Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Türk kültürünü koruyan “ermeni mahallesi”

10 Mayıs 2008 Cumartesi Etiketler : türk kültürünü koruyan ermeni mahallesi

Farkında mısınız bilmiyorum ama sanki içeride yaşamayı daha fazla sevmekteyiz.

Gönüllü bir ev tutukluluğunu seçmişiz.

Bahar gelmiş geçmekte.

Dışarıyı arada ne kadar özlediğimi fark ediyorum.

Ne ki bitirilemeyen işler her seferinde karşıma dikiliyor.

Eğer yine farkında iseniz sokaklarda fazla insan yok.

Televizyonun eve bağladığı kitlelerden arınmış dışarı; bencil gönülleri yeterince suvarıp, etrafı, tabiat severlere bırakmakta aslında.

İşte dün kendime bir gün ayırdım.

O çok önemli arkadaşımı; fotoğraf makinemi yanıma alıp farklı bir mekâna yola çıktım.

Yıllardır, boğaziçini vapurla geçtiğim de gördüğüm Beykoz’ un tepesini merak ediyordum.

On çeşmelerden yukarı doğru yokuş gözümü korkutsa da; “ dayan dizlerim dayan” dizeleri eşliğinde saklı cennete ulaştım.

Meğer sadece baharın, kuş seslerinin, bahçelerdeki leylakların izini sürmemişim.

Zaten yakın geçmişte İstanbul’da elde kalan son bahçeleri de görmeye gideceğiz.

Beni bekleyen sürpriz, eski Türk evlerinin, ahşap mimarinin bozulmadan ayakta kalışı idi.

Sabahın erken saatlerinde gözlerime inanamayarak, sevinçle görüntüleri evdekilere ulaştırmak için basıyordum deklanşöre.

Üstelik hâlâ pencerelerinde kafesleri olan evlerdi bunlar.

Camlarında rahibe işi ya da ucu dantelli perdeleri bile duruyordu.

Bir Botiçelli ya da Monet tablosu seyrediyormuşçasına hayran hayran cumbalarını daha iyi görmek için çöktüğüm tümsekte, işlerine giden insanlar da şaştılar halime.

Baktığım yere onlar da kafalarını kaldırıp incelediler.

Bir şey gördüklerinden şüpheliyim ya.

Ama o sokağın insanları çok şanslılardı.

Bir terapi gibi gelmeli idi, maziyi anlatan bir sokakta yaşamak.

Şahnişleri, süslemeleri, kafesli pencereler önüne dizilmiş sardunya saksıları ile ne büyük bir estetikti öyle.

İlk fırsatta yine gelirim düşüncesi olsa da, kolay kolay ayrılmak istemiyordum.

Hâlâ yan yana iki kapının muhafazası, haremlik selamlık olarak ayrı ayrı girilen bir geçmiş zaman musîkisini ne çok anlatıyordu.

Ne acılar görmüşlerdi kim bilir. Ne sevinçler yaşamışlardı.

Hangi düğünlerin, bayramların tanığı idi, bu güngörmüş eski zaman hanımefendileri ya da beyefendileri gibi soylu duruşları ile etrafa esenlik veren yapılar.

Şimdiki ruhsuz binalarla aralarında fersah fersah fark vardı.

Adeta şen şakır, mutlu huzurlu, imanlı tokgözlü bir büyük ruhun dışa vurumu idi duruşları.

Boşuna bekliyorum camdan uzanacak beyaz örtülü bir eski zaman hanımefendisini.

Ya da kâtip kılıklı birinin evinin kapısını açıp, kibar bir yürüyüşle işine gideceğini.

Evin bedenine şefkatle inşa edilmiş kuş köşküne serçeler girip çıkıyor.

Alınlığa yerleştirilmiş besmele ve Ayet el Kürsi’yi selamlayarak yavrularına rızık taşıyorlar.

Ahşap evlerin ahvalini çözmek için, beton binalarda yaşayan komşularına soruyorum.

Tanıyorlarmış sahiplerini.

Ermeni imişler.

Şaşırıyorum. O sokak “ermeni mahallesi” imiş meğer. Aslında eski ahşap Osmanlı stili ev çokmuş ama sahipleri olan Türkler, yakıp yıkıp bol para getiren apartman ya da villalara dönüştürmüşler.

Eski evlerin sahibi olan Ermeniler, şimdi başka yerlere gitseler de, bizlere bir iyilik yapıp, evlerini yıkıp beton apartmanlara çevirmemişler, eski siluetleri ile yerlerinde bırakmışlar.

Kültürel zenginliğimizi bazen biz ahmakça koruyamazken, aklımızdan bile geçmeyen insanlar özenle saklayabilmekteler.

Mine Alpay Gün…

TTK Başkanı Yusuf Halaçoğlu: “Batı Bizi Parçalamak İstiyor!”

16 Kasım 2007 Cuma Etiketler : ttk başkanı yusuf halaçoğlu batı bizi parçalamak istiyor ermeni yalanları osmanlı devleti
“Batı bizi parçalamak istiyor”

“Batı bizi parçalamak istiyor”

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Osmanlı Devleti’ni yıkmak için etnisiteyi körükleyen Batı devletlerinin, aynı oyunu günümüzde Kürtler’i kışkırtmak ve Türkiye’yi parçalamak amacıyla oynadığını söyledi. 

Iğdır’da Salon Bahu’da "Ermeni sorununda Batı’nın çifte standardı" konulu bir konferans düzenlendi. Konferansa Iğdır Valisi Saim Saffet Karahisarlı, Garnizon Komutanı Jandarma Albay Osman Nuri Erkan, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Küçük, Adli Yargı, Adalet Komisyonu Başkanı Fatih Akçay, Vali Yardımcıları Mitat Gözen, Tuba İnan, çok sayıda vatandaş, öğrenci, sivil toplum örgütü üyeleri katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Iğdır Belediye Başkanı Nurettin Aras, Iğdır’ın kurtuluşunun coşkusunu buruk kutladıklarını belirterek, teröristler tarafından şehit edilen Iğdırlı gençle birlikte diğer şehitlerin acısını içlerinde hissettiklerini söyledi.

Sözde medeni dünyanın Ermeni yalanlarına kanarak adeta onların yalanlarına ve iftiralarına ortak olmalarını kınadığını belirten Aras, "Soykırım yalanlarını parlamentolarında kabul eden bu ülkelerin parlamenterlerini Iğdır’a davet ediyorum. Gelsinler asıl mağdur olan, katliama uğrayan kimlerdir görsünler. Bizim arşivlerimiz sonuna kadar açık olmasına rağmen onlar ilmi çalışmalardan kaçarak, olayı siyasi zemine çekmektedirler. 1995 yılında Iğdır’da yaptığımız sempozyuma, Ermeni bilim adamlarını davet etmemize rağmen gelmediler. Onlar yalnızca bir arşivlerini  açsınlar. Göreceklerdir ki asıl suçlu bizler değil, Ermeniler ve onları destekleyen Batı devletleridir. 20. yüzyılda asıl mağdur millet Türk milletidir. Ermeniler’in çocuklarını Türk düşmanı olarak büyüttüklerini, adeta onunla beslendiklerini biliyoruz. Ermenistan kapısının açılması, Ermeniler’in elinde. Yalan, iftira, haksız toprak taleplerinden vazgeçmedikçe onlara kapı açılmayacak" diye konuştu. 

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ise, soykırım meselesinin ilk olarak 1948 yılında ortaya çıkarıldığını belirterek, bunun Türk milletini köşeye sıkıştırma hareketi olduğuna dikkat çekti. Yabancı devletlerin parlamentolarında alınan Türkiye’yi mahkum etme yönündeki kararlarının hiçbir tutarlı yanının olmadığını, tamamıyla siyasi karar olduğunu kaydeden Halaçoğlu, "Medeni ülkeler, demokrasiyle idare edilen ülkelerde yargı yasamanın, yasama da yargının işine karışamaz. Batılı ülkeler parlamentolarında soykırım kararı alarak Türkiye’yi yargılıyorlar. Oysa Türkiye yargılanacaksa Türkiye mahkemelerinde yargılanmalı, onlar parlamentolarında karar alarak hiçbir Türk’e bir tek soru sormadan onları mahkum ediyorlar. Böyle medeni ülke olmaz, böyle demokrasi olmaz" şeklinde konuştu. 

Ermeniler, olayları çarpıtıyor
Prof. Dr. Halaçoğlu, Ermeni Nubar Paşa’ya ait belgelerden ve diğer Amerikan, İngiliz, Fransız belgelerinden örnek vererek ihanetlerinin kesin olduğunu söyledi. Halaçoğlu, ihanetleri sabit olan Ermeniler’in bu şekilde desteklenmesinin Batı’nın emperyalist emellerinin ürünü olduğunu kaydetti. 

Halaçoğlu, konferans için geldiği Iğdır’da, Ermeniler tarafından katledilen Türkler’in anısına yapılan anıtı da ziyaret etti. Anıt ziyaret defterini imzalayan Halaçoğlu, burada yaptığı açıklamada, "Ermeniler, birçok yerde yaptıkları gibi burada da büyük katliamlar yaptı. Ancak olayları çarpıtarak asıl mağdur kendileriymiş gibi dünyayı kandırdılar" diye konuştu.

Sayfalar : [1] 2 3 4
Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.