Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv ‘Kariyer’


Microsoft’tan Türk Öğrencilere Burs

Yazılım devi Microsoft, bilişim ve bilişimle kesişen bilimsel araştırmalarda seçilen projelerde doktora yapan öğrencilere yılda 33 bin Euro burs verecek.

Microsoft’tan yapılan yazılı açıklamada, Microsoft’un dünya çapında sadece Avrupa’ya ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu Orta Doğu-Afrika bölgesinden birkaç ülkeye sunduğu, 2008 yılı Microsoft Doktora Araştırma Bursu için başvuru koşullarının açıklandığı bildirildi.

8 Farklı Alanda Burs Verilecek
Bursun sadece bilişim ve bilişim ile diğer bilimlerin kesiştiği alanlarda yapılan araştırmaları kapsadığı, seçilen projelere, en fazla 3 yıla kadar yararlanılabilen ve her yıl en fazla 33 bin avroya kadar çıkabilen doktora bursu verileceği, araştırmacının, birlikte çalıştığı üniversitenin kriterlerini karşılamaya devam etmesi durumunda, bursun her yıl otomatik olarak üniversiteye ödeneceği, buna ek olarak her araştırmacıya seçilmiş programların yükleneceği bir dizüstü bilgisayar verileceği kaydedildi.

Microsoft’ta Staj Yapacaklar

Açıklamada, araştırmacıların, doktoralarını tamamlarken, İngiltere’nin Cambridge kentindeki Microsoft Araştırma Merkezi’nde (Microsoft Research Cambridge) yaz okuluna giderek, bir dizi akademik sunuma katılabilecekleri ve özel bir konferansta, çalışmalarını Microsoft araştırmacıları ve Cambridge akademisyenlerine sunma fırsatı bulabilecekleri ifade edildi.

Microsoft Araştırma Merkezi’nin seçtiği bazı araştırmacılara Microsoft laboratuvarlarında stajyerlik verilebileceği, seçilen araştırmacıların, bir Microsoft ekibine dahil olarak ayrı bir proje üzerinde çalışacakları ve burslarına ek olarak stajları için de ödeme alacakları bildirildi.

Not :: Açıklamada, burs için başvuruların 26 Eylül 2007 tarihine kadar sadece danışmanlar tarafından çevrimiçi (online) olarak, http://microsoft.redwhale.com bağlantısından yapılabildiği belirtildi.

Kaynak

Özgüveninizi Ölçün(Test)

Başarılı olmak özgüven gerektirir. Peki siz kendinize ne kadar güveniyorsunuz? 18 sorudan oluşan bu teste vereceğiniz yanıtlar size bu sorunun yanıtını verecek.

1) Soru :İş ya da üniversite için yaptığınız üç başvurunuz reddedilirse kendi yeteneğinizden şüphe eder misiniz?
a) Evet
b) Hayır

2) Soru :Büyük kalabalıklar kafanızı karıştırıyor yada sizi korkutuyor mu?
a) Evet
b) Hayır

3) Soru :Şu anda dolabınız eski püskü kıyafetlerle mi dolu?
a) Evet
b) Hayır

4) Soru :Kendinize sürekli aynada bakar mısınız?
a) Evet
b) Hayır

5) Soru :Yürürken ya da birini beklerken vücudunuzun duruşu dik mi?
a) Evet
b) Hayır

6) Soru :Çoğu zaman insanların sizin hakkınızda dedikodu yaptığını düşünür müsünüz?
a) Evet
b) Hayır

7) Soru :Güvenlik kuvvetlerinden biri size yaklaştığında kalbiniz daha hızlı atmaya başlar mı?
a) Evet
b) Hayır

8) Soru :Lokanta otobüs ya da caddedeki yabancılar arasında size birinin dikkatle baktığını ya da size kahkaha attığını hissediyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır

9) Soru :Tanımadığınız bir ülkeye bilet kazansanız yada size böyle bir bilet verilse, yalnız gitmekten kokar mısınız?
a) Evet
b) Hayır

10) Soru :Sevdiğiniz kişiye aşkınızı ilan edebileceğinizi düşünüyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır

11) Soru :Çoğu zaman kötü rüyalar görür müsünüz?
a) Evet
b) Hayır

12) Soru :Bir sorun gözüktüğünde çoğu zaman onu kendi kendinize çözer misiniz?
a) Evet
b) Hayır

13) Soru :Acil durumlar o "kara gün" için biriktirmiş olduğunuz paranız var mı?
a) Evet
b) Hayır

14) Soru :Ebeveynlerinizin sizi sevdiğini hissediyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır

15) Soru :Her gün yeni bir şey öğrenmeniz gerektiğine inanıyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır

16) Soru :Satın aldığınız ucuz bir şeyi geri vermektense zarara katlanarak kullanmayı mı tercih edersiniz?
a) Evet
b) Hayır

17) Soru :Çabalarınızın çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlandığını hissediyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır

18) Soru :İnsanlar çoğu zaman sizden öğüt istiyor mu?
a) Evet
b) Hayır

DEĞERLENDİRME

1) Soru :İş ya da üniversite için yaptığınız üç başvurunuz reddedilirse kendi yeteneğinizden şüphe eder misiniz?
Doğru Şık: b) Hayır

2) Soru :Büyük kalabalıklar kafanızı karıştırıyor yada sizi korkutuyor mu?
Doğru Şık: b) Hayır

3) Soru :Şu anda dolabınız eski püskü kıyafetlerle mi dolu?
Doğru Şık: b) Hayır

4) Soru :Kendinize sürekli aynada bakar mısınız?
Doğru Şık: b) Hayır

5) Soru :Yürürken ya da birini beklerken vücudunuzun duruşu dik mi?
Doğru Şık: a) Evet

6) Soru :Çoğu zaman insanların sizin hakkınızda dedikodu yaptığını düşünür müsünüz?
Doğru Şık: b) Hayır

7) Soru :Güvenlik kuvvetlerinden biri size yaklaştığında kalbiniz daha hızlı atmaya başlar mı?
Doğru Şık: b) Hayır
Sizin Cevabınız: a) Evet

8) Soru :Lokanta otobüs ya da caddedeki yabancılar arasında size birinin dikkatle baktığını ya da size kahkaha attığını hissediyor musunuz?
Doğru Şık: b) Hayır

9) Soru :Tanımadığınız bir ülkeye bilet kazansanız yada size böyle bir bilet verilse, yalnız gitmekten kokar mısınız?
Doğru Şık: b) Hayır

10) Soru :Sevdiğiniz kişiye aşkınızı ilan edebileceğinizi düşünüyor musunuz?
Doğru Şık: a) Evet

11) Soru :Çoğu zaman kötü rüyalar görür müsünüz?
Doğru Şık: b) Hayır

12) Soru :Bir sorun gözüktüğünde çoğu zaman onu kendi kendinize çözer misiniz?
Doğru Şık: a) Evet

13) Soru :Acil durumlar o "kara gün" için biriktirmiş olduğunuz paranız var mı?
Doğru Şık: a) Evet

14) Soru :Ebeveynlerinizin sizi sevdiğini hissediyor musunuz?
Doğru Şık: a) Evet

15) Soru :Her gün yeni bir şey öğrenmeniz gerektiğine inanıyor musunuz?
Doğru Şık: a) Evet

16) Soru :Satın aldığınız ucuz bir şeyi geri vermektense zarara katlanarak kullanmayı mı tercih edersiniz?
Doğru Şık: b) Hayır

17) Soru :Çabalarınızın çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlandığını hissediyor musunuz?
Doğru Şık: b) Hayır

18) Soru :İnsanlar çoğu zaman sizden öğüt istiyor mu?
Doğru Şık: a) Evet

Her doğru yanıt 2 puan.

PUANLAMA

35-44 Puan:
Bu aralıkta kendine güven konusunda sorun yok.İnsanlar önderlik ve ilham için size güveniyorlar.Muhtemelen,yine de, bazı kesim sizin kendini beğenmiş ve ezici olduğunu düşünüyor.Doğru söylemek gerekirse enaniyetiniz (egonuz) epey fazla.Siz de şahsi olarak sizi öldürmeyen şeyin sizi güçlendireceğini düşünüyorsunuz.Ancak ünlü mütefekkir Goethe´nin ifadeleriyle "İstenilen her şeyi yapmak için insan kendini olduğundan daha iyi görmelidir"

20-36 Puan:
Bu ortalama bir aralık ve özgüven konusunda güçlü ve zayıf yönleri olan bir insanı işaret ediyor.Bu test yoluyla korkularınızı saptayabilir,onların geçerliliğini değerlendirebilir ve isterseniz onları düzeltebilirsiniz.Hayır cevaplarınıza tekrar bakıp üzerinde düşünün lütfen.

6-18 Puan:
Korkak ve kendine güvenmeyen,etrafındakilerin önderlik ve rehberliğine ihtiyaç duyan birisiniz.Hayatı güzel yaşamak için biraz desteğe ihtiyacınız olduğu muhakkak.Bilmemek sizi bıktırmasın.Öğrenmenin sihirli kapıları her zaman ardına kadar açık.

0-4 Puan:
Bu oldukça nadir alınan bir puandır ancak bu aralığa düşerseniz, bu bilgili bir kişiden belki bir psikiatr,doktor yada bir din görevlisinden yardım almanız gerektiği anlamına gelir.Hayat sizin için korku ve endişe dolu olmalı.

alıntıdır…

Açık zihinli olmanın 5 yolu

Açık zihinli olmanın 5 yoluGenciz, kafamız dinç, zihnimiz taze. Yine de hayat kolay değil, hepimizin yaşadığı zorluklar, aklımızın takıldığı sorunlar var. Eh, zaman da belli bir hızla geçip gidiyor. Beynimizi her daim zinde tutmak için bulmaca çözmek dışında yöntemler de var. Zira beyin de kaslardan oluşuyor ve onu güçlendirmek mümkün. Bakınız burada beynimizi daha bir hakkıyla kullanmanın bazı yollarını derledik sizin için:

1- Kelimeler sizi ezip geçmesin
İster üniversitede profesör olsun ister manav, herkesin duyup da anlayamadığı birtakım kelimeler vardır. Olabildiğince çok kelimenin anlamını öğrenmek, düşünme gücümüzü de arttırır. Kelimeler sadece harflerden oluşan birer sembol yığını değildir; boylarından büyük kavramları tanımlarlar. Ne kadar çok kavrama aşina olursak anlayışımız da o kadar gelişir.

Anlamadığınız her kelimenin ne demek olduğuna bakıp öğrenmeyi alışkanlık haline getirin. Iyi bir sözlük de bu işe yarayabilir ama elimizin altında dünyanın en geniş kaynağı olan internet var. Bir de bolca kitap okumanın hakkını kimse yiyemez tabii.

2- Günlük hesapları kafanızdan yapın
Sayılarla örülü bir dünyada yaşıyoruz. Saat, fiyat etiketi, indirdiğiniz dosyanın yüklenme hızı… Etraf sayıdan geçilmiyor. Bizim de zaman zaman kimi hesaplar yapmamız gerekiyor. Aldığınız dergi için verdiğiniz paranın üstü, arkadaşınızla gittiğiniz kafede ödediğiniz hesabı bölüşmek, kız/erkek arkadaşınıza doğum gününde alacağınız hediyenin yetişmesi için haftada ne kadar para biriktirmeniz gerektiği… İşte bu tip hesapları önce kafanızdan yapın. Hesap makinesi diye bir şey olduğundan biz de haberdarız, problem zorsa makine kullanmaya da itirazımız yok ama pratik yaptıkça giderek daha iyi olursunuz.

3- Normalde ilginizi çekmeyen bir şey öğrenin
Eğer spor öncelikli ilgi alanınız ise, örneğin tarihle ilgili araştırma yapın. Magazine meraklıysanız politik olaylara göz atın. Fizik seviyorsanız müzik ile ilgili bir şeyler öğrenin. Normalde burun kıvıracağınız şeylere bile bir şans tanıyın; araştırınca altından enteresan şeyler çıkabilir. Kendini kalıplara sokan kişilerden olmayın. Tıpkı yeni kelimeler öğrenmek gibi yeni konulara da zihninizi açmak, düşünme ve algılama kapasitenizi geliştirir.

Açık zihinli olmanın 5 yolu4- Daha çok bilim-kurgu!
Kurgu olan her şeye saygımız var: öyküler, filmler, oyunlar, romanlar… Keyifli, iç burkucu, bilgilendirici… Bu çok güzel, ama zihnimizi açmanın en eğlenceli yollarından bir tanesi bilim-kurguya eğilmek. Beynimizi gıdıklayacak içeriklere sahip oluyor çoğu. Gerçeklikle gerçek dışının bir araya gelmesi insanın zihnini çalıştırıyor. Hem içlerinde sandığınızdan da çok bilgi var.

5- İnandıklarınızı sorgulamaya her an hazır olun
Dünya üzerinde her an mutsuzluk verici şeyler yaşanıyor. Bireysel sıkıntılar, toplulukları etkileyen acılar… Fikirlerimizin, kararlarımızın doğruluğunu gözden geçirmemiz gerekebiliyor. Oysa insanlar genellikle savundukları şeylerde haklı oldukları konusunda inatçı olmayı seçiyorlar. Öyle olabiliriz ama olmama ihtimalimizi de göz ardı edemeyiz. Pek çok konuda yanılıyor olabileceğimizi kabul etmek gerekebilir. Kanıtları kendinize çevirmektense fikrinizi kanıtlara göre değiştirmek daha mantıklı olabilir. Bu çok zor ama zihnimizi çok taze ve açık tutan bir alışkanlık.

kaynak

Dünyada Bir İz Bırakmak İçin 5 Ana Strateji

Dünyada bir iz bırakmak ister misiniz? Neden dünyada bir iz bırakmak isteyebileceğinize dair pek çok sebep sıralayabilirim; ama bu yazıyı okuyorsanız, zaten büyük ihtimalle bir sebebe ihtiyaç duymuyorsunuz demektir.

1. Temelinizi -kendi çekirdeğinizi- yaratın

Esasen kim olduğunuzu biliyor musunuz? Sizin pek çok “versiyon”unuz olduğu söyleniyor. Bunlar: a. Olmanız beklenen siz. b. Olmanız söylenen siz. c. Olduğunuzu düşündüğünüz siz. d. Olabileceğiniz siz. e. Gerçekte olduğunuz siz. Öyleyse, siz kimsiniz? Kısaca düşündüğünüzde, bu soruya nasıl yanıt verirsiniz? Emin değil misiniz? Belki de Mel Ash tarafından yazılmış “Kafatasınızın İçini Tıraş Etmek” adlı kitabı elinize almalısınız. Başlık kulağa biraz radikal geliyor, biliyorum. Ama aslında, gerçekte kim olduğunuzu bilmek ve olmak da biraz radikal görünebilir. Kitabı okuyun. Gerçekten kim olduğunuzu bulmanın bir yolu da bir Yaşam Amacı Antrenörü ile birlikte çalışmaktır.

2. Pozisyonunuzu ve size özel mesajınızı netleştirin

Tamam. Dünyada bir iz bırakmak istiyorsanız, o izin doğruluğundan emin olmalısınız. Ona değer katmalısınız. Nasıl tanınacaksınız? Mesajınız ne? Başkalarının yaşamlarına hangi değeri katmak istiyorsunuz ve bu değeri nasıl katacaksınız? Resim ya da müzik yeteneğinizi, yönetici ya da liderlik becerilerinizi, toplum önünde konuşma ya da yazma kabiliyetinizi mi kullanacaksınız? Hangi yetenek ve becerilere sahip olursanız olun, birileri için bir değer ifade etmesi gerekiyor. Ayrıca, mesajınızın kime odaklandığını netleştirmek de size yardımcı olabilir. Yalnızca erkekler ya da kadınlar mı olacak? Ya da belli bir yaş ya da meslek grubuna mı hitap edecek? Bunu niş alanınız ya da hedef kitleniz olarak düşünebilirsiniz. Sakın endişelenmeyin; birden fazla niş alanınız olmaması için hiçbir sebep yok.

3. Kendinizi maksimum görünürlük için paketleyin

İş kartınız, broşürünüz ya da Web siteniz var mı? Paketleme derken kastettiğim bu. Sokağa çıkmak ve tüm varlığınızla hedef kitlenin karşısında olmak kolay iş değil. Öyleyse, paketiniz, gerçekte kim olduğunuzu, çekici ve otantik bir tarzla ortaya koymalı. Ayrıca, size özel mesajı da açıkça iletmeli. Kendi Web sitenizi kurun. İşte bu kadar.

4. Kendinizi ve mesajınızı dünyaya iletin

En azından, hedef kitlenize iletin. Kim olduğunuzu biliyorsunuz. Mesajınızı biliyorsunuz. Çekici ve otantik bir biçimde paketlendiniz. Dışarıya çıkıp bir şeyler yapma zamanı geldi. Bunu nasıl yaparsınız? Bu noktada pek çok seçenek var: Kendi Web sitenizi kurabilirsiniz. Hedef kitlenizdeki gruplarla ağ oluşturabilirsiniz. Yazmayı seviyorsanız (aslında sevmiyorsanız dahi) İnternet’teki yayınlar ya da dergiler için kısa makaleler yazabilirsiniz. Kendi basılı bülteninizi yayımlayabilirsiniz. Yerel bir kitabevinin “açık mikrofon” gecesine katılabilirsiniz. Uzmanlık alanınız hakkında kısa konuşmalar yapmayı teklif edebilirsiniz. Kendi alanınızda yarım günlük seminerler düzenleyebilirsiniz. Günümüzün yüksek teknoloji ortamında kendinizi ve mesajınızı iletmek için pek çok yol bulunuyor. Yalnızca sevdiğiniz bir ya da iki yöntemi seçin ve keyfine varın.

5. Yaşamınızda dağınıklığa izin vermeyin

Kurtulmak istediğiniz bir dağınıklık var mı? Dağınıklık, çeşitli biçimlerde olabilir: Zehir saçan ya da kurumaya yüz tutmuş ilişkiler. Artık eğlenceli olmayan işler. Yaşam alanınızdaki gerçek fiziksel dağınıklık. Sürekli ortaya çıkan, halledilememiş durumlar. Temel olarak, enerjinizi tüketen her şey, minimum düzeye indirilmesi ya da tamamen yok edilmesi gereken yasal bir hedeftir. Thomas Leonard, bu dağınıklığa “hoşgörüler” der. Bunlar, yaşamda hoşgörüyle karşılamayı öğrendiğiniz şeylerdir. Dağınıklık ve hoşgörüler ile ilgili sorun, dünyada bir iz bırakmak gibi, yaşamınızın daha önemli alanlarındaki enerjiyi yok etmesidir. Bunların ortadan kalkması gerekir.

İşte oldu. Dünyada iz bırakmaya hazırsanız, bu 5 ana stratejiyi yaşamınıza dahil etmek iyi bir başlangıç olabilir. Umarım, yakın gelecekte hakkınızda bir şeyler okuyor olurum!

Yazar: Michael D. Pollock

LİDERLİK SANATTIR…

Liderlik üzerine yeni bir kitap; "Destekleyici Liderlik Sanatı"… Yazan Donald Walters… Ganj Yayınları”ndan çıkan kitaptaki ilkelerden bazılarını sunalım…

-Gerçek liderlik tek bir çeşittir: İnsanlara yol gösterir; onları mecbur etmez. Onları dahil eder; zorlamaz…
-Bir liderin kendini önemsemesi kendini baltalayan bir şeydir.
-Liderliği göz kamaştırıcılık olarak değil, sorumluluk olarak görün.
-Başarı kadar başarısızlığın da sorumluluğunu kabul etmeye hazır olun.
-Gerçek lider kişisel isteklerini en başa değil en sona koyar.
-En iyi liderlik köklerini merhametten, iyiilikten, başkalarının iyiliği için hissedilen derin endişeden almaktadır.
-Liderlik hizmet almak değil hizmet vermektir.
-İnsanları sizin olmalarını istediğiniz şekilleri ile değil, oldukları halleriyle kabul ederek çalışın.
-Sadakat kazanmak için önce kendiniz sadık biri olun.
-Kendinize bağlı insanları susturmakla bir şey kazanamazsınız.
-Girişim ruhunu öldüreceği için çok fazla kural koymayın.
-İnsanlardan onların size vermeye gönüllü oldukları kadar otoriteyi kabul edin.
-Kendinizin yapmaya hevesli olmadığı hiçbir işte başkalarını görevlendirmeyin.
-Eğer size karşı olumsuz duygular uyanırsa karşı saldırıya geçmeyin, duygular sakinleşene kadar bekleyin…

Kariyerinizi Olumsuz Etkileyebilecek 10 Hata

İşe uygun bir imaj sergilemeniz de bu konuda çok önemli. Örneğin; sakız çiğneyen, iki lafından biri “tamam ya” olan biri sizce ne kadar etkili olabilir? Teknik açıdan başarılı pek çok çalışan, sosyal açıdan zayıf olarak görülüyor.

Etkileyiciliğinizdeki ufak pürüzler iş yaşantınızda size pahalıya mal olabilir. “Anadolu Hayat” internet sitesinde, çalışanları bu konuda uyararak, kariyerinizi olumsuz etkileyebilecek 10 hata hakkında bilgi ve öneriler veriyor.

HEYECAN BELİRTİLERİ
Saçınızla ya da üzerinizdeki takılarla oynamak, ayaklarınızı otururken sallamak, ayaktayken yere vurmak gibi hareketler size heyecanını kontrol edemeyen bir kişi görünümü verir.
Öneri: Otururken ayaklarınızın tabanını yere bitişik koyun ve ellerinizi kucağınızda ve rahat bir konumda tutun. Saçınız gözlerinize düşerse, zarif bir hareketle kulağınızın arkasına atın ve saçınızla kesinlikle oynamayın.

KABA HAREKETLER
Sık sık argo kullanmak, uygunsuz fıkralar anlatmak, iş arkadaşlarınıza komik olduğunuzu düşündürebilir; ama size itici bir izlenim de verebilir. Patronunuz ise firmayı temsil edecek ciddiyete ve olgunluğa sahip olmadığınızı düşünecektir.
Öneri: Küfürlere ve fıkralara son verin, sağlık problemlerinizden de sadece doktorun ofisinde söz edin. Sevgiliniz ise iş ortamı için uygun bir konu değildir.

GECİKMELER İşe ve toplantılara sürekli geç kalmak saygısızlık olarak görülür ve patronunuzun, iş arkadaşlarınızın öfkelerini üzerinize çeker. Bu davranışınız “Kendimden başka hiç kimseyi ve hiç bir şeyi umusamıyorum” havasını yaratır.
Öneri: Bir yere zamanında ulaşmanız için gerekli olan zamanı hesaplarken gerçekçi olun. Kendinize 20 dakikalık bir avans verin. Beklerken sıkılıyorsanız, yanınızda yapacak işler bulundurun. Bazı durumlarda, beklemek bekletmekten daha iyidir.

GEREKSİZ YERE SAVUNMAYA GEÇMEK
Eleştiriler karşısında mazeretler uydurmak ya da ters cevaplar vermek; sinirli ve ters bir insan olduğunuz izlenimini yaratır. Bu tür bir davranış, patronunuzla aranızda bir uçurum yaratabilir; çünkü kavgacı bir tavır sergilediğinizde, patronunuz sizinle konuşmaktan rahatsızlık duyabilir. Ayrıca haklı eleştirilere ters tepkiler veren bir kişinin, kendisiyle barışık bir insan olmadığı düşünülür.
Öneri: Yaptıklarınızın sorumluluğunu yüklenmeyi bilin. Sözlerinizle kimseye saldırmayın. Surat asmak yerine gülümseyin. Gülümseme her kapıyı açar.

İŞLERİ AĞIRDAN ALMAK İşlerinizi bitirebilecek olmanıza rağmen ağırdan almanız, yeteneksiz biri olduğunuz izlenimini yaratır. Bunun nedeni mükemmeliyetçi olmanız olabilir; ancak ‘işleri neden sürekli ertelediğiniz’ sorusu, diğerlerinin kafasında, tembel olduğunuz ya da bitirebilecek güce sahip olmadığınız cevabını getirebilecektir. Psikologlara göre; işi ağırdan alanlar, risk almaktan korkuyor ve büyük ihtimalle bu yüzden hatalar yapıyorlar; bu kişilerdeki başarısızlık korkusu, işe bir an önce başlamalarını engelliyor, bu nedenle de hiçbir iş vaktinde sonuçlanmıyor ve işler birikiyor.
Öneri: Büyük görevleri ufak ve hata payı daha düşük parçalara bölün ve her gün bir parçayı belirli bir zamanda bitirin. Mükemmele ulaşmanın kolay olmadığını hatırlayarak biraz rahat edin. Unutmayın, bir işi hızlı yapmak kadar doğru yapmak da önemli.

UNUTKANLIK İsimleri, telefon numaralarını ve iş teslim tarihlerini unutmanız; bunları fazla önemsemediğinizi ya da aşırı derecede unutkan bir kişi olduğunuzu düşündürecektir. Unutkanlığınız, patronunuz üzerinde düzensiz, ilgisiz ve yeteneksiz bir kişi olduğunuz izlenimini bırakır. Bu durum da yükselmenize engel olacaktır.
Öneri: Tanışma anlarında, insanlar kendilerini tanıtırken onları dikkatle dinleyin ve yüzlerini inceleyip isimlerini tekrar edin. Eğer uygunsa kartvizitlerini isteyin. Randevuları ve tarihleri aklınızda tutmak için günlük bir “yapılacaklar listesi” çıkartın ve yanınızda taşıyın. Diğer işlere geçmeden önce, bitirdiğiniz her işin üstünü çizin.

YEMEK YERKEN TELEFONDA KONUŞMAK İşinizin yoğunluğundan dolayı yemek yiyemediyseniz ve çalışırken bir şeyler atıştırmak zorunda kaldıysanız bile asla telefon konuşmalarınız sırasında atıştırmayın ya da ağzınızda bir şey varken telefonu almayın. Bu durum size çok laubali bir görünüm verecektir.
Öneri: Masanızda yemek yemek zorunda kalırsanız, asistanınıza 20 dakika için telefon alamayacağınızı söyleyebilir ya da gelen telefonları telesekretere kaydebilirsiniz. Yemek yedikten sonra diş temizliğini de sakın unutmayın.

ÖNCELİKLERİ BELİRLEYEMEME
Bitirilmesi gereken bir işe asılmak yerine dikkatinizi başka şeylere vererek işleri yarım bırakmanız, öncelikleri göremediğiniz anlamına gelir. Yaptığınız işlerin hem sayısı hem kalitesi düşecektir. İş hayatında yükselmeyi önemsiyorsanız; yerine getirmeniz gereken görevler için zamanında, yeterli çaba ve emeği göstermeye dikkat edin.
Öneri: Günün 2 - 3 saatini en öncelikli işlere, örneğin başka bir işe başlamadan önce bitirmeniz gereken projelere ayırın. Dikkatinizin dağılmasına izin vermeyin ve konsantre olun. Konsantrasyon, yapacağınız işlerde hata yapma riskinizi en aza düşürür.

YAZIM HATALARI
İş hayatında yazım hataları, önemsiz gibi görünse de aksine önemlidir. Notlarda, iş mektuplarında ve özgeçmişlerde yaptığınız yazım hataları; özensiz ve dikkatsiz bir kişi olarak görünmenize neden olur, detaylara verdiğiniz önem konusunda da kuşku uyandırır.
Öneri: Dökümanları yazdırmadan önce yazım hatalarını mutlaka kontrol edin, yazdıklarınızın üzerinden dikkatle geçin ve bir arkadaşınıza da kontrol ettirin.

OLGUN OLMAYAN TAVIRLAR
Sempati kazanmak için takındığınız ‘genç’ tavırlar arada sırada hoşa gidebilir; ancak antipati kazanmanıza da neden olabilir. Yaşınızdan genç davranmak güvenilirliğinizi yok edebilir.
Öneri: Psikologların uyarısına göre; eğer bir yetişkin gibi davranmazsanız, size bir yetişkinmişsiniz gibi davranılmaz.

BAŞARI, HIRS, KAVAK VE KABAK

 

Başarı, hemen her insanın ulaşmak istediği bir yüce hedeftir.
Ancak çok çeşitli başarı tanımlaması da mevcuttur.
Başarı kimine göre para, kimine göre şan, şöhret, kimine göre sandalye, koltuk sevdası, kimine göre de hükmetme tutkusu ile birlikte anılır. 
Başarıya ulaşabilmek için insanlar çok çeşitli yöntemler kullanabildikleri gibi; başarı yolunda ne kadar risk alabilecekleri de kişiliklerine göre değişkenlik arz eder…
Başarıya uzanan yolda sahip olduğu ve genlerinde taşıması gereken her türlü ulusal, manevi ve ahlaki değeri de yok sayarak; her şeyden feragat edebilenler bile var.    
Ama başarıya ulaşırken en etkili olan, ancak en çok hata yapmaya da neden olan, hırstır. Hırs, eğer normal dozda ise çok yararlı olabilir de Hırsın dozunu ayarlayabilmek sanırım pek de kolay değil.
Yaşadıklarımıza bir de bu açıdan bakmak gerek herhalde.
Bugün sizlerle paylaşmak istediğim, yazarı ve kaynağı bilinmeyen bir Kabak-Kavak hikâyem var;

***
Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi göğermiş.
Bahar ilerledikçe kabak filizi, kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış.
Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş, neredeyse kavak ağacıyla ayni boya gelmiş.
Bir gün böbürlenerek sormuş kavağa:
"Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?"
"15 yılda" demiş kavak.
"15 yılda mı?" diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
"Bak, ben neredeyse 2 ayda seninle ayni boya geldim!"
"Doğru" demiş kavak "çok doğru".
Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak önce üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da  aşağıya doğru inmeye başlamış.
Kabak, endişeyle kavağa sormuş:
"Neler oluyor bana ağaç?"
"Ölüyorsun" demiş kavak,
"Ama Niçin?"
"Benim 15 yılda geldiğim yere sen iki ayda gelmeye çalıştığın için."

kaynak


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.