BİR SU DAMLASI NE ZAMAN VARIR OKYANUSA.
9 Mayıs 2008 Cuma | Kategori Siyaset | Etiketler : ...... İhbar EtHayat ve mutluluk, o. Süzüldükçe, alnımızdan yanağımıza; inerken dudak kenarına, titreştirdiği tenimizde, bir sevinç… Bir güneş ışığı getirir bize, yıllar öncesinde emdiği… Onca sıkıntının, acının ve ölümün ortasında. Tarlalara yağan bereketse, ölümlerde yağan umuttur. Damla damla… Cenaze törenlerinde ağlayan gökyüzüdür o. Türkü türkü yağar, yürek sızımızın üstüne. Sağaltır yaramızı, dingin bir kalp verir bize. Şiir söyler gibi yoldaşının başucunda, alır acını… Damla damla…
Bilinmez; yediğin lokmalardan, omuz verdiğin insanlara; bastığın topraktan, soluduğun havaya her yerde su vardır. Görünmez belki. İçimize işlemiştir ama. Varlığımızı sürdürdüğümüzce, temiz kaldığımızca, ardımıza bir şey bırakabildiğimizce… Su damlası olsak…
Yaşamı var ede ede, her yere ve her şeyine sine sine, birleşir damlalar. Dere olur, nehir olur akarlar. Rüzgardan aldığı hikayeleri ve hızı, bir akışa bırakır. Bir suyun akışı… Deli dolu, baş döndürücü.
Geçtiği her toprağa hayat, tarlaya bereket veren. Nice canlar alıp, onu başka hayatlara sunan; nehirler, ırmaklar ve çağlayanlar. Su damlalarının yeryüzündeki devrimidir olsa olsa… Önüne katıp her şeyi, ulaştırır sonsuz maviliklere. Denizlere… Okyanuslara… Görmediğimiz ama dünyanın çoğunun ondan oluştuğunu bildiğimiz. Bizden çok farklı, çok temiz hayatlar. Sayısız su damlası bir arada. Sonsuzluğun, büyüklüğün en somut hali…
Hayatın en temiz tarafı, rüzgarın sunduğu öykülerin vardığı gerçek dünya. Tarihin en eski varlığı ve geleceğe bırakabileceğimiz tek gücümüz. Birlikteyken kendimizi bildiğimiz, damla iken hasretimiz, bilincimiz.
Bir su damlası ne zaman varır okyanusa? Kimse bilmez. Bilinen, okyanusun varlığı ve su damlasının eninde sonunda ona varacağıdır.
Hayatın başlangıcı, kendisi ve geleceği…

9 Mayıs, 2008 Cuma
Saçlarımdan süzülen damlalar tekrar ıslatıyor saçlarımı. Gözkapağımın üstünden kayan damla yeniden yükseliyor göz kapaklarıma. Göz oyuklarımı dolduruyor su. Ayaklarımdan, ellerimden parmak uçlarımdan tırmanıyor su. Ağzıma doluyor, kulaklarıma. Suyun içinde toprağın tadını alıyorum. Burun deliklerimden giriyor su. Ciğerlerimi dolduruyor. Yavaşça uzanıyorum su dolu yatağıma. Saat dört. Saat dörtte uyurken yatağımda su içinde öldüm. Sadece size hikayemi anlatmak için geri döndüm.
9 Mayıs, 2008 Cuma
Hatırla,
bulut değildi, umut hiç değil
üstümüze abanan isli duman.
Biz ki milattan önce, milattan sonra
acı kara yıllar devşirdik sabırla
beyaza dönsün diye devran.
Kimi zaman bir çığlıkla çıktık, çığ altından
bir çığlıkla yıktık surları kimi zaman.
Biz ki nice tuzaklardan, sunaklardan
korlardan, korsanlardan kurtulan
kurban.