Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Akp’nin Milli Görüşten Kopuş Sebebi…

(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...
5 Aralık 2007 Çarşamba | İhbar Et | Etiketler : akp

AK Parti”de politika yapan isimler, Milli Görüş geleneğinden niçin koptu? Başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP”li isimler iki sene daha bu çizgide kalsaydı ne olurdu? İşte Recai Kutan”ın önemli açıklamaları

İşte Kutan”ın bu açıklamaları…

“ERDOĞAN’IN SIRTINDA HALA MİLLİ GÖRÜŞ DAMGASI VAR”

Toplumun büyük bir kısmı bu gerçeği kabul ediyor: İşte iki sene daha kalınsaydı, beş sene daha kalınsaydı her şey daha farklı olurdu diye. Peki bir beş yıl daha kalmanın formülü nedir? Şimdi AK Parti de iki yıl daha kalmak, beş yıl daha kalmak adına farklı bir formül uyguluyor olabilir mi?
Şimdi onu şöyle açıklayayım. Bu arkadaşlarımız Milli Görüş’ten niçin ayrıldılar? Ayrılmanın sebebi şu: Diyorlar ki, bizim tutturduğumuz bu çizgi sebebiyle bize siyaset imkanı tanımıyorlar. Milli Nizam kapandı, Milli Selamet kapandı, Refah kapandı, Fazilet kapandı. O halde onların sık sık kullandığı bir tabirle “reel politik”, yani bu reel politiğin gereğini yerine getirmek lazım dediler. Böylece ayrıldılar bu arkadaşlar. Bir defa bunların, temel yapı itibariyle farklı şeyler söylense de, hala sırtlarında Milli Görüş’ün damgası var. Ve diyorum ki bu Milli Görüş’ün öyle bir boyası var ki, kim ki bunu sırtına giyerse, o boya bir daha çıkmaz. Şimdi şunu ümit ettik. Tamam bu arkadaşlar dediler ki, biz konjüktürün şartlarına göre oyunu ona göre ayarlayacağız dediler. Ancak bazı temel meseleler var ki, biz bunda en ufak bir taviz vermeyeceğiz. Bu arkadaşların icraatına bakıyorsunuz ve ondan sonra diyorsunuz ki, bunu yapmaya mecbur değilsin ki birilerini memnun edebilmek için.

“AK PARTİ DÖNEMİNDE MANEVİ VE AHLAKİ DEĞERLERİMİZ YOZLAŞTI”

Bunlar kadar en tehlikeli olan şey, manevi ve ahlaki değerlerimizdeki yozlaşma her geçen biraz daha ileri gidiyor. Dış politikada neler oluyor zaten biliniyor. Vatandaşa diyordum ki, sizin gerçek gündeminiz budur. Ama sizin uğraştığınız ne? Efendim Deniz Baykal ile Tayyip Erdoğan arasındaki kavga. Senin gündeminde o var. Efendim başka ne var? Cumhurbaşkanının beyanları, Genelkurmay’ın bildirileri var, meşhur laikçilerin yaptığı gösteriler var. Yahu bunlar karın doyurmaz. Yani seçim olacak, ondan sonra acı gerçek önüne gelecek diyordum. Onun için bu oyun tuttu ve hakikaten AKP’ye büyük ölçüde teveccüh oldu. Bunu ne için söylüyorum. Pazar günü yaptığımız toplantı, bizim arkamızdaki desteğin yüzde 2,5 olmadığını, artık gerçeklerin anlaşıldığını söylemek için söylüyorum. Bugünün şartlarında hiçbir parti bir il divan toplantısında 5 bin kişiyi toplayamaz. Biz hakikaten, öyle sokaklara bildboardlar asmadık, uzun uzun reklamlar yapmadık gelin toplantıya diye. Sadece İstanbul il teşkilatımız teşkilatlarına haber gönderdi toplantı için. İştirak yüzde 92 oldu. Dolayısıyla hakikaten bu fevkalade önemli bir neticedir. Ve İstanbul’da böyle bir neticenin ortaya çıkmasında ayrıca bir anlamı var. Çünkü her vesileyle diyoruz ki, İstanbul demek Türkiye demek.

“BİZ HER HALÜKARDA KARDAYIZ”

Dolayısıyla biz 15 civarında il tespit edeceğiz. Aynı toplantıları zaman içerisinde bu illerimizde de yapacağız. Bizim bir teşkilat modelimiz var. Bu elbette bugünün şartlarına tekrar aynen uygulanmaya devam edecek. Biz hep şu prensibi koruyoruz. Teşkilat mensuplarımıza diyoruz ki, üç şeyi mutlaka gerçekleştireceğiz. Bir, var olacağız. İki, eğitimli olacağız. Üç, bütün gücümüzle çalışacağız. Var olacağızla kasıt, genel başkanından sandık baş müşahidine kadar eksiksiz bir kadrolaşma olacak. Ama bu yetmez, bir de eğitimli olacak bunlar. Şu anda hiçbir partide olmadık ölçüde yoğun bir eğitim faaliyeti var. Yani seçimden hemen sonra eğitim çalışmaları hemen başladı. Dolayısıyla biz hep şunu ifade ediyoruz. Biz yüz metre koşucusu, bin metre koşucusu değiliz, biz maraton koşucusuyuz. Yani bu seçim neticeleri bizim inancımızdaki insanlar için o kadar önemli değil. Çünkü her halükarda biz kardayız. Niye? Çünkü hani meşhur söz vardır ya, ameller niyetlere göredir diye. Eğer biz ihlasla çalışmışsak, alacağımız sevap değişmez. Dolayısıyla bu Pazar günkü gördüğüm hava itibariyle, diyorum ki mutlaka gelecek Milli Görüş’ündür. Türkiye’nin mutlaka Milli Görüş’e ihtiyacı vardır.

“28 ŞUBAT OLMASAYDI TÜRKİYE BUGÜN DAHA GÜÇLÜ OLURDU”

Eğer bizim 28 Şubat’tan önce hükümet olarak başlattığımız icraatlar iki sene daha devam etseydi, Amerika kesin olarak Irak’a, Afganistan’a saldıramazdı. Şu anda Ortadoğu’daki kaos ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikeler olmaz ve en önemlisi de Türkiye ekonomik olarak çok daha ileri bir yerde olurdu. Şimdi bunu artık bizim dışımızdakiler de telaffuz etmeye başladılar. Ben gelecek için büyük ümitler taşıyorum. Ve arkadaşlarımızda da aynı inancı görüyorum

Yorumlar




Yorum yazmak için Giriş yapınız
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.