Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

İNSANA DAİR NE VARSA YAŞIYORUM SENİNLE SEVGİLİ.

26 Haziran 2008 Perşembe | Kategori Aşk 23

İnsan sı kayboluşlarımızın yalnızca aranmakla , sevilmekle ve hatta dokunulmakla , keşfedilmelere , buluşmalara yüz süreceği bir delişmen bahar başladı sevgilim.Bu öyle bir başlangıç ki sonu olan bir şey değil ,yok olma sancısı içinde tüketilecek bir başlangıç değil , sadece ve her şeye rağmen bahar ve bizim başlangıcımız.bize dair yarım kalan ne varsa inadına başlangıcımız.
Bir tarih ancak yaşayanı varsa incitebilir yaşananları.Oysa biz bu iklimde ardımızda bıraktıklarımızı da bağışlayarak affedilmiş insansız bir tarih yazacağız.İçinde ağlamaklı ve işgal edilmiş inançlarımızda var galebe çalan zaferlerimiz de olacak.Yarım kalmış bir sevişmenin düşe gelen şehveti ve sevişmemenin ihtirası da olacak.Sağrısında kırbaç izleriyle ömrümüzün koşan ,hırçın aşkları ve yanına hançer konulan bitmiş sevdalarımızda olacak.Keyifle yarılanan sigaramız .ve yarı nefeste astım krizleriyle çırpınan ciğerimizde olacak.olacak yani insana dair ne varsa .Ama ne utancımız dan nede bilmezliğimizden ,yalnızca yaşam bu olduğu için olacak.Ve elbetteki sevgilim en önemlisi sen olacaksın bu tören provasının en önünde.Güzel bir yaz başladı, çiçeklerr ayaklandı ve koşar kanat yağmur kuşları omuzlarımızda sevgili..

SEVİYORUM SENİ.

26 Haziran 2008 Perşembe | Kategori Aşk 8

Sen, diye başlayan sözcükler hep benimle bitiyor.
Sen beni, Sen benden, sen ve ben, seni seviyorum.
Kim seviyor? ben, kimi ?seni , neden?
Seviyorum, çünki seni sevdiğim de kendimi de seviyorum.
Güller daha bir güzel, günler daha bir özel oluyordu seninle,
Gece yatarken, düşüm
Sabah uyanırken gülümseme sebebim oluyorsun.
Umudumu yitirdiğim de, sen en büyük umut oluyorsun.
Her hayalimde olman her hayalimin güzel olmasını sağlıyor.
Gözlerimdeki pırıltının sebebi olup,
Yüzümdeki gülümsemenin adı sen olduğun için.
Bir Haziran sonu gidipte,
Beni yalnız bırakmadığın,
Her an yanımda olduğun için
Toprak olup, yağmur olup, kelebek olup
Her doğan günde, her batan güneşte olduğun için
Seviyorum Seni.

GİDİYORSUN..KAN KUSUYORUM..

26 Haziran 2008 Perşembe | Kategori Aşk 7

bakışların kuytulanıyorken yüreğimde düşlerim düşer gecenin koynundan
düşlemek acı yokluklar tenhasında… en baştan harlanmış yangınlarım var
üşümüşlüğünde yüreğimin talan görmüş şehirlerim mağlup…
kırılgan adımlar atıyorum parçalanmış topuklar inadına
sen gidiyorsun… ben susuyorum…. küsüyorum her anına gençliğimin
yumruklar sınıyorum sonra sensizliğin duvarlarında
tutsak düşmüş çığlıklarım var feryadında ömrümün
karanlıklarda (d)üşüyorum yangın yeri sokaklar
sen gidiyorsun… kan kusuyorum…

YAŞAMAK İFLAH OLMAZ BİR İHANETTİR ARTIKKK..

25 Haziran 2008 Çarşamba | Kategori Siyaset 2

sana geldim,
ey ihanetin tarihiyle yaşıt Mezopotamya
geldim,düşlere gecikmiş kuşlar gibi…
ak sakallarıyla güneşe dönüyor Ararat
katırlar geçer eteğinden yorgun ve kaçak
Hazardan Vangölü’ne selam götürür…
İshakpaşa önlerinde koyun otlatan çocuk
ve okul önlerinde
yumurtalı ekmek kavgası…
bir çoban ateşini söndürüyor önce
ve sonra yangınını…
bir eski aşkı gezdirir de dağlarda
kimse görmez nasıl da yandığını…
ağıtlar yakar geçen ömrüne,
sana geldim
ey güneşle yaşıt Mezopotamya
geldim,düşlere gecikmiş kuşlar gibi..
kaç ömür geçti gençliğimin üstünden
kaç defa asıldım,kırıldı boynum
kaç diyorum…? Kaç…?
hadi kaç…….ma!
dur da nehir ol…deniz ol….
uzat boynunu dar ağacına,Deniz ol!
Deniz öl! milyon kere…
serpil ateşine İbrahim’in
yüzülsün derin,Hallac’ı ol kendinin..
deniz olamıyorsan bir damla su ol bari
İsa değilsin çarmıha gerilen,
Havari ol en azından Havari!
sana geldim
ey bütün vurulmuş aşklara beşik olmuş Mezopotamya
geldim,düşlere gecikmiş kuşlar gibi…
derelerden kan akar burada nicedir,
analar ağıt yakar her doğan gün
gelinler yola bakar…çaresiz”
dökülür kadim bir kentin surlarına
cehennem uğultusu ağıtlar
ipince bir kederdir baktığı
ıslak gözlerin
ve mahşer yeridir bu gece
sen kıyametim olursun Rozerin!
en baharında ömrünün
en aymaz gecesinde utanca durmuş tarihin
uyurken bildiğim bütün kentler ve tanrıçalar
vurulduğun yerde kurumamıştır kanları daha nicelerinin
sana geldim,
ey beni Rozerine hasret bırakan Mezopotamya
geldim,düşleri vurulmuş kuşlar gibi
Rozerin!
ey geceden kara yazgısı
ey uykusu çalınmış gök-yüzünde saklı gece
kastın mı var kederlenmiş ömrüme?
sana yazdıysam bütün bildiklerimi
yaşamak iflah olmaz bir ihanettir artık
ya kınalı avuçlarında götür yüreğimi
ya kefenin olup sarayım,
kendinle götür beni….

SANA OLAN SEVGİM..YÜKLEYEBİLECEĞİM ANLAMLARI AŞIYOR.

25 Haziran 2008 Çarşamba | Kategori Aşk 8

Seni uyandırmaya kıyamadım, bütün gece uyumadığını biliyorum. Ben de uyumadım. Uyuyor gibi yaptım. İnan bana senden ayrı kalmak benim için de çok zor. Kokundan ayrı kalacağım her gece, gökyüzüne bakıp adını haykıracağım içimden. Biliyorum ki sen duyacaksın. Uykundan uyanacaksın belki, belki de gözlerinden bir damla dökeceksin, üzerime yağacak bulutlarından. Sana olan sevgim, kelimelere yükleyebileceğim anlamları aşıyor. Hiçbir kelime bu sorumluluğu üzerine almıyor. Saçlarına gülüşlerimi bıraktım, her okşadığında bil ki benim yüzümde buruk bir gülümseme oluşacak. Burukluğu ise sensizliğimden olacak.Dudaklarında yaşadığım meyve tadındaki rüyalarımı aldım yanıma. Senden ayrı dakikalarımın daha az acıyla geçmesi için.Meleğim, ne olur kızma bana. Fırsat buldukça geleceğim. Sen de gel ama…

GÜL ŞİMDİ VE İÇİMİ ISIT.

25 Haziran 2008 Çarşamba | Kategori Aşk 11

tanrı’yı çağırdım rüyalarıma
beş taş mevsimlerin renksiz oyunları
çarpan asil girdabında aç geceme
her hamle şah mat yüreğimde
bir o kadar yanılgan yanlarım
izdüşümlerinin masumuyatinden kurtarıp karanlığı
devşir çarmıksız asılan boyasız sevdalarıma
yalınayak gül en olmaz gri akşamlara
tenhasında içelim yalnızlığı sokul
aşklarım zehir bu gece
dümensiz hayat rotam
sallanır iki aç kadeh
teselli bulmaz ılık sevdam
gül şimdi ve içimi ısıt..ellerim yorgun..o dünya sana göre değil.

MASAL BİTMİŞSE VE UNUTULMUŞSAN BİR KÖŞEDEE.

24 Haziran 2008 Salı | Kategori Edebiyat 8

Gece başlamışsa ve uyumak için acele etmiyorsa yüreğin; hala düşünecek hala yapılacak bir sürü işin ve bir sürü planın olduğunu söylüyorsa beynin; buna karşılık günün bütün yorgunluğunu belki de hiçbir şey yapmamana rağmen sana hissettiriyorsa bedenin; konuşmak istiyorsa bir şeylere ulaşmak istiyorsa kalbin ama sadece yalnızlığın o ağır o derin sesiyse hissettiğin…
Üşüyorsan ama soğuktan değil. Susuyorsan ama korkundan değil. Gidiyorsan ama istediğin için değil ve arıyorsan ama bulmak için değil. Her dakika daha ağır geçiyorsa ve geçen her dakika seni daha fazla yoruyorsa… Gelecek seni güldürmüyorsa aksine geçmiş özletiyorsa kendini. En masum anında lanetlenmişse bedenin ve yanıyorsa ateşler içinde belki de kutuplarda yürürken. Ve sadece yalnızlığın sesiyse duyabildiğin…
Vazgeçmek istemediklerinin senden kaçarcasına uzaklaştığını görüyorsan ama koşamıyorsan artık ve her bağırmak istediğinde düğümleniyorsa sözcükler boğazına ve canını acıtıyorsa içinde kalan her bir harf. En çok yardıma ihtiyacın olduğu anda aslında kimsenin sana yardım edemeyeceğini biliyorsan buna rağmen medet umuyorsan sana yabancı gözlerden. Yaptıkların hep yapman gerekenlerden farklı oluyorsa ve bunu anlayamıyorsan bir türlü…
Her sabah uyandığında uyumak istiyorsangeceyi istemiyorsan yalnızlığın sesini ve yine bitmeyecek bir geceyi. Buna rağmen günler hep kısalıyorsa sana inat ve geceler alay edermiş gibi üşütüyorsa seni. Buna rağmen yanıyorsan o soğukta ve anlıyorsan kimsenin bunu bilmediğini. Özlüyorsan her geçen saniye bir önceki geceyi. Ve yalnızlıksa tek duyabildiğin…
Eski fotoğrafları gördüğün zaman tesadüfen; içini garip bir mutluluk kaplıyorsa. Ve son resim elinden düşerken anlıyorsan ne kadar özlediğini ve çözemiyorsan bir türlü neden her şeyin değiştiğini. Susuyorsan… Ve yalnızlığın sesiyse tek duyabildiğin…
Eski şarkılar daha çok dokunur olduysa bedenine ve en çok yardıma ihtiyacın olduğu halde anlamaya başlamışsan yalnızlığını ve gece hala ilerlemiyorsa bu gürültüde. Ve uyuyamıyorsan bir türlü. Her şey bir telefon kadar yakınsa ama korkudan ayrı bir şeyse seni uzaklaştıran ve anlatamıyorsan bir türlü anlayamadıklarını. Binlerce defa anlatılan bir masalı. Ve yüzü aklından hiç çıkmıyor olsa da çıkaramıyorsan adını. O müthiş masal kahramanını…Hiçbir çıkış yoksa ve yapayalnızsa bedenin. Bembeyaz duvarlar içinde. Bir resim. Siyah beyaz… İçin yanıyorsa ve su içmek bile gereksiz geliyorsa. Sigaranın dumanı içindeki ateşi belli ediyorsa dışarıya.Ama anlamıyorlarsa. Söndürmeye bile çalışmıyorlarsa. Sormuyorlarsa. Yoldan geçen herkesi tanıdığını düşünüyorsan ve belki de yanında yürüyeni bile bilmiyorken selam veriyorsa herkes sana sırf sen onları tanıdığını düşünüyorsun diye. Ve oysa tek bir yüz görüyorsan her zaman ama adını hatırlayamıyorsan bir türlü…
Sokaklarda insanlar azalıyorsa birer birer. Aklındaki düşünceler gibi.Yürüyorsan yine de yapayalnızsan senin onları tanıdıklarını sananların arasında. Ve dumanın hiç sönmüyorsa…
Aynı masalda ne yapacağını bilmeyensen. Isırılmış elma gibi düşüvermişsen yere. Masal devam ediyorsa ve kimse seni düşünmüyorsa artık…
Yirmi senedir üzerinde uyuduğun yastıkları bir bir atıyorsan yataktan ve bulamıyorsan kafanı rahatlatacak hiçbir şey o karanlıkta. Işıkları açmak dağınıklığı görmek kadar dayanılmazsa…
Uyuyamıyorsan ve katlanamıyorsan yalnızlığa. Kendinle beraber yaşayamıyorsan yalnız kalamıyorsan kendi başınayken. Sayfalar sıra sıra bitiyorsa; kitaplar devriliyorsa raflardan ve sen okurken dakikalar geçmiyorsa hayatından;yaşadığın bir masalsa artık ve başkalarının uyumaları için yazılmışsa bütün bunlar
Gökten düşen üç elmadan biriysen başkalarının mutluluğu için. Masal bitmişse ve unutulmuşsan bir köşede
Bir çığ gibi geliyor demektir "AYRILIK"…
Masal bitti… Kaç… Kurtar kendini…

SEBEPSİZ ÇIKMAM DIŞARI…

24 Haziran 2008 Salı | Kategori Aşk 5

Kapımda ayak sesleri
Hiç bitmeyen bir sevdaya nöbet tutuyor
Fakat bilmezler ki bu adam
Sebepsiz dışarı çıkmıyor.
Öyle ya…Ya siz sıkılacaksınız beklemekten
Ya da ben sıkılacağım sıkılmaktan
Fakat yine de bahsetmeyeceğim
Dışarıya çıkmaktan
Ama olsun, çekilirim bir kenara öylece
Bir sevda masalı daha yazarım kendimden
Kendime aşık olur ve kendimi öldürürüm
Tekrar diriltip tekrar aşık olurum
Hiç sıkılmam ki ölmekten.
O da olmadı…
Bir avuç kalp sunarım size, çirkinlikten yoksun
Ya kanıp gidersiniz sevinçten
Ya da bir şair oluverirsiniz aniden
Bir yanıma kan tükürürüm o zaman
Bir yanıma gözyaşı…
Ama yine de sebepsiz çıkmam dışarı.

BİR TEK YÜREĞİ SEVDALI GECELER TUTAR ELLERİMİZDEN.

24 Haziran 2008 Salı | Kategori Aşk 6

Sabah penceremi araladı rüzgar,
Yağmurun avuçlarında günü selamladı yüreğim,
Gözlerim seni aradı durmadan sevdiğim,
Geceyi unut,gülümse gül’e çalan dudaklarınla,
Çiçekler açsın bahara bırak,rengi içimizde kalsın,
Binlerce kelebek havalansın sevdaya umutlarımızla,
Bir aşk yaşatır bizi,akşamı karşılayan her suskunlukla,
Bir yüreği sevdalı geceler tutar ellerimizden,
Hasrete tutkun yanlarımızla,
Seni nasılda özlerim şimdi,
Sen ne hayaldesin bana,ne bu acı ile yokluğunu tüketen günlerimde,
Ve aşkı anlatmasın hayat,yaşatsın sınırsızca bize,
Bir kendimize kalan aşk ile tutuşan gözlerimizde,
Şiirler okunsun bizi bizde unutan gecelerimize,
Düşsem yollarına mevsimi eskicilere verip,
Gelsem öpsem bir kez seni,uyandırsam uykularından,
Kaçırsam seni içimi yakan Eylül’ün sabırsız sokaklarından,
Yorulsamda bırakmasam sabahlarını,
Yağmurlarında ıslansam,utanmasam aşk’a dokunuşlarından,
Gelsem yanına,koşabilsem düşmeden sonsuza dek kollarına,
Yaşayabilirim belki bir gün elbet,birgün seni görebilirim,
Gözlerine bakıpta sevdiğim,
Şu sensizliği içimden,
Belki de yalnız o vakit silebilirim…..

AŞK EN ÇOK BANA YAKIŞIYOR.

23 Haziran 2008 Pazartesi | Kategori Aşk 3

Aşk en çok bana yakışıyor
yüzüm güleç aşk beni biraz daha ben yapıyor
Aşk en çok bana yakışıyor
Adının anlamı gibi
aşk en çok bana yakışıyor
denizlerin üstünde ayrılık
bir uçak geçiyor
uçağın içinde sen oluyorsun
bir uçak geçiyor
aşk senin anlamına takılıyor
seni beklerken
aşk en çok bana yakışıyor.
şimdi bir poyraza teslim olmuştur Ankara
bir öte yandan bir bu yandan savrulur kuş sürüleri.
şimdi bir poyraza teslim oluyorum
içimde dönen yel değirmenlerinin sesi.

dsadas