Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Şiirlerde hayat

Hayatın içinden bir mektup…

(7 Oy, 5 üzerinden 5 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...

Geçmişi değiştiremeyiz bari geleceği düzeltelim beraberce
Bu konuda lütfen samimi olalım,hayatın gerçeği işte aşağıda

Gazeteye yazılmış bir mektup…Bana ait değildir….

50 yaşımdayım.

Mutsuz bir evlilikten sonra boşandım. Çocuklarım var. Birkaç yıl yaşam savaşıyla oyalandıktan sonra sevgi arayışına girdim. İnternet, aradığım gibi birini bulmam için seçeneklerimi çoğaltıyordu. Bu arayış sırasında net ve ne istediğini bilen biri olarak davranıyordum. Kısa bir sohbetle bile, karşımdakinin istediğim olmayacağını anlıyordum. Buldum dediğim ilk ilişkide yanıldım. İlk gördüğümde bunu anladığım halde, bir hafta birlikte oldum. Sevme sorunu yaşıyordum. Sonrasında ise "sevgi yok" demeye başladım. Bir şekilde bana ulaşmayı başaranlarla ise, bir defalık ilişki kuruyordum. Dost gibi yaklaşan, bir kez görüşmeden anlayamazsın, diyenlere bakıyordum ki cinsellik derdindeler… Onlara hayır demiyordum. Bu ilişkiler sonrasında kendimden nefret ediyordum. Bu yaptıklarımın temelinde ne var diye çok düşündüm. Kendimce bulduğum nedenler; erkeklerin cinsellik yüzünden yaptıklarına öfke, sürekli duyduğumuz cinsel istismarlar, çocukken izlediğim filmlerde "tecavüzcü Coşkun" gibi sahneler, bunun tam tersi; aşk konulu şiirler, şarkılar ve filmler ama yaşadıkça bu filmlerin bir yalan olduğunu fark etmem. Ailemin sürekli "namus" motifini işlemesi.

Kimseyi incitmeden ve incinmeden, kullanmadan ve kullandırmadan nasıl normal yaşamalı? Sevgiyi bilmeyenler birer rahip ya da rahibe mi olmalı? Erkeklerden nefret etmemizi sağlayan bu kaos nasıl çözülmeli? Ben, erkekler kendi kazdıkları kuyuya düşüyorlar diye düşünüyorum. Annelerine yasak, kızlarına yasak, kız kardeşlerine yasak… Kendileri ise, bir kadınla bile yetinmeden aç kurtlar gibi ortalıkta dolaşıyorlar.

Gelip geçici bir dönemdi yaşadıklarım. Hatalarımın bedelini de çok ağır ödedim. Hemcinslerime önerim şu: Dünyadan nefret etmeyi bıraksınlar, yalnız yaşamak o kadar da zor bir şey değil. Zaten yalnızlık güzel, diyenler pek çok son zamanlarda. Doğru erkekle karşılaşırlarsa, dürüstçe yaklaşsınlar. Ya hep ya hiç desinler. En kötü anlarda insan kendi kendisine, sevgisiz yaşayıp ölen milyarlarca insan olmuş, ne var bunda, ben de bunlardan biriyim, demekten kaçınmamalı. Hanımlara ’Erkeksiz yaşayın’ diyemem hatta erkeksiz bir yaşam temenni edemem. Ama hak eden erkek yoksa zorlamamalı… Biz yaşayamadık, bari gelecekte kızlarımız, oğullarımız düzgün yaşamalı. Ekonomi, gelenekler gibi sorunlar aşıldığı zaman, sevgisiz evlilikler de biter. Kadın ve erkek seveceğini özgürce seçebilirse, bütün sorunlar giderilir. Özgür ve insanca yaşanan bir dünya diliyorum.

Yorumlar

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız