Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv ‘Sağlık’


Bilgisayar obez yapıyor

Merkezi Londra’da bulunan Ulusal Tıbbi Araştırmalar Konseyi’nin araştırmasına göre; üst gelir grubuna sahip ailede doğan, özellikle de annesi çalışan çocukların, yaşamlarının ilk üç yılında obez olma riskleri yükseliyor.

Daha düşük gelir grubuna dahil çocuklar ise daha uzun süre anne sütüyle beslendiklerinden obezite riski düşüyor. Londra’da 13 bin bebeğin 0-3 yaş dönemindeki fiziksel aktivitelerinin ve beslenmelerinin incelendiği araştırmaya göre; yüksek gelir grubuna sahip bir ailenin çocuğunun obez olma riski yüzde 15 daha fazla olarak tespit edilirken, geliri düşük de olsa çalışan annelerin çocuklarında bu oran yüzde 20′lerde seyrediyor. Araştırmaya göre; gelir düzeyi düşük ailelerin çocuklarının daha sağlıklı beslenme ve daha fazla fiziksel aktivitede bulunma olanağı bulunuyor. Buna karşılık yüksek gelir grupları, özellikle de çalışan annelerin çocukları; hazır ve yüksek kalorili gıdalarla beslenmenin yanı sıra televizyon ya da bilgisayar karşısında daha fazla zaman geçiriyor, ana öğünlerde ve atıştırmalarda daha sağlıklı içeriğe sahip gıdalar tüketiyor.

hürriyet

Tıbbı Nebevi

Kendi inanç köklerimizden gelen tüm tıbbi bilgi ve tavsiyelerin genel anlamdaki adıdır.

Burada özellikle islam inancı doğrultusunda yapılan tavsiyeler, sağlık sırları, yemek yeme alışkanlıklarımızdan kan vermeye kadar yapılan tüm tavsiye ve yöntemlere bu isim verilmiştir.

Bugün modern tıbla bu tavsiyelerin asla ter düşmediği son bilimsel çalışmalarla da ispatlanmış durumdadır.bir zamanlar doktorlar tarafından pek tasvip edilmeyen bu yöntemler artık pek çok doktor tarafından tavsiye edilmekte.eğer çevrenizde bir nihat dede varsa mutlaka uğrayın ve muhabbetleride pek hoştur bu attarların (aktar-baharatçı) adını bilmediğimiz binlerce bitkiden ilaçlar yaparlar ve kanser dahil pek çok hastaları şifa bulmuştur bizzat şahidim..
NİHAT DEDEDEN İNCİLER.GELENLERE SÖYLEDİKLERİNDEN AKLMIMDA KALANLAR….
hanım kızım biri oğlunu öldüreceğim derse ne yaparsın..
şöyle böyle
o zaman çocuğunu öldürme asitli eve sokma (asitli içecek)
dışı naylon içi alemyon kendi yağlı cips verme direk kanser olur.patatesi kendin kızart ver.
salam sucuktan uzak dur.
sigarayı iki katına çıkar zaten hergün cenaze namazı kılıyoruz.
kadınlara sigara çok zararlı dedi.
dedim biliyorum bizden fazla olarak rahim kanseri oluyorlar.geç kanseri dedi yüzlerini bakılmaz hale getirir cild diye bişi bırakmaz.hasıli kelam mutlaka uğrayın pişman olmayacaksınız .çünkü her türlü şikayeti olanlar bi daha bi daha geliyorlardı

alıntıdır…

Sağlık konusunda yaygın hurafeler

Bazı besinlerin mucizevi faydaları olduğu bilimsel araştırmalarla sunuldu ve bu besinler sağlık kaynağı kabul edildi. Ancak yeni araştırmalar besinlerin faydalarını fazla abarttığımızı gösterdi..

Bazı besinler gündelik hayatımızda sağlık kaynağı olarak kabul ediliyor. Ancak yeni araştırmalar, bunların birer hurafeden ibaret olduğunu ortaya çıkarıyor. İşte bu yanlış inanışlardan bazıları:

* C vitamini gribe karşı korur: Bazı insanlar gribe yakalanmamak için takviye C vitamini alır. Ancak yeni yapılan bir araştırmaya göre yüksek miktarlarda C vitamini almak griple yaşanan acıyı sadece yüzde 8 oranında azaltabiliyor. Günde 1000 mg. almanın herhangi bir zararı yok, ancak mucize beklemeyin.

* Zeytin: Zeytinyağı en sağlıklı yağ olarak kabul edilir. Ancak ondan daha sağlıklı olan başka bir yağ var: Kolza yağı. Boston’daki Tufts Üniversitesi’nin araştırmasına göre, kolza yağının donmuş yağ oranı çok daha düşük. Kolesterolü düşürme oranı da daha fazla.

* Antioksidan kanseri önler: Beta-karoten ve C ile E vitaminleri gibi antioksidanlarla ilgili araştırmalar tersini ortaya koydu. Yüksek oranlarda verilen beta-karoten sigara içenlerde kanser riskini arttırdı. Deri, ağız ve gırtlak kanserine karşı etkisi olmadığı belirlendi. 170 bin kişi üzerindeki incelemede, A, C, E vitaminlerinin kolon, pankreas ve mide kanserine de iyi gelmediği kaydedildi.

* Soyalı gıdalar meme kanserini önler: Birçok kadın buna inanır. Ancak Hollanda’da 13 ayrı çalışmayı inceleyen bilim adamları, düzenli soyalı besinlerle beslenen kadınlarda meme kanserinde bir gerileme veya yakalanma riskinde bir düşüklük görülmedi.

Günaydın

kaynak

Turist ishali tatilinizi zehir etmesin

Tatile çıkıyorsunuz, eğlenceli ve güzel günler sizi bekliyor. Ancak bu keyifli zamanların dışında sizi bekleyen bazı sağlık riskleri de var. Örneğin ‘Turist ishali’…

 

 Bu rahatsızlık seyahat hastalıkları olarak tanımlanan şikayetler arasında başı çekiyor. Karın ağrıları ve kramplar, gaz, bulantı ve sürekli sıkışma hissi ile gelen ishal, bazen tüm tatil boyunca kişinin yakasını bırakmıyor. Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal “Turist ishali” hakkında bilgi verdi.

 

Turist ishali, seyahat edilen bölgede tüketilen yiyecek ve içeceklerdeki mikroorganizmaların neden olduğu bir ishal durumudur. Bunu önlemek için seyahat edilen bölgede musluk suları içmek ve diş fırçalamak için kullanılmamalı, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketilmemeli, çiğ sebze ve meyve (soyulmadan), et ve deniz ürünleri yenmemelidir. Şişelenmiş sular ve çay, kahve gibi sıcak içecekler güvenle tüketilebilir.

İshal toplumda yaygın olarak gözlenen bir hastalıktır. Ortalama bir erişkin, yılda yaklaşık 4 kere ishal geçirir. Genelde kendiliğinden ve ek bir önlem almaya gerek olmadan düzelen hastalık, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabileceği gibi uzaması durumunda tehlike yaratan tablolara da neden olabilmektedir.

İSHAL NEDİR?
İshal, ya da tıbbi adlandırmasıyla diyare, günde üç seferden fazla, sulu ve gevşek dışkılama halidir. Oldukça yaygın karşılaşılan bir sorundur. Genellikle özel bir bakım veya tedavi gerektirmeden bir veya birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Ancak uzamış ishal, başka sorunların göstergesi olabilir.

İshal vücudun işlevlerini normal olarak sürdürmesi için gerekli sıvıların eksilmesi anlamına gelen dehidratasyona yol açabilir. Dehidratasyon özellikle çocuk ve yaşlılarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilecek, acilen tedavisi gereken tehlikeli bir durumdur.

İshale her yaşta rastlanabilir. Ortalama bir erişkin yılda yaklaşık 4 kere ishal olur.

İSHALE NEDEN OLAN DURUMLAR NELERDİR?
İshal bakteriyel enfeksiyon gibi geçici bir durum veya bağırsak hastalığı gibi süregen bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkabilir. İshalin en sık gözlenen nedenleri şunlardır:
* Su ve gıdalarla alınan bağırsağın mikrobik hastalıkları,
* Süt ve süt ürünlerin gibi gıdalara tahammülsüzlük,
* Parazitler,
* Müshil kullanımı,
* İlaca bağlı yan etkiler,
* İnflamatuar bağırsak hastalığı gibi bağırsak yapısını bozan hastalıklar,
* İrritabl bağırsak hastalığı gibi bağırsak işlevini bozan hastalıklar.

İSHALİN BULGULARI NELERDİR?
Karın ağrıları ve krampları, gaz, bulantı ve sürekli sıkışma hissi ishale sıklıkla eşlik eden bulgulardır. Nedene bağlı olarak ateş ve kanlı dışkılama da bunlara eklenebilir.

İshal akut veya kronik olarak gözlenebilir. Akut tip 3 haftadan kısa sürer ve nedeni

genellikle mikrobiktir. Kronik durum ishalin 3 haftadan uzun sürmesi ile başlar ve nedeni genellikle bağırsağın kendi hastalıklarıdır.

ÇOCUK İSHALLERİ
Çocuklar da akut veya kronik ishale yakalanabilirler. Erişkinler için olan ishal nedenleri çocuklar için de geçerlidir. Ancak çocuklarda ortaya çıkan akut ishallerin en sık nedeni rotavirus infeksiyonlarıdır. Rotavirus ishalleri genellikle 5-8 gün içinde iyileşir.

Erişkinlerde kullanılan ishal tedavi edici ilaçların çocuklarda kullanılması sakıncalıdır ve gerekli olursa sadece hekimin önerileri doğrultusunda ve gözetiminde kullanılmalıdır.

İshal yeni doğanlarda ve küçük çocuklarda son derece tehlikeli olabilir. Sadece bir ya da iki gün süren şiddetli bir ishal bile küçük çocuklarda dehidratasyon gelişmesi için yeterlidir. Dehidratasyon küçük bir çocuğu günler içinde öldürebileceğinden çocuklarda ishalin ana tedavisi rehidratasyon, yani yitirilen sıvının yerine konmasıdır.

Aşağıdaki bulgulardan herhangi birisini gözlerseniz çocuğunuzu derhal muayeneye götürmelisiniz:
* Dışkıda kan veya sümüksü maddeler varsa, dışkının rengi siyahsa,
* 38,5 derece veya üstü ateşi varsa,
* 24 saat içinde durumunda iyileşme gözlemediyseniz,
* Dehidratasyon bulguları varsa.

DEHİDRATASYON BULGULARI NELERDİR?
Dehidratasyonun genel bulguları susama, idrara gitmenin seyrekleşmesi ve az idrar çıkartma, cilt kuruluğu, halsizlik, sersemlik ve idrar renginde koyulaşma olarak özetlenebilir. Çocuklarda bunlara ek olarak ağızda ve dilde kuruma, ağlarken gözyaşı gelmemesi, 3 saatten uzun süre altını ıslatmama, karında, gözlerde ve yanaklarda çökme, ateş, huzursuzluk ve cilt esnekliğinin kaybı gözlenir. Çocuğunuzda dehidratasyon geliştiğinden kuşkulanıyorsanız acilen hekime başvurmalısınız. Ciddi dehidratasyon hastanede tedaviyi gerektirebilir.

NE ZAMAN HEKİME BAŞVURMALI?
Genellikle zararsız olsa da ishal bazen tehlikeli durumlara yol açabilir ve bazı ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Aşağıdaki durumlarda bir hekime başvurmanız gereklidir:
* İshaliniz üç günden fazla sürdüyse,
* Karnınızda veya makatınızda şiddetli ağrı varsa,
* 38,8 derece veya üstü ateşiniz oluyorsa,
* Dışkınızda kan veya katran rengi varsa,
* Dehidratasyon bulgularınız varsa.

Çocuğunuzda ishal varsa hekiminize başvurmakta gecikmemeniz yerinde olur. İshal çocuklarda hızla sıvı kaybına neden olan ve bu kayıp yerine konmazsa ciddi tehlike yaratan bir durumdur.

TANI İÇİN HANGİ TESTLER GEREKLİDİR?
Öncelikle tıbbi hikayeniz alındıktan ve fizik muayeneniz yapıldıktan sonra hekiminiz durumunuza göre aşağıdaki testlerden bir veya birkaç tanesini yaptırmanızı isteyebilir:
* Dışkı kültürü ile bakteri ve parazit gibi infeksiyon etkenlerinin aranması,
* Bazı hastalıkları dışlamak için kan testleri,
* Gıda tahammülsüzlüğünü ortaya koymak için açlık testi,
* Bağırsaklarınızın bir bölümünü doğrudan gözle incelemek için sigmoidoskopi veya kolonoskopi gibi endoskopik muayeneler.

İSHALİN TEDAVİSİ NEDİR?
Çoğu hastada yitirilen sıvının yerine konması yeterli tedavidir. Bazı durumlarda ishali durdurucu ilaçların kullanılması gerekebilir. Ancak bir enfeksiyona ya da parazite bağlı ishallerde ishali durdurucu ilaçları kullanmak, organizmaların bağırsak içinde kalmasına neden olarak sorunu derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. Bu durumlarda hekimler genellikle bu organizmalara karşı etkili antibiyotikleri reçete ederler. Viral nedenlere bağlı ishaller virusun tipine ve klinik tablonun ağırlığına göre genellikle kendi seyrine bırakılırlar veya destekleyici ilaçlar kullanılır.

DEHİDRATASYON NASIL ÖNLENİR?
Vücut aşırı miktarda sıvı ve elektrolit (sodyum ve potasyum) kaybedildiğinde dehidratasyon ortaya çıkar. İshal sırasında yitirilen sıvı ve elektrolitler zaman yitirmeden uygun şekilde yerine konmalıdır. Aksi takdirde vücut normal işlevlerini sürdüremez.

Dehidratasyonun önlenmesinde su hayati öneme sahiptir. Ancak içme suyu elektrolit içermez. Elektrolitleri yerine koymak için tuz (sodyum) içeren çorbalar ve potasyum içeren meyve suları, yumuşak meyveler ve sebzeler alınmalıdır.

Çocuklarda hekimler tarafından önerilen özel rehidratasyon sıvıları kullanılmaktadır.

İshal geçene kadar süt ürünlerinden, yüksek miktarda yağ ve lif içeren besinlerden ve çok şekerli yiyeceklerden uzak durmak gerekir, çünkü bu tür besinler ishali artırır.

İSHAL İLE İLGİLİ AKILDA TUTULMASI GEREKLİ BİLGİLER
* İshal genellikle kendi kendine iyileşen, yaygın bir hastalıktır.
* İshal kişiyi dehidratasyona sokarsa tehlikeli bir durum haline gelir.
* Hastalığın sık karşılaşılan nedenleri virüs, bakteri ve parazit infeksiyonları; gıda tahammülsüzlüğü; ilaç reaksiyonları; bağırsak hastalıkları ve bağırsak işlev bozukluklarıdır.
* Tedavisinde kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konması esastır. Sorunun nedenine yönelik olarak kişinin ishal durdurucu ilaçları veya antibiyotikleri kullanması gerekebilir. Çocuklarda kaybedilen sıvı ve elektrolitleri yerine koymak için özel rehidratasyon sıvılarını kullanmak gerekli olabilir.
* İshalli kişinin şiddetli karın veya makat ağrısı varsa, ateşi 38,8oC’nin üzerinde ise, dışkıda kan veya katran rengi varsa, dehidratasyon bulguları oturmaya başladıysa, süresi üç günü aştıysa hekime başvurmak gereklidir.

 

kaynak

Sağlıkta SMS’le randevu dönemi

Poliklinik işlemleri için devlet ve eğitim ve araştırma hastanelerine başvuracaklar, bu yıl içinde hayata geçirilmesi planlanan randevu sistemi ve çağrı merkezi sayesinde telefonla randevu alabilecek.

Sağlık Bakanlığı, tarafından yapılan açıklamada, bakanlığa bağlı hastanelerde muayene olmak üzere sabah erken saatlerde sıra almak için kuyruklara giren vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi, zaman ve işgücü kayıplarının önlenmesi ve daha adaletli muayene olmaları için çalışma yapıldığı belirtildi.

Bugüne kadar yapılan çalışmaların 3 GSM operatörü Turkcell, AVEA ve Vodofone ile Türk Telekom AŞ’nin yanı sıra çağrı merkezlerini yöneten önemli firmalarla yürütüldüğü, altyapı ve teknik şartname çalışmalarında son aşamaya gelindiğini kaydedildi.

Sistemin öncelikle aile hekimliği uygulamasının yapıldığı birkaç ili kapsayan bir bölgede pilot uygulamayla başlayacağı, daha sonra kısa sürede Sağlık Bakanlığı’na bağlı gerekli görülen hastanelere de yaygınlaştırılacağı bildirildi.

Hastane randevu sistemi ve çağrı merkezi hizmetlerinden oluşacak entegre bir hizmet niteliğinde yürüyecek sistemde, arayan vatandaşlara yakın ilgi gösterecek ve 7 gün/24 saat esasına göre çalışacak canlı operatörlerin görev yapacağı belirtildi.

Kurulacak olan çağrı merkezi bazlı hastane randevu sistemiyle vatandaşların yüzde 90 oranında canlı operatör, yüzde 10 oranında da IVR (Robot veya otomatik sesli yönlendirme sistemi) sayesinde SMS ve internet aracılığıyla randevu alabilecekleri, aldıkları randevu üzerinde değişiklik yapabilecekleri, randevularını teyit veya iptal edebilecekleri kaydedildi.

Sistemin, ayrıca hastane tarafından elde olmayan nedenlerle randevularda yapılan değişikliklerin vatandaşa bildirilmesi ve değiştirilecek randevuların başka hekimlere aktarılması için kolay ve kullanışlı imkanlar da sağlayacağı bildirildi.

Hastanelerde performans sisteminin kalite kontrolünün de yapılabileceği sistem sayesinde hastalara belirli zaman aralıkları tahsis edileceğinden dolayı doktorların muayeneye daha uzun süre ayırarak verimli ve etkili sağlık hizmeti sunabilecekleri belirtildi.

kaynak

 

10 klasik diyet hatası

Uzmanlara göre 10 klasik diyet hatası ve bunlardan kaçınma yöntemleri…

Sonu gelmeyen haftalar boyunca sadece salata ve meyve yiyerek kilo vermeye çalışıp başarılı olamadıysanız, yalnız değilsiniz. Bu aslında herkesin yaşadığı bir problem. Hatta bazıları bunun sonucunda o kadar demoralize oluyor ki, tüm kilo verme planlarından vazgeçmeye karar verebiliyor.

Aslında bütün bunlar, klasik diyet hatalarını sürdürmekten kaynaklanıyor. Eğer mesela 1000 kalori ya da altında bir diyet uygulamaya kalkarsanız, sürekli aç kalmaktan ötürü o diyeti bırakmanız çok muhtemeldir.

Ünlülerin yaptığı çoğu diyet, belli bir besin veya besin grubunu programın dışında tutmaya yönelik olduğundan, bağlı kalınmaları ve başarılı olunması zor diyetlerdir. Pek çok insan zayıflamak istediğinde, aldığı kalori miktarını azaltıyor ama egzersizi bu programa dahil etmeyi düşünmüyor. En sık yapılan hatalardan biri de, düşük kalorili gıdaların sağlıklı gıdalar olduğunu düşünmek. Çünkü çoğu sağlıklı besin aslında oldukça kalorilidir. Porsiyon ölçmek ise, insanı diyetten soğutan bir başka konu.

İşte, uzmanlara göre 10 klasik diyet hatası ve bunlardan kaçınma yöntemleri:

KISA VADELİ DÜŞÜNMEK
Kilo vermede başarılı olmanın tek yolu, bunu, hayat tarzınızda yapacağınız bir değişiklik olarak görmektir. Kısa dönem boyunca aç kalmayı diyet olarak algılayanların elde edeceği tek şey, kısa zamanda diyeti bırakmak olacaktır. Çünkü zor gelecektir. Bu sebeple de sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı uygulamak en iyisidir.

Çoğu diyetisyen, kadınların, günde 1300-1500 kalori alması gerektiğini belirtiyor. Eğer mesela 1000 kalorilik ya da altı bir diyet uygulamaya kalkarsanız, sürekli aç kalmaktan ötürü o diyeti bırakmanız çok muhtemeldir. Üstelik dengeli bir diyetle pek çok farklı besinden de faydalanabilirsiniz.

ÜNLÜLERİN DİYETLERİNİ TAKİP ETMEK
Jennifer Aniston gibi görünme fikri çekici gelebilir ama pek çok diyetisyen, bu sene çok moda olan ünlülerin diyetlerini eleştiriyor. Jennifer Aniston ve Geri Halliwell’in favori diyetleri olan ‘Atkins’ şüphesiz işe yarıyor. Ancak bu diyet, alınan karbonhidratı ciddi şekilde kıstığı ve proteini arttırdığı için ideal olmaktan uzak. Çünkü karbonhidratlar, dengeli beslenmenin önemli bir parçası ve bol protein-az karbonhidratlı beslenme, vücudun kalsiyum kaybetmesine sebep oluyor. Ünlülerin yaptığı çoğu diyet, belli bir besin ya da besin grubunu programın dışında tutmaya yönelik olduğundan, bağlı kalınmaları ve başarılı olunması zor diyetler. Bunun yerine hem karbonhidrat, hem de protein içeren az yağlı bir diyet tercih edilmeli.

YEDİKLERİNİZ KONUSUNDA KENDİNİZİ ALDATMAK
Diyetinizi harfiyen uyguladığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak eğer hala kilo vermiyorsanız, o zaman yedikleriniz konusunda kendinizi kandırıyor olabilirsiniz. Mesela çayın yanında yediğiniz o 2 tane bisküviyi, ya da doğum günü partisinde elinize tutuşturulan pastayı, ağzınıza attığınız bir avuç fıstığı, ya da yediğiniz grissinileri saymayı unutuyorsunuzdur belki, ya da kendinizden bile saklıyorsunuzdur. Ama bunlar biriktikçe, kilo verememenizin sebebi olup çıkıverirler.

Eğer kilo verememekten şikayet ediyorsanız, bir beslenme günlüğü tutun ve yiyip içtiğiniz her şeyi yazın. Haftanın sonunda, eğer dürüstçe her yiyip içtiğinizi yazdıysanız, niye kilo veremediğinizi göreceksiniz.

EGZERSİZİ PROGRAMINIZIN DIŞINDA BIRAKMAK
Pek çok insan zayıflamak istediğinde, aldığı kalori miktarını azaltıyor ama egzersizi bu programa dahil etmeyi düşünmüyor. Tabii ki egzersiz olmadan kilo verebilirsiniz. Ama egzersiz metabolizmanızı hızlandıracağından, sadece diyetle vereceğinizden fazla kaloriyi yakabilirsiniz.

Bir çoğumuz haftada bir kez aerobik bir egzersiz yapmanın yeterli olduğunu düşünüyor. Ancak metabolizmayı hızlı tutmanın en iyi yolu, günde 20-30 dakikayı egzersize ayırmak.

Yapabilecekleriniz arasında ise, asansör yerine merdiveni kullanmak, toplu taşıma araçlarından erken inmek ve eve, işe yürümek, bisiklete binmek yer alıyor. Tabii seçenekleri çoğaltabilirsiniz. Uzaktan kumandayı kullanmak yerine yerinizden kalkıp kanalı değiştirmek bile haftada fazladan 200 kalori demektir.

BAZI BESİNLERİ TAMAMEN LİSTE DIŞI TUTMAK
Çoğumuzun kafasında diyet, çok sevdiğimiz çikolata, kızartma vb gibi bazı besinleri kesinlikle yememekle eş değer. Ancak eğer uzun vadeli bir diyet yapmak istiyorsanız, sevdiğiniz besinleri hiç yemeden o diyete devam edebilmeniz mümkün değil. Aslında işin hilesi şu: Sevdiğiniz besinlerden ufak bir porsiyonu arada bir yemek.

Eğer diyetinize sadıksanız ve kilo veriyorsanız, haftada bir kendinize sevdiğiniz bir besinden bir porsiyon yeme hakkı tanıyın.

ÖĞÜN ATLAMAK
Diyettesiniz. Diyelim ki bugün o kadar meşguldünüz ki, kahvaltı ya da öğle yemeğini yiyecek vaktiniz bile olmadı. Belki o öğünü yememiş olmanın, kilo verme çabalarınıza katkıda bulunacağını düşünebilirsiniz. Bu durumda sadece kendinizi aldattığınızı belirtmemize izin verin.

Öğün atladığımızda, kan şekeri seviyesi düşer. Bu da, tatlı besinlere olan ihtiyacı arttırır. Bunun anlamı da, günün ileriki saatlerinde canınızın tatlı çekmesi demektir. Eğer kaçırdığınız öğünü yeseydiniz, yiyeceğiniz tatlıdan çok daha az bir kalori alacaktınız.

Araştırmalar, kahvaltı etmeyenlerin, günün ileriki saatlerinde daha çok kalori aldıklarını ispatlıyor.

DÜŞÜK KALORİLİ BESİNLER HEP SAĞLIKLI DEĞİL
En sık yapılan hatalardan biri de, düşük kalorili gıdaların sağlıklı gıdalar olduğunu düşünmek. Çünkü çoğu sağlıklı besin aslında oldukça kalorilidir. Mesela zeytinyağı, fındık gibi yemişler, ya da peynir, içerdiği yüksek miktardaki kaloriye oranla sağlıklı besinlerdir. Burada önemli olan, bunları sınırlı miktarda tüketebilmeyi öğrenmektir. Mesela sadece tek bir çorba kaşığı zeytinyağında 100 kalori vardır veya bir avuç fıstıkta 150 kalori vardır ve bunun 13 gramı yağdır. Diğer bir sıkça yapılan hata da, tavuğu derisiyle yemektir. Sevilen bir diyet yemeği olarak ün yapan tavuğun tüm yağı derisindedir ve tavuğu bu deriyle yemek demek 3 katı fazla kalori almak demektir. Salata sosları ve mayonezli sandviçler de diğer riskli besinlerdendir.

BÜYÜK PORSİYONLAR
Porsiyon ölçmek, insanı diyetten soğutan bir başka konu. Buradaki problem şu: Diyet birkaç hafta sıkı sıkıya uygulandıktan sonra, diyeti yapan kişi porsiyonların miktarını artık bildiğinden emin olarak, buna eskisi kadar özen göstermemeye başlıyor. Tabii bu arada, porsiyon miktarı farkına varılmadan giderek artıyor. Bunun önüne geçmek için, markette alışverişinizi yaparken, ihtiyaç duyduğunuzdan fazlasını satın almayın. Eğer ekmeği kalın dilimlemek gibi bir eğiliminiz varsa, o zaman da tost ekmeği alın.

İÇECEKLERİN DE KALORİ İÇERDİĞİNİ UNUTMAK
Sağlıklı şekilde beslenip, abur cubura itibar etmiyor olabilirsiniz ama özellikle sodalı içecek ve meyve sularından tüketip, kremalı kahve içip, kahve ve çaya şeker koyuyorsanız, kilo vermede gene problem yaşayacaksınız demektir. Mesela şöyle bol çikolatalı nefis bir cappucino’nun size getirisi 120 kalori ve 8 gram yağ. Ancak çikolatalı yerine tarçınlı içmeniz, yağ oranını hemen hemen sıfıra indirirken, kaloriyi de 60’a düşürüyor.

ÇOK SIK TARTILMAK
Diyetin en zevkli kısmı, tartıldığınızda ibrenin sola doğru kaydığını görmektir. Ancak bunu abartarak sık tartılmak kilo kaybını zorlaştırır. Çoğu kadının kilosu, vücuttaki su tutulmalarından dolayı iner çıkar. Bu sebeple, zaman zaman kilo almadıkları halde, almış gibi hissederek endişelenirler. Bu da işi zorlaştırır. Başarılı bir diyette kilo kaybı yavaş ve daha kalıcıdır. Ayrıca kas kütlenizin artması da yanıltıcı olabilir. Çünkü kas, yağdan ağırdır. Bu sebeple, haftada bir kez günün aynı saatlerinde tartılmak faydalı olacaktır.

KAYNAK: www.maksimum.com

kaynak

Süt İçerek Zayıflayın

Erciyes Üniversitesi (EÜ) Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Neriman İnanç, KLA’nın mandıra ve sığır işkembelerinde bulunan bir bakteri tarafından sentezlendiğini söyledi.

KLA’nın kanseri önlediği, yağ depolarında ve kan şekeri düzeyinde azalma sağladığı ve bağışıklığı artırdığının hayvan çalışmaları ile ortaya konduğunu kaydeden İnanç, üniversitenin diyetetik bölümünde de yaşları 22-48 arasında değişen 24 obez kadın üzerinde çalışma yapıldığını anlattı. Obez kadınlardan 12’sinin diyetlerine günde 1.8 gram KLA’nın 8 hafta süre ile ilave edildiğini ve diyet uygulanan diğer obez kadınlarla karşılaştırıldığını belirten İnanç, şu bilgileri verdi:

"KLA verdiğimiz 12 kadının vücut ağırlığı, beden kitle indeksi, bel ve kalça çevresi ölçümlerinde azalma sağlanmıştır, ancak vücut yağ ve kas oranları değişmemiştir. Ayrıca serum trigliserid, kolesterol vekötü kolesterol olarak bilinen LDL ve VLDL düzeyleri düşmüş, iyi kolesterol olarak bilinen HDL düzeyinde etkili olmamıştır. Bel ve kalça çevresi oranının yüksek olması, ‘Abdominal Obezite’nin göstergesi olduğundan koroner kalp hastalıklarına yakalanma riskinin fazla olduğunun işaretidir. Çalışma sonucunda, KLA’nın kalp hastalıkları için risk faktörü olarak bilinen bel kalça çevresi ölçümlerinde azalma sağlamasının bu hastalıklardan korunmada kullanımının yarar sağlayabileceği düşünülmüştür."

Gelinen noktada, KLA’nın ağırlık kaybettirici ajan olarak obezlerde ve yüksek risk grubu olan diyabetik hastalarda kullanıldığını dile getiren İnanç, "Toksik etkisi ile ilgili çalışmalarda, organlarda histopatolojik hasara ve hematolojik anormalliklere neden olmamış, ancak bazı durumlarda yüzde 1 verilmesi sonucunda karaciğerde büyüme görülmüştür." diye konuştu.

İnanç, halk arasında kalsiyum kaynağı olarak bilinen süt ve süt ürünlerinin yapılan çalışmalardan sonra ortaya çıkan faydalarının gözardı edilmemesi gerektiğine işaret etti.

İnek sütü türevlerindeki KLA içeriğinin, mera ve otlaklarda beslenen ineklerde daha fazla olacağını vurgulayan İnanç, şöyle devam etti:

"Peynirlerin gramında 3.59-7.97 miligram KLA bulunmaktadır. Günlük tüketimin erkekler için 212 miligram/gün, kadınlar için ise 151miligram/gün olduğu belirtilmektedir. Gereksinmenin yüzde 60’ı süt ürünlerinden, yüzde 37’si et ürünlerinden sağlanmaktadır."

Çocuktan Ailesine Notlar

1. Beni şımartmayın. Her istediğimin yerine getirilmemesi gerektiğini çok iyi biliyorum, sadece sizi test ediyorum!
2. Bana karşı disiplinli, katı olmaktan korkmayın. Ben bunu tercih ederim, kendimi emniyette, güvende hissediyorum.
3. Kötü alışkanlıklar edinmeme müsaade etmeyin. Bunların erken dönemlerde teşhis edilip önlenmesi hususunda sizlere güveniyorum.
4. Olduğumdan da küçük hissetmemi asla sağlamayın. Bu benim sadece daha da fazla aptalca hareket etmemi sağlar!
5. Elinden geliyorsa beni lütfen başka insanların önünde düzeltmeğe çalışma. Eğer benimle özel başbaşa ve yavaşça konuşursan çok daha fazla etkili olacak.
6. Hatalarımın günah olduğunu hissettirmeğe çalışma bana. Bu benim değerlerimi sarsıyor.
7. Beni olacaklardan/sonuçlardan koruma. Bazen acı çekerek öğrenmem gerekiyor.
8. "Senden nefret ediyorum" dediğimde üzülme. Bazen nefret ettiğim sen değilsin; beni yönlendirmek için kullandığın gücün.
9. Küçük hastalıklarıma fazla üzülme. Bazen bunlarla istediğim, ihtiyacım olan ilgiyi buluyorum çevremde, sende.
10. Şikayet etme, söylenme. Söylenirsen, kendimi sanki sağırmışım gibi korumam gerekecek.
11. Kendimi arzu ettiğim kadar iyi ifade edemediğimi unutmayın. İşte bu yüzden her zaman doğru olamıyor söylediklerim, yaptıklarım.
12. Soru sorduğumda geçiştirmeyin, cevabı ertelemeyin. Eğer böyle yaparsanız, artık soru sormadığımı göreceksiniz ve cevapları, istediğim bilgileri başka yerden arayacağım.
13. Tutarsız olmayın. Bu benim aklımı tamamen karıştırır ve size güvenimi kaybetmeme neden olur.
14. Korkularımın aptalca olduğunu söylemeyin. Bana korkularım korkunç şekilde gerçekler ve anlamaya çalışırsan beni sakinleştirebilir, güvenimi kazanmama yardımcı olabilirsin.
15. Kendinin mükemmel veya hep başarılı olduğunu bana devamlı söyleme, hatırlatma bile. Çünkü senin bunların hiçbiri olmadığını anladığımda bu bana çok büyük şok olur.
16. Benden özür dilemenin senin asla yapmayacağın bir iş olduğunu sakın düşünme. Dürüstçe özür dilemen benim sana sürpriz ve beklenmedik şekilde yakınlaşmamı, ısınmamı sağlayacak.
17. Denemeyi, yeni şeyleri öğrenmeyi, anlamayı, keşfetmeyi çok sevdiğimi asla unutma. Onsuz olamam, alış.
18. Ne kadar çabuk büyüdüğümü unutma. Bana ayak uydurman çok zor olmalı, lütfen dene.
19. Çok fazla sevgi ve anlayış olmadan büyüyüp gelişemiyeceğimi lütfen unutma, ama bunları sana söylemem gerekmiyor, öyle değil mi?
20. Lütfen sağlıklı ol ve spor, egzersiz yap. Sana ihtiyacım var.

Erkeği sağlıklı yapan 21 ürün

 

 

 

Bazıları üreme sistemi ve prostata, bazıları seksüel güce, bazıları ise kas iskelet sistemine iyi geliyor. Saw Palmetto, çinko, maca, likopen gibi desteklerin özellikle erkek sağlığında etkili olduğunu söyleyen Taylight Sağlık Merkezi’nden Diyetisyen Berrin Yiğit, “İstenen etkinin sağlanması için bu ürünler mutlaka uzman kontrolünde kullanılmalı, gelişigüzel tüketilmemeli” diyor. İşte erkek beslenmesinde etkili olan destek ürünler ve özellikleri.

VİTAMİNLER
C VİTAMİNİ

Pek çok sebze ve meyvede bulunan en etkili antioksidanlardan biri olarak bilinen C vitamini kemik, eklem ve damar sağlığı için önem taşıyor. Serbest radikalleri nötralize edebilen, bazı kanser türleri ve kalp hastalıklarını önleyebilen C vitamininin, kişisel ihtiyaçlara göre değişmekle birlikte günde 200-2000 mg arasında bölünmüş dozlarda alınması önerilir.
E VİTAMİNİ
Bitkisel sıvı yağlar, yağlı tohumlar, tam tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunan E vitamini yağda eriyen antioksidanlar familyasından sayılmaktadır. Başta kalp damar hastalıkları, kanser türleri, Alzheimer, katarak oluşumunda etken olan serbest radikalleri nötralize eden, prostat sağlığının korunmasında etkili olan, bağışıklık sistemini güçlendiren bir vitamin.
D3 VİTAMİNİ
Yumurta, yağlı balıklar ve balık ciğerinde bulunan D vitamini, doğal hali deride sentez edilmektedir. Prostat kanserini önleyici ve tedavi edici olan D 3 vitamini,bağışıklık sisteminin korunması ve kemik sağlığı için önemlidir. Günde 400-1000 IU arasında önerilir.
FOLİK ASİT

Yeşil yapraklı sebzeler, turunçgiller, zenginleşmiş tam tahılllarda bulunan bir çeşit B vitamini olan folik asit anne sağlığı kadar erkekler için de önemli. Kanser, kalp hastalıkları ve felce neden olabilecek kan homosistein seviyelerinin düşürülmesinde, kan basıncında ve ruhsal dengede etkilidir. Günde 400 ile 1000 mikrogram olarak, tercihen B12 vitamini ile alınması tavsiye edilir.
B12 VİTAMİNİ
Deniz mahsulleri, yumurta, kümes hayvanları, süt ürünleri ve kırmızı et gibi hayvansal kaynaklı besinlerde bulunan B12 vitamininin eksikliği genellikle vejeteryanlarda gözlenir. Öte yandan mide asidinin azalmasına bağlı olarak, yaşı ilerlemiş kişilerde de görülebilmekte. B12 vitamininin eksikliğinde Demir yetersizliği, sinir sistemi tahribatı, depresyona eğilim, alzheimer ve kanser riski artabilir. Bu vitaminin Günde 100 ile 500 mikrogram alınması önerilir.

MİNERALLER
ÇİNKO
Kabuklu deniz ürünleri, kırmızı et, yumurta, yağlı tohumlar ve kuru baklagillerde bulunan çinko üreme sistemi ve prostat sağlığı için önemli bir mineral. Atletik performansı ve direnci artırabilen, bağışıklık sistemini güçlendiren, yara iyileşme sürecini kısaltabilen, yaşa bağlı makula dejenerasyonuna iyi gelen çinko günde ortalama 25 ile 75 mg yemeklerle birlikte alınmalıdır.
BAKIR
Tavuk ürünleri, kuzu, balık, istiridye, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, kayısı ve yağlı peynirlerde bulunan bakırın eksikliğinde yüksek kolesterol, yorgunluk, gecikmiş yara iyileşmesi, enfeksiyonlara yatkınlık gözlenebilir. Günde 1 ile 4 mg alınması gerekir.
SELENYUM
Organ etleri, kırmızı et, deniz ürünleri, sarımsak, maya ve özellikle Brazilya fındığı gibi yağlı tohumlarda bulunan selenyum, prostat kanseri riskini azaltır, bağışıklık sistemini güçlendirir, viral enfeksiyonlara karşı direnci artırır ve kardiyovasküler sistemi kuvvetlendirir. Günde 200 ile 400 mikrogram önerilir.
MAGNEZYUM
Tam tahıllar, yağlı tohumlar ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunan magnezyum, strese karşı direnci artırmaya, yükselmiş kan basıncını düşürmeye, kalp ritimlerini stabilize etmeye, şeker hastalığı tedavisine, kemik sağlığına, astım ve migren tedavisine destek sağlayabilir. Günde ortalama 300 ile 600 miligram yemeklerle birlikte alınabilir.

ESANSİYEL YAĞ ASİTLERİ
EPA ve DHA
Balık yağından elde edilen esansiyel yağ asitleri soğuk sularda yaşayan somon, ton gibi balıklardan elde edilir. Prostat rahatsızlıkları ve bazı kanser türlerinde etkili olabilen elzem yağ asitleridir. Ayrıca kan basıncı ve kan trigliserid değerlerini düşürümesi, kan akışkanlığının artırıması, kalp ritimlerini akort etmesiyle bilinen bu yağlar, kalp krizi ve inme riskini azaltıcı rol oynar. Vücuttaki inflamasyonu azaltabilen omega 3’ler alerjiler, bağışıklık sistemi ve alzheimerın önlenmesinde de etkilidir. Günde ortalama 500 ile 1500 mg EPA, 300 ile 1200 mg DHA alınması önerilir.
TONALİN CLA
Bir tür esansiyel yağ asidi olan linoleik asitten elde edilen CLA süt ve süt ürünleri ile kırmızı ette doğal formlarda bulunur. Ancak vücut geliştirme ve yağ kaybına destekleri için belli oranlarda tüketilmesi gerekir. Depolanmış yağların azaltılmasında ve yağsız kas kitlesinin artırılmasında önemli rol oynayabilen CLA günde ortalama 1250 mg. tek kapsül olarak tüketilebilir.

BİTKİLER
SARIMSAK
Öz halinde tabletlerle alınabilen sarımsak prostat, kolon ve mide kanserlerinin önlenmesinde, kan basıncı

ve kolesterol seviyelerinin dengelenmesinde etkilidir. Kanı sulandırıcı etkisi vardır, kalp krizlerini önleyebilir ve barsak florasını canlandırır. Günde ortalama 1ile 6 mg sarımsak özü veya 500 ile 1500 mg donmuş kurutulmuş sarımsak tozu tavsiye edilir.
SAW PALMETTO (cüce palmiye)
Güneydoğu Amerika sahillerinde yetişen cüce palmiye ağacından elde edilen bitki özü, kötü huylu prostat büyümesinin önüne geçmede etkilidir. Libidoyu artırıcı etkisi bulunan ve saç uzamasına yardımcı olan bitkinin günde 160 ile 320 mg alınması önerilir.
MACA
Turp ailesinden gelen, Ant dağlarında geleneksel olarak toplanan maca bitkisi dayanıklılığın artırılması, azalmış libido ve ereksiyon problemlerinin iyileştirilmesi, atletik performansın ve bilişsel becerilerin zenginleştirilmesinde yardımcı olabilir. Günde ortalama 1,5 ile 6 mg organik toz halinde alınmasında fayda vardır.
RHODIOLA
Rusya ve İskandinav ülkelerinde sıklıkla direnç kazanmak, sinir sistemi bozukluklarına yarar sağlamak, enfeksiyonlara karşı destek vermek amaçlı kullanılan adaptojenik, antidepresan etkili bir bitkidir. Erkek seksüel toniği olarak bilinen bu bitki, kronik stresle mücadele, mental performansın artırılmasında kullanılabilmektedir. En önemli özelliklerinden biri erken etki gösterebilmesidir. Bitkisel destek ürünlerden cevap almak için genelde 4 ile 6 hafta düzenli kullanım gerekirken Rhodiala 2 ile 4 haftada yanıt vermeye başlayabilir. Günde ortalama kök tozu halinde 100 mg, kök ekstresi olarak 250 mg tavsiye edilir.
ASHWAGANDA
Hindistan’da yetişen vücut toniği olarak tanınan bitki, Hint Ginseng’i olarak da bilinir. Yaşlılığa bağlı belirtileri azaltmaya yönelik iyi bir tonik olan bitki, stress, kanser ve enfeksiyonlara karşı dayanıklılık kazanmada etkilidir. Uykusuzluk sorunu çekenlere yardımcı olabilir, libidoyu artırabilir, doğurganlık ve fiziksel performansın güçlenmesine destek verebilir. Günde ortalama 1 ile 6 mg kök tozu veya 100 ile 200 mg standart özünün iki kez alınması önerilir.
GINGKO
Geleneksel Çin tıbbında yaygın olarak kullanılan gingko kan akışı ve metabolizmayı canlandırıcı özelliği ile hafıza, konsantrasyon yeteneklerinin gelişimi üzerine faydalı, ruhsal dengelerinin düzenlenmesi, kan sirkülasyonu, kan basıncı ve Alzheimer’a karşı koruyucu özellikler taşır. Günde ortalama 120 ile 240 mg tüketilebilir.
GINSENG
Çin’in kuzeydoğu bölgelerinde yetişen adaptojenik bit bitkidir. Santral sinir sistemini etkileyerek çevresel ve mental stress ve aşırı yorgunlukla mücadelede yardımcıdır. Kore Ginsengi güçlendirici özelliği en kuvvetli olan türüdür. Hipertansiyon hastaları doctor kontrolünde kullanmalıdır. 100 ile 200 mg’lık dozları günde 2 veya 3 kez düzenli olarak kullanılmalıdır.

DİĞER NUTRİYENLER
LİKOPEN

Domates ve karpuz gibi kırmızı renkli sebze ve meyvelerde bulunan likopenin prostat kanseri, astım ve kalp hastalıklarını önleyici etkisi vardır. Kan basıncını da düşürebilen likopenin günde 30 ile 50 mg alınması önerilir. Bu etken madde pişmiş halde çok daha etkilidir. Bu nedenle yemeklere bol domates sosu eklenmesi doğru bir yöntemdir.
KARNİTİN
Kas ve kemik sağlığı için önemli bir amino asit türevi olan karnitin özellikle yağ kaybına destek sağlayan, metabolizmayı hızlandıran bir destek olarak bilinir. Trigliseridi düşüren, iyi huylu kolesterol kullanımını artıran karnitin için tavsiye edilen kullanım miktarı; günde 1000 ile 4000 mg.
KUERSETİN
Sarı, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kabuklarında yer alan kuersetin çok iyi bir antioksidan ve anti inflamatuvardır. Kalp sağlığı ve kan basıncı için önemli etkileri bulunan bu desteğin günde 500 ile 1500 mg kullanılması önerilir.

Araştırmalar, destek ürünlerin erkek sağlığında önemli rol oynadığını gösteriyor. Ancak bu ürünlerin tüketimi kişinin beslenme, yaş, cinsiyet, kilo, boy, yaşam biçimi ve sağlık durumuna göre değişiyor.

TÜLAY SAĞLAM

kaynak

 

 

Sevginiz Onu Boğmasın

Bebek sahibi olan her anne baba çocuğunun şımarık olmasından endişe duyar. Minik bebeğiniz büyüdükçe huyları da değişir. Özellikle iki yaş civarına geldiklerinde onlara söz geçirebilmek epey zorlaşır. Çocuğunuz hiç beklemediğiniz bir anda öfke nöbetleri geçirebilir, giyim, yemek, uykuya yatış gibi konularda anne babayla çatışmaya girebilir. Ancak bu tip olumsuz davranışları şımarıklık olarak nitelendirmek yanlıştır.

Yaşı gereği sergilediği davranışlarla şımarık davranışlar arasında farklar vardır. İki yaşında bir çocuğun öfke nöbetleri onun artık birey olma yolunda adımlar attığının göstergesidir. O artık bağımsız olmak istemektedir. Böyle durumlarda anne babanın takındığı tutum önemlidir. Uzmanlara göre çocuğa gösterilen ilgiyle, şımarıklık arasındaki ayrımı kavramak gerekiyor. Tüm çocuklar anne babanın ilgisinden hoşlanır. Ancak bu ilgi aşırı boyutlara vardığında bu çocuk için zararlı olabilir. Anne baba çocuğa karşı aşırı koruyucu ve engelleyici davranmamalıdır. Çocuğun özgüveni geliştirilmeli ve bağımsız davranmasına yardımcı olunmalıdır. Çocuk kendi kendisiyle ya da arkadaşlarıyla oyun oynamasını öğrenmelidir. Her fırsatta ona aşırı ilgi göstermek çocukta şımarıklığa dönüşebilir.

Çocuklar her fırsatta anne babalarını dener. Örneğin çok istediği bir oyuncağı almadığınız için ağlama krizine giren çocuğunuza karşı kararlı davranmalısınız. Eğer kararınızdan dönüp istediğini yaparsanız, sizi kararlarınızdan döndüreceğine inanan çocuk şımarır ve bu davranışını tekrarlamaya başlar. Çocuklar anne babalarını davranışlarından anlamlar çıkarır ve bunu çok iyi kullanır. Bu yüzden kurallardan asla taviz vermemelidir. Anne babalar suçluluk duygusuna kapılmadan tutarlı ve kararlı davranırlarsa herşey yoluna girer. Uzmanlar anne babalara şımarık çocuğun davranışlarına karşı belli sınırlar koymalarını öneriyor.

Kurallar koyup uygulamak ve bunlara sadık kalmak çok da kolay değildir. En çok değer verdiğiniz kuralları uygulayabilirsiniz. Bu kurallar uygulanırken anne babanın aynı görüşte olmaları önemlidir. Çocuğun bakıcısının ve büyükannelerin de bu kararlara uymalı gerekir.

Çocuk ev dışına çıktığında örneğin yuvada, paylaşımcı ve grubun bir parçası olmayı öğrenmeli. Aşırı ilgi çocukta ‘dünyanın merkezi benim’ duygusu yaratabilir.

Anne baba korumacı davranmamalıdır. Çocuğun hayal kırıklığına uğraması anne babayı korkutmamalıdır. Kırılmak ya da başarısızlık onu insancıl ve sevecen yapar.

Çocukların istekleri sınırsızdır. Ancak her istediğinin alınması doyumsuzluk yaratabilir.

Onunla inatlaşmak yerine olaylara sakin ve kararlı yaklaşmak çözüm olabilir. Anne babalar yumuşak, sabırlı ve tutarlı davranmalıdır.

Anne babalar sadece kendi çocuklarının şımarık olduğunu düşünmemelidir. Bu çoğu anne babanın yaşadığı bir sorundur. Sevgiye dayalı ve hoşgörülü bir ilişki kurulduğunda sorunlar çözülür. Unutulmaması gereken çocuğu ilgiyle ‘boğmadan’ sevmektir.


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.