Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

“Ölüm Anı” Araştırması!


Bilimadamları şimdi de ölümden dönen kişilerle görüşerek bilimsel incelemelerde bulunup insanların son anlarını araştırdılar.Araştırma konuları arasında şunlar var; asılma,basınç kaybı,kafa kopması,boğulma,yüksekten düşme,elektriğe kapılma,kalp krizi,kan kaybı,zehirli iğne,yanma bilimadamları birçok ölüm şeklinin esas nedeninin ise beyne oksijen gitmemesi olduğunu ortaya çıkarmışlar.Resimler burada.

Cep telefonu kullanıcıları DİKKAT!


Nokia, belirli cep telefonlarındaki zararlı bataryalara karşı kullanıcılarını uyardı.

Nokia, Aralık 2005 - Kasım 2006 tarihleri arasında, merkezi Japonya’da bulunan Matsushita Battery Industrial Co. Ltd. tarafından üretilen Nokia markalı BL-5C cep telefonu bataryalarında, nadiren aşırı ısınma durumunun söz konusu olabileceğini açıkladı.

Bu durumun sadece belirtilen süre içinde ve sadece Matsushita tarafından üretilmiş BL-5C model bataryalar için söz konusu olabileceği vurgulandı.

Finlandiyalı mobil iletişim devi Nokia, kullanıcılarını bilgilendirmeye yönelik bir batarya duyurusu yaptı. Duyuru sadece, Aralık 2005 - Kasım 2006 tarihleri arasında, Japonya’daki Matsushita Battery Industrial Co., Ltd. firması tarafından üretilen Nokia markalı BL-5C bataryaları kapsıyor.

Nokia, duyurusunda, belirtilen tarihlerde üretilmiş Nokia markalı BL-5C model bataryaların, nadiren de olsa, şarj edilirken kısa devre nedeniyle aşırı ısınmaya yol açabileceğini ve bataryanın yerinden oynayabileceğini açıklıyor. Nokia, bu konu hakkında Matsushita firmasıyla ve ilgili diğer yetkililerle birlikte çalışıyor.

Nokia BL-5C bataryaların üretimi konusunda birden fazla tedarikçiden hizmet alıyor ve bu tedarikçiler bugüne dek toplam 300 milyonu aşkın BL-5C batarya üretmiş bulunuyor. Yapılan açıklama ise, sadece Matsushita firması tarafından Aralık 2005 - Kasım 2006 döneminde üretilmiş 46 milyon adet BL-5C model bataryayı kapsıyor. Dünya genelinde bu bataryalar için şu ana kadar yaklaşık 100 adet aşırı ısınma şikayeti bildirilirken, hiçbir ciddi yaralanma ya da maddi hasar söz konusu olmadı.

Nokia, duyuru kapsamındaki BL-5C bataryalarını kullanan kişilere yönelik açıklamasında, sözü edilen yaklaşık 100 aşırı ısınma vakasının hepsinin şarj işlemi sırasında gerçekleştiğini belirtiyor. Nokia’nın elindeki bilgilere göre bu durum, mobil cihazın şarj dışındaki diğer kullanım süreçlerini etkilemiyor.

Matsushita tarafından belirtilen süre içinde üretilmiş BL-5C bataryalarda söz konusu ısınmanın nadiren görülmesine karşın, cep telefonlarında bu model bataryalar bulunan tüm Nokia kullanıcıları, Nokia yetkililerine başvurarak bataryalarını değiştirebiliyor.

Nokia, BL-5C bataryaların tüm Nokia ürünlerinde kullanılmadığını ve söz konusu durumun sadece bazı Nokia BL-5C bataryalarda görülebildiğini vurguluyor.

Belirtilen dönemde Matsushita tarafından üretilmiş BL-5C bataryaları nasıl tanırsınız?
Bir bataryanın, Nokia tarafından yapılan açıklama kapsamındaki bataryalardan olup olmadığını anlamak için öncelikle bataryayı cihazdan çıkarmak gerekiyor. Bataryanın ön yüzünde "Nokia" ve "BL-5C" yazısı bulunuyor. Arka yüzünde ise, üst tarafta Nokia logosu, alt tarafta da 26 karakterden oluşan batarya numarası yer alıyor. Bataryaların Aralık 2005 - Kasım 2006 döneminde Matsushita tarafından üretilmiş bataryalardan olup olmadığını anlamak için bu numarayı kullanmak gerekiyor. Bu numaranın bilgilendirme kapsamıyla karşılaştırılması sonucunda, tüketiciye ücretsiz olarak batarya değişimi sağlanıyor.

Türkiye’deki Nokia kullanıcıları, bu konuda yardım almak için www.nokia.com/batteryreplacement web sitesine ya da Nokia Türkiye Çağrı Merkezi’nin (0 212) 337 17 17 numaralı telefonuna başvurabiliyor.

BL-5C, Nokia ürünlerinde kullanılan 14 farklı batarya modelinden biridir. Nokia, pek çok ürün bileşeninde olduğu gibi, bataryalarda da birden fazla tedarikçi ile çalışmaktadır. Matsushita da Nokia’nın BL-5C batarya tedarik ettiği firmalardan biridir.

BL-5C bataryaların kullanıldığı Nokia ürünlerinin listesine www.nokia.com/batteryreplacement adresinden ulaşılabilir.

Kaynak

Türk bilim adamından büyük buluş

Borik asit parçacıklarının motor yağını kayganlaştırdığını ortaya çıkaran Dr. Ali Erdemir sayesinde her gün milyonlarca varil yakıt tasarrufu sağlanabilir. Devamı D4′te.

ABD Enerji Bakanlığına bağlı Argonne Laboratuvarlarında çalışan Türk bilim adamı Dr. Ali Erdemir, borik asit parçacıklarını motor yağıyla karıştırarak, yağın daha kaygan hale gelmesini sağladı. Argonne Laboratuvarlarının internet sitesinde verilen habere göre, Erdemir, yağa borik asit parçacıklarını katarak, motor parçaları arasındaki sürtünmeyi azalttı ve böylece enerji tüketiminde tasarrufun yolunu açtı.

Argon’un enerji sistemleri biriminin üst düzey bilim adamları arasında yer alan Ali Erdemir’in 20 yıllık çalışma sonucunda elde ettiği bulgulara göre, dibe çökmeme özelliği bulunan borik asit, sürtünen yüzeylerin en ince kısımlarına kadar nüfuz ediyor ve koruyucu, kaygan bir tabaka oluşturuyor. Bu tabaka, sürtünen yüzeyler arasındaki sürtünme katsayısını üçte iki oranında azaltıyor ve bu da yüzeyde daha az enerji harcanmasını mümkün kılıyor.

Yeniliğin, aynı zamanda motor ve makinelerin ömrünü uzatma ihtimali üzerinde duruluyor. Erdemir, internet sitesinde yer alan açıklamasında, buluşun, yakıt tüketiminde yüzde 4 veya 5 oranında tasarruf sağlayabileceğini, bunun sadece yüzde birinin günlük petrol tüketimini milyonlarca varil aşağıya çekebileceğini ve böylece ekonomiye büyük katkı sağlanabileceğini söyledi.

ana kaynak

kaynak

 

Hayalet uçağı geliştirecekler

Japonya’nın yabancı teknolojiye bağımlılığını azaltmak amacıyla hayalet uçaklarının gelecek kuşağını geliştirmeyi planladığı bildirildi.

Tokyo Şimbun gazetesinin haberine göre, Japonya Savunma Bakanlığı, yerli motor, gelişmiş kontrol sistemi ve radar takılı kendi hayalet uçağı prototipini 5 yıl içinde denemeyi planlıyor.

Uçağın bir modelinin Fransa’da ilk ön denemelerinin yapıldığını yazan gazete, Savunma Bakanlığının milyon dolarlık hayalet uçağı geliştirme kararının, mühendislerin uçuş denemelerine yönelik çalışmaları başlatması ve yaklaşık 10 yıl içinde üretime girilmesi anlamına geldiğini belirtti.

Japonya’nın kendi ürettiği hayalet uçaklara sahip olarak, kilit öneme sahip askeri teknoloji için başka hükümetlere bağımlı kalmamayı umduğu ifade edilen haberde, yerli uçak üretiminin, Japonya’nın Çin ve Rusya gibi bölgesel rakiplerine karşı ayakta durabilmek için radar sistemlerini güçlendirmesine yardımcı olabileceği de kaydedildi.

kaynak

Zihin Gücüyle Çalışan Televizyon

Kumandalarınızı atmaya hazır olun, çünkü Japon araştırmacılar zihin gücüyle kontrol edilen elektronik aletleri yapma yolundaki ilk adımları attılar bile.

Geliştirilmekte olan "beyin-makine arayüzleri", beyindeki kan akışında görülen değişiklikleri analiz ederek, beyin hareketlerini elektrik sinyallerine dönüştürüyorlar. Belirli bir işlemin yapılması düşünüldüğünde, beynin ilgili bölgelerinde hareketlilik görülüyor.

Arayüzün en önemli parçası olan başlık, düşük güçte bir kızılötesi ışık yardımıyla beynin hangi bölgesinde etkinlik görüldüğünü saptayacak bir tarama gerçekleştiriyor. Özellikle fiziksel engelli hastalara yönelik tıbbi uygulamalarda kullanılması düşünülen bu teknikle çalışan bir televizyon kumandasının yapımı da, Japon araştırmacıların ilk hedefleri arasında.

Kaynak

Bilimin çözemediği 10 sır

Yüzyıllardır tartışılan 10 olgu var. Bunlara bilim yanıt bulamadı. İşte o sırlar;

Amerikan LiveScience dergisi, bilim dünyasının açıklayamadığı 10 olguyu sıraladı.

1)BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI:
Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.

2)HAYALETLER: Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çok insan var. Ancak bilim henüz yanıtı bulamadı.

3)DEJA VU: Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor.

4)TAOS UĞULTUSU: ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın… Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı.

5)DUYU ÖTESİ ALGI: Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor.

6)ÖNSEZİ: Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.

7)ÖLÜMDEN SONRA HAYAT:
Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse ‘öbür taraf’tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını… Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.

8)UFO’LAR:
UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’… Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor.

9)ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR :
İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872′de Portekiz yakınlarında bulunan ‘hayalet gemi’ Marie Celeste’in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları.

10)BÜYÜK AYAK : Bu gizem de Amerika’dan… Yeni Kıta’da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, ‘Büyük Ayak’ adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak’ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki, Büyük Ayak da, İskoçya’nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.

(Tempo)

alıntıdır…

 

Örümcek Ağı’nın Sırrı

Asırlardır örümceklerin yaptığı ağın kimyasındaki esrarı çözmeye çalışan bilim adamları, ilginç bulgulara ulaştı. Ama örümcek ağı sırrını korumaya devam ediyor.

Çapı 1 milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ağının aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu ve kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği belirlendi.

Bilim adamlarının endüstri ve teknolojide hayal bile edilemeyen gelişmelere imza atmak için mercek altına aldıkları örümcek ağının esrarı çözülemiyor. İpin sırrı çözülürse, bunun kurşun geçirmez yeleklerden iz bırakmayan ameliyat ipliklerine, çok hafif kablolardan motosiklet kasklarına kadar pek çok alanda kullanılması planlanıyor.

Çapı bir milimetrenin binde birinden daha küçük olan örümcek ipliğinin aynı kalınlıktaki çelik telden 5 kat daha sağlam olduğu bilirlenirken, ağın kendi uzunluğunun 4 katı esneyebildiği kaydedildi. Ayrıca son derece hafif olan örümcek ağlarının 320 gramı ile dünyanın çevresinin sarılabileceği kaydedildi.

Kaynak

Naylon Yerine Kağıt Poşet Kullanın

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) Konya İl Temsilcisi Namık Ceyhan, içinde barındırdığı kimyasal maddeler nedeniyle ancak 500 ile bin yıl arasında toprakta yok olabilen naylon poşetlerin, tek kullanımdan sonra çöpe atılmasıyla çevreye büyük zarar verdiğini, bu nedenle market ve alışveriş merkezlerinde kullanımının durdurulması gerektiğini savundu.

Ceyhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gelişen teknolojiyle insanların ihtiyaçları için üretilen birçok yeni ürünün, çevre sorunlarının her geçen gün artmasına, çözümlenemez hale gelmesine neden olduğunu belirtti.

Son yıllarda, gün geçtikçe sayıları artan alışveriş merkezlerinde kullanılan poşetlerin, çevre için ciddi tehditler oluşturmaya başladığını ifade eden Ceyhan, "İçinde barındırdığı kimyasal maddeler nedeniyle ancak 500 ile bin yıl arasında toprakta yok olabilen naylon poşetler, tek kullanımdan sonra çöpe atılmasıyla çevreye büyük zarar veriyor" dedi.

Ceyhan, alış veriş sonrası müşterilere ücretsiz olarak verilen poşetlerin tek kullanımdan sonra çöpe atıldığını, geri dönüşümünün de olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Çöp sahalarında toprağa gömülen bu poşetler, maalesef içinde barındırdığı kimyasal maddeler nedeniyle çok zor yok oluyor. Kimyasal maddeler içeren poşetler, zadece toprağa değil, içine koyduğumuz sebze ve meyveler aracılığıyla insan sağlığına da zararlı olabiliyor. Kaldı ki piyasadaki birçok poşet ikinci üçüncü kalitede ürün olduğu için sağlık için çevre için tahmin edildiğinden çok daha fazla zararlı."

NAYLON POŞET YERİNE KAĞIT TORBA VE FİLE ÖNERİSİ

Çevreye ve insan sağlığına zararları nedeniyle naylon poşetlerin marketlerde kullanımının kaldırılması gerektiğini söyleyen Ceyhan, bunun yerine Avrupa ülkelerinde kullanılan kağıt torba veya file sistemine geçilmesini önerdi.

Ülke genelindeki tüm marketlerin bu uygulamaya gönüllü olarak bir an önce geçmesi gerektiğini savunan Ceyhan, ilerleyen dönemlerde AB’ye uyum için bu uygulamaya geçişin zorunlu hale getirileceğini bildirdi.

kaynak:milliyet

Yazıcılar Sigara Kadar Tehlikeli

Avustralyalı bilim adamları, bilgisayar yazıcılarının havaya toner partikülleri saçtığını ve bu partiküllerin hava ile birlikte ciğerlere çekildiğinde sigaranın içindeki maddeler kadar zarar verdiğini bildirdi.

62 yazıcıyı inceleyen uzmanlar, bunlardan yüzde 30′unun yüksek miktarda zararlı toz yaydığını keşfetti. Ciğerler için son derece tehlikeli olan bu tozlar, özellikle ofis ortamında çalışanlar için büyük sağlık tehdidi. Queensland Teknoloji Üniversite’sinden Lidia Morawska, yazıcıların sigara kadar sağlığa zararlı olduğuna dikkat çekerken bu cihazların tehlikesinin markadan markaya değiştiği belirtildi. Ayrıca Morawska, ev ve ofis gibi kapalı ortamlarda daha fazla hava kirliliğine yol açan kaynaklar keşfettiklerini söyleyerek birçok teknolojik aletin zararlı olduğuna işaret etti.

kaynak:hürriyet

Dünyayı bekleyen 10 tehlike


İngiliz The Guardian Gazetesi yazarı Kate Ravilious, dünyaca ünlü 10 bilim adamına dünyanın ve insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük tehlikeleri ve gerçekleşme ihtimallerini sordu.

On büyük tehlikenin önümüzdeki 70 yıl içerisinde gerçekleşme ihtimalleri, gerçekleştikleri takdirde insanlık üzerinde yaratacakları etkiler ve insanoğlunun bu tehlikelere karşı neler yapabilecekleri, tehlike puanları verilerek değerlendirildi.

KÜRESEL ISINMA

East Anglia Üniversitesi’nden Nick Brooks’un sunduğu tehlikeye göre 21. yüzyılın sonunda ortalama küresel sıcaklık 2 derece artacak ve son 1.5 milyon yılın en yüksek sıcaklıkları hissedilecek. Brooks, küresel ısınmanın insanlığın sonunu getireceğini sanmadığını, fakat bu potansiyele kesinlikle sahip olduğunu belirtti.

70 yıl içinde olma ihtimali: Yüksek

İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 6

TELOMER AŞINMASI

Viyana Üniversitesi’nden Dr. Reinhard Stindl, her hayvan kromozomunun sonunda telomer isimli koruyucu kapakların bulunduğunu ve bunların evrim sürecinde hücrelerin çoğalması ile küçülerek koruyuculuklarını yitirdiklerini belirtti. Telomer aşınması denen bu olayla Alzheimer gibi yaşlanmaya dayalı hastalıkların artması ve erken yaşta görülmesi ihtimali doğuyor.

70 yıl içinde olma ihtimali: Düşük

İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 8

NÜKLEER SAVAŞ

Liberal Demokrat Savunma sözcüsü Air Marshal Lord Garden, nükleer savaşın teoride insanoğlunu yok etme ihtimalinin çok az olduğunu belirtti.

70 yıl içinde olma ihtimali: Düşük

İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 8

BÜYÜK VİRÜS SALGINI

Virolog Prof. Dr. Maria Zambon, 1918′de 20 milyon kişinin ölümüne sebep olan grip salgınını hatırlatarak küresel ölçekte bir virüs salgınının insan ırkını yok edemeyeceğini belirtti. Prof. Zambon, böyle bir salgının uzun yıllar uygarlıkta ciddi bir gerileme yapabileceğini belirtti.

70 yıl içinde olma ihtimali: Çok Yüksek

İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 3

KÜRESEL TERÖRİZM

St. Andrews Üniversitesi’nden Prof. Paul Wilkinson, kimyasal ve biyolojik silahla yapılacak kitlesel katliamların özgür harekete değer veren günümüz açık toplumlarında engellenmesinin garantisinin olmadığını ve böylesine büyük saldırıların gerçekleşme ihtimalinin çok büyük olduğunu söyledi.

70 yıl içinde olma ihtimali: Çok Yüksek

İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 2

METEOR ÇARPMASI

NASA’nın Dünyaya Yakın Cisimler Programı Bürosu Müdürü Donald Yeomans, ciddi büyüklükte bir meteor çarpışmasının ortalama milyon yılda bir gerçekleştiğini söyledi. Böyle bir çarpışma sonucu atmosfer devasa büyüklükte toz tabakasıyla kaplanacak ve haftalarca güneş ışığını engelleyecek.

70 yıl içinde olma ihtimali: Orta

İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 5

ROBOTLARIN İSTİLASI

Carnegie Mellon Üniversitesi Robotik Enstitüsü’nden Prof. Hans Moravec, 2050 yılına kadar insanın zihin gücüne sahip akıllı robotların varolabileceğine inandığını ve bunların yönetimi ele geçirebileceklerini belirtti.

70 yıl içinde olma ihtimali: Yüksek

İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 8

KOZMİK IŞIN YAĞMURU

İsrail İbrani Üniversitesi’nden Nir Shaviv, dünyanın patlayan bir yıldızdan kaynaklanan kozmik ışın yağmuruna tutulduğu takdirde Buzul Çağı’na girebileceğini söyledi.

70 yıl içinde olma ihtimali: Düşük

İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 4

SÜPER VOLKANLAR

College London Üniversitesi’nden Prof. Bill McGuire, her 50 bin yılda bir süper volkanların patladığını, böyle bir durumda atmosferin sülfürik asitle kaplanarak gün ışığının yitirilebileceğini söyledi.

70 yıl içinde olma ihtimali: Çok Yüksek

İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 7

KARA DELİK YUTAR MI

Harvard Üniversitesi’nden Richard Wilson, kara delikler hakkında sahip oldukları bilgiler dahilinde Dünya’nın bir kara delik tarafından yutulmayacağını söyledi.

70 yıl içinde olma ihtimali: Çok çok düşük

İnsanlık üzerindeki tehlike puanı: 10

 

 

Sayfalar : [1] 2 3

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.