
Cenk Eren ve Gül Saygı’nın sunumuyla “Hayalin İçin Söyle” final bölümüyle cuma akşamı sona erdi. eeeee ! kim ne kazandı?? bence bu yarışmada tek kazanan jüri üyeleri oldu.Unutmadan birde yarışmacı hülya yarışma sanki ona hazırlandı onun için düzenlendi.finali izledinizmi yarışmacılardan 3 kişi yoktu neden?.Ben bu yarışmanın amacını anlamadım biri bana anlatsın.
-
Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, Star Televizyonu’nda Gül Gölge ile Cenk Eren’in sunuculuğunu üstlendiği, Muazzez Abacı, Seda Sayan ve İbrahim Tatlıses’in jüri üyeliğini yaptığı "Hayalin İçin Söyle" adlı bir yarışma programı yayımlanıyor."Hayalin İçin Söyle" yarışma programları yarışına iddialı isimlerle girmiş. Sunucu Gül Gölge güzelliği ile ünlü bir isim, Cenk Eren de adeta ekran için yaratılmış çok karizmatik bir adam. İkisi de işlerini gayet iyi yapıyor. Seda Sayan’ı anlatmaya gerek yok, güzelliğinin yanı sıra zeki bir kadın, iletişim kurmayı iyi biliyor. Bu konuda rakipsiz denebilir. Muazzez Abacı duruşuyla, oturuşuyla, konuşmalarıyla programın âkil kadını. Samimi, aslında rol de yapmıyor. İbrahim Tatlıses’i yorumlamaya ise benim sözcüklerim yetmez, o yorumsuz kalsın!"Hayalin İçin Söyle" adından da anlaşılacağı gibi bir ses yarışması. Ama programı seyretmeye başlayınca sadece en iyi sesin kazanacağı türden bir "ses yarışması" olmadığını anlıyorsunuz. Format; acı, keder, ağlatma dozu yüksek şarkı söyleme yarışması olarak tanımlanabilir.Yarışmacılar yüksek puan almak için iyi şarkı söylemek kadar, yaşamlarının ne kadar trajik olduğunu, ne çok acı çektiklerini ispatlamak zorunda. Bu yüzden de yarışmacıların hepsi yaşamlarının en mahrem, en yaralayıcı detaylarını ağlayarak, dudaklarını titreterek, duygu dozunu artırarak anlatmaya çalışıyorlar. Kimi zaman sunucuların gözleri doluyor, jüri üyeleri ağlamaya başlıyor. Kimi zaman da -yalan söyledikleri anlaşıldığında- yarışmacıya hakaretler havalarda uçuşuyor.Ama beş dakika sonra bir yarışmacı değişimi arasında Seda Sayan ve Tatlıses pürneşe şarkı söylüyor. Tabii bu arada gözleri dolan stüdyo izleyicileri de alkışlarla başka boyuta geçiyor. Aslında yarışma değil "kazanma uğruna ruhunu şeytana satma" programları seyircileri de duyarsızlaştırıyor, ikiyüzlülüğe itiyor.Kimse dakikalarca aşağılanan yarışmacının sahne arkasına geçtiğinde ne halde olduğunu düşünmüyor. Ses, yetenek yarışması yapılmasını, en iyinin bulunup ortaya çıkarılmasını anlarım ama insanı insan yapan tüm değerlerin ayaklar altına alınmasına ne gerek var? 17-18 yaşında genç kızlara, delikanlılara, orta yaş üstü kadınlara geçmiş acılarını tekrar tekrar yaşatmanın anlamı var mı? Sesi iyi olsa da yaşamının trajedisi ağlatmayanın puanı düşüyor, sanki yarışma değil psikiyatri koltuğu, jüri üyeleri birer uzman psikiyatrist.Televizyondaki yarışma programları sosyal bir misyon üstlendi. Ülkenin koşulları düşünüldüğünde buna olumlu da bakılabilir. Ama her geçen gün bu yardımın içine bilinçli ya da bilinçsiz acı ve gözyaşı boyutu katılıyor. Program yapımcılarının, jüri üyelerinin bu işe iyi niyetle başladıklarından hiç kuşkum yok. Ancak yardım için bile olsa insanların çaresizliğinin bu denli sömürülmesine izin verilmemesi gerekmez mi?
Burada da sanırım çok iyi bir televizyon yöneticisi olan Fatih Ediboğlu’na ve benzeri hatta daha acılılarını yapan diğer kanal yöneticilerine büyük iş düşüyor. Tüm ünlülerin ve güçlülerin talep ettiği mahremiyetlerinin korunması kuralı sıradan insanlar için de geçerli olmalı. Başkalarının acılarıyla ve duyguları sömürerek eğlendirmekten vazgeçilmeli. Sanırım bunun en kestirme yolu izleyicinin başkalarının acılarıyla trajedileriyle eğlenmekten vazgeçmesi.
03 Ocak 2008 Perşembe
Valla ben demiyorum onlar diyor… Yarışmacılar özellerine girildiğinde konuşmak istemeyince "bu Türkiye’nin en önemli sosyal projesi, konuşacaksın, anlatacaksın herşeyi" diye bas bas bağırıyorlar.
Kimler mi?
Seda Sayan ile İbrahim Tatlıses…
Peki nedir bu çok önemli sosyal proje derseniz!
Star’da yayınlanıyor…
Bir yarışma programı…
Adı; "Hayalin için söyle"…
İnsanların fakirliklerini sömürüyorlar…
Fakirliklerinin verdiği çaresizliği kullanıyorlar…
Çaresizliklerinin bilinci ile onları rezil etme cüretini gösteriyorlar…
Mine adında bir yarışmacı var bu programda…
49 yaşında…
2 çocuğu var biri 25, diğeri 30′unda…
Yıllarca ucuz mekanlarda şarkıcılık yapmış, çocuklarına bakmış…
Hayali bir ev alıp, çocukları ile yaşamak…
Sesi çok güzel…
Ama fakirlik ve yıpranmışlık çökmüş omuzlarına…
Şarkıcı Seda Sayan yanında "ses" olarak çömezi kalır…
Belki o nedenledir o çirkin saldırganlığı…
Avazı çıktığı kadar bağırıyor 2 çocuk annesi Mine’ye…
-"Neden çocukların senden nefret ediyor"
Oysa çocukları nefret etmiyor, aksine büyük bir saygı duyuyor anneye… Telefona bağlanan kızı feryadla bunu anlatmak istiyor, dinlemiyorlar. Daha da çirkinleşiyor Seda Hanım aksine;
-"Ne yaptın onca yıl kazandığın paraları?"
-"Kimlere yedirdin o paraları?" diye bas bas bağırıyor kadıncağıza… Canlı yayında 2 çocuk annesini resmen "ahlaksızlıkla" suçluyor…
Peki mesele neydi derseniz?
Çocuklarının yaşını söylememesi…
Başvuru formuna 2 çocuğu olduğunu yazmış ama çocukların yaşını belirtmemiş. İşte canlı canlı "lincin" nedeni bu…
Seda Hanım bağırıyor;
-"Bu çok önemli bir sosyal sorumluluk projesi… Herşeyi söyleyeceksin, anlatacaksın herşeyi"…
Kadıncağız kekeliyor;
-"Çocuklarım rica etti, anne küçük yerdeyiz bizden söz etme, herkes hakkımızda konuşur" diye…
Ama dinleyen yok!
-"Bu yarışmanın formatını bilmiyor musunuz? Bu yarışmaya çıkıyorsanız, herşeyi anlatacaksınız"…
Kadıncağız anlatmaya çalışıyor;
-"Çocuklarımı kullanamam, Emre üniversitede okuyor, delikanlı yaşta, etkilenir" diye…
İbrahim Tatlıses gürlüyor;
-"Bu sosyal sorumluluk projesi, saklayamazsınız"
Hem sorularıyla suçluyorlar hem söz hakkı vermiyorlar.
Ağzını açtığı anda üstüne daha çok gidiyorlar.
Nasıl kriz geçirmedi o kadıncağız, nasıl dayandı bilemedim…
*** *** ***
Salı gecesi tanık olduğum bu "sosyal rezillik" pardon "sosyal sorumluluk projesinden" bir not daha aktarayım…
Programda bir yarışmacı genç kız var…
Adı Didem…
Annesi ölmüş, 2 kardeşine bakıyor.
Kız yetimhanede büyümüş.
Seda Hanım sahip çıkıyor kıza,
İbrahim Tatlıses de ondan etkilenmiş "kıyak" geçiyor aklı sıra…
Kıza bir "fedakarlık senaryosu" yazıyor…
Sözüm ona çok sağlam kaynaktan öğrenmiş;
Bu kızımız, 2 kardeşi ile parka gidiyor… Bir grup serseri bunları sıkıştırıyor, taciz ediyor. Kız diyor ki; "Kardeşlerimi bırakın ne istiyorsanız bana yapın."
İbrahim Tatlıses bu senaryoyu yazdıktan sonra kıza soruyor;
-"Hadi anlat bu olayı… Kardeşlerin için kendini nasıl feda ettin?"
Ama kız Allah için dürüst, yalanı yok;
-"Böyle bir şey yaşamadım" diyor.
Tatlıses ısrarlı;
-"Müthiş bir fedakarlık örneği, anlat, saklama. İstersem ispat ederim ben bu olayı" diyor.
Kız kendinden emin;
-"Böyle bir olay hiç yaşamadım"
Yani özünde böyle bir olay yok ama Tatlıses kıza puan kazandırayım diye müthiş bir senaryo ve fedakarlık örneği attı ortaya…
Neyse dedikleri gibi bu program "Türkiye’nin en büyük sosyal sorumluluk projesi"…
