24 Şubat 2008 Pazar | Kategori Edebiyat
Orhun Yazıtları, Göktürk İmparatorluğu’nun ünlü hükümdarı Bilge Kağan devrinden kalma altı adet yazılı dikilitaştır. Moğolistan’ın kuzeyinde, Baykal gölününü güneyinde, Orhun ırmağı vadisindeki Koşo Saydam gölü yakınlarındadır. Bu yazıtlardan Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları, Koçho Tsaydam bölgesindeki Orhun Irmağı civarında; Bilge Tonyukuk yazıtları ise, Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarından yaklaşık 360 km uzakta, Tola Irmağı’nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto (Bayn Çokto) bölgesindedir. Bilge Tonyukuk yazıtlarının, (Orhun Irmağı civarında olmamasına rağmen), Orhun yazıtlarıyla birlikte düşünülmesi, anılması Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtları ile aynı döneme ait olması ve aynı konuları içermesindendir. Yazıtlar Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler vermektedirler. Türk ve Türkçe adı, ilk kez Doğu Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçmektedir.
Yazıtların üçü çok önemlidir. İki taştan oluşan Tonyukuk 716, Köl Tigin (Kültigin) 732, Bilge Kağan 735 yılında dikilmiştir. Köl Tigin yazıtı, Bilge Kağan’ın ağzından yazılmıştır. Kültigin, Bilge Kağan’ın kardeşi, buyrukçu ihtiyar Tonyukuk ise veziridir. Anıtların olduğu yerde yalnızca dikilitaşlar değil, yüzlerce heykel, balbal, şehir harabeleri, taş yollar, su kanalları, koç ve kaplumbağa heykelleri, sunak taşları bulunmuştur.
Orhun Abideleri’ni ilk kez 1889 yılında Rus tarihçi Yardintsev bulmuştur. 1890′da bir Fin heyeti, 1891′de de bir Rus heyeti burada incelemelerde bulunmuştur. Bu heyetler yazıları çözememişlerdir. Fakat 1893 yılında Danimarkalı bilgin Vilhelm Thomsen, 38 harfli alfabeyi çözerek yazıtları okumayı başarmıştır. Alfabenin dördü sesli, dördü sessiz harften oluşur. Yazıda harfler birbirine birleştirilmez, kelimeler de birbirlerinden iki nokta üstüste konularak ayrılır. Sağdan sola ve yukarıdan aşağıya yazılır. Orhun abidelerinde yazılar yukarıdan aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru istiflenmiştir.
Yorum yok
22 Şubat 2008 Cuma | Kategori Şiir
Zaman elimde tesbih misali sayıklarken geçmişimi
Her defasında başa dönen hayatı farkediyorum.
”Bir başlangıç demek yeni bir yanlızlıkmıdır?”
Sorusu geliyor aklıma.
Kıyısından sessizce geçsem diyorum
başka başka hayatların,
Ellerime dalgaları vuruyor ve ıslatıyor yüreğimi,
Bilmeden ıslanıyorum en ahşap yanımla birlikte.
”Ne kadar zamansa o kadar sızı;
Ne kadar hayatsa o kadar zaman”
Dönüp dolaşıyor yüreğimin ıssız mahsenlerinde
Ve durmadan ıslanıyor yalnızlık;
Islandıkça daha ağır yani…
Utanmak istiyorum!
Ellerime bulaşan hayatlardan
utanmak…
Ve yıkamak için en temiz tarafından yüreğimi,
ağlamak istiyorum;
tüm başlamışlığını silercesine
ağlamak.
1 Yorum
22 Şubat 2008 Cuma | Kategori Şiir
söyle güzel senin aşkın nasıldır?
Nasıl yaşarsın taze açan baharı
Gözlerine bakmadığım her mevsimi
Ne hissedersin koklarken bir çiçeği
Neyi düşlersin en çok?
Kaç kere yara aldın hayattan,
Kaç kere yalanlarla aldatıldın?
Bana yaranı anlat!
Merak etmeden duramıyorum
Neydi öylesine gitmeni gerektiren.
Takvime bakma adetim yoktur
SAhi ne vakit gitmiştin ?
Bana gidişini anlat güzel!
Ardına sakladığın seni
Yorum yok
22 Şubat 2008 Cuma | Kategori Şiir
Bir çay tadındadır yaşamak;
Ellerinde sıcacık bir hayat belirtisi
Fazla büyük düşünme, gerek yok.
Sana yetecek kadar yaşa hayatın anlamını.
Sessiz kalmak bazen gerçekten iyidir
Sadece seyretmeyi bilmekle de anlarsın
Ne sokaklarında bir telaşı olsun kurulmuş saatlerin
Ne de pazar arabalarından yükselen domates sesleri
Bir çay tadındadır yaşamak;
Küçük bir köy kahvesinde öyle suskun bir sabah,
Neyi yaşamak istersen onu yaşarsın.
Anlatacak dert tasan olmasın üç güne sığacak
Yorum yok
22 Şubat 2008 Cuma | Kategori Şiir
Ne mevsimler çürüdü ardımda bıraktığım
Tutmadı hanemde yaşlı bir bahar.
Senden öncesi yokluğuna matemdi hayat
Ne yeşeren bir filiz ne de beliren suret
Ömrüm öyle ki bir damla yeşile hasret

Yeşermeyen toprağıma düştü kor ateş
Aşkın sunduğu sonsuzluğa büründü güneş.
Ardı arkası gelmez köksüz sarmaşık
Yere göğe bulandı senden bir ışık
Sanki yırtıldı mavi, aleve sardı can
En yüce sevgiden bile daha bi erkân
Başladı seninle sonsuz bir bahar
Bitmeyen bir aşka yelken açtığımız an.
Yorum yok
22 Şubat 2008 Cuma | Kategori Şiir
Yüzünü dönsen ayrılıkların volta attığı bu mekana
Ardında yükselir ayak saseleri, kurtulamazsın
Bir zindan gibi her yer sanki
Mahkümiyetin sınırı dört duvar değil ki
Çok düşünmek de yasaktır aslında
Yüksek promilden alırlar hayat ehliyetini
Öylesine bakmak istiyorsam bir noktaya
Düşünmeden, başımı ağrıtmadan
Bunu istemek her zaman lükse kaçar diye
Ceplerimi yokluyorum param yeter mi ?
Üç beş kuruş olsada atsam diyorum
Hayat makinasının ta ortasına
Beş dakika huzur…
Ne o yalnızlığın koca ayaklı sesleri
Ne de ardımda büyüyen kocaman gölgeler
Sadece bakmak kalıyor geriye
Gördüğün yeri düşünmekten başka hiçbirşey…
Yorum yok