Şimdi Sana Şemdinli’yi Sorsalar
21 Nisan 2008 Pazartesi Yorum yok »
Kirli, irinli, gizli anlaşmalarla Türkiye’nin kardeş kavgasından kârlı çıkacak dış mihraklarında finansı ile vatanı kurtarmaktalar.
Hükümet ne Şemdinli de onlara dokunabildi,
Ne de şimdi…
Bu gidişle de hiç dokunamayacak…
Turhan Çömez’in dediği gibi, “siyasilerin rüşvet teklif ettiği, kabul etmeyen bürokratları görevden alarak” iş yürütenlerin kirli dosyaları da Ergenekoncuların ellerinde olduğu müddetçe; tencere dibin kara, seninki benden kara hesabı, o halde hep birlikte susacaklar.
Olan yine ülkeye ve millete olacak.
Ne Susurluk’a dokunabildiler. Ne de Şemdinli’ye. “İyi çocuklar” zeytinyağı gibi hukukun üstüne çıktılar. Şimdi Ergenekon için geri sayım başladı.
İsmet Berkan’ın da dediği gibi, perdeye yansıyan “Küçük Ergenekon”.
“Büyük Ergenekon” a kimse dokunamayacağına göre.
Susurluk’ta olduğu gibi iyi çocuklara yol gösteren isimler bilindiği halde sorgulanmaya bile getirilememişlerdi.
Şemdinli de bomba atanlar belli, yöreyi karıştıranlar belli olduğu halde olayın üzerine gidilememiş; bu olayı araştıran savcı Ferhat Sarıkaya linç edilip mesleğinden alınmıştı.
Aynı konuyu çalışan savcı Gültekin Avcı’nın da akıbeti meslekten men olmuştu.
Türkiye bu ayıbı içine sindirmiş, Adalet Bakanı savcısına sahip çıkmamış kolayca harcayıvermişti.
Bir kedi gibi bu pisliğin üstünü örten hükümet, “cici çocuğu oynarsam” sıra bana gelmez, Zeus’ların yıldırımlarını bertaraf ederim, diye düşünmüştü.
Keçi ayaklı Panlar, karda yürüyüp iz belli etmese de, arada kirli işleri kendilerini ele veriyordu.
Nokta dergisinin, Özden Örnek Paşa’nın darbe günlüklerini yayınlayışı ile herkes bu sefer, Kaz Dağında kıyamet kopar sandı.
Sarıkız, ayışığında yakayı ele vermişti.
Fakat paganlara kafa tutan gazeteci Alper Görmüş yargı önünde bulmuştu kendisini.
Cesareti, Nokta dergisi kapatılarak, kendisine ödettirilmişti.
Günlüklerin paşanın bilgisayarından çıktığı kriminal laboratuvarlarda ispat edildi.
Gazeteci Görmüş beraat etti.
Beraatına sevinemedi.
Çünkü anayasal düzeni silah zoru ile ele geçirerek darbe gibi bir suçu planlayanlara yine yargı yolu gözükmedi.
Kimileri “Talat Aydemir niye asıldı, bari iade-i itibar verelim” dedi.
Acaba onların zamanında darbe planlamak ağır suçtu, bunları yapanlar idam mı ediliyordu?
Bugün hukukun üzerine çocukları kandırmak için verilen; bir bardak sarı, soğuk, pis bir tadı olan paşa çayı mı içmekte insanlar.
Yine eski başsavcı Sabih Kanadoğlu Hessen de Atatürkçü Düşünce Derneğinin düzenlediği konferansta; gayet emin, “Ergenekon Şemdinli gibi olmaya mahkûm” diyebilmekte.
Bu ülkeyi karıştırmak için sayısız kez toplumsal barışın kalbine ateş etmişler.
Rahipleri, gazetecileri, gayrimüslimleri öldürerek ekmeklerine kan ile yağ sürmüşler.
Danıştay baskınını düzenlemişler.
Evlerini cephaneliğe dönüştürmüşler.
Yakın geçmişte derin devletin kurduğu terör örgütünün kökenlerine ulaşan Uğur Mumcu’yu öldürterek toplumu gerip, bir kısım insanları “kahrolsun Şeriat” diye yürütüp, toplumun temel dinamiklerine savaş açıp, halkı karşı karşıya getirmişler, Sivas yangınlarını çıkarıp, Başbağlar’da canları doğramışlar.
Sıkıyönetimlerin, olağanüstü hallerin uzaması, rantların devşirimi, uluslararası uyuşturucu trafiğine, hatta daha kirli işlere girmişler.
Hepsini vatan için yapmışlar(!).
Öyle ya, uyuşturucuyu, kadın ticaretini terör örgütü ele geçirip, çok para kazanıp güçlenmesin diye bir argümana da sarılıp her şeyi vatan için düşünmüşler.
Kirli, irinli, gizli anlaşmalarla Türkiye’nin kardeş kavgasından kârlı çıkacak dış mihraklarında finansı ile vatanı kurtarmaktalar.
Hükümet ne Şemdinli de onlara dokunabildi,
Ne de şimdi…
Bu gidişle de hiç dokunamayacak…
Turhan Çömez’in dediği gibi, “siyasilerin rüşvet teklif ettiği, kabul etmeyen bürokratları görevden alarak” iş yürütenlerin kirli dosyaları da Ergenekoncuların ellerinde olduğu müddetçe; tencere dibin kara, seninki benden kara hesabı, o halde hep birlikte susacaklar.
Olan yine ülkeye ve millete olacak.
M. Alpay Gün/Milli Gazete



