Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Ağustos, 2007


Yıldızlara ‘yıldız’ etkisi!

Sezonun son Grand Slam turnuvası olan ABD Açık başladı. Amerika’nın New York eyaletinde yapılan Grand Slam mücadelesi bu sene de tenis severlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. Amerika Açık’ta favori isimler ön plana çıkarken, sürprizler de bekleniyor.

Dünya sıralamasında ön sıralarda bulunan Justin Henin, Maria Sharapova, Amelia Mauresmo, Serena Williams, Martina Hingis ve Venus Williams gibi ”yıldız” tenisçilerin, birçok insanın etkilendiği varsayılan burçlarının tipik özelliklerini de üzerlerinde taşıdığı, yıldız bilimciler tarafından ortaya atıldı.

Dünyaca ünlü raketlerin, ABD rüyasına ”yıldızların” etkisinde mi devam edecekler sorusuna yanıt arayan astrologlar, ikizler burcunda yer alan Henin ve Venus Williams’ın aceleci tavırlarıyla puanları harcayabilen, bunun yanında oyun içerisinde her tarzı deneyebilecek kadar yetenekli ve çevik olan tenisçiler olduğunu savunurken, hücum, müdafaa, file önü, servis vole tarzını rakibe göre şekillendirebileceklerini bildirdiler. İkizler burcunda yer alan insanların bir anının bir anını tutmadığı, çift karakterli olarak adlandırıldıkları ve zor zamanlarında kontrollerini kaybetmeden beklenmeyen çözümleri sağlayabildikleri de kaydedilenler arasında. Henin ve Venus Williams da burçlarının bir çok özelliğini, gerek kortlarda gerek özel hayatlarında sergiledikleri davranışlarla, taşıyorlar.

Koç burcunda yer alan Sharapova, maçlardaki hırçın tavırlarının yanı sıra, koç burcunun da başlıca özelliklerinden olan dış görünüşe önem verme ve her türlü ortamda kolayca fark edilebilme özelliklerini barındırmakta. Astrologlar, spor için yaratılmış koç burcu için tenisin vazgeçilmez bir spor olduğunu, karşısında sabırlı bir oyuncu olduğu takdirde, koç tenisçisinin çok çabuk sinirleneceğini, her ne kadar oyundan düşse de yine bildiğini okuyacağını, oyunundan ödün vermeyerek agresifliğini ve savaşçılığını maç bitene kadar sürdüreceğini belirtiyor.

Yengeç burcunda yer alan Mauresmo’nun ise ısınmada oynadığı oyunu baz almamak gerektiğini, çünkü muhtemelen, esas oyununu size göstermek için maçın başlamasını beklediklerini söyleyen astrologlar, maça başladıkları takdirde avantajlarını korumak adına ellerinden geleni yapacaklarını söylerken, kötü başladıkları takdirde pek çaba sarfetmeyeceklerini ve çabuk demoralize olacaklarını sözlerine ekliyor.

Terazi burcunda yer alan Serena Williams ve Hingis’in denge ve adalet timsali olduklarını, bir turnuva maçında aldığı yenilginin ertesi saniyesinde rakibini içtenlikle tebrik ettiğine emin olunabileceğini belirten astrologlar, denge kavramını tekniklerine de en mükemmel şekilde adapte edeceklerini kaydettiler.

Kaynak

Bilişim Bakanlığımız Olur mu?

Yeni hükumette bir bilişim teknolojilerinin kullanılması, yaygınaştırılması ve geliştirilmesiyle ilgili bir bakanlık görebilecek miyiz? Ne dersiniz? Hoş olmaz mı!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Altmışıncı Hükumet’in kurulumu konusunda yaptığı bir konuşmada Bilim ve Teknoloji ile ilgili bir bakanlık bulunabileceği yönündeki söylemi, bizler kadar sivil toplum kuruluşlarını da heyecanlandırdı. azı dönemlerde gündeme gelen; fakat görüldüğü (aslında görülemediği) üzere henüz hayata geçememiş bir girişim de olsa, Altmışıncı Hükumet döneminde bilimsel ve teknolojik kalkınma konularının kendi içinde çözüldüğü ve yönlendirildiği bir bakanlığa sahip olması uzak görünmüyor.

İlk Açıklama TBV’den

Bilişim teknolojileri konusunda en yetkin sivil toplum kuruluşlarından olan Türkiye Bİlişim Vakfı’nın başkanı Faruk Eczacıbaşı, konuyla ilgili olarak "Sayın Başbakanımızın açıklamalarını Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşümü sürecinde öncü çalışmalar yürüten TBV olarak büyük bir memnuniyetle karşıladık. Bu doğrultuda, bilişimle ilgili tüm konuları tek elden koordine eden, kendi bütçesi ve yaptırım gücü olan güçlü bir yapının kurulmasını arzu ediyoruz. Başbakana yakın çalışan, klasik bakanlık teşkilatından farklı olarak bilişim dünyasına uygun bir esneklikte, güne ayak uyduran çağdaş bir bakanlık yapısını sonuna kadar destekleyeceğiz." şeklinde konuştu.

 Kaynak

 

Microsoft’tan Türk Öğrencilere Burs

Yazılım devi Microsoft, bilişim ve bilişimle kesişen bilimsel araştırmalarda seçilen projelerde doktora yapan öğrencilere yılda 33 bin Euro burs verecek.

Microsoft’tan yapılan yazılı açıklamada, Microsoft’un dünya çapında sadece Avrupa’ya ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu Orta Doğu-Afrika bölgesinden birkaç ülkeye sunduğu, 2008 yılı Microsoft Doktora Araştırma Bursu için başvuru koşullarının açıklandığı bildirildi.

8 Farklı Alanda Burs Verilecek
Bursun sadece bilişim ve bilişim ile diğer bilimlerin kesiştiği alanlarda yapılan araştırmaları kapsadığı, seçilen projelere, en fazla 3 yıla kadar yararlanılabilen ve her yıl en fazla 33 bin avroya kadar çıkabilen doktora bursu verileceği, araştırmacının, birlikte çalıştığı üniversitenin kriterlerini karşılamaya devam etmesi durumunda, bursun her yıl otomatik olarak üniversiteye ödeneceği, buna ek olarak her araştırmacıya seçilmiş programların yükleneceği bir dizüstü bilgisayar verileceği kaydedildi.

Microsoft’ta Staj Yapacaklar

Açıklamada, araştırmacıların, doktoralarını tamamlarken, İngiltere’nin Cambridge kentindeki Microsoft Araştırma Merkezi’nde (Microsoft Research Cambridge) yaz okuluna giderek, bir dizi akademik sunuma katılabilecekleri ve özel bir konferansta, çalışmalarını Microsoft araştırmacıları ve Cambridge akademisyenlerine sunma fırsatı bulabilecekleri ifade edildi.

Microsoft Araştırma Merkezi’nin seçtiği bazı araştırmacılara Microsoft laboratuvarlarında stajyerlik verilebileceği, seçilen araştırmacıların, bir Microsoft ekibine dahil olarak ayrı bir proje üzerinde çalışacakları ve burslarına ek olarak stajları için de ödeme alacakları bildirildi.

Not :: Açıklamada, burs için başvuruların 26 Eylül 2007 tarihine kadar sadece danışmanlar tarafından çevrimiçi (online) olarak, http://microsoft.redwhale.com bağlantısından yapılabildiği belirtildi.

Kaynak

Tarihe karışacaklar

 

Liverpool şehrinin iki büyük takımı, Everton ve Liverpool. İkisi de Liverpool merkezinden uzaklaşarak, yüz yılı devirmiş Merseyside derbisinin heyecanından bir derecede olsa vazgeçmiş durumda.

115 yıllık Goodison Park tarihini bir kenara bırakan Everton ekibi yeni stat projesini taraftarlarının huzuruna sundu ve bir oylama gerçekleştirdi. Ada ekibi Kirkby’de yeni ve müthiş modern bir stat yapmayı planlıyor.

Everton kulübü üyeleri ve kombine bilet sahipleri takımın Goodison Park’tan taşınıp taşınmaması konusunda ise kararı veren isimler. Kulüp yönetimi taraftarlarımızın istediği olmalı görüşünü ortaya sunarak böyle bir oylama düzenledi. Gerçekleştirilen oylamada 25 bin 761 kişinin (%59) yeni stat projesine ‘evet’ dediği gözüküyor. Tesco sponsorluğunda yapılması planlanan stat 55 bin kişi kapasiteli olacak.

Hali hazırda Everton’un kullandığı ve Liverpool şehrinin duygusal statı Goodison Park ise 40 bin kapasiteli. Yapılacak yeni statın 400 milyon pound maliyetinde olduğu belirtiliyor. Öte yandan Liverpool’da Anfield Road’ı bırakıp 2010 yılında 300 milyon pound maliyet ile gerçekleştirdiği Stanley Park’a geçecek…

Kaynak

Türkiye’nin ilk insansız helikopteri

TSK insansız uçaktan sonra insansız helikoptere hazırlanıyor. Türkiye dünyada teröre karşı insansız helikopter kullanan ilk ülke olacak. Ayrıca helikopter yerli malı.

PKK ile mücadelede İnsansız Hava Araçları’ndan yüksek verim alınmasından sonra bu kez de yerli üretimi olan “İnsansız Hava Helikopteri” devreye sokuluyor.

15 kilometre menzile sahip ve 10 bin fitten uçabilen İnsansız Hava Helikopteri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının da katıldığı testlerde tam puan aldı. Yapılacak anlaşmadan sonra insansız helikopterin üretimi için start verilecek. Böylece Türk ordusu, dünyada insansız helikopteri kullanan ilk ordu olacak.

Ağırlığı sadece 5 kilogram

İnsansız uçağa göre çok daha küçük olan İnsansız Hava Helikopterleri 500 ile bin fit arasında net görüntü ve ses iletebilirken, havaalanı dışında uygun arazi ve mekanlara iniş ve dik kalkışlar yapabilme özelliklerine sahip.

4-5 kilogram ağırlığında olan İnsansız Hava Helikopteri, yazılım, elektronik donanım ve tasarımı tümüyle Türk mühendisler tarafından gerçekleştirildi.

Dik iniş ve kalkışları ile koordinatları verilen hedeflerden yüksek kaliteli ses ve görüntü aktarmasıyla beğenilen helikopterlerin TSK’nın ihtiyaçları doğrultusunda üretilmesi için hazırlıklara başlandı.

Türkiye İlk Olacak
İnsansız Hava Araçlarına olan ilgi artarken, bu alanda İsrail, ABD ve Almanya tarafından üretimi gerçekleştirilen uçaklar kullanılıyor. Bir Türk firması tarafından tasarımı ve yazılımı gerçekleştirilen helikopterlerin üretimi gerçekleştirildiği taktirde, dünya orduları içinde bu alanda bir ilki oluşturacak.

İnsansız hava uçaklarının sadece havaalanından kalkış yapıp, havaalanına iniş yapabilme özelliği nedeniyle helikopterin bu alanda yeni bir açılım sağlaması bekleniyor. Her türlü arazi koşullarında iniş kalkış yapabilen helikopterler küçük hacimleri nedeniyle, hedef olmaktan da kurtuluyor.

Güneydoğu’nun çetin arazi koşulları nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, bu helikopterlere ilgi gösteriyor. TSK, özellikle operasyonlar sırasında bu helikopterlerle girilmesi zor bölgelere inişi sağlayarak daha detaylı ses ve görüntü aktarmasından yararlanmak istiyor.

TAI’nin uçakları da kısa süre sonra
İHA uçaklarının yabancı ülkelerden alımı için görüşmeler sürerken, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI) yerli İHA uçaklarının tasarımı ve üretimi çalışmalarını sürdürüyor. Gece ve gündüz koşullarında ses ve görüntü aktarımı yapması için planlanan yerli IHA uçaklarının, tasarımındaki son pürüzler gideriliyor. İsrail IHA uçaklarından yüksek irtifalara ulaşması amaçlanan yerli IHA uçaklarının gece ve gündüz şartlarından 30 bin fite çıkması amaçlanıyor. TAI’nın üreteceği İHA uçakları 5 kilometrelik bir alandan görüntü ve ses aktaracak.


Yeni insansız uçaklar geliyor

Mayıs ayında TSK’nın talebi üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile insansız hava uçağı alınması için temaslar yoğunlaştırıldı. Uçağın üretiminin zaman alması üzerine İsrail’den bir yıllığına kiralanan uçak, Batman’a getirildi. Temmuz ayında yerleştirilen ve İnsansız Hava Araçları (İHA) Bölüğü tarafından kullanılan uçaktan, PKK’nın faaliyetlerine dair yüksek çözünürlükte görüntü ve ses alındı. İHA uçaklarından sağlanan görüntü ve sesler yardımıyla bölgedeki operasyonlarda sağlanan başarı üzerine TSK, hükümete İHA uçaklarının alınması için başvuruda bulundu.

10 bin metre irtifa ve 2 bin 500 metre menzile sahip olan İnsansız Hava Uçakları, bin fitten yüksek kaliteli görüntü ve ses aktarabiliyor. TSK’nın Batman’daki İHA uçağından elde ettiği yüksek verim üzerine İHA uçaklarının alımı için yaptığı talep hükümet tarafından işleme konuldu. Bu amaçla bütçe dışı kalemlerden 100 milyon dolar para aktarıldığı öğrenildi.

İşte insansız helikopter Malazgirt’in öne çıkan özellikleri:

  • Otopilot sistemi
  • Yer kontrol istasyonu
  • Helikopter simülasyon sistemi
  • Helikoptere özel donanım şifreli haberleşme, telemetre ve digital resim haberleşmesi

Bilgi İçin: TSK

Kaynak

Özgüveninizi Ölçün(Test)

Başarılı olmak özgüven gerektirir. Peki siz kendinize ne kadar güveniyorsunuz? 18 sorudan oluşan bu teste vereceğiniz yanıtlar size bu sorunun yanıtını verecek.

1) Soru :İş ya da üniversite için yaptığınız üç başvurunuz reddedilirse kendi yeteneğinizden şüphe eder misiniz?
a) Evet
b) Hayır

2) Soru :Büyük kalabalıklar kafanızı karıştırıyor yada sizi korkutuyor mu?
a) Evet
b) Hayır

3) Soru :Şu anda dolabınız eski püskü kıyafetlerle mi dolu?
a) Evet
b) Hayır

4) Soru :Kendinize sürekli aynada bakar mısınız?
a) Evet
b) Hayır

5) Soru :Yürürken ya da birini beklerken vücudunuzun duruşu dik mi?
a) Evet
b) Hayır

6) Soru :Çoğu zaman insanların sizin hakkınızda dedikodu yaptığını düşünür müsünüz?
a) Evet
b) Hayır

7) Soru :Güvenlik kuvvetlerinden biri size yaklaştığında kalbiniz daha hızlı atmaya başlar mı?
a) Evet
b) Hayır

8) Soru :Lokanta otobüs ya da caddedeki yabancılar arasında size birinin dikkatle baktığını ya da size kahkaha attığını hissediyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır

9) Soru :Tanımadığınız bir ülkeye bilet kazansanız yada size böyle bir bilet verilse, yalnız gitmekten kokar mısınız?
a) Evet
b) Hayır

10) Soru :Sevdiğiniz kişiye aşkınızı ilan edebileceğinizi düşünüyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır

11) Soru :Çoğu zaman kötü rüyalar görür müsünüz?
a) Evet
b) Hayır

12) Soru :Bir sorun gözüktüğünde çoğu zaman onu kendi kendinize çözer misiniz?
a) Evet
b) Hayır

13) Soru :Acil durumlar o "kara gün" için biriktirmiş olduğunuz paranız var mı?
a) Evet
b) Hayır

14) Soru :Ebeveynlerinizin sizi sevdiğini hissediyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır

15) Soru :Her gün yeni bir şey öğrenmeniz gerektiğine inanıyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır

16) Soru :Satın aldığınız ucuz bir şeyi geri vermektense zarara katlanarak kullanmayı mı tercih edersiniz?
a) Evet
b) Hayır

17) Soru :Çabalarınızın çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlandığını hissediyor musunuz?
a) Evet
b) Hayır

18) Soru :İnsanlar çoğu zaman sizden öğüt istiyor mu?
a) Evet
b) Hayır

DEĞERLENDİRME

1) Soru :İş ya da üniversite için yaptığınız üç başvurunuz reddedilirse kendi yeteneğinizden şüphe eder misiniz?
Doğru Şık: b) Hayır

2) Soru :Büyük kalabalıklar kafanızı karıştırıyor yada sizi korkutuyor mu?
Doğru Şık: b) Hayır

3) Soru :Şu anda dolabınız eski püskü kıyafetlerle mi dolu?
Doğru Şık: b) Hayır

4) Soru :Kendinize sürekli aynada bakar mısınız?
Doğru Şık: b) Hayır

5) Soru :Yürürken ya da birini beklerken vücudunuzun duruşu dik mi?
Doğru Şık: a) Evet

6) Soru :Çoğu zaman insanların sizin hakkınızda dedikodu yaptığını düşünür müsünüz?
Doğru Şık: b) Hayır

7) Soru :Güvenlik kuvvetlerinden biri size yaklaştığında kalbiniz daha hızlı atmaya başlar mı?
Doğru Şık: b) Hayır
Sizin Cevabınız: a) Evet

8) Soru :Lokanta otobüs ya da caddedeki yabancılar arasında size birinin dikkatle baktığını ya da size kahkaha attığını hissediyor musunuz?
Doğru Şık: b) Hayır

9) Soru :Tanımadığınız bir ülkeye bilet kazansanız yada size böyle bir bilet verilse, yalnız gitmekten kokar mısınız?
Doğru Şık: b) Hayır

10) Soru :Sevdiğiniz kişiye aşkınızı ilan edebileceğinizi düşünüyor musunuz?
Doğru Şık: a) Evet

11) Soru :Çoğu zaman kötü rüyalar görür müsünüz?
Doğru Şık: b) Hayır

12) Soru :Bir sorun gözüktüğünde çoğu zaman onu kendi kendinize çözer misiniz?
Doğru Şık: a) Evet

13) Soru :Acil durumlar o "kara gün" için biriktirmiş olduğunuz paranız var mı?
Doğru Şık: a) Evet

14) Soru :Ebeveynlerinizin sizi sevdiğini hissediyor musunuz?
Doğru Şık: a) Evet

15) Soru :Her gün yeni bir şey öğrenmeniz gerektiğine inanıyor musunuz?
Doğru Şık: a) Evet

16) Soru :Satın aldığınız ucuz bir şeyi geri vermektense zarara katlanarak kullanmayı mı tercih edersiniz?
Doğru Şık: b) Hayır

17) Soru :Çabalarınızın çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlandığını hissediyor musunuz?
Doğru Şık: b) Hayır

18) Soru :İnsanlar çoğu zaman sizden öğüt istiyor mu?
Doğru Şık: a) Evet

Her doğru yanıt 2 puan.

PUANLAMA

35-44 Puan:
Bu aralıkta kendine güven konusunda sorun yok.İnsanlar önderlik ve ilham için size güveniyorlar.Muhtemelen,yine de, bazı kesim sizin kendini beğenmiş ve ezici olduğunu düşünüyor.Doğru söylemek gerekirse enaniyetiniz (egonuz) epey fazla.Siz de şahsi olarak sizi öldürmeyen şeyin sizi güçlendireceğini düşünüyorsunuz.Ancak ünlü mütefekkir Goethe´nin ifadeleriyle "İstenilen her şeyi yapmak için insan kendini olduğundan daha iyi görmelidir"

20-36 Puan:
Bu ortalama bir aralık ve özgüven konusunda güçlü ve zayıf yönleri olan bir insanı işaret ediyor.Bu test yoluyla korkularınızı saptayabilir,onların geçerliliğini değerlendirebilir ve isterseniz onları düzeltebilirsiniz.Hayır cevaplarınıza tekrar bakıp üzerinde düşünün lütfen.

6-18 Puan:
Korkak ve kendine güvenmeyen,etrafındakilerin önderlik ve rehberliğine ihtiyaç duyan birisiniz.Hayatı güzel yaşamak için biraz desteğe ihtiyacınız olduğu muhakkak.Bilmemek sizi bıktırmasın.Öğrenmenin sihirli kapıları her zaman ardına kadar açık.

0-4 Puan:
Bu oldukça nadir alınan bir puandır ancak bu aralığa düşerseniz, bu bilgili bir kişiden belki bir psikiatr,doktor yada bir din görevlisinden yardım almanız gerektiği anlamına gelir.Hayat sizin için korku ve endişe dolu olmalı.

alıntıdır…

Yazarların İlginç Özellikleri


Dickens romanlarını büyük, görkemli çalışma odasında kaleme alırmış. Düzgün bir el yazısı ile mavi renkli kağıtlar üzerine, kağıdın rengine yakın tonda mürekkeple yazarmış…

Edgar Wallce ise, çalışmaya başlamadan önce bir işçi tulumunu giyer, sonra da kendini hava akımından korumak için çevresini cam paravanlarla çevirttiği büyük bir masanın başına geçermiş. Bir yandan durmadan şekerli çay içer, öte yandan da bir ”dictaphon”a konuşurmuş. Böylelikle dakikada 60 sözcük yazabilirmiş. Ünlü dedektif romanları yazarı, genellikle gündüzleri uyur, geceleri çalışırmış.

Mark Twain da yatakta yazanlardan… Yatağa uzanıyor, kağıtları dizinin üstüne yerleştirip başlıyor kalem oynatmaya… Yazdıklarını yatağın üstüne ya da yere atıyor. Yanındaki komodinden piposunu doldurup boşaltırken yararlanıyor. ”Bana güzel bir yatak verin, size ölmez başyapıtlar vereyim.” sözü onunmuş.

Walter Scott, erkencilerden. Sabahleyin çok erken kalkar, kahvaltı yapmadan yazı masasına otururmuş. ”Ivanhoe” adlı ünlü romanını ise hemen hemen çalışmasına hiç ara vermeden, gece gündüz bir çırpıda yazıp bitirmiş.

James Joyce’un yatağında, yüz aşağı yatarken yazdığı söylenir. Eski tip siyah mürekkepli kalemle ilk müsveddelerini çiziktiren Joyce, daha sonra kırmızı kalemle düzeltmeler yaparmış.

Alexandre Dumas, en yeni, en süslü giysilerini kuşanıp yakasına da bir çiçek yerleştirdikten sonra otururmuş yazı masasının başına. O da hiç ara vermeden çalışırmış. Hatta, söylentiye göre, romanını bitirmeden evden çıkmamak için ayakkabılarını ve çalışma odasının anahtarını hizmetçisine verirmiş.

Balzac, başucunda yanan bir mum olmadan hiçbir şey yazamazmış. Kahve tiryakiliğiyle de tanınan Balzac’ın bir başka özelliği ise, çoğu zaman yazı yazarken başına bir yün atkı sarıp ayaklarını da suya sokması… Öyle ki, onun bu adetini abartıp roman yazarken keşiş cübbesi giydiğini bile söyleyenler var!


Balzac’ın bir alışkanlığı da, her gün mutlaka belirli miktarda yazı yazması… Sözgelimi günde 50 sayfa yazmaya karar verdiyse, dişini sıkıp 50 sayfayı dolduruyor. Belirli bir yerde, diyelim 30. sayfada takıldıysa, formunu kaybetmemek için kopya ederek dolduruyor…

Wordsworth, hiçbir yapıtını evinde, çalışma odasında yazmamış. Bu ünlü İngiliz şairin hizmetçisi gelen ziyaretçinin bir şey sormasına fırsat bırakmadan şöyle dermiş: ”Burası efendimin kitaplığıdır. Kendisi şimdi çalışma yerinde; kırlarda bayırlarda dolaşıyor.”

Bernard Shaw, evinin bahçesine bir kulübe yaptırtmış ve tüm yazılarını burada kaleme almış. Shaw, kendine göre geliştirdiği bir steno yazısı kullanırmış. Daha sonra daktilo ile yazmaya başlamış. Ancak, silik şeritlerden nefret edermiş. Şerit silikleşince, makineyi kaptığı gibi tamirciye götürür, şeridini değiştirtirmiş.

Schiller’in yazı masası üzerinde ekşi ya da çürük elma bulundurmaktan hoşlandığı söylenir. Yazar elmayı sık sık koklarmış. Bu koku ona yağmurdan sonra ormanda, otlar, yapraklar arasındaymış izlenimi verirmiş. Böylece bir düş evrenine girermiş. Bazen banyoda su içinde yazdığı olurmuş.

H.G.Wells’in yapıtlarını en okunaksız el yazısı ile yazdığı söylenir. Özel sekreteri olmasaymış, Wells’in romanları kolay kolay basılma olanağı bulamayacakmış. Ayrıca, gençliğinde ayaklarını suya sokmadan yazamazmış.

Henry James ayakta yazanlardanmış. Çalışma odasının çeşitli yerlerine yüksek sehpalar yerleştirir; bunların üzerine kağıtlarını dağıtırmış. Ve düşüne düşüne dolaşır, aklına gelen cümleyi en yakınında ki kağıda yazarmış. Böyle dolaşa dolaşa çeşitli kağıtlara yazdığı cümleleri sonradan birbirine monte edermiş.


Charles Dickens, çok güç uyuyan birisiydi. Uyuyabilmek için yatağının başını kuzeye çevirir, sonra da tam ortasına yatardı. Tam ortada olduğunu anlayabilmek için iki kolunu uzatarak ölçü alırdı.

Alexandre Dumas, doktorunun tavsiyesi üzerine uykusuzluğu yenebilmek için her sabah yedide Arc de Triomphe önünde bir elma yerdi.

Richard Wagner, Porsifol Operası üstünde çalışırken (1882) banyodan çıkmadı. Suyun sürekli olarak sıcak tutulmasını ve içine egzotik kokular katılmasını istedi.

Edmond Rostand da Cyrano de Bergerac’ı banyoda yazmıştı. Çalışırken kimsenin kendisini tedirgin etmesini istemezdi; arkadaşlarını kapıdan çevirmeye yüzü tutmazdı. Bu yüzden, çareyi banyosuna sığınmakta bulmuştu.


Dante, belirli bir şeye ilgisini yöneltme yönünden, benzerine az rastlanır bir insandı. Bir gün bir sokakta oturup üç saat süreyle elindeki kitabı okudu; kitap bitince oradan uzaklaştı. O sokakta o sırada bir şenlik yapıldığını söyledikleri zaman buna inanmak istemedi.

De Quincey, okumak üzere aldığı kitapları geri vermezdi. Üstelik bunların canına okurdu. Elindeki kitap ne denli ender, ne denli değerli olursa olsun, işine yarayacak bölümleri kopya etmek zahmetine katlanmaz, beğendiği sayfaları koparıp alırdı.

Ondokuzuncu yüzyıl başlarında yaşamış İngiliz şair Percy Byuhe Shelley bir okuma tutkunuydu. Günde on altı saat okuduğu olurdu. Hem de oturarak veya yatarak değil; ayakta durarak okumayı severdi.

Açık zihinli olmanın 5 yolu

Açık zihinli olmanın 5 yoluGenciz, kafamız dinç, zihnimiz taze. Yine de hayat kolay değil, hepimizin yaşadığı zorluklar, aklımızın takıldığı sorunlar var. Eh, zaman da belli bir hızla geçip gidiyor. Beynimizi her daim zinde tutmak için bulmaca çözmek dışında yöntemler de var. Zira beyin de kaslardan oluşuyor ve onu güçlendirmek mümkün. Bakınız burada beynimizi daha bir hakkıyla kullanmanın bazı yollarını derledik sizin için:

1- Kelimeler sizi ezip geçmesin
İster üniversitede profesör olsun ister manav, herkesin duyup da anlayamadığı birtakım kelimeler vardır. Olabildiğince çok kelimenin anlamını öğrenmek, düşünme gücümüzü de arttırır. Kelimeler sadece harflerden oluşan birer sembol yığını değildir; boylarından büyük kavramları tanımlarlar. Ne kadar çok kavrama aşina olursak anlayışımız da o kadar gelişir.

Anlamadığınız her kelimenin ne demek olduğuna bakıp öğrenmeyi alışkanlık haline getirin. Iyi bir sözlük de bu işe yarayabilir ama elimizin altında dünyanın en geniş kaynağı olan internet var. Bir de bolca kitap okumanın hakkını kimse yiyemez tabii.

2- Günlük hesapları kafanızdan yapın
Sayılarla örülü bir dünyada yaşıyoruz. Saat, fiyat etiketi, indirdiğiniz dosyanın yüklenme hızı… Etraf sayıdan geçilmiyor. Bizim de zaman zaman kimi hesaplar yapmamız gerekiyor. Aldığınız dergi için verdiğiniz paranın üstü, arkadaşınızla gittiğiniz kafede ödediğiniz hesabı bölüşmek, kız/erkek arkadaşınıza doğum gününde alacağınız hediyenin yetişmesi için haftada ne kadar para biriktirmeniz gerektiği… İşte bu tip hesapları önce kafanızdan yapın. Hesap makinesi diye bir şey olduğundan biz de haberdarız, problem zorsa makine kullanmaya da itirazımız yok ama pratik yaptıkça giderek daha iyi olursunuz.

3- Normalde ilginizi çekmeyen bir şey öğrenin
Eğer spor öncelikli ilgi alanınız ise, örneğin tarihle ilgili araştırma yapın. Magazine meraklıysanız politik olaylara göz atın. Fizik seviyorsanız müzik ile ilgili bir şeyler öğrenin. Normalde burun kıvıracağınız şeylere bile bir şans tanıyın; araştırınca altından enteresan şeyler çıkabilir. Kendini kalıplara sokan kişilerden olmayın. Tıpkı yeni kelimeler öğrenmek gibi yeni konulara da zihninizi açmak, düşünme ve algılama kapasitenizi geliştirir.

Açık zihinli olmanın 5 yolu4- Daha çok bilim-kurgu!
Kurgu olan her şeye saygımız var: öyküler, filmler, oyunlar, romanlar… Keyifli, iç burkucu, bilgilendirici… Bu çok güzel, ama zihnimizi açmanın en eğlenceli yollarından bir tanesi bilim-kurguya eğilmek. Beynimizi gıdıklayacak içeriklere sahip oluyor çoğu. Gerçeklikle gerçek dışının bir araya gelmesi insanın zihnini çalıştırıyor. Hem içlerinde sandığınızdan da çok bilgi var.

5- İnandıklarınızı sorgulamaya her an hazır olun
Dünya üzerinde her an mutsuzluk verici şeyler yaşanıyor. Bireysel sıkıntılar, toplulukları etkileyen acılar… Fikirlerimizin, kararlarımızın doğruluğunu gözden geçirmemiz gerekebiliyor. Oysa insanlar genellikle savundukları şeylerde haklı oldukları konusunda inatçı olmayı seçiyorlar. Öyle olabiliriz ama olmama ihtimalimizi de göz ardı edemeyiz. Pek çok konuda yanılıyor olabileceğimizi kabul etmek gerekebilir. Kanıtları kendinize çevirmektense fikrinizi kanıtlara göre değiştirmek daha mantıklı olabilir. Bu çok zor ama zihnimizi çok taze ve açık tutan bir alışkanlık.

kaynak

Bir bilgeye sormuşlar

xvolvox

 Bir bilgeye sormuslar:
- Bir insanin zekasini nereden anlarsiniz?
- Konusmasindan.
- Ya hic konusmazsa?
- O kadar akilli insan yoktur ki!..

Bir bilgeye nasil bu kadar dogru kararlar alabildigini sormuslar:
"Deneyim" demis. O deneyimi nasil kazandin, diye sormuslar
"Hatalarimla" demis

Bir bilgeye sormuslar:
Efendim caniniz ne istiyor? Bilge cevaplamis:
Canim hicbir sey istememeyi istiyor.. ve devam etmis.. Bu ruh halinin
adi gonul yorgunlugudur. .

Bir bilgeye " Nasil insan oluruz?" diye sormuslar:

"Uc adim atlama" gibi bir cevap vermis bilge kisi:
Once sana kotuluk yapanlara kotuluk dusunmemen gelir,
Insanliga attigin ilk adim budur… Sana kotuluk yapanlara iyilik
yapabildigin an ise ikinci buyuk adimi atar ve hakiki insan olmaya baslarsin. .
Nihayet, sana iyilik yapanla kotuluk yapan arasinda bir
fark hissedemeyecek hale geldigin zaman insan olursun.

Bilgeye sormuslar dunya da en guzel sey ne diye?
Sevmek, demis…
Peki sonra demisler…
Sevilmek demis…
Peki neden sevmek sevilmekten once geliyor? demisler…
O da demis ki ?insan sevdigine sevildiginden daha cok emindir…

Bilgeye Sormuslar;
İ
nsan neden dilek diler?
İnsan gerceklesmesi icin diler, ama bilmez ki gerceklestirmek icin dilemek gerek.

Bir bilgeye sormuslar en mutlu insan kimdir?
Iste o dagdaki cobandir demis.
Neden diye sormuslar. Cunku demis insan bildikleriyle yasar, onun
bildikleri koyunlari ve cevresiyle sinirli, kendisini mutsuz edecek
veya kafasini karistiracak fazla bir bilgiye sahip degil

alıntıdır…

Bu maskenin anlamı ne?

F.Bahçe sezonun ikinci maçında G.Antepspor’u evinde 2-1 mağlup ederek ligde 3 puanla tanıştı. Kadıköy’de dakikalar 44′ü gösterdiğinde ise sahnede G.Antep’in Meksikalı forveti De Nigris vardı. Maç boyu etkili bir görüntü çizen De Nigris güzel bir kafa golüyle takımı adına farkı 1′e indirdikten sonra ilginç bir gol sevinci yaşadı. Elindeki maskeyi suratına takan De Nigris’in bu gösterisinden sonra hakem İsmet Arzuman futbolcuyu sarı kart ile cezalandırdı.

De Nigris’in taktığı bu maskenin ne anlama geldiği ise maçın ardından en çok konuşulan konulardan biri oldu. Konuyla ilgili De Nigris herhangi bir açıklama yapmazken, maskenin El Santo’yu andırdığı bir gerçek. Meksika’nın halk kahramanı sıfatında olan, eski güreşçi, film yıldızı Rodolfo Guzmán Huerta yani El Santo Meksika’da bir ikon. Meksikalı futbolcu De Nigris’in ise her 10 Meksikalı’dan 8′nin hayran olduğu bu kahramana bir gönderme yaptığı kesin…

ESAT DERGI

Kaynak


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.