Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Arşiv Ağustos, 2007


En gizemli 25 şarkı

Rolling Stone’a göre en gizemli 25 şarkı;

1. “Louie Louie” – The Kingsmen

2. “Lola” – The Kinks

3. “Born in the USA” – Bruce Springsteen

4. “One” – U2:

5. “Rainy Day Women #12 & #35” – Bob Dylan

6. “Please Please Me” – The Beatles

7. “Alison” – Elvis Costello

8. “One I Love” – R.E.M

9. “Edge of Seventeen”- Stevie Nicks

10. “Pictures of Lily” – The Who

11. “Polly” – Nirvana

12. “She Bop” – Cyndi Lauper

13. “Hey Jude” – The Beatles

14. “Pretzel Logic” – Steely Dan

15. “Crystal Blue Persuasion” – Tommy James & The Shondells

16. “Lucy in the Sky with Diamonds” – The Beatles

17. “Harder to Breathe” – Maroon 5

18. “Pennyroyal Tea” – Nirvana

19. “In the Air Tonight” – Phil Collins

20. “Good Riddance (Time of Your Life)”– Green Day:

21. “Take Me Out” – Franz Ferdinand

22. “Some Candy Talking” – Jesus and Mary Chain

23. “Girl” – Beck

24. “Drain You” – Nirvana

25. “Dier Eir von Satan” – Tool

Kaynak

American İdiot Açıklaması

American Idiot albümü birbirine bağlayan parçalarlardan oluşuyor. Ve bu parçalar kendine "Jesus of suburbia" adını takan bir gencin evden ayrılıp eve dönene kadar başından geçen olayları anlatıyor.

American Idiot: Albümün ana teması.

Jesus Of Suburbia: Kendine "Jesus of suburbia" adını veren kişinin evden ayrılma hadisesi.

Holiday, Broken of Broken Dreams, Are We The Waiting: J.o.s’un sokaklarda geçirdiği günleri anlatan olaylar. Fakat Holiday’in son bölümü tamamen siyasi (Billie’nin kumların üstünde söylediği bölüm).

St. Jimmy: St. jimmy J.o.s’un sokaklarda tanıştığı arkadaşı. Bu Arkadaşını yani bize Jimmy’i tanıtıyor.

Give Me Novacaine: J.o.s’un bu durumdan hoşnutsuzluk duymaya başladığı bölüm. Jimmy’nin de katkısıyla bu durumu geçici bir şekilde düzeltiyor. Ayrıca Novacaine; Uyuşturucu tarzı bir ilaçmış.

She’s A Rebel: J.o.s’un sokaklarda tanışıp aşık olduğu kız. Ve onu tanıtan parça ve kızın adı; "Whatsername".

Extraordinary Girl: Yine Whatsername’den bahseden bir parça.

Letterbomb: Kızın J.o.s.’a yazdığı mektup biraz karışık ve iğneleyici.

Wake Me Up When September Ends: Billie’nin babasına yazmış olduğu parça. Klipteki olaylar J.o.s. ve Whatsername’le alakalı olabilir. (Sanılıyor).

Homecoming: J.o.s’un eve döndüğü parça. Bu parça da Jimmy ölüyor ve yine Whatsername’den bahsediliyor, tabi J.O.S.’nın eve dönüşünden de.

Whatsername: J.o.s’un eve döndükten sonra Whatsername’e yazdığı parça. Aslında kızın adı "Whatsername" değil, bu adı ona J.o.s. takmış.

Alıntıdır…

Televizyonun Sonu Geldi

Televizyonun sonu geldi! İnternetin mimarlarından birisi sayılan 64 yaşındaki Vint Cerf’in Edinburgh televizyon festivalinde yaptığı konuşmaya göre televizyonun sonu geldi.

The Guardian’ın haberine göre 1970′lerde interneti ilk kuran ekibin baş aktörlerinden olan Vint Cerf, televizyon izleme alışkanlıklarının görece kısa sürede köklü bir değişime uğrayacağını tahmin ediyor.

Sesli video görüntüleri internet üzerinden bilgisayara indirme hızının devamlı arttığını söyleyen Vint Cerf, programları önceden belirlenmiş bir sırada belirli bir saatte izlemek için beklemek yerine, yakın gelecekte istediğimiz an internet üzerinden canımız çektiği zaman izleyeceğimizi söylüyor.

Japonya’da halihazırda bir dakikalık video kaydını 16 saniyede bilgisayara indirmenin mümkün olduğunu belirten Vint Cerf, bilgi akışının tahminlerimizin ötesinde hızlanacağını düşünüyor.

Bunu bir hayal olarak gören çevreler, şayet herkes televizyonu internet üzerinden izlemeye başlarsa, uluslararası bilgisayar ağının oluşacak yükü kaldıramayarak çökeceğini iddia ediyor.

Ama Vint Cerf, bu korku senaryoları doğru çıkmış olsaydı, internet şimdiye kadar çoktan defalarca çökmüş olurdu diye karşı çıkıyor.

Bilgi İçin: The Guardian

Kaynak

Cep telefonu kullanıcıları DİKKAT!


Nokia, belirli cep telefonlarındaki zararlı bataryalara karşı kullanıcılarını uyardı.

Nokia, Aralık 2005 - Kasım 2006 tarihleri arasında, merkezi Japonya’da bulunan Matsushita Battery Industrial Co. Ltd. tarafından üretilen Nokia markalı BL-5C cep telefonu bataryalarında, nadiren aşırı ısınma durumunun söz konusu olabileceğini açıkladı.

Bu durumun sadece belirtilen süre içinde ve sadece Matsushita tarafından üretilmiş BL-5C model bataryalar için söz konusu olabileceği vurgulandı.

Finlandiyalı mobil iletişim devi Nokia, kullanıcılarını bilgilendirmeye yönelik bir batarya duyurusu yaptı. Duyuru sadece, Aralık 2005 - Kasım 2006 tarihleri arasında, Japonya’daki Matsushita Battery Industrial Co., Ltd. firması tarafından üretilen Nokia markalı BL-5C bataryaları kapsıyor.

Nokia, duyurusunda, belirtilen tarihlerde üretilmiş Nokia markalı BL-5C model bataryaların, nadiren de olsa, şarj edilirken kısa devre nedeniyle aşırı ısınmaya yol açabileceğini ve bataryanın yerinden oynayabileceğini açıklıyor. Nokia, bu konu hakkında Matsushita firmasıyla ve ilgili diğer yetkililerle birlikte çalışıyor.

Nokia BL-5C bataryaların üretimi konusunda birden fazla tedarikçiden hizmet alıyor ve bu tedarikçiler bugüne dek toplam 300 milyonu aşkın BL-5C batarya üretmiş bulunuyor. Yapılan açıklama ise, sadece Matsushita firması tarafından Aralık 2005 - Kasım 2006 döneminde üretilmiş 46 milyon adet BL-5C model bataryayı kapsıyor. Dünya genelinde bu bataryalar için şu ana kadar yaklaşık 100 adet aşırı ısınma şikayeti bildirilirken, hiçbir ciddi yaralanma ya da maddi hasar söz konusu olmadı.

Nokia, duyuru kapsamındaki BL-5C bataryalarını kullanan kişilere yönelik açıklamasında, sözü edilen yaklaşık 100 aşırı ısınma vakasının hepsinin şarj işlemi sırasında gerçekleştiğini belirtiyor. Nokia’nın elindeki bilgilere göre bu durum, mobil cihazın şarj dışındaki diğer kullanım süreçlerini etkilemiyor.

Matsushita tarafından belirtilen süre içinde üretilmiş BL-5C bataryalarda söz konusu ısınmanın nadiren görülmesine karşın, cep telefonlarında bu model bataryalar bulunan tüm Nokia kullanıcıları, Nokia yetkililerine başvurarak bataryalarını değiştirebiliyor.

Nokia, BL-5C bataryaların tüm Nokia ürünlerinde kullanılmadığını ve söz konusu durumun sadece bazı Nokia BL-5C bataryalarda görülebildiğini vurguluyor.

Belirtilen dönemde Matsushita tarafından üretilmiş BL-5C bataryaları nasıl tanırsınız?
Bir bataryanın, Nokia tarafından yapılan açıklama kapsamındaki bataryalardan olup olmadığını anlamak için öncelikle bataryayı cihazdan çıkarmak gerekiyor. Bataryanın ön yüzünde "Nokia" ve "BL-5C" yazısı bulunuyor. Arka yüzünde ise, üst tarafta Nokia logosu, alt tarafta da 26 karakterden oluşan batarya numarası yer alıyor. Bataryaların Aralık 2005 - Kasım 2006 döneminde Matsushita tarafından üretilmiş bataryalardan olup olmadığını anlamak için bu numarayı kullanmak gerekiyor. Bu numaranın bilgilendirme kapsamıyla karşılaştırılması sonucunda, tüketiciye ücretsiz olarak batarya değişimi sağlanıyor.

Türkiye’deki Nokia kullanıcıları, bu konuda yardım almak için www.nokia.com/batteryreplacement web sitesine ya da Nokia Türkiye Çağrı Merkezi’nin (0 212) 337 17 17 numaralı telefonuna başvurabiliyor.

BL-5C, Nokia ürünlerinde kullanılan 14 farklı batarya modelinden biridir. Nokia, pek çok ürün bileşeninde olduğu gibi, bataryalarda da birden fazla tedarikçi ile çalışmaktadır. Matsushita da Nokia’nın BL-5C batarya tedarik ettiği firmalardan biridir.

BL-5C bataryaların kullanıldığı Nokia ürünlerinin listesine www.nokia.com/batteryreplacement adresinden ulaşılabilir.

Kaynak

“Bebek suratlı, intikamını aldı”

İsviçre basını, Beşiktaş’ın dün akşam Zürih’i 2-0 mağlup ederek Şampiyonlar Ligi’ne kalmasının ardından, karşılaşmaya geniş yer ayırdı. İsviçre’nin önde gelen gazetelerinden Blick, birinci sayfadan verdiği haberde "Zürih’in Şampiyonlar Ligi rüyası kabusa dönüştü" başlığını kullanırken, alt başlıkta, "Beşiktaş Şampiyonlar Ligi yolunu kapadı" ifadesi yer aldı.

İsviçre basını, Beşiktaş ile Zürih arasında oynanan her iki karşılaşmada da attığı üç golle siyah beyazlı ekibin Şampiyonlar Ligi’ne kalmasında büyük pay sahibi olan Delgado için de, "Bebek suratlı intikamını aldı" ifadesini kullandı.

"İSVİÇRE ŞAMPİYONU YERLERDE, AYAKTA KALAN BEŞİKTAŞ"

Arjantinli futbolcunun, oyunun en iyisi olduğunu belirten gazete, "İsviçre şampiyonu yerlerde, ayakta kalan Beşiktaş" alt başlığıyla habere devam etti. Delgado’nun 13 Mayıs 2006 tarihinde Basel’de oynarken şampiyonluğu son dakika golü ile Zürih’e kaptırdığını hatırlatan Blick, " Delgado geç de olsa intikamını aldı. 13 Mayıs’ta üzülen Arjantinli, dün akşam sahadaki en mutlu insandı" cümlelerine yer verdi.

Gazete ayrıca Zürih takımı yetkililerinin bugün Monaco’da yapılacak kura çekimi için, Monaco’da otel rezervasyonları yaptırdığını, ancak tüm planların alt üst olduğu dile getirdi.

Dha

Kaynak

Değerini bilenlerin bayramı kutlu olsun!



Bügün; Atatürk komutasındaki Mehmetçiğin, işgal ordularını Anadolu’dan söküp attığı Büyük Taarruz’un 85′inci yldönümü…

Yok edilmekte olan bir milletin başkaldırışına önderlik eden Büyük Komutan Mustafa Kemal Paşa, mağrur milletine kahramanlık destanının öyküsünü Afyonkarahisar’ın Kocatepe sırtlarında yazdırdı.

Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşması’yla yurdumuz tamamen elimizden alınmıştı.

Topraklarımız işgalci devletler arasında pay edilmişti.

Osmanlı Padişahı ve hükümeti…

İstanbul basını…

Devleti yöneten bürokratlar teslim olmuştu…

Düşman ordusu, İstanbul Üniversitesi’nin kalbine karargâh kurmuştu da “akademik dünya” bunu ayakta alkışlayarak karşılamıştı!

İstanbul sosyetesi ise teslim olmaktan da öteye gidip, Fransızlar’ın, İngilizler’in şerefine balo düzenleme, onlarla akraba olma gayretine düşmüştü:

“Ayyy monşer, ne kadar yakışıklı ve cesursunuz… Müziğiniz ne kadar hoş, yemekleriniz ne kadar leziz… Hatta çişiniz bile ne kadar farklı! Size hayranız efendim!”

***
İstanbul’daki bu soysuz tavra karşı ilk tepki, Atatürk’ten geldi…

19 Mayıs 1919’da o vapura bindi; sonrasını biliyorsunuz…

Gazi Mustafa Kemal’in başkomutanlığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922’de düşmana saldırdı, 30 Ağustos’ta son yumruğu vurdu!

Peki; ülkenin düşmandan kurtarılmasına en çok kim üzüldü biliyor musunuz?

Osmanlı Padişahı…

Çünkü bu zafer, onun saltanatının bitmesi demekti!

Bir de üç yıl öncesine kadar işgal kuvvetlerine övgüler düzen sözüm ona “devlet ve hükümet adamları” ile İstanbul sosyetesi…

Hani çocuklarını savaştan kaçırmak için Paris’e gönderen paralı züppeler…

İçleri kan ağladı Fransız sevgilileri gitmek zorunda kaldı diye; bu yüzden sadece, “Ay bağımsızlık ne hoş duygu, monşer!” diyebildiler yalancıktan!

Anadolu’daki sevinç ise gerçekti…

Çünkü canlarıyla, kanlarıyla savaşan insanlar için “hoş bir duygu” olmaktan çok farklıydı bu zafer…

“Hayatta kalmak”, “Ezilmemek”, “Aşağılanmamak”, “Tebaa olmaktan vatandaş olmaya terfi etmek” demekti! İşte biz bugün, 30 Ağustos 1922’deki o büyük zaferi kutluyoruz…

Değerini bilenlerin bayramı kutlu olsun!

Kaynak

 

Muhtemel rakiplerimiz!

Futbolda Avrupa Şampiyonlar Ligi grup maçlarının kura çekimi bugün Monaco’da yapılacak. Dün gece oynanan karşılaşmalarda rakiplerini geçerek Devler Ligi’ne katılma hakkı kazanan Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin de rakiplerinin belli olacağı kura çekimi TSİ 19.00′da başlayacak.

 

Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde grup maçları 18 ve 19 Eylül’de yapılacak ilk hafta karşılaşmalarıyla başlayıp, 11 ve 12 Aralık’ta oynanacak 6. hafta maçlarıyla sona erecek.

Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde 2007-2008 sezonu finali 21 Mayıs’ta Rusya’nın başkenti Moskova’da yapılacak.

1. Torba
Milan İtalya
Barcelona İspanya
Liverpool İngiltere
İnter İtalya
Arsenal İngiltere
R.Madrid İspanya
Chelsea İngiltere
M.United İngiltere

2. Torba
Valencia İspanya
Lyon Fransa
Porto Portekiz
*Sevilla İspanya
PSV Hollanda
Roma İtalya
Benfica Portekiz
W.Bremen Almanya

3. Torba

Celtic İskoçya
Schalke  Almanya
Stuttgart Almanya
S.Bükreş Romanya
CSKA Rusya
S.Lisbon Portekiz
Lazio İtalya
Marsilya Fransa

4. Torba
G.Rangers İskoçya
S.Donetsk Ukrayna
Beşiktaş Türkiye
Olympiakos Yunanistan
D.Kiev Ukrayna
F.Bahçe Türkiye
Sl.Prag Çek Cum.
Rosenborg Norveç
*AEK

*AEK-Sevilla maçı 3 Eylül’de oynanacak…

Kaynak

Sevgi Ne Değildir???

Sevgi…

SEVGİYİ TARİF ETMEYE KALKSAM, SENİ ANLATIRDIM DÜNYAYA . . .

Korkunun olduğu yerde aşk yoktur. Cesarettir sevmek. Düzenlere,oyunlara,kötülüklere meydan okumaktır. Sevmek; uzaklaşmaktır yalandan,bencilliği hiçe saymaktır. Bir başka açıdan da inanmaktır sevmek.Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır. İnsan sevince; sevdiğine bütünvarlığı ile teslim olmamışsa, yeteri derecede sevmemiş demektir. Ve ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa, sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur.

Kıskançlık; inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür.Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orada.Kıskançlıksa; kutsal bir duadır, dudağında sevenlerin.

Sevmek; var olmaktır bir bakıma,derinden bakılınca yokluğa benzer.Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder,oysa artmaktır sevmek, çoğalmaktır. Çevrenin gözlerimizden silinmesi, önce bir eksilme hissi verir insana. Fakat o her şeyimizi varlığı ile doldurdukça arttığımızı anlarız. O bir tek kazanç, bütün kayıplarımıza bedeldir.

Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden. O kederliyse, gözlerimizde herşey kederlidir artık. Bütün güzellikler bir bir yitirirler anlamlarını. O anlarda ölümü düşünür de, yine ölemeyiz kurtulamamak için.

Yanmaktır, tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir. Dinle, sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sonra anlayacaksın.

Dinle, sevmek alışveriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki, ama karşılığında hiçbir şey alınmaz. Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek. İskambil kağıdı değildir, zar değildir, bir dilim değildir, hesap pusulası değildir sevmek.

Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil. Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız, yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz fakat herşeyden güzeldir sarhoşluğu. Geçip karşısına seyredemezsiniz, manzara değildir, tablo değildir, heykel değildir. Okuyamazsınız kitap değildir. Bilmece değildir, çözemezsiniz. İsteseniz de içinizden atamazsınız. Kan değildir, kesip damarınızı akıtamazsınız. Siz ağladıkca o güçlenir içinizde. Akmaz, gözyaşı değildir. Kuş değildir uçmaz, çiçek değildir koklanmaz. Bitmez çile değildir. Ne desen o değildir sevmek.

Alıntıdır…

HENÜZ 22 YAŞINDAYDI…

 

İspanya Birinci Futbol Ligi (La Liga) takımlarından Sevilla’da forma giyen 22 yaşındaki Antanio Puerta yaşamını kaybetti. Sevilla’nın, geçen hafta sonu Getafe ile oynadığı lig karşılaşmasında kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırılan Puerta, kritik dönemi atlatamayarak hayatını yitirirken, genç futbolcu için La Liga’da yas ilan edildi.

Öte yandan, Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turu rövanş maçında Yunanistan’ın AEK Atina takımıyla karşılaşacak olan Sevilla da yönetici ve teknik kadro ise Puerta’nın durumundan sonra UEFA’ya başvurup maçın ertelenmesini talep etti. Sevillalı futbolcular, Puerta’nın ölümünden dolayı derin üzüntü yaşadıklarını ve bu şekilde sahaya çıkmak istemediklerini söylediler.

UEFA da bunun üzerine yarın oynanacak karşılaşmayı erteleme kararı aldı.

Sporx’ten..

Baba olmasına iki ay kala, İspanya futbolunda gelecek vaadeden, 22 yaşında olmasına rağmen Sevilla ile iki defa UEFA, Süper Kupa gibi büyük başarılar elde eden Puerta yaşamın aslında ne kadar basit bir çizgi olduğunu ve her an kırılabileceğini bir kez daha gösterdi. Yaşamın değerli oluşunu tekrar bize hatırlattı. Puerta’nın yakınlarına ve futbolseverlere başsağlığı diliyoruz. İspanyol basının dediği gibi genç defans oyuncusu 3 gün yoğun bakımda kaldı ve belki de hayatında ilk defa ‘yıkıldı; Fallece Puerta…

YIKILAN FUTBOLCULAR…

CUNHA:
Uniao Leiria’nın Portekiizli orta saha oyuncusu Hugo Cunha Haziran 2005′de 28 yaşındayken maç içinde geçirdiği kalp kriz ile yaşama veda etmişti.

DOS SANTOS: Kasım 2002′de Brezilyalı golcü Marcio Dos Santos Peru ekibi Deportivo Wanka filelerini havalandırdıktan sonra aynı saat içinde geçirdiği kalp krizi sonucun hayata devam edememişti, 28 yaşındaydı.

FEHER: Ocak 2004′de Benfica’nın Macar futbolcusu Miklos Feher Vitoria Guimaraes mücadelesinde kalbine yenik düşmüştü. 24 yaşındaydı.

FERREIRA: Brezilyalı orta saha oyuncusu Maximiliano Patrick Ferreira, bildiğimiz adıyla "Max" Haziran 2003′de takımı Botafogo-Ribeirao Preto ile idmandayken rahatsızlanmış ve kaldırıldığı hastanede yaşam mücadelesine yenik düşmüştü, henüz 20 yaşındaydı.

FOE: Kamerunlu futbolcu Marc-Vivien Foe Konfederasyon Kupası’nda takımının Kolombiya karşısında aldığı 1-0′lık galibiyette Haziran 2003′de maçın içinde bir anda sahada yere yığılmıştı ve kalkamamıştı. Fransa’da düzenlenen bu turnuvanın ardından tek konuşulan buydu…

LONGHURST: York City’nin genç forveti Dave Longhurst Eylül 1990′da takımının Lincoln City ile yaptığı mücadelede ilk yarının bitmine iki dakika kala yaşadığı kalp krizi ile yeşil sahalara ölüm ile veda etmişti. Henüz 25 yaşındaydı.

OKWARAJI: Ağustos 1989′da Nijeryalı futbolcu Samuel Okwaraji takımının Dünya Kupası elemeleri kapsamında Angola ile oynadığı maçta henüz 10. dakikada yaşadığı rahatsızlık ile hayata veda etmişti.

Derleme: Esat DERGİ

Kaynak: Reuters - AA  - Sporx

 

Kahvede Derbi İzleyen Taraftar Tipleri

Heyecanlılar:Günler öncesinden yavaş yavaş heyecanları yükselir.Maç saatinde ibre tavana vurur.Tespit edilmeleri gayet basittir.Maçtan önce oturdukları yerde oturamaz,etraflarındaki her türlü gazete,telefon,dergi vs.gibi şeylere acımasızca saldırırlar.Her gollük pozisyonunda yanlarında oturanların üzerlerine çullanma ihtimalleri vardır.Kavga çıkarmak,küfürlü laf atmak,golden sonra karşı takımdakş arkadaşlarına şakayla el hareketi yapmak gibi alışkanlıkları vardır.Erman Toroğlu ekolüne bağlı olurlar.Uzak durulasıdırlar.

Alakasızlar:Maç saatinde tesadüfen kahvede bulundukları izlenimini verirler.Pek heyecan belirtisi göstermezler.Maçtan önce yüzeysel ama sarsıcı futbol muhabbetleri yaparlar.Derbiyi izlemek için bir kaç milyon bayıldıktan sonra etrafındakilere futbolun ne kadar gereksiz ve boş olduğunu ispatlamaya çalışırlar.Sözlerine muhalefet eden birisi olmadığı zaman iyiden iyiye çoşarlar.Başka bir takımın taraftarı yada kahvecinin yakını olabilirler.Çıkabilecek bir kavgada kim vurduya gitme ihtimalleri vardır.Ali Sami alkış ekolüne bağlı olurlar.Kafa atılasidırlar…

Barışçılar:Çoğunlukla 50 yaş üzeri olurlar.Kahvehaneyi birleşmiş milletler tarafından gönderilmiş Barış Gücü gibidirler.Fanatik taraftar değildirler.Gerginliği yatıştırmayı görev bilirler.Saygı gören tiplerdir.Futbol muhabbetlerine saygılı ve akılcı olmaya çalışırlar.Maça bir kaç dakika kalmış olmasına rağmen siyaset hakkında konuşmayı,futbol hakkında konuşmayı yeğlerler.

Battı Balıkçılar:Maçtan önce farkedilmezler.Maçın sonlarına doğru yenilen takımın taraftarları arasından yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlarlar.Yenildikleri için kahrolmalarına rağmen,bunu ertafa belli etmemeye çalışırlar.İşi şakaya döker maçı çok da önemsemiyormuş gibi yaparlar.Hıncal Uluç ekolüyle benzerlik gösterirler.Üstüne gidilmesidirler.

Ağır Ağabeyler:Laubali olmayan sakin tipli karakterlerdir.Fanatiklik seviyesinde olmalarına rağmen taşkınlık yapmazlar.Rakip takımın gollerini tüm öfkelerine rağmen sessizlik içnde karşılarlar.Kendi takımları bile gol attığında fazla hoplayıp zıplayıp bağırmazlar.Şansal Büyüka ile Turgay Şeren arası bir tarzları vardır.

alıntıdır…


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.