İnancın İğfali
10 Ocak 2008 Perşembe | İhbar Et | Etiketler : inancın iğfali serdar akinan
Çok küçükken dini bayramlarda ailemizin neredeyse tek adresi vardı:
Düzce…
Anne tarafımdan hemen herkes halen Düzce’de yaşar, yaşamasa da köklerimiz hiç sökülemez şekilde oradadır.
Yengemin cenazesi münasebetiyle hafta sonu tekrar Düzce’nin Çilimli İlçesi’ne ailece gittik.
Kuşaklar boyu tüm sülaleye tatlı acı her zaman mütevazı bir ev sahipliği yapan artık köhnemiş durumdaki o tek katlı yapının içi tanıdık tanımadık onlarca kadın, etrafı ise gene çeşitli yaşlarda onlarca erkekle doluydu.
Cenazemiz evin önüne park etmiş Çilimli Belediyesi’ne ait morglu cenaze yıkama aracında (böyle faydalı bir icat var!…) yıkanırken bizler sabahın ayazında bekleşiyorduk.
Büyük şehirlerden çok daha farklı olarak buralarda hayatın o ağır döngüsünü; tıpkı mevsimlerin sessiz değişimi gibi, ani bir takım işaretlerden okumak mümkün…
Bayram sabahları gibi… Hasat zamanı gibi… Düğün gibi… Ölüm gibi…
Hayatımın her döneminde bir vesileyle mutlaka uğradığım bu döngü bu kez daha anlamlı geldi.
Tanıdık yüzler çoktan yaşlanmış, gençliğimde kundağa yeni konanlar çoluk çocuğa karışmıştı…
Kırışıklıklarını zihnimde ayıklayabildiğim suretler beni aynalara itti…
Aynadaki suret hüzünle gülümsedi…
Yolda geçerken tanımayacağım çocuklar yeğenim, koca koca kızlar kuzenim çıktı.
Hayatın aniden önüme koyduğu bu zaman dersinden daha anlamlı olan bir başka şeydi aslında…
Türk toplumununun siyasi dinamiklerini okuma kılavuzuma çok ciddi bir fasikül ekledi o birkaç saat…
Milli Nizam Partisi’nden AK Parti’ye Düzce hep sağ muhafazakâr siyasetin kalesi olageldi.
Çocukluğumdan bu yana hep içlerinde olduğum ve samimi Müslümanlıklarını kalbimde hissettiğim o cemaatle yan yana durdum.
Bol bol sohbet etme; dinleme imkanım
oldu…
AK Parti’nin iktidara nasıl perçinlendiğini biraz daha iyi gördüm.
Erdoğan’ın iktidar vadesinin ne denli uzun olduğunu İstanbul’un dışına çıkınca daha iyi anlıyoruz.
İnsanlar, aynı siyasi görüşe sahip olmasa da, tuhaf bir çekingenlik ve hayranlık bulamacı ifadelerle, onun başarılı olduğunu düşünüyorlar.
Siyasetteki alternatifsizliğe mutlaka atıfta bulunuyorlar… Yakınıyorlar.
Mesele teröre gelince çok ciddi bir
şüphe var…
ABD ile yan yana fotoğraf karesi şüphe ile karşılanıyor.
Kürdistan meselesinde bir şeyler döndüğünü, ancak gene de somut bir takım işaretler görmek gerektiğini ifade ediyorlar.
Ve en mühimi; büyük şehirlerde yaşayanlar kadar politize değil kimse…
Akrabalarımın, tanıdıkların yüzlerine
baktım o gün…
Herkes işinde gücünde, namazında…
Dürüst, onurlu, esprili, çalışkan ve imanı tam Müslümanlar hepsi…
Belki işin çok içinde olmamdan ötürü, nedense, dönüşte yol boyu aklıma hep Kur’an-ı Kerim’den ayetler geldi…
Bu saf, samimi, dürüst takva sahibi muhafazakâr insanlar onlarca yıldır hep kendileriyle aynı dili konuştuğunu gördükleri siyasete destek verdiler.
Onları iktidara taşıdılar.
Mütevazı yaşamlarında ciddi bir iyileşme
olmadı.
İçlerinden çıkardıkları siyasetçiler ise daima neo liberalizmin bölgemizdeki iki yüzlü ve görgüsüz esirleri oldu…
Acı olan ne sundukları sanal refah ne de zerk ettikleri sadaka kültürüdür…
Acı olan bu saf İslam’ı yaşayan onurlu insanların inancının iğfalidir…
Serdar Akinan

10 Ocak, 2008 Perşembe
”Bu saf, samimi, dürüst takva sahibi muhafazakâr insanlar onlarca yıldır hep kendileriyle aynı dili konuştuğunu gördükleri siyasete destek verdiler.” Bu söze kesinlikle katılıyorum. Bu sadece Akp’de değil bütün partilerde öyle oldu…
10 Ocak, 2008 Perşembe
yazıların için teşekurler.severek okudugunu bilmeni isterim