Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Kralın mesajına azınlık tepkisi

(1 Oy, 5 üzerinden 5 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...
27 Nisan 2008 Pazar | İhbar Et | Etiketler : kralın mesajına azınlık tepkisi

 

Geçtiğimiz günlerde iyi niyetli bir mesaja gösterilen akıl almaz tepkilerle karşılaştık. Türk futbolunun şimdiden efsane olmuş ismi Hakan Şükür’ün, derbi maçı öncesi taraftarlara ‘Stada güllerle gelin, Peygamber Efendimiz’e (sav.) yakışacak şekilde davranın’ diye seslenmesi ne idüğü belirsiz kesimi çileden çıkardı. Bu son derece insanca ve ayrıca Müslümanca tavsiyenin altında buzağı arayan, mesajı siyasileştiren ve Kral’ı ‘tarikatın futbol şube sorumlusu’ konumuna getiren tepkilerle, yorumlarla karşılaştık. Kimi köşe yazarları Hakan Şükür’ü gericilikle suçlarken, kimi de sorumsuzlukla, ateşe körükle gitmekle itham etti. Hatta rejim tehlikesi paranoyasıyla yatıp kalkanlar, sözümona bir gün rejim yıkılırsa bunda Hakan Şükür’ün da payı olacağını söyledi.

 

Herhangi bir Hıristiyan ülkede bir futbolcunun benzer bir söz söylemesi fairplay olarak adlandırılıp takdirle karşılanacağı halde, bu mesaj Müslüman Türkiye’deki iktidar kavgasının azınlık tarafını oluşturanlarca infiale sebep oldu. Egemenlik bayramımızın kendilerine has bir olgu gibi algılanmasına çalışan azınlık, Kutlu Doğum Haftası’nın 23 Nisan’la aynı günlere denk gelmesini, laikliğe düşen bir gölge gibi algıladı ve tabiri maruz görün ‘çemkirme’ye fırsat buldu. Türk halkının muhafazakâr kimliğini yıllardır kabul edemeyen ve son yıllarda mutsuz yaşayan azınlık, ne yapacağını, ne söyleyeceğini gerçekten şaşırmış durumda.

Örneğin Fatih Altaylı ve Adnan Öztürk’ün ‘yakışmadı’ diyerek tepki göstermesi inanılmayacak bir şey. Yakışmayan nedir? Kainatın Efendisi’nin bir şekilde, bir yerde, herhangi biri tarafından, herhangi bir organizasyona katılacak insanlara örnek olarak gösterilmesi mi yakışmayan harekettir!? Sahaya atılmak üzere pet şişe ve bozuk paralar yerine güllerle gelin demek mi yakışmayan şey?

Milliyet gazetesinden Ercan Güven’in ‘Hatim mi indireceğiz’ başlıklı yazısı da ibretlik. Hakan Şükür’ü rejimi yıkma planının bir piyonu olarak gören ‘sayın yazar’, “…futboldan kazandığı “dokunulmazlığı” cemaatinin kullanımına açmıştır… Ne yapacağız derbide şimdi; Hatim mi indireceğiz?..” gibi sözlerle, azınlığın tahammülsüzlüğünü komik bir şekilde resmediyor. Ercan Güven toplumun kimliğinden duyduğu rahatsızlığı her satırında belli ettiği yazısında, “Futbolda ‘fenomen’ olmasa Hakan Şükür’ü kim takar? Her camide, her tekkede Hakan Şükür gibi binlercesi var,” şeklindeki sözleri de bakış açısının acınırlığını kanıtlıyor. Yaptığı iş dolayısıyla sözü dinlenmeye layık bulunan bir şahsın elinden statüsünü alırsanız tabii ki kimse dinlemez onu. Öyleyse bu mantığı şöyle açabiliriz: Mevlana evliya ve şair olmasa, kim takar ‘Ne olursan ol, gel’ sözünü; Shakespeare deha olmasa kim dinler söylediklerini. Ercan Güven, kahvede bile dinlenecek kadar mantıklı olmayan düşüncelerini Milliyet’te yazmasaydı onu kim takardı. Dahası, kendisinden çok daha tecrübeli pek çok spor yazarı varken, TSYD’den ödülleri Milliyet gazetesinde yazmasaydı ona verirler miydi? Bir söz söylerken ölçüp biçip söylemek, sinirlere hâkim olmak ve tabii ki bu arada sindirmeyi öğrenmiş olmak gerekir.

Kim nerde, ne sebeple olursa olsun İslami, dolayısıyla da insani bir mesaj verse, dinin simgeleştirildiği paranoyasını öne sürerek sinir küpüne binenler gerçek mürtecilik örneği gösteriyorlar.

Hakan Şükür o kadar kötü bir şey yapmış ki, hakkında soruşturma açılması bile isteniyor. Bakın şu işe!

Sözde ‘dini spora alet eden’ bu mesajın, herkesin kulak vereceği biri tarafından söylenmesi mi azınlığı çileden çıkardı? Tribünlerde “esrar da içeriz, şarap da..” gibi son derece yanlış tezahüratlar yapılırken, bu duyarlı gazetecilerimiz neredeydi? Madem futbol ‘temiz’ tutulmaya çalışılıyor, insani ve dini bir mesaj, kötü tezahüratlardan daha mı tehlikeli? Kasıt dine mi?

Verdiği mesajın bazı kendini bilmezler tarafından kinle yorumlanmasına cevap veren ve ‘Yanlış bir şey söylemediğini’ tekrarlayan Hakan Şükür’ü, kimsenin cesaret edemeyeceği tavrından dolayı kutluyorum. Türk futbolunda centilmenliğin simgesi durumunda olan ve Kral ünvanını hem işini yapış hem de takındığı tavır bakımından hak eden Hakan Şükür’e destek veren Sivasspor Teknik Yönetmeni Bülent Uygun’u da tebrik ediyorum. Ne olursa olsun kervan daima yürür…

Emre Miyasoğlu

Yorum




Yorum yazmak için Giriş yapınız
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.