Operasyona İki Farklı Bakış
20 Aralık 2007 Perşembe Etiketler : amerika operasyon pkk1. Yiğit Bulut: Türkiye Cumhuriyeti Devleti ayağa kalkıyor…
Televizyonlarda tartışılıyor; askeri harekat sonucu şu kadar terörist ölmüş, bu kadar bina yıkılmış! Karşı görüş de eksik olmuyor; bu maliyete karşılık varılan sonuç yetersiz!
Sevgili dostlar; konuşmaların hepsini saygıyla karşılıyor, en fazla ‘hasarı yaptığımızı’ umuyor ve olaya izninizle farklı bir açıdan bakarak konuyu ‘ele almak’ istiyorum.
Yapılan operasyonda ‘kaç adamın’ yok edildiği, ne kadar yıkım olduğu hiç önemli değil!
Önemli olan tek bir gerçek var; ‘hareketin’ kendisi, varlığı, olabilmiş olması…
Daha açık ifadesiyle; yapılan bu harekatla, isterse sonucu ‘sıfır’ olsun, paradigma kaydı ve 2001 krizi sonrası Kemal Derviş’in IMF ve Dünya Bankası’yla birlikte teslim aldığı, sonrasındaki hükümetlerle ‘sessizlik katsayısı’ artan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yeniden ayağa kalktı, yeni bir dönem başladı…
Fatih’in İstanbul’u alması, 11 Eylül saldırısı, yüksek petrol fiyatı, nasıl paradigma kaymasına yol açtıysa, bu operasyon da ‘üzerine ölü toprağı serpilen’ ve yok edilmek üzere ‘her alanda’ nefesi kesilmeye çalışılan Cumhuriyetimize ‘yeni bir nefes’ verdi…
Bu noktada teknik bir detayı belirtmem gerekli; operasyona katılan uçaklara havada ‘yakıt ikmali’ yapıldı ve vuruş ‘gece’ gerçekleşti. O uçaklar, bir gün önce bölgeye konuşlanıp, Diyarbakır’da yerde de ‘ikmal’ yapabilirdi, önemli olan ‘havada’ ikmaldi ve mesaj çok açıktı: “Bu bölgede binlerce kilometrelik bir daire içinde, merkez burası olmak kaydıyla, istediğim her coğrafyaya ulaşabilirim.” Bu mesaj aynı zamanda ‘Büyük Türkiye’nin teknik-askeri olarak da tarif edilmesi’. Peki, bu paradigma kayması bundan sonra neleri değiştirecek?
Anlamak istemeyenlere ve “Hayır abartıyorsunuz” diyenlere yaşadığım bir olayı da aktararak devam etmek istiyorum. Bundan 2 yıl önce ‘Avrupa Birliği senaryosunun’ pazarlaması ‘zirvedeyken’ katıldığım bir askeri davette, çok üst düzey bir yetkili bana şunu söyledi: “İçeride terörist unsurlara karşı hava desteğini Avrupa Birliği baskısı yüzünden kullanamıyoruz…”
O gece eve geldiğimde ülkemin ‘olmayan bir boş hayal uğruna’ nasıl köşeye sıkıştırıldığına inanın ağlamıştım. Silahlı Kuvvetler, 2 yıl içinde bu noktadan ‘120 km Irak içinde, hem de her şeye ve herkese rağmen’ gider hale geldi… İşte paradigma kayması bu…
Diğer alanlara yansımasına gelince. Son 7 yılda bu ülkede ‘akademisyen, gazeteci, siyasetçi, sivil toplum lideri’ kılığında birçok insanın ‘her şeyimize küfür ettiğine’ ve ‘Cumhuriyetimizin temel ilkelerine su katmak derecesinde’ korkusuzca davrandıklarına şahit olduk. Bu insanlara karşı hiçbir hukuki girişim yapılmadı. Herkes istediğini söyledi, dilimiz, dinimiz, kanımız ne varsa hakaret ettiler. Kimileri ‘laik’ Cumhuriyet’e düşmandı, kimileri ‘varlığına’… Bu ‘renk dönemi’ de ‘bu harekat’la bitti. 2001-2007 arasında herkes rengini ortaya koydu ve herkesin ‘foyası’ ortaya çıktı.
Kandil’i vuran dalga ve kayan paradigma, şimdi ‘ayağa kalkma çabasında olan Türk Devleti’nin, dış kaynaklardan desteklenen ‘bu sürüye’ karşı da, bir an önce harekete geçeceğinin işareti. Değişen tez sadece Kandil’i değil ‘içimizde yanan kendini meşale sananları da etkileyecek’.
Sonuç: Operasyonun ‘verdiği maddeye dayalı’ hasar hiç önemli değil. İsterse bir sinek bile ölmesin. Atılan adım her alanda ‘paradigma kaymasına’ sebep olacak, çok güzel planlanmış mükemmel bir ‘bilek hareketi’. Göreceksiniz bugünden sonra ‘her alanda Türk Devleti’nin ayağa kalkması’adına çok şey değişecek.
Ben bayrama umutla giriyorum, size de iyi bayramlar diliyorum.
2. Necati Doğru: Öpüştük
Haberler, “barışıp öpüştüler” yorumlarıyla geliyor. Öpüşmüş oluyoruz. Yine de uzak tarih ve yakın tarih bize; “eğer yatağa gireceksek” çok dikkatli olmak gerektiğini söylüyor.
Hoş bir tablo!
Herkes memun!
Amerikan Marshall Yardımı gibi “dost-müttefik el” uzanıverdi, “Amerika’nın her anlamda hükümranlığı altına girmiş Irak’ın” hava sahasını açıverdiler. Barzani’nin peşmergelerine, “siz olduğunuz yerde ölü yılan gibi pısın, sesinizi çıkartmayın” emri verdiler.
Ortak istihbarat çalıştı.
ABD Predator’u buldu.
Türk F-16’lar havalandı.
LANTIRN sistemi diyorlar; alçak irtifada kızıl ötesi görüş ve hedefleme gerçekleşti.
Nitelik!
Mesafe!
Hız!
Bilgileri alındı.
Hedefler lazerle aydınlandı. Türk F-16’lardaki lazer güdümlü füzeler, hedeflerden gelen lazer yansımalarını izleyerek hedefe kiltilendiler. Kandil’de PKK yuvaları 12’den vuruldu.
Üstelik gece karanlığıydı.
Ve milim aksama olmamıştı.
***
Savaş ve askeri bilgisi olanlar da söylüyor: TSK bu harekâtla; kara-hava koordineli olarak çok büyük operasyonlar yapma yeteneğine sahip dünyanın 5 büyük ordusu arasında yer aldığını gösterdi.
Çok güzel!
Fakat!
Niçin bu kadar geç?
Çok şehit verdik.
Aynı diplomatik girişimler 3 yıl önceden yani PKK’nın Kandil Dağı’nda ve Kuzey Irak’taki kamplarda ilk yuvalandığı sırada da yapılabilir, ABD Başkanı George Bush ile Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan 3 yıl önceden de buluşabilir; Türkiye “askeri-siyasi-diplomatik boyutları aynı anda çalıştırma kabiliyetini” 3 yıl önceden de gösterebilir ve terör örgütünün manevra alanı “tek bir kurşun daha atamayacak” kadar daraltılabilirdi.
Neyi bekledik?
Neden bekledik?
Öpüşmeyi geciktirdik.
Gerçekçi olalım, batılı kaynaklardan haberler; “ABD ile Türkiye öpüşüp barıştı” yorumlarıyla geliyorsa demek ki dostumuz-müttefikimiz ABD, “öpüşmenin şartlarının olgunlaşmasını” beklediği için sarılıp kucaklaşmayı 3 yıl geciktirdi.
***
Aklıma şeytan giriyor.
Kirlenme olmuştu.
Temizlik gerekiyordu.
ABD’nin Orta Doğu petrollerini kontrol etmek için bu coğrafyada “ikinci İsrail olsun” diye kurdurmayı hedeflediği “Başkan Barzani’li Kürt Devleti”nin içine terörist Kürtler, PKK adı altında sızmıştı.
Hem peşmerge!
Hem PKK!
İster yeni kurulmakta olsun ister bin yıllık olsun, bir devlete iki ordu kalın geliyordu ve bunlardan “terörist olanı” yani PKK’nın temizlenmesi gerekiyordu. Fakat temizliği kim yapacaktı?
Kürt, Kürt’ü mü vuracaktı?
Düşündüler!
Uygun olana karar verdiler.
Öpüştük!
Irak’ın hakimi ABD, hava sahasını açtı, Türk ve ABD ortak istihbaratı çalıştı, ABD insansız uçağı predator’lar hedefleri buldu, Türk F-16’ları lazerli LANTRIN sistemleriyle hedefleri gece saat 02’de hatasız vurdu.
Ayrılıkçı Kürtçüler!
Böl kurtulcular!
Gördünüz mü?
Amerika sizi de sattı!