Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Eylül, 2007


Windows Live Translator Beta

Windows Live Translator Beta zaman zaman hatalar veriyor olsa da şu an kullanılabilir durumda,11 dilde hizmet veren Windows Live Translator Beta babelfish ile aynı servisi kullanıyor, yanlız sitede maalesef Türkçe’ye rastlayamıyoruz en kısa sürede Türkçe’nin de eklenmesi dileklerimizle.

xvolvox blog

400 milyon defa indirildi (firefox yolculuğu)

Firefox 9 eylül 2004den bu yana 400 milyon efa indirildi Firefox’un yükselişine bir göz tacak olursak; ilk 99 gün içinde 25 milyona ilk 6 ay içersinde 50 milyona 2005 yılında 100 milyona 2006 yılında 200 milyona 2007 yılında ise 400 milyona erişti. her yıl katlanarak artan grafik gözden kaçmıyor.

xvolvox blog

Çatlak Kova

Hindistan’da bir parya, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalarından biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan sahibin evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş.
Bu yıllar boyunca her gün böyle devam etmiş.
Parya her seferinde sahibinin evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormus.
Sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında Parya’ya seslenmiş:
”Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum…”
”Neden?” diye sormuş Parya. “Niye utanç duyuyorsun?”
Kova cevap vermiş:
”Çünkü yıllardır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.” Parya şöyle demiş:
”Sahibin evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri farketmeni istiyorum.”
Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ışıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine Parya’dan özür dilemiş.
Parya kovaya sormuş:
”Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını farkettin mi? Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla sahibin sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.”

Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır. Hepimiz aslında çatlak kovalarız. Allah’ın büyük planında hiçbir şey ziyan edilmez. Kusurlarınızdan korkmayın. Onları sahiplenin… Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduğunuzu bilirseniz eğer, siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz.

alıntıdır.

Çocuklar için yardımlarınız bekleniyor

 

 

KİMSESİZ COCUKLARIMIZ İCİN
DÜZENLEDİGİMİZ BU ÖZEL GECEDE,
SİZLERİ DE ARAMIZDA GÖRMEK İSTERİZ…
22 EYLÜL 2007
SAAT: 20.00’ DE KOKTEYL,
SAAT: 20.30’DA ‘AHH COCUKLAR AHH!!‘ ADLI
TİYATRO OYUNUMUZ BAŞLAYACAKTIR.
BİLETLERİMİZ 15 YTL.OLUP GRUP
İNDİRİMİ YAPILABİLMEKTEDİR.
YARDIM İÇİN TOPLANACAK OLAN PARANIN
TAMAMI KÜÇÜKYALI ÇOCUK ESİRGEME KURUMUNA
BAĞIŞLANACAKTIR.
GELECEK KİŞİLERİN LÜTFEN
0506 598 22 89
NO.LU TELEFONA YA DA
kceytog22@gmail.com
umutkaraca00@hotmail.com
ADRESİNE BİLGİ VERMELERİ GEREKMEKTEDİR.
İLGİNİZ İÇİN ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİZ.

Mutluluk

Ünlü bir sofu öyküsüdür bu. Bir kral sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar. “Dile benden ne dilersen” der.
Dilenci güler ve “Sanki dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz.” diye yanıtlar.
Kral alınır ve söyleşi koyulaşır.
- Pek tabii her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle hele, ne istiyorsun?
- Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım.
Dilenci sıradan bir dilenci değildir. Kralın ilk yaşantısında öğretmeni olmuştur. Ve ona şu sözü vermiştir: “Bundan sonraki yaşantında tekrar karşına çıkıp seni uyaracağım.”
Kral olayı unutmuştur. Zaten geçmişi hangimiz noktasına virgülüne kadar anımsayabiliriz ki? Birlikte yaşlanan kişilerin bile anıları farklıdır. Bu nedenle kral bastırır:
-Ne istersen verebilirim. Ben güçlü bir Kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz.
Bunun üzerine dilenci, çanağını uzatır:
- Şu çanağı herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz? diye sorar. Kral kahkaha atar ve vezirine çanağı altınla doldurmasını emreder.
Çanak dolup taşmakta ama anında boşalmaktadır. Paralar buhar olup uçmaktadır sanki. Kralın onuru kırılır. Bir dilenci çanağını dolduramadığı kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır çanağa. Ne var ki çanağın dibi yoktur sanki. Yer yutar ama boş kalır.
Kral yenik düşmüştür. Dilenciye yakarır:
- Tamam, sen kazandın. Dileğini yerine getiremedim ama ne olur bana çanağın neden yapılmış olduğunu itiraf et.
- Çok basit, diye yanıtlar dilenci. İnsan dimağından yapılmıştır. Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu bundandır. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir.
İstek nedir ki! İstek ulaşılana kadar, belli bir süre heyecan veren bir duygudur. Örneğin; bir araba istersin… Bir yat… Ev… Eş! Tek tek her birini elde ettiğinde, tümü anlamını yitirir.Neden?
Çünkü beynin, aklın onları dışlar. Araba garajdadır ve artık istek uyandırmamaktadır. Heyecan, onu elde ettiğinde sönüp gitmiştir.
Kadın yatağında, para cebindeyse, onlara erişmek için katlandığın yoğun istek yok oluverir. Gene boşluğa düşer, yeni bir istek yaratmak zorunda kalırsın.
İstek doyumsuzluk uyandırır ve giderek dilenci olursun. Bir istekten bir diğerine çırpınıp durursun. Amacına ulaşır ulaşmaz bir yenisini yaratırsın. İsteğin bu yönünü kavradığında hayatının dönüm noktasındasın demektir.
Sürekli yolculuk hali iyi sonuç vermez.
Geri dön…
Evine dön…
Seni mutlu edecek öğeleri dışında değil, kendi içinde ara…

alıntıdır…

Nietzsche/Aforizma (2)

Daha önce aforizma1′i yayınlamıştık bugün de devamını yayınlıyorum…

İNANÇLAR HAKİKAT DÜŞMANLARI OLARAK, YALANLARDAN DAHA TEHLİKELİDİR.

İNSANLAR EŞİT DEĞİLDİRLER.

NE DENLİ YÜKSELİRSEK, UÇMAK BİLMEYENLERE O DENLİ KÜÇÜK GÖRÜNÜRÜZ.

KADINI KADININ İÇİNDE ÖZGÜRLÜĞE KAVUŞTURMALI!

UÇURUMLARI SEVENİN KANATLARI OLMALI.

EN YÜCE DAĞLARA TIRMANAN GÜLER BÜTÜN ACIKLI OYUNLARA VE ACIKLI GERÇEKLERE!

KADININ NASIL BİR NİMET OLDUĞUNU TÜM DERİNLİĞİ İLE HİSSETMEK GEREKLİDİR.

NEDEN’İ OLAN, NASIL’A KATLANIR.

BİZLER ARZU EDİLENDEN ZİYADE ARZULAMAYA AŞIĞIZ.

EY ULU YILDIZ! KENDİLERİNE IŞIK SAÇTIKLARIN OLMASAYDI, SAADETİN NERDE KALIRDI!

ZAYIFLAR BİZİ KENDİ GÜCÜMÜZDEN UTANMAYA ZORLADIKLARI İÇİN KAZANDILAR.

GERÇEKTEN DE HAYATIN ANLAMI OLMASAYDI, VE BEN ANLAMSIZI SEÇMEK ZORUNDA OLSAYDIM, BENCE DE EN SEÇİLESİ ANLAMSIZLIK OLURDU BU.

YAŞAMA KARŞI SORUMLULUĞUMUZ DAHA YÜCESİNİ YARATMAKTIR. DAHA ALÇAĞINI DEĞİL.

SİZ YÜKSELMEK İSTEYİNCE YUKARIYA BAKARSINIZ, BENSE AŞAĞIYA BAKARIM ÇÜNKÜ YÜKSELMİŞİM.

BİR UÇURUMUN İÇİNE BAKTIĞINIZDA, UÇURUMDA SİZİN İÇİNİZE BAKAR.

İNSAN KAHKAHALARLA GÜLDÜĞÜ ZAMAN, KABALIĞI İLE TÜM HAYVANLARI GERİDE BIRAKIR.

RUH ARAYANDA, HİÇ RUH YOKTUR.

ANCAK ÖBÜRGÜNDÜR BENİM OLAN. KİMİLERİ ÖLDÜKTEN SONRA DOĞAR.

İNANÇ GERÇEĞİ BİLMEK İSTEMEMEKTİR.

YÜKSEK DAĞDA BUZ İÇİNDE GÖNÜLLÜ YAŞAMAKTIR FELSEFE.

ŞÜPHE DEĞİL, KESİNLİKTİR İNSANI DELİ EDEN…

HEP ÖĞRENCİ KALAN İNSAN, ÖĞRETMENİNE BORCUNU KÖTÜ ÖDÜYOR DEMEKTİR.

BUGÜNE DEK VARLIĞA KARŞI EN BÜYÜK İTİRAZ NEYDİ? TANRI…

KENDİNİ BİLGİYE ADAYAN İÇİN YALNIZCA DÜŞMANINI SEVMEK YETMEZ; DOSTUNA DA KİN DUYABİLMELİDİR.

TEK BİR ŞEY OLABİLMEK, TEK BİR ŞEYE VARABİLMEK İÇİN, ÇOK YERDE, ÇOK ŞEY OLMAK, BU BENDEKİ SAĞDUYUDUR.

SANAT HAKİKATTEN DAHA DEĞERLİDİR.

NİHİLİZM NE DEMEKTİR?
-EN YÜKSEK DEĞERLERİN, KENDİLERİNİ DEĞERDEN DÜŞÜRMESİ.

NEREDE CANLI BULDUYSAM, ORADA GÜÇ İRADESİ BULDUM; HİZMET EDENLERİN İRADESİNDE BİLE EFENDİ OLMA İRADESİ BULDUM.

BEN, İKİ İNSANIN DAHA YÜCE HAKİKATİ BULMAK İÇİN, BİR İHTİRASI PAYLAŞTIĞI BİR AŞK DÜŞÜNÜYORUM.

UYGARLIK TARAFINDAN YOKEDİLME TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA OLAN BİR UYGARLIK ÇAĞINI YAŞIYORUZ.

BÜTÜN YARGILAYANLARIN GÖZÜNDEN BİR CELLAT BAKAR.

ERDEM UYUMUŞSA DEHA ZİNDE KALKAR.

İNSANLAR IŞIĞIN ÇEVRESİNDE TOPLAŞIRLAR, DAHA İYİ GÖRMEK İÇİN DEĞİL, DAHA İYİ PARILDAMAK İÇİN.

KİŞİ, IŞIĞINI KARARTMAYI DA BİLMELİDİR, BÖCEKLERDEN VE HAYRANLARDAN KURTULMAK İÇİN.

BEKLEMEK AHLAKSIZ KILAR.

KANMIŞLIKLAR, DOĞRULUĞUN YALANLARDAN DAHA TEHLİKELİ DÜŞMANLARIDIR

Denizfenerinin Aşkı

Bir Denizfeneri..

Okyanusla sonsuza dek komşu. Okyanusun mu ona daha çok ihtiyacı var yoksa, denizfeneri mi okyanus için vazgeçilmez bir sevgili?

Gündüzleri, denizfeneri isyanlarda… Çünkü yanybaşındaki biricik sevgilisi gözlerinin önünde güneşle ihtirasla sevişmekte. Hep gece olsun ister, sevgilisi ona kalsın, yalnız onda bulsun gecedeki renginin güzelliğini… Denizfeneri, küçücüktür okyanusa göre ama güneşin aşkından daha büyüktür aşkı okyanusa…

Geceleri ise denizfeneri, mutluluklar peşindedir, gecenin esrarengiz sessizliğinde. Her ışık turunda çıldırır denizfeneri zevkten, adeta danseder okyanusun en uzak noktalarına uzanarak. Daha gerçektir denizfeneri, gece sadece o ve okyanus vardır sınırlı görüş gizliliğinde.

Gündüzleri denizfeneri bir hiçtir bütün aldatmalara şahit olarak. Güneş ise gece olunca bu hissi göremez.. Gece, denizfeneri ile okyanusun aşkının dansedişine güneş şahitlik yapmaz..

Gün bitiminde ve başlangıcında teslim ederler sevgili okyanuslarını birbirlerine güneş ve denizfeneri.

Güneşin okyanusla arasına giren bir engel vardır kimi zaman, bu işkencedir güneşi küçülten. Bulutlardır, bu hain, gündüz aşkında güneşe okyanusu göstermeyen. Güneş ise tüm gücüyle savaşır okyanusa ulaşmak için. O kadar yaklaşır ki, bulutlara bulutlar, yoğunlaşır, yoğunlaşır ve gökyüzü ağlamaya başlar okyanus hasretinden hesapsızca titrer.

Okyanus bütün damlaları özlemle kucaklar, her damla onu güneşine daha çok yaklaştırmaktadır. Gökyüzü ağlar, ağlar ta ki son damlası bitene kadar. Okyanus damlalarla büyür büyür büyüklüğüne daha hacim katarak aşkının sevgi damlalarıyla. Bilmezdi okyanus,her yağmurla sevgisini ona iletmek isteyen bir güneşinin olduğunu. Her yağmur yağdığında okyanus kızar güneşine gündüz onu terkettiğini düşünür, hırçınlaşır, dalgalanır öfkesinden bilemez güneşinin ona ulaşmak için savaştığını.

İntikamını denizfenerinden alır okyanus, onun neden gündüz sevgilisi olmadığını defalarca kamçılayarak sorar denizfenerine. Dalgalarını büyütür, cevap alamayınca denizfenerinden.. Denizfeneri onu teselli edemez, çünkü o sadece gece vardır gerçek gecededir onun için. Ağlayamaz denizfeneri, ağlamayı deliler gibi istesede, gözyaşları yoktur, ulaşmak istesede ulaşamaz gündüz sevgilisine. Çaresizdir denizfeneri, sadece bir dilek geçirir içinden rüzgara yalvarır "bulutları kaçır buradan" diye, güneşin çıkması sevgilisine sevgi dolu ışıklarını göndermesini diler.

Okyanusunun mutluluğunu ister hesapsızca… Çünkü tek mutluluğu budur denizfenerinin. Ağlayamaz, gündüz ona ulaşamaz, konuşamaz hislerini okyanusuna. Her okyanusun sahilinde bir denizfeneri vardır. Her gece denizfenerleri gemilere okyanusa olan aşkını haykırırlar, ümitsizce, yarınlarını hiç düşlemeden… Ve her gece hikayelerini anlatmak için gemileri beklerler sonsuz gecelerde.

alıntı.

Zaman Kısa

Hiç mayıs direğinin çevresinde dans eden çocukları izledin mi?
Ya da yere vuran yağmuru dinledin mi?
Hiçbir kelebeğin ani uçuşunu takip ettin mi?
Ya da geceye doğru kaybolan güneşi gözledin mi?
En iyisi yavaş ol.
Çok hızlı dans etme.
Zaman kısa ve MÜZİK ÇOK FAZLA SÜRMEYECEK.
Uçan her güne doğru koşuyor musun?
Nasılsın? diye sorduğunda, cevabı duyuyor musun?
Günün bitiminde yatağına uzanıyor musun?
Yüzlerce yeni koro beynine dolduğunda,
İyisi mi yavaş ol.
Çok hızlı dans etme.
Zaman kısa ve MÜZİK ÇOK FAZLA SÜRMEYECEK.

Hiçbir çocuğa o işi yarın yapalım dedin mi?
Ve sen kendi acelende, onun hüznünü gördün mü?
Hiç dokunmayı kaybettin mi?
Hadi ölümle iyi bir arkadaşlık kuralım.
Çünkü hoşça kal demek için,
Hiç zamanın olmayacak.
İyisi mi yavaş ol.
Çok hızlı dans etme.
Zaman kısa ve MÜZİK ÇOK FAZLA SÜRMEYECEK.
Bir yerlere yetişmek için çok hızlı koştuğunda,
Oraya varmak için eğlenceyi yarı yarıya kaçırıyorsun.
Endişelenip acele ettiğinde bütün günün boyunca,
Tıpkı açılmamış bir hediye gibi, uzaklara atılmış.
Hayat bir yarış değildir.
Onu daha yavaşa al.
MÜZİĞİ DUY, ŞARKI BİTMEDEN ÖNCE.

Türk Hacker Ve İnanılmaz Bir Olay


O, hacker’lık aleminin son efsanesi. Bir Türk, lakabı İskorpitx. Tüm dünyadan hacker’ların, çökerttikleri siteleri kaydettikleri, İtalyan güvenlik sitesi Zone-h’de, hack’lediği 141 bin siteyle ilk sırada. Önce Microsoft’un Meksika sitesini hack’lemesi olay oldu. 17 Mayıs’ta 43 bin siteyi 10 dakika içinde çökertmesiyle asıl sükseyi yaptı. Hack’lediği sitelere üzerinde Atatürk resmi olan bir Türk bayrağı ve PKK, Yunanistan, Fransa ve Ermenistan’la ilgili küfürlü bir mesaj bırakıyor.

Ancak onun hakkında, zehirli iskorpit balığından türettiği ismi ve yaşı dışında hiçbir şey bilinmiyordu. Baktık olmayacak, İskorpitx’in peşine düştük. İzini bulmamız iki gün sürdü. Önce web site tasarımcısı bir arkadaşına ulaştık. E- posta ile konuşma isteğimizi bildirdik. Uzun uzun derdimizi anlattık. Ertesi gün ikna oldu. Bizimle telefonla bağlantıya geçti. İskorpitx, 45 yaşında, Ege’de yaşıyor ve muhasebecilik yapıyor. Meğer bu hacker’lık işlerine de, internette tavla oynarken puanları çalınınca başlamış.

Nasıl başladınız bu işlere?


- Hacker’lıkla 2002’den beri ilgileniyorum. Bir hobi gibi. turk.net’te sanal tavla oynarken başladı bu merakım aslında. Bir gece oyunda tüm puanlarımı çaldılar. Çok da uğraşmıştım onları biriktirmek için. turk.net’in operatörlerine bildirdim durumu ama hiç ilgilenmediler. Ben de bunu nasıl yaptıklarını merak ettim ve kurcalamaya başladım. Kısa süre sonra, ne kadar puan varsa ele geçirdim. Muhasebeciyim aslında. 1989’da bilgisayarla muhasebe tutulmasına izin verildiğinden beri, bilgisayarla iç içeyim. Şimdi 45 yaşındayım, hálá boş zamanlarımda uğraşıyorum.

Dünyada hacker’lıkla ilgilenen herkes tanıyor sizi. Bu nasıl oldu?

- Beni Microsoft’un Meksika sitesini hack’ledikten sonra tanıdı çoğu insan. Microsoft’u hack’lemenin anlamı benim için çok büyük.

Peki, 17 Mayıs’ta 43 bin siteyi çökertirken bir amacınız var mıydı?

- Ermeni yasa tasarısı.

Kendinizi sanal ortamda bir savaşçı olarak mı görüyorsunuz?

- Yakında savaş meydanları, silahlar kalmayacak, tüm savaşlar dijital ortamda yapılacak zaten. Türk siteleri, PKK sempatizanları tarafından sürekli tehdit ediliyor. Sitelere Apo resmi ve marşlar bırakıyorlar. KKTC sitelerine de Rumlar saldırıyor. Bush Türkiye’ye geldiğinde, Brezilyalılar Türk sitelerine karşı savaş ilan etmişti. Binlerce siteyi korumaya aldım. Bunlardan biri de, KKTC Bayrak Radyo TV’nin sitesiydi. Sitenin webmaster’ı benimle bağlantıya geçip işi devralana kadar, siteyi Rum hacker’lardan korudum. İskorpitx’in kötü bir amacı yok. Türklere karşı dijital ortamda yapılanlara bir karşılık vermek amacım. Bilişim alanında biz de varız demek. ABD ve Avrupalılara aslında ne kadar içi boş bir teknolojiye sahip olduklarını göstermek. Halkın duygularına tercüman olduğumu düşünüyorum. Ermeniler konusundaki suçlamalar çok ağır. Onlar bizim yumuşak tarafımızı buluyorlar. Biz de sanal ortamda onlara karşılık veriyoruz. Sitelere bıraktığım küfürlü mesaj, benim üslubum değil aslında. Ama böyle olmasını onlar istiyor.

SİTELERİ GÜNDEME GÖRE HACK’LİYORUM

Hack’leyeceğiniz siteleri neye göre seçiyorsunuz?

- Siteleri biraz gündem belirliyor. Danimarka’daki karikatür krizi zamanında da, Danimarka sitelerine karşı saldırılar yaptım mesela. Türk sitelerine kesinlikle el sürmüyorum. Tehlikede olanları koruyorum.

Ama Antakya Devlet Hastanesi’nin sitesi gibi Türk kamu sitelerinde de sizin mesajınızı görüyoruz.

- Hosting şirketleri üzerinden binlerce site tarıyorum. Arada Türk siteleri de karışabilir. Örneğin geçen gün ABD’li bir şirketten hosting alan Digiturk’ün sitesi karşıma çıktı. Yalnızca uyarı mesajı gönderdim. Türk sitelerini kullanım dışı bırakmak gibi bir amacım yok. Yalnızca güvenlik açıklarını gördüğümde uyarıyorum.

Sizi rekortmen hacker yapan şey nedir?

- Yüzde yüz Türk yapımı bir yazılım kullanıyorum. 15 saniyeden daha az sürede, üç bin 500 siteye ulaşabiliyorum. Zaten işinizi en çok 10 dakikada bitirmeniz gerekiyor. Özellikle ABD’deki siteler, çok oyalanan hacker’ları fark edebiliyor. 43 bin siteyi, 10-12 dakika içinde hack’ledim. Böyle hızlı olamadıkları için bu kadar başarılı olamıyorlar.

Bu bilgi ve yeteneğinizi hacker’lıktan başka şeyler için kullanıyor musunuz?

- Hacker’lar kara ve beyaz olarak ikiye ayrılır. Kara olanlar, son olarak Gima’ya yapılan saldırıdaki gibi kredi kartı kopyalayan hacker’lar. Ben böyle bir hacker olsaydım, inanın tüm hacker’lardan daha çok kredi kartı bilgisine sahip olurdum. Ama şu anda cezaevinde olurdum herhalde. Ben internette karşıma çıkan database’leri yok ediyorum, benden sonra gelen hacker’lar bulmasın diye. Bu kötü niyetli insanlar, kolayca yakalanıyor.

Türklerin hacker’lıkta Brezilyalıları bile geride bıraktığı yönünde haberler çıkıyor. Sizce neden Türkler hacker’lığa merak saldı?

- Ben ADSL’in yaygınlaşmasını büyük bir etken olarak görüyorum. Eski bağlantılarla hacker’lık yapılamazdı zaten. Genç insan sayısı çok ve hepsi de inanılmaz yetenekli. Bilgisayar merakı ve zeka biraz fazla oldu mu, gençler hacker’lığa sarıyor.

İSKORPİTX OLDUĞUMU AZ KİŞİ BİLİYOR

İskorpitx, iskorpitten geliyor. Türkiye’de çoğunlukla Ege Denizi’nde bulunan, çarpan balığının ismi. İnsana çarptığında, deriyi şişiren bir tür zehirli balık. İskorpitx olduğumu, ailem ve çalışma arkadaşlarım biliyor sadece. Küçük bir yerde yaşadığım için kolayca duyulabilir ve deşifre olabilirim. Çok büyük şirketler ve sitelerle uğraştığım için beni çekemeyen pek çok insan var.

SAHTEKARLIĞA GİRMEDİĞİM İÇİN İÇİM RAHAT

Yeni bilişim yasasına göre, evinizden hacker’lık yapınca suçlu, internet kafeden yapınca suçlu olmuyorsunuz. Böyle saçmalıklar var. Ama yasadan önce de, yurtiçinden hiçbir siteyle uğraşmadığım, sahtekarlığa girmediğim için içim rahat. Benim amacım protesto. Yabancı siteleri hack’leyerek Türklerin sesini duyuruyorum.BURASI BENİM DİKKATİMİ ÇEKTİ OKURKENSizi rekortmen hacker yapan şey nedir?

- Yüzde yüz Türk yapımı bir yazılım kullanıyorum. 15 saniyeden daha az sürede, üç bin 500 siteye ulaşabiliyorum. Zaten işinizi en çok 10 dakikada bitirmeniz gerekiyor. Özellikle ABD’deki siteler, çok oyalanan hacker’ları fark edebiliyor. 43 bin siteyi, 10-12 dakika içinde hack’ledim. Böyle hızlı olamadıkları için bu kadar başarılı olamıyorlar.

Kadın Zekasını Hafife Alanlara!

Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken
çarpışırlar. ikisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de
hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakışırlar

" Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız
mahvoldu ama ikimizde hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost
olup, hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir işarettir" der.

Müthiş heyecanlanan adam:

 KADIN şaşkınlıkla:

"Bak, arabam hurdaya döndü ama bir sise şarap
sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı
kutlamalıyız"

DERKEN, şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır,
açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını
kapatıp adama geri uzatır.

Bunun üstüne adam sorar: "Sen içmeyecek misin ?"
Kadın cevap verir:

"Hayır, ben polisi
bekleyeceğim!"

 

"Evet, galiba haklısın" diye cevap
verir.

alıntı.


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.