Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

E V L İ L İ K

27 Mayıs 2008 Salı | Kategori Edebiyat | Etiketler : hayat İhbar Et
(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

Evlilik : İki insanın güzel duygularla birbirleriyle tanışması sonucu belirli bir süreçten geçildikten sonra hak edilen beraberliktir . Yalnızlık sadece Alemlerin Rabbi Allah’a mahsus olduğu için tüm yaratılmışlar dünyayı ve yaşamlarını hemcinsi olan bir diğeriyle paylaşmak ihtiyacı duyduklarından, iyi ve kötü günlerinde yalnız kalmamak istediklerinden,soylarını ve neseplerini sürdürmek istediklerinden anlaşabileceği ve bu birlikteliği sürdürebileceği kanaatine vardığı biri ile hayat arkadaşı olmayı hayallerler. Bu hayaller içerisinde gezinirken kimilerine para, kimilerine göre güzellik, kimilerine göre soy-sop-asalet, kimilerine göre ise ahlaklı ve faziletli olma şartları etkileyici olur. Tabiki Cenab-ı Allah yarattığı eşref-i mahlukat olan insana nefis denen duyguyu da verdiğinden insan tüm bu hasletleri aynı anda taşıyan özelliklere sahip insanı bulmaya çalışır . Çalışır ama nafile. Her koca karısına " cennette hurim olasıca " diye hitap etmeyi ve daha başkaca latifeli sözlerle gönlünü okşamayı arzu eder; Her hanım da beyi için onu memnun kılacak güzel işler yapmayı, okşayıcı sözler söylemeyi şiar edinir kendine ama nedense bu gibi düşünceler hep askıda kalırlar. " Yaratılanı sevdim Yaratandan Ötürü (dolayı ) " diye boşuna hoş bir nidayı kulaklara hediye etmemiş gönüllerin fatihi Yunus Emre. Böylesi güzel duygularla kurulan aile yuvaları bazen hemen, bazan bir kaç ay sonra, bazen bir kaç yıl sonra , hatta ve hatta yıllar geçmiş olmasına rağmen çatırtılara şahitlik ediveriyor nedense. Ya baldan dahi tatlı olarak değerlendirdiğimiz yavrularımız neden oluyor, ya heveslendiğimiz ve iştahımızı kabartan mallar veya kazançlar neden oluyor, ya ayılıp-bayıldığımız güzellikler neden oluyor, ya da hani asalet-soy-sop demiştik ya işte onun bizde dürtüklediği yüksek görünme kompleksi neden oluyor tüm bu olumsuzluklara diye düşünüveriyoruz hemencecik değil mi ? Acaba kendi derecemizi, kendi ayarımızı, kendi tartımızı hiç hesaba katıyormuyuz? En yakınlarımızın( anne-baba dahil) bu birleiteliğe nedense bazı bazı gölge düşürmüş olmalarıda cabası . Samimi olarak Allah’a inanmış olsak bizlerle her şeylerini paylaşan ve bizlere Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi " Allah’ın emaneti "olan kadınlarımıza yaratılış fıtratları gereği yaptıkları ufak tefek kusurlar dışında dünyayı zindan edermiydik acaba. Evet aynı şekilde hayatlarını yuvası ve yavrularının ve ailelerinin geçimi uğruna paralayan beylerimizi hoşnut edebilmek için gayretlerimizi esirgermiydik. Ne dersiniz? İşte bu nedenle aklın yolu birdir. Önce Yaratan’ı seveceğiz. Çektiğimiz her çilede O’nun yolundan ve O’nun emirlerinden dışarı çıkmış olabilmenin payı olmasın sakın. Gelin kendimizi hesaba çekilmeden önce hesaba çekelim,kendi terazimizi - kendi mizanımızı kurup başlayalım kendimizi yargılamaya, Kaçışın,göçüşün, dönüşün ve hele hele kurtuluşun hiç olmadığı O güne yetişmeden bakıverelim başımızın çaresine. Sevmeyi bilirsek sevileceğimizide bilmemiz gerekir. Ya yıkacağımız yuvaları kurmayalım ya da kurduğumuz yuvaları yıkmayalım.bunlara sebebiyet verecek arayışlar içinde olmaktan da vaz geçelim. Müslüman Türk Milleti yapısının temel taşlarının aile olduğunu asla unutmayalım. Düşünelim, düşünelim, düşünelim…..

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız