Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Eylül, 2007


iPod Nano Klon

\

Çin, Apple‘in iPod’unu klonladı,dış görünüş ve iç özellikleri iPod nano’nun aynısı,farklı özellik olarak farkına varılabilecek kadar ucuz olması beklenmekte…kaynak 1 2

 

kaynak

Önyargı

İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet
etmektedir. O sırada, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan
paspal bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulağına eğilerek
fısıldar; "Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından
biridir! Bak; dikkat et şimdi…"der.

Berber çocuğa seslenir:
"Ali, buraya gel!".

Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve
yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber
işadamının kulağına sessizce, "bak şimdi" diye fısıldar ve bir
elinde beşyüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir banknot olduğu
halde çocuğa sorar:"Hangisini istiyorsan alabilirsin?" Çocuk
dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve
sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin
elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek: "Gördün mü?
Sana söylemiştim." der. Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve
az ileride kendi kendine oynayan Ali’yi görür. Yanına giderek,
neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını
sorar.Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir :
İlk kez sorduğunda eğer beş milyonluğu alsaydım oyun
biterdi!…

Rüzgar Eserken Dahi Uyuyabilmek

Çok yakışıklı genç bir adam Amerikanın batısındaki bir çiftliğe iş başvurusunda bulunmuştu.

Çiftliğin sahibi ona özelliklerini sorduğunda genç adam kendine güvenen bir edayla şöyle cevap vermişti:

"Rüzgar estiğinde dahi uyuyabilirim"

Bu söz yaşlı çiftlik sahibinin kafasını çok karıştırmıştı, fakat bu zeki genç adamdan da çok hoşlanmıştı, bu yüzden onu işe aldı. Birkaç gün sonra yaşlı çiftlik sahibi ile karısı geceyarısı çok sert ve şiddetli bir rüzgarla uykularından fırladılar. Bir sorun çıkma ihtimaline karşı heryeri kontrol etmeye başladılar. Pencere ve kapıdaki kepenklerin sıkıca kapatılıp kancalarının yerlerine takıldığını gördüler. Kalın ağaç kütükleri ise sıra sıra şöminenin yanına dizilmişti. Tarım araçları güvenli bir şekilde hangara yerleştirilmişti. Traktör garajdaydı.Ahırın kapısı düzgün bir şekilde kapatılmış ve kilitlenmişti. Hatta içerideki tüm hayvanlar oldukça sakindiler. Genç adam hemen ilerdeki kulübesinde huzurlu bir şekilde uyuyordu.

İşte o anda, yaşlı çiftlik sahibi, genç adamın o gün ona ne demek istediğini anladı.

"Rüzgar eserken dahi uyuyabilirim"

Çünkü genç adam, fırtınasız güzel günlerde bir gün şiddetli bir fırtına ile çiftlikteki herşeylerini kaybedebileceklerini düşünerek, işlerini o kadar bağlılıkla ve düzgün bir şekilde yapmıştı ki, en sert, en şiddetli fırtına dahi esse, yatağında huzurla uyuyabilirdi.

Acaba bunu hangimiz gerçekten yaşamımızda uygulabiliyoruz?

Yapabildikleriniz değil, bir gün gerçekten yapamadığınız şeyler güneş battığında size baş ağrısı verir.

Mutluluk Oyunu

Bembeyaz katman katman bulutlar ortak olup üfürdüler nefreti. Salıncaktaki çocuk duydu tüm sessizliğe karışan uğultuyu. Saçları rüzgarında savruldu salıncağın. Minicik ayaklarını yere değdirmeye çalıştı ve başardı. Durdu ve tüm beyazlığıyla havada duran bulutlara baktı. Hareketsiz ona bakıyorlardı. Elini havaya kaldırdı. Parmaklarının uzandığı her bulut irkilerek kaçtı geriye. Çocuk parmaklarını nereye uzatsa kaçışıyordu pamukçuklar. Güldü. Tebessümü tüm suratını aydınlattı çocuğun. Salıncaktan atladı aşağıya. Toprak zemine iki ayağını da sağlam basıyordu artık. Başı yukarıya dönük iki eliyle uzanıyordu göğe. Ardında salıncak ağlıyordu içten içe, terk edilişine. Çocuk kollarını iki yanına açtı ve kucaklarcasına uzandı göğe. Bulutlar toparlandı iki kol arasında kalan alana. Sonra birden çocuğa uzanıp;


-“Yapma!” dediler. Çocuk irkilerek durdu. Kollarını indirdi. Bulutlar yine gevşediler gökte. Ve devam ettiler konuşmaya;

-“Eğer sıkıştırırsan bizi yok oluruz. Eğlence istersen seni eğlendiririz her zaman ama yok etme bizi.”

Çocuk başını önüne eğdi. Toprağa bir damla yaş düştü. Bulut onun ağladığını fark etti. Ve gizliden gizliye toprağa seslendi. Yardımını istemek için. Bu ufacık kalbi kırmanın üzüntüsüyle. Birden toprak hareketlenip dile geldi, çocuğun ayakları altında.

-“Neden ağlıyor bakalım bu ufaklık?” Çocuk yine ürktü. Ama bu babacan tavır dostane biri olduğu izlenimini yarattı onda. Toparlak parmakları göğü işaret etti. Bulut yine ürkerek yarık açtı, parmağın işaret ettiği noktada. Toprak söylendi buluta;

-“Ağlatmışsın bu ufaklığı sorgusuzca. Ama bilirim ki bu ufaklık pek bir yaramaz gözükür gözüme. De bakalım ne etin bulut kardeşime?” Çocuk ses çıkarmaz ama başı hala toprağa dönüktür. Bakışlarıysa boşluğa.

-“Pekala ufaklık bana dikkatlice kulak ver bakalım. Biz sizin için buradayız. Sizin zevk-u sefanız, besininiz, yatırımlarınız, sağlığınız vb. gibi daha niceleri için varız biz. Sen toprak anadan kendine ne türlü oyunlar çıkarabilirsin bilir misin? Mesela sadece benden kaleler inşa edebilir, askerlerini komuta edersin buradan” Bulut söze girdi hemen;

-“Mesela ben senin için ne şekli istersen o olurum. Bazen bir koyun, bir at, bir araba olurken kimi zaman araba bile olurum içinde diyar diyar dolaşacağın.”

Çocuk şimdi göğe bakıyordu. Biraz sonra kafasını önüne eğip yumuk yumuk elleriyle gözyaşlarını siliyordu. Toprak yine dillendi;

-“hadi bakalım çök yere bir kale inşa edelim beraber.” Çocuk gülümsedi. Minicik poposu yere konuşlanırken toprak ona malzemeleri temin ediyordu sonra uyardı;

-“Hey şu yukarıdaki bir otomobil değil mi?” Gözlerine inanamıyordu ufaklık bu pamuktan yapılmış bir arabaydı adeta gök yüzünde uçuyordu. Ayaklandı ve uzandı arabaya. Yere yaklaştı araba ve kapısını açtı çocuğa. Ürkek buluta yerleşen çocuk hevesle gitmeyi bekledi. Bulut toprağa teşekkür edip havalandı göğe. Uzaklara. Tahtını altından yapan adamın ülkesine. Çocukların mutlu olduğu bir krallığa. 

Cennete…

 

alıntıdır…

Rus Çarı ve İşçi

Bir defasinda rus cari at arabasiyla ulkesini
dolasiyormus.
Araba yoldaki kanal insaatin onunde durmak zorunda
kalmis Yolunun uzerinde kanal
kazan isciler carin arabasini gorunce heyecanla
irkilmisler.
Car arabadan inmis ve kanter icinde kalan bir
isciye sormus:
"Bu kadar yoruluyorsun , kan ter icinde kaliyorsun
peki iyi para kazanabiliyor
musun ?"
"Bana yetecek kadar kazaniyorum efendim " diye
yanit vermis isci.
"Yani ne kadar " diye tekrar sormus car. Isci basini
one egmis ve soyleyanit
vermis; "Borclarimi odeyebiliyorum, Gelecek icin
faize yatirabiliyorum, kalani
ile de hergun sicak tasda yemek yiyebiliyorum efendim "

Car cok sasirmis,Ulkede bu kadar az para kazanan ,
bogaz tokluguna calisan bir
kanal iscisi nasil olurda bu kadar az parayi ,
bu kadar cok yerde ,bu kadar
verimli kullanabilir diye merak etmis.

Dayanamadan tekrar sormus:
"Peki parani nasil yettirebiliyorsun da bu
kadar faydali ise firsat
bulabiliyorsun?"

Isci yanit vermis:
Babama bakiyorum : Bu eski borclarimi odedigim
anlamina gelir Oglumun nafakasini
cikariyorum : Bu ise gelecek icin yatirim
yaptigim anlamina gelir. Yani boylece
parami faize yatirmis oluyorum.
Hergun bahcemde tek tetisen sebzeyi lahanayi
yiyoruz… Olsun!! Lahana da sicak
yemektir. Karnimiz doyuyor sevgili Carim demis.

Car fakir iscinin verdigi yanittan
cok etkilenmis ve hemen ona bir kese altinla
odullendirmis.Saraya dondukten sonra ise
akilli iscininin sozlerini , bir
bilmece olarak yaverlerine sorup onlari sinamis.

Kissadan Hisse:
Hayat sizin ona baktiginiz yonde guzeldir

Taçsız Kral Metin Oktay

13 Eylül 1991…
Kara günsün kara gün…
Dünyanın başımıza yıkıldığı günsün sen…
Taçsız Kral’ın başımızdan çekildiği günsün sen…
Çekildiği diyorum sor hele niye?..
Çünkü dilim varmıyor O’na öldü demeye.

Bir 13 Eylül daha geliyor. O’nu hiç seyredememiş hatta o vefat ettiği gün henüz doğmamış olanlar 13 Eylül perşembe günü Eski Kozlu Mezarlığındaki kabri başında olacaklar.

Dünyada pek azdır herhalde, yıllar geçmiş olsa da tanımadığın, görmediğin bir kişi için ağlayan insanlar olması. Hatta o insanın isminin hala yeni doğan çocuklara verilmesi.

1999’da Florya Metin Oktay tesislerine bir Metin Oktay büstü dikildi. Bu tesislere hem isminin verilmesi, hem de bir büstünün dikilmesi vefa adına harikulade bir olaydı ancak bu büyük futbol adamının adına ne doğru dürüst bir belgesel hazırlandı, ne de adına bir ödül konuldu. Hatta O’nu anlatan kayda değer bir kitap bile yazılmadı.

Biz de ultrAslanlar olarak Taçsız Kralımızın anısına bir sürpriz hazırlığındayız. İnşallah bunu da başarıp hem Metin Oktay’ın ruhunu şad edeceğiz, hem de Galatasaray’ımız için bir şey daha yapmış olacağız.

NOT:
13 Eylül perşembe günü Mübarek Ramazan Ayının 1. günüdür… Böyle kutlu bir günde, şartları uygun olan
tüm ultrAslanların saat 10:30’da Eski Kozlu Mezarlığı girişinde bulunmalarını rica ederim.

Eski Kozlu Mezarlığı Edirnekapı’dan Abdi İpkeçi Spor Salonu’na inen yolun üzerindedir…

Alpaslan Dikmen

Bu arda GS store’da Metin Oktay için özel koleksiyon yapmış;

Unutulmaz oyuncumuz, efsane kaptanımız ”Taçsız Kral” Metin Oktay için Galatasaray Store tarafından hazırlanan özel koleksiyon satışa çıktı.

Taraftarlarımızdan Erdem Hacıoğlu’nun tasarımını yaptığı özel forma ile kırmızı ve gri renkli iki t-shirt’ten oluşan koleksiyonun ilk bölümü, tüm Galatasaray Store’larda satışa sunuldu. Koleksiyonun diğer parçası olan, Galatasaraylılar’ın merakla beklediği, efsaneleşen, reklamsız, uzun kollu parçalı forma ise önümüzdeki günlerde Galatasaray Store’lardaki yerini alacak.

Taçsız Kral Metin Oktay Koleksiyonu’nu online satın almak için tıklayınız…



TTnet’e yeni bir rakip?(mi)

 Turbonet gerçek bant genişliği sunduğunu ifade ediyor, TurboNet ADSL 2+Hizmetini kullanacak (ADSL 2+ bağlantı hızının amacı kullanıcılara yüksek hızda internet hizmetini sunmak ve HDTV gibi yüksek kaliteli yayınları internet üzerinden seyredebiliyor olmak),wimax denemelerinden başarı ile geçmiş,ayrıca kullanıcı memnun kalmaz ise 30 günlük geri ödeme garantisi sunuluyor.pilot bölgelerde çalışmaların sürdüğü ve buralarda kendi alt yapılarını kurdukları ifade ediliyor.

Peki fiyatlar ne alemde;

Sınırlı Adsl+2 kullanıcıları için;

1mbps + statik ip + 4gb kota ————- 19ytl

1mbps + statik ip + 6gb kota ————- 29ytl

2mbps + statik ip + 8gb kota ————- 39ytl

4mbps + statik ip + 15gb kota ———— 49ytl

6mbps + statik ip + 20gb kota ———— 59ytl

8mbps + statik ip + 25gb kota ———— 69ytl

Sınırsızlarda ise;

1mbps + statik ip ————-39ytl

2mbps + statik ip ————- 59ytl

4mbps + statik ip ————- 79ytl

6mbps + statik ip ————- 99ytl

8mbps + statik ip ————- 129ytl

16mbps + statik ip ———— 199ytl

24mbps + statik ip ———— 299ytl

xvolvox blog

Hoşgeldin Ey Şehr-i Ramazan

…:::Ramazan ayınız kutlu olsun:::…

Aile ve Sevgi

92 yasında, ufak tefek, kendinden emin ve gururlu, her sabah sekizde giyinip kuşanan ve her ne kadar kör bile olsa saçlarını kıvırıp makyajını mükemmelce yapan yaslı hanım bugün bir huzur evine tasındı. 70 yasındaki kocası ise geçenlerde gereken hamleyi yapıp Allah’ın rahmetine kavuşmuştu.Huzur evinin kapısında sabırla beklenen bir kaç saatin ardından, odasının hazır olduğu söylendiğinde tatlı tatlı gülümsedi. Yürütecini asansöre yönlendirdiği sırada, kendisine odasını anlatmaya başladım penceresinde asılı perdelerden de söz ettim. Ben anlatırken ,az önce kendisine köpek yavrusu verilmiş 8 yaşındaki küçük bir kızın heyecanıyla o perdeleri pek severim, dedi.Mrs. Jones henüz odayı görmediniz, biraz bekleyin demiştim ki; Bunun onunla bir ilgisi yok, dedi. mutluluk zamandan önce karar verdiğiniz bir şeydir. Benim odadan hoşlanıp hoşlanmamam mobilyaların nasıl düzenlenmiş olduğuyla değil, benim onları zihnimde nasıl düzenlediğimle ilgilidir. Ben onları sevmeye karar vermiştim zaten Bu benim her sabah uyandığımda verdiğim bir karardır. Bir seçme hakkim var: Ya bütün günümü artık çalışmayan vücut parçalarımın bana verdiği sıkıntıyı düşünerek geçiririm ya da yataktan çıkıp hala çalışanlar için şükrederim. Gözlerim açık olduğu sürece her yeni gün bir hediyedir. Yeni güne ve hayatimin sadece bu döneminde, biriktirdiğim mutlu anılara konsantre olacağım.Yaşlılık banka hesabi gibidir. Ne yatırdıysan onu çekersin hesabından. Bu nedenle benim tavsiyem, hatıraların banka hesabına dolu dolu mutluluk yatırman olacaktır. Anı bankamı doldurmaktaki katkın için sana teşekkür ederim. Hala oradan mutluluk çekiyorum. Mutlu olmak için su beş basit kuralı hatırla:

1. Kalbini nefretten arındır
2. Zihnini endişelerden arındır
3. Basit yasa
4. Çok ver
5. Daha az bekle

Aile
Bilmem farkında mısın, eğer yarin ölecek olsak çalıştığımız şirket daha birkaç gün bile olmadan yerimizi dolduruverir. Oysaki ardımızda bıraktığımız ailemiz bizim kaybımızı ömürlerinin sonuna dek hissedecektir. Gel gelelim ki, ailemizden daha çok isimize veririz kendimizi, pek de akıllıca bir yatırım değil, ne dersin?

FAMILY ne demektir biliyor musun?
FAMILY= (F)ather (A)nd (M)other (I) (L)ove (Y)ou

alıntı.

Evliliğe Dair Yazılmış Bir Yazı

Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu, saçları taralı,
dişleri fırçalanmış adamı/kadını sevmek kolaydır.

Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en
sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla
kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken
bile şefkatle okşayabilmektir. Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir.
Bu durumda evlilik hoşlandığın insana karşı olan duygularını öldürüyor
diyebiliriz. Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir. Hep beraber
olmak istersin. Banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir
ve huzur verir. Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını
düşünürsün, pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini, o bin tane ayakkabısı
dururken binbirinciyi almaktan mutlu olacak diye, istediğin gömlekten
vazgeçersin. Zamanla,
almaktan çok bir şeyler vermekten mutlu olduğunu keşfedersin.
Eğer evlilikte kadın, ikinize yemek pişirecek, dolabı düzenleyip ütüyü
yapacak bir anne olacak sanılıyorsa, o kadının saçlarının hiç yağlanmadığı
ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve
lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten
beklenti bir evlilik değil, bir amerikan filmini yaşamaktır. Bu hayallerle
yola çıkıldığında, damat ilk gece gelinin saçlarından onbin toka sökmeye
çalıştığında, gelin ise damat firketeleri çıkaramayıp -s…m böyle
kuaförü- diye söylendiğinde zaten evlilik sandıkları şey çatırdamaya
başlayacaktır.
Evlilik; sadece aşk değildir. evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık,
sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik, ayrı kökenlerin birleşmesi, başı
hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir. Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama
tek
başına ayakta tutamaz. Âşıksanız ateşli sevişmeler yaşarsınız ama kış
akşamları evde konyak içip geyik yapamayabilirsiniz.
Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız, yalan
olmuştur o evlilik. Aşk evlilikte gider gelir. Halıya kola döktüğünde aşk
biter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene âşık olunur. O aradaki sinir
evresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır. Tahammül
edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna
inanacaklardır.
Zafer, direnenlerin olur…

alıntı.


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.