asıl takıntım şu: Özveriyle yaptığınız hangi işin değerlendirmesi adam gibi yapılacak?

Ya da yapılıyor da biz mi görmüyoruz…

Size bir öykü anlatacağım:

Bu hikayedeki kahramanlar şimdilik hayal ürünüdür… Çok yakında gerçek öykü gelecek…

Başarılı bir profesyoneliniz… Doğal olarak başarınızın karşılığını da almak istersiniz… Takdir edilmekten öte… Gece gündüz kafa patlatmış olduğunuz projeniz doğru yer ve doğru zamanın yanısıra doğru ekiple bütünleşmemiş ise zaten şansınız sıfırdır. Haydi onu tolore edersiniz… Ya zamanı? Zamanı, yitirdiğiniz o en değerli hazineyi size hangi kuvvet geri verebilir?

Sadede gelelim elbette…

Bazı dönemler yaşarız… Geçiş dönemi de diyebileceğimiz ara dönemlerdir bunlar… Bir seçim yaparız…

İşte tam da bu mevzuda bir hikayem var size anlatacağım… Dediğim gibi hikayede bahse konu hiçbir kahraman gerçekte yoktur… Şimdilik…

Yayıncılıkta her yeni yayın ayrı bir heyecandır ve kim ne derse desin yayıncı olmayan anlayamaz bu duyguyu… Yeni hep çeker… Yaratmak… Oluşturmak… Yapmak yoğurmak… Büyüdür… Gidesiniz ardınca…

Bir teklif alıyorsunuz…

Size şaşalı imkanlar sunulmuyor…

Ama size sözler veriliyor… Siz de yapabileceklerinizi planlayıp direksiyona geçiyorsunuz… Siz verilen sözlerin yerine geleceğine dair hiçbir kuşku taşımaksızın işinizi yapıyorsunuz…

Gün geliyor…

Siz yanlış tercih yapmışsınız…

Söz de verdiniz…

Bekliyorsunuz…

Olmuyor… Sizin makul yaklaşımınız yanlış değerlendirilerek sizin kullanılmanıza vesile teşkil ediyor…

Asla elinizdeki işi yavaşlatmayı, askıya almayı dahi düşünmüyorsunuz…

Karşı taraf farklı düşünüyor…

Yolun ortasında malum şekilde kalıyorsunuz…

Gidiyorum diyorsunuz…

Vefasızlıkla suçlanıyorsunuz…

Yolda bırakmakla…

Sizin yitirdikleriniz: Para, kariyerinizden ciddi bir parça, ailevi huzur, zaman…

Onların yitirdikleri…

Şimdilik görünürde onların hanesinde birşey yok…

Bu hikayenin kahramanı siz olsanız…

Ne yaparsınız?

Patron olarak…

Çalışan olarak…

Tarafsız bakarak…

Lütfen birşeyler söyler misiniz?

Ben düşünemiyorum…

Siz söyleyin…

Lütfen…

HAYATA ve DOSTLUĞA

4 Mart 2008 Salı 2 Yorum »

HAYATA ve DOSTLUĞA

 

HAYATA DAİR HERŞEYİ PAYLAŞMAK İÇİN…

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.