Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Millî Görüş hiçbir batıcı siyasal görüş düzleminde değildir

8 Mayıs 2008 Perşembe Etiketler : ulusalcılık ve milli görüş

Bundan bir kaç gün önce Zaman Gazetesi yazarı İhsan Dağı çok tartışılacak bir yazı yazdı.Milli Görüş’ü Ulusalcılarla aynı safta gösteren yazıya Milli Gazete’den cevap geldi.İşte o yazı:

Millî Görüş hiçbir batıcı siyasal görüş düzleminde değildir

AKP oluşumundan beri Millî Görüş ile olan bağı, geçmişi, geleceği en çok tartışılan konuların başında geliyor. Zihin kargaşasında birçok şey birbirine karıştırılıyor. Kasıtlı ve hatta kasıtsız, bilerek ya da bilmeyerek.

Zaman gazetesinden İhsan Dağı’nın yazısını okuduktan sonra bu konu üzerinde durmamız, bazı durumları açığa kavuşturmamız, yanlışları düzeltmemiz gerektiği zorunluluğu doğdu. AKP bir anti Millî Görüş olarak ortaya çıktı. Kitlelerin farkına varmadığı, varamayacağı bir bulanıklık ile bugüne gelindi. Bugünden itibaren de bu bulanıklığın süreceği ortada. AKP oluşumunun arka planında Amerikancı liberallerin etkisi belirgin. Sayın başbakan, Cengiz Çandar, Nazlı Ilıcak, Mehmet Barlas, Can Paker gibi kimi Amerikancı Liberallerle sık bir araya gelir, özel ev toplantıları yapılır. Bunlar yeni değil. Özal’dan sonra, Amerikancı Özalist oluş akamete uğramış ve çökmüştü. Onun yerine Millî Görüş tabanından ve içinden bir grup bu işin içine sokuldu, Millî Görüş hareketinin önü kesilmeye çalışıldı ve başarıldı da. AKP ile birlikte çok ciddi kavramlar tartışma konusu yapıldı.

Bir kere Millî Görüş öncesi siyasal tutum çok farklı idi. Politikanın bir yalanlar manzumesi, güven duyulmayacak bir alan olduğu duygusu egemendi. Devlet’in baskısı kitleleri içe bastırmış, millet devletten kopmuş iki ayrı uçtu. Millî Görüş oluşturduğu kavramlar ile milletin politikaya yönelmeye, devlet kavramını kavramaya yerli yerine oturtmaya başladı. Geçmiş zaman içinde siyasal ayrışmalar yapaydı. Batıcı sağ ve sol oluşlar, kavgaları, çatışmaları bir oyundan ibaretti. İttihatçı batıcı yapı varlığını sürdürüyordu. Bu, hem Avrupa’nın hem Amerika’nın işine geliyordu. Millî Görüş, siyasal düzleme girince millet kendisinin farkına vardı. Anadolu yeniden yönetime geldi. İttihatçı postallılar giderek gözden düştü. CHP, AP, DYP, ANAP oluşlarının hemen hepsi çöktü. Burada Millî Görüş’ün büyük rolü var. Aslında ANAP da çöken yapının yerine yeni bir tarz ile oluşumudur. Batıcı bir bakış ile yeni bir yoldu. Bu, tabii uzun sürmedi. Millî Görüş yeniden daha güçlü gelince, bu sefer gene Millî Görüş içinden bir ekip ile yola koyulundu.

Millî Görüş, hiçbir zaman batıcı ve batılı kavramlar ve oluşlar içinde gösterilemez. Zaten benimsediği sıfat da -Millî Görüş- medeniyetimizin değerlerinden ortaya çıkmış, onun aslı ve özüdür.

AKP anti Millî Görüş’tür. Bu partiyi kuranlar da başlangıçtan beri temellerini bunun üzerine kurmuşlardır. Sayın başbakanın “Biz Millî Görüş gömleğini çıkardık” söylemi bunun üzerine kuruludur. Fakat milletimiz bunu bir takiyye olarak görmüştür.

Sayın başbakan 22 Temmuz seçimleri öncesinde AKP içindeki belirgin Millî Görüş unsurları ayıklamıştır. Bir kere parti içindeki sakallılar tırpanlanmıştır. Arada kalan bir iki kişi mozayığın küçük bir ayrıntısıdır. Bunu sayın başbakana empoze edenler veya dayatanlar bilinir. Seçimlerden önce Ertuğrul Özkök sayın başbakanla bir otel odasında yaptığı toplantı sonrasında bunun mesajı verilmiştir. Parti içinde bir tek Bülent Arınç olayı bir soru işareti olarak kalmıştır. Diğerleri bir kalemde silinip atılmışlardır. Sayın başbakan ilk dörtlü çıkışın dışında yeni bir ekip ile yeni listeleri düzenlemiştir. Dörtlüleri anımsarsak: Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve Bülent Arınç. Ortak akıl, peki bu ortak akıllar şimdi nerededir?

Bu yakın zamanda Millî Görüş’ün yeniden tartışma odağına alınması, konuşulması dikkat edilmesi gereken bir husus. Deniz Baykal Millî Görüş üzerinden AKP’yi vurmaya çalışıyor ve sık dile getiriyor. Milli olma kavramı kullanılarak. Bir kere milli kavramı millet kavramından doğmadır. İslâm milleti deriz. Sayın Baykal ve CHP hiçbir zaman milli olmadılar, olamazlar da. CHP’nin altı okundan biri milliyetçiliktir. Bu, ittihatçı, kavmi bir milliyetçilik. Millet kavramından olan bir oluş değil. Ulusalcılık ile milli kavramları da birbirine karıştırılıyor. Ulusal kavramı içinde İslâm milletinin yeri yoktur. Onlar Arapları, Acemleri, Kürtleri istemezler. Onların literatüründe sadece Türk kavmi vardır. Yahudilerde olduğu gibi. Asıl sorun buradadır.

Sayın Dağı hangi gerekçeyle şunu söyleyebiliyor ki? Tayyip Erdoğan Millî Görüşçü olsaydı partisi kapatılmazdı diye. Amaç ne?: Millî Görüş’ü ulusalcılarla, kavmiyetçilerle, ittihatçılarla aynı düzlemde göstermek. Millî Görüş, doğruları söylemeye devam edecek, etmelidir de. Bu doğruları başkaları söylüyor diye Millî Görüş bunları söylemeyecek mi?

Bu konunun üzerinde duracağız

Ali Haydar Haksal/ Milli Gazete

 

İhsan Dağı’nın Yazısı için Tıklayınız…

http://blog.mynet.com/unalculcu/yazi/erdogan_hl_milli_goruscu_olsaydi/124537

AKP ile niçin aynı düzlemde değiliz

18 Nisan 2008 Cuma Etiketler : akp milli görüş

Yazılarımda AKP’yi akepe olarak yazıyordum. Bu bir üslup benim için. ABD’yi abede yazdığım gibi. Diğer partileri de benzer şekilde yazıyordum. Bunlar bilinçle yapılan şeyler. Fakat şu andan itibaren AKP olarak yazıyorum. Nedeni şu: AKP’nin bir kapatma ile karşı karşıya kalması, toplum psikolojisinin çok duyarlı olması nedeniyle.

Geçen gün Üsküdar’da bir çay bahçesinde oturuyor idim. Etrafımızda gençler vardı. Sevgili dostlar da doluştu. Hemen yan tarafta taburelerine oturmuş elinde gazeteleriyle konuşmalarımıza kulak kabartan, zaman zaman göz ucuyla bizi süzenler vardı. Tam o sırada Tahran radyosundan aradılar 301. madde ile ilgili bir söyleşi yapma isteğinde bulundular. Zorunlu olarak dostlarla sohbeti kestik onların sorularına karşılık verdik. Sohbet öncesi gençler ve dostlar bizim neden bu kadar sert muhalefette bulunduğumuzdan yakındılar. Hatta kimi zaman da bizim ulusalcılarla bir arada bulunuşumuzdan bile dem vuruldu. Vuruluyor, bunu biliyoruz. Geçenlerde bir parti toplantısında da kimi arkadaşlar “Bazı söylemlerimizle ulusalcılarla aynı konuma düşüyoruz” yakınmasında bulundular. Bunun getirdiği tehlikelerden söz edildi. Biz doğruların, iyilerin, güzellerin olduğu yerdeyiz.

Ne yazık ki Türkiye’de her şey öylesine karmaşık ki, şaşılır. Bize sert muhalefette bulunuyorsunuz yakınmasında bulunan dostlara şunu söyledim. Biz doğrularımızın, ilkelerimizin, inançlarımızın, ideallerimizin yanındayız. Nasıl bulunalım ki. Doğru olan hayırlı olan eylemi kim yaparsa yapsın yanındayız. Bunu parti toplantısında söyledim. Doğrularımız, iyilerimiz, güzellerimiz başkalarıyla ortak bir düzlem oluşturuyorsa niçin söylemeyelim, yapmayalım. Deniz Baykal mecliste partisinin grubunda faizin haram olduğunu söylüyor, ayet okuyor. Ya da kimi ayetleri ve hükümleri bangır bangır bağırarak söylüyor. Bunları Deniz Baykal söylüyor diye ona düşmanlık mı besleyelim. Onun başörtüsüne ve kimi İslâmî hükümlere karşı olan tavırlarına elbette karşı dururuz. Bu durumu AKP’ye de uyarlayabiliriz. Şimdi biz AKP gençlik kurultayında onlarla birlikte 10. Yıl marşını mı söyleyeceği. “On yılda onbeş milyon genç yarattık” mı diyeceğiz. Ya da “1 milyar 200 milyon Müslüman dünya barışı için tehlikelidir, modernleştirilmesi gerekir” diyen Şimon Peres’i TBMM’ye getirip konuşturanların yanında mı olacağız. AKP’nin doğrularını ve yanlışlarını bir tartıya koysak hangisini ağır basacağını çok iyi biliyoruz.

Zaten bu kapatma davasıyla birlikte artık AKP’nin oluş gerekçelerinin hiç biri kalmamıştır. Nasıl kalsın ki? AKP’yi oluşturan gerekçeler, bahanelerin hepsi uçup gitmiştir.

Filistin’de medeniyet tarihimizi yok eden, insanı öldüren, zulmeden Siyonist Yahudilerle birlikte olamam. Bunun için AKP ile birlikte olamam. Irak’ta 1 milyon 700 bin insanımı öldüren, oradaki medeniyet ve kültür tarihime ait eserleri imha eden katil abede ile birlikte olamam, onun için Akepe ile birlikte olamam. Şimon Peres Türkiye modernleşerek AB’ye girmeli, ardında da biz gireceğiz. Bunun için AKP’lilerle olamam. Ekonomiden tutun, İslâm birliğine, GOP’tan tutun D-8 kadar ayrıştığımız çok önemli konular var. AKP 28 Şubat süreci sonrası, ağır psikolojik baskı döneminden sonra sadece kamuda çalışanlara rahat bir nefes aldırmıştır. Siyasal ve düşünsel anlamda Milli Görüş’e bağlı ve sadık kalanlar AKP gözünde daha tehlikeli addolunduklarından özellikle belediyelerde ya kızağa çekilmişlerdir ya da işlerine son verilmiştir. 28 Şubat’tan sonra onlar baskılarını sürdürmüşlerdir. Milli Görüş sahiplerine özel davranılsın, kayırılsın demiyorum. Adil olmak gerek. Kim olursa olsun, hiç kimsenin rızkıyla oynamamak. Oturup bunları günlerce tartışır konuşuruz. Biz AKP’nin hangi yanlışını savunacağız ki, yanlışları savunmak işimiz değil bizim.

Üstat Necip Fazıl 10 Yıl Marşının ilk çıktığı yıllarda “On yılda onbeş milyon genç yarattık” tezine karşı Bir Adam Yaratmak piyesini yazmış, yaratma fiilinin Allah’a ait olduğunu, insan yaratmanın imkânsızlığını ortaya koymuştu. O günün koşullarında. Bugün AKP artık bu marşı söylüyor. Bunun için mi AKP’nin yanında olalım. Aslında bu çok uzun bir konu.

Ulusalcılarla, kavmiyetçilerle, putperestlerle hele hele hiç bir arada olmayız. Biz paradoksları, açmazları, çelişkileri olanlar değiliz. Milli Görüş ideali ve düşüncesi etrafında oluşumuzun nedenleri var. Bu siyasal- düşünsel hareket doğrulardan, iyilerden ve güzellerden sapmadıkça da burada olacağız. Kişilerin başarısızlığı, yanlışlığı, eksikliği bizden kaynaklanır. Orayı biz tamamlamadığımız sürece.

 

Ali Haydar HAKSAL

Akp ile niçin aynı düzlemde değiliz i bizim yaptığımız akpgercegi.com sitesinden öğrenebilirsiniz…

Kimsenin Millî Görüş’ü kınamaya hakkı yoktur

8 Nisan 2008 Salı Etiketler : milli görüş

Bir kısım medya ve bu tür medyanın tesiri altında kalan bazı çevreler, AKP ile Millî Görüşçü Partileri, bilerek veya bilmeyerek, birbiriyle karıştırıyorlar.

Saadet Partisi hâriç, bunun dışında hiçbir parti, Millî Görüşçü değildir.Konunun önemine binâen, Millî Görüş ile, diğerlerinin arasındaki temel farkların ne olduğunu, belirtmekte yarar görüyorum:

1- Millî Görüş, TAM  BAĞIMSIZLIKTAN YANADIR, AKP ve diğerleri ise Devletimizin bağımsızlığını, kısmen veyâ tamamen, AB’ye, ABD’ye ve IMF’ye devretmek niyetindedirler.

2- Millî Görüş, Materyalist değil, idealisttir, önce AHLAK ve MANEVİYAT ilkesine bağlıdır. Milli ve mânevi değerlerimizi, bütün maddî değerlerin üzerinde tutar, Anayasa’nın 5’nci maddesinde ifâdesini bulan, MANEVİ GELİŞME HAREKETİNİ hayata geçirerek, herkesin, savcısının, hakiminin, yargıcının, kendi içinde olması, yargısının halinde milletimizin, gerçek mânâda, selâmet, huzûr, saâdet ve asâyişe, erişeceğine inanır.

3- Millî Görüş, KENDİ GÜCÜYLE VE İMKANLARIYLA kalkınmayı hedef alır. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin, teknik çözümlerle değerlendirilmesi hâlinde. Ülkemizin Japonya ve Batı Almanya misâli, IMF’nin ve Faizcilerin vereceği borç paralara, muhtaç olmadan hızla kalkınabileceğini kabul eder.

4- Millî Görüş her türlü fâiz sömürüsüne, paradan para kazanılmasına hayır der.

5- Millî Görüş, şahsiyetli ve haysiyetli bir dış politika izlenmesine taraftardır. ABD’nin AB’nin veya diğer dış odakların, etkisi altında kalmayı, hele hele uydusu gibi davranmayı kesinlikle red eder.

Nitekim, Kıbrıs buhranında önce Sayın İnönü, sonra da Başbakan olarak sayın Demirel (Tek başına iktidarda bulundukları halde) bir Makarios’la baş edemediler, Millî Görüş olarak Millî SelâmetPartisi, Hükûmete girince, Ordumuzun Kıbrıs’a çıkartma yapmasına karar verilebildi ve Kıbrıs kurtarıldı.

6- Millî Görüş’ün başarısına başka net ve kesin bir misâl ise Refah zamanında Millî Görüş tarafından kazanılmış olan 550 küsur belediyemiz işe başladıktan sonra, yapılmış olan Resmî araştırmalar, Millî Görüşçü belediyelerimizde, (Vergi ve resimlere zam yapılmamış olduğu halde) Belediye gelirlerinin ON misli arttığını ispat etmiştir. İsteyenler bu araştırmaları yeniden yapabilirler. Beyanlarımızın doğruluğunu kontrol edebilirler.

7- AKP’yi kurmuş olanlar, Millî Görüş idealinden, 180 derece kesin dönüş yaparak ayrılmışlardır. Gerek AKP ve gerekse diğer siyasi partilerin, hemen hepsi, ABD’ci ve AB’ci olmuşlardır. Hepsi de IMF’cidirler. Hepsi de, faizci ekonomiden yanadırlar. Hepsi de bütün kânunlarımızı, noktasını, virgülünü değiştirmeksizin, AB kanunlarıyla değiştirmişlerdir, değiştirmeye devam etme kararındadırlar.

Bu özet açıklama vurgusundan güncel mesele olan PARTİ KAPATMA konusuna da temas edelim: AKP ve diğer partiler idam cezasını bile AB’nin direktifi ile kaldırdıkları halde, PARTİLERİN İDAMI anlamına gelen PARTİ KAPATMA konusuna bakmamışlardır. Ülke bu sebepten krize düşmüştür, bu vahim bir hatadır. Düzeltilmesi gerekir.

Sayfalar : [1] 2
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.