Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Şiirlerde hayat

Güle ver gitsin…

Bırak şu garezi,vazgeç şu kinden

Akan boz bulanık sele ver gitsin

Saklama sevgini çıkar gönülden

Fitneyle hasedi,yele ver gitsin…

Yüreğinde cümle kullar barınsın

Dışından bakınca için görünsün

Nefsine yan çık’ta yerde sürünsün

Kibirle gururu, ele ver gitsin…

Allah diye yanki dumanın tütsün

Bırak şu benliği,kalbinden gitsin

Bağrında şad olup bülbüller ötsün

Ah ile zarını, güle ver gitsin…

Su akıtma sakın yokuş,bayırdan

Buğday beklenirmi kuru çayırdan

Ağzını açarken konuş hayırdan

Bal olsun kelamın, dile ver gitsin…

Ağacın gür olsun,tünesin kuşlar

Hep sende kabını doldursun boşlar

Kimseye deymesin attığın taşlar

Biriken hıncını göle ver gitsin…

Bize emanettir,bu can kafeste

Ecel sıra bekler,gelir aheste

Ömür dudaklarda,bir garip beste

Dinleyip efkarı,tele ver gitsin…

 

Ramazan pamuk

Gökten düşer yıldızlar…

Bir kıpırtılar var yüreğimde anlayamadığım

Bir sis bulutu dolanıyor gecede,seçemiyorum

Bağırıyorum,bağırıyorum sesim duyulmuyor

Ay bükülmüş gökyüzünde,gökyüzü karanlık.

Hasret kokuyor havada,gönüller çaresiz

Yaprak düşmüş toprağa,ağaçlar habersiz

Sessiz,kimsesiz çığlıklar,yayılır ovaya

Kalpler küsmüş geceye,geceler sessiz.

Hani sarılmak istersin’ya sıkıca hayata

Uzatırsın uzatırsın kollarını,tutan olmaz ya

Sökülür birer birer, gökten düşer yıldızlar

Kapanır gözlerin,karanlığa gömülür sevdağlar…

 

Karın tokluğuna iş…

Annem işçiydi,sabahtan akşama kadar tekstil atölyesinde ömür tüketiyordu evin geçimide,okul masraflarımızda annemin sırtındaydı,babamız biz çok küçükken ayrılmıştı annemden,görmedik bir daha bizi okutmaya yemin etmişti annem bazı geceler gezmeye giden ailelerin çocuklarınada bakıcılık yapıyordu ilaveten yıpranıyordu ama hiç şikayet ettiğini duymadım,belki bize sezdirmiyordu.

Fakülteyi bitireli bir buçuk yıl oldu,iş arıyorum,yoruldum kapılardan dönmekten yoruldum,her gün akşam eve eli boş dünmenin acısı yüreğimi yakıyor,içimi sızlatıyor hala annemden yol parası almak zor geliyor bana,çok zor kardeşim üniversiteye hazırlanıyor,annem şimdilerde bir şirkette yemek yapıyor bu yaşında hala didiniyor kadıncağız.Artık karın tokluğuna iş bakıyorum,karın tokluğuna utanmak istemiyorum yeter.

Anneler günü yine geldi,hiç hediye alamamıştım anneme sadece kuru bir öpücükten başka bir şey verememiştim.Oysa gönül neler almak istiyordu neler ayağı öpülesi anneme.yok işte yok her sene diplomamı veremem’ki ….

 

(Sokağımın gençlerinden kenanın gerçek hikayesi paylaşmak istedim)

Yaralar yüreğimde…

Huzurmuydu, neydi kayıp ettiğim

Umudum ezildi çirkin ellerde

Bu gün bayram size, benim bildiğim

Dağılan sevgim, toz şimdi yerlerde.

Tanrım yeter, sussun çeneleri

Ayrılık ağızlarında dilleri bıçağı

İçinden dereler çaylar geçer

Yaralar yüreğimde, bir nehir yatağı…        1986  Ankara

                                                   tufan-gaziler blogspot.com

                                                                                                                     

 

Roman yazdılar

Bir başına hikayesimi olur insanın

Karanlık sokaklarda ışık ararken

Bir hataya mahkum ettik ömrü

Sensiz odalarda yürek yanarken..

Yaşanırmı sandın tükenince umutlar

Bir sermayem kaldı güzelim anılar

Yapacağını yaptı hayat bak yine

Roman yazdılar bana aşk diye..

Bir kuş uçurdum bu gün sana

Bağladım yüreğimi kanatlarına

Bir umut arıyorum ne olur

Ne olur,tut onu al kollarına…

Dardayım…

Kapattı geçtiğim yolları sisler

Ne bir ışık kaldı,nerede izler

Ardımda bıraktığım yaş dolu gözler

Dört duvarda dardayım,karanlıklardayım

Gül dalında sulanırsa,kokusu hoştur

Kafesdeki bülbülün ötüşü boştur

Yatağında bir başına her mevsim kıştır

Dört duvarda dardayım,karanlıklardayım

Ne yazı,ne baharı enginleri dağları

Bir ateşki yüreğimde eritiyor karları

Zincirlere vurdular aşkları,sevdaları

Dört duvarda dardayım,karanlıklardayım…     1991 kalecik

Baş efendi…!!!

İnsana böyle bir muamele layık görülebilir’mi,Vijdansızca insafsızca yere düşen bir kadının yüzüne tekme atmak,gazdan bayılmış insanları sigara izmariti gibi ayaklar altında ezmek,Şehri gezen turistlerin sırtında sopa kırmak,acil servise gaz bombası.hemşirenin kafasına cop.Ne kadar delikanlı adamsın be Baş efendi.

Anlaşılıyor’ki halk’tan korkmaya başladınız,polis devletimi kurmak niyetiniz. Açlıkla sindiremediğiniz bu milleti,dayaklamı korkutacağınızı zannediyorsunuz.Sizlere Romanyayı hatırlatırım,Çavuşseskuyu hatırlatırım onlarda aslını inkar etmişlerdi,korkunun ecele faydası yok be Baş efendi…!

cavidan

Heyecanına bile dayanamazdı yüreğim

Paylaşamazdım seni gözlerimle bile

Sığınırdım mabedine gecelerin sessizce

Sessizce severdim karanlıkta,sessizce.

Ah be Cavidan,sen karanlığı bilirmisin

Kap kara yanlızlıkları,geceye düşen

Ya boşluğa uzanıpta tutamayan kolları

Ya rüzgarla sevişirken,budanan dalları.

İçimi yakardı hep bakışındaki gizemin

Yokuştan çıkışın köşeden dönüşün

Pencereye bakışın gülüşün,o gülüşün

Sonbahardı senin gönlüme düşüşün.

Ah Cavidan ah,düşlerimin meleği

Yaslı gönlümün dökülen umutları

Yüreğimin sessizliği küstürmesin seni

Karanlığımda saklı bakışların,gülüşlerin…

Düşüyor Yıldırımlar İşte

Kara kara bulutlar

Dizildi gök yüzüne

Sicim sicim yağıyor

Ağlıyor sevgimize

Çınlıyor kulağımda

Ateşli çatırtılar

Şimşekler yukarıda

Ayrılığı yazıyorlar

Düğüm düğüm yüreğim

Acılarla birlikte

Ben kime dur diyeyim

Düşüyor yıldırımlar işte…      1985 

         (Bu şiir düzeltmeye ve genişletilmeye açıktır)

Gençlerimiz neden küfürbaz oldular ?

Kim evladının veya sevgilisinin küfürbaz olmasını istiyebilir’ki öyleyse

bir yanlışlık var bu işte.

Sokakta,caddede,okulda,cafede dikkat edin her yerde,gençlerimizin

birbirleriyle konuşurken,tartışırken iki laflarının arasında mutlaka

küfürü yerleştiriyorlar,sanki bir yaşam şekli,belki farkında bile değil

çok normal bir şeymiş gibi,hele okul çıkışlarına bir bakın,kızlı erkekli

ne kadar rahat küfürlü konuşabiliyorlar.

Evlerde,okullarda horlanan ve dışlanan çocuklar sokaktaki davranışları

kendilerine rehber seçebiliyorlar.

Hiç bir aile çocuğunun,hiç bir hanım sevgilisinin küfürbaz olmasını

istemez.Ancak bir yerlerde kopukluklar varki,bu çocuklar,gençler

sokak kültürüne sarılıyorlar.

Aileler,okullar,eğitmenler bu boşluğun ne olduğu konusunda kendilerini

sorgulamak zorundalar.

Şimdi sorarım sizlere,bu gençlerimiz neden küfüre meraklı?

Kendini ifade tarzımı ?

Hakimiyet kurma şeklimi ?

Şakalaşma veya hitap tarzımı ?

Yoksa bir maharetmi ?

Sevgiliniz veya evladınız küfürbaz olsun istermisiniz ?