Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş
 

bizi gıcık eden 15 şeyyyy

25 Mart 2008 Salı | Kategori Hobi 6
1 -Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır.

2 - Yere düşürdüğün bir bozuk para veya bir küçük vida ulaşılması en zor yere yuvarlanır.

3 - İnsanların seni seyretme olasılığı düştüğün komik durum ile doğru orantılıdır.

4 - Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir.

5 - Patronuna lastiğin patladığı için geç kaldığını söylediğinde ertesi gün lastiğin gerçekten patlar.

6 - Gırgır geçmeye başladığın anda patron kapıda görünür. (Kesinlikle bu oluyo )

7 - Sıkışık trafikte şerit değiştirdiğinde, terk ettiğin şerit daha hızlı akmaya başlar.(her zaman)

8 - Duşa girip ıslandığında telefon çalar.

9 - Birileri ile karşılaşma ihtimalin, görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir.

10 - Bir makinenin çalışmadığını ispat etmen gerektiğinde kesin çalışır.

11 - Kaşıntının şiddeti ulaşma zorluğun ile doğru orantılıdır.

12 - Sinemada sıranın ortasında oturanlar salona en son girerler.

13 - Üzerine yağ-reçel sürülmüş bir ekmek kesinlikle en pahalı halıya ve yüzüstü düşer.

14 - Ayağınıza tam oturan bir ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir.

15 - Herhangi bir şeyi beğendiğinizde derhal üretimden kaldırılırKorkma, Korkma.Net Yorumla Avatarlar Msn Resimler

ünlülerin gerçek isimler

25 Mart 2008 Salı | Kategori Magazin 0

Mahsun Kırmızıgül: Abdullah Bazencir

Bülent Ersoy: Bülent Erkoç

Kibariye: Bahriye Tokmak

Serdar Gökhah: Nusret Ersöz

Ferdi Tayfur: Turhan Bayburt

 

Metin Erksan: İsmail Metin

Fikret Hakan: Bumin Gaffar Çıtanak

Aytaç Arman: Veysel İnce

Orhan Gencabay: Orhan Kencebay

Tolgahan: Mustafa Cingintaş

Banu Alkan: Renka Bronkavi

Ahmet Özhan: Ahmet Şükrü Kadıöz

Doğuş: Orhan Baltacı

Müjde Ar: Kamile Suat Ebrem

Seda Sayan: Aysel Gülaçar

Yaşar Kemal: Kemal Sadık Göğçeli

Yılmaz Güney: Yılmaz Pütün

Cüneyt Arkın: Fahrettin Cüreklibatur

Tarık Akan: Tarık Üregül

İbrahim Tatlıses: İbrahim Tatlı

Sezen Aksu: Fatma Sezen Yıldırım

Serpil Çakmaklı: Serpil Dönmez

Perran Kutman: Perran Kanat

Ahu Tuğba: Tuğba Çetin

Deniz Akbulut: Mukaddes Akbulut

Engin Çağlar: Çağlan Övet

Ekrem Bora: Ekrem Şerifuçak

Ayhan Işık: Ayhan Işıyan

Gökhan Güney: Mehmet Yüceer

Asena: Onur Çakmak

Bulut Aras: Uğur Fidan

Nevra Serezli: Nevra Şirvan

Gönül Yazar: Gönül Özyeğiner

Gülden Karaböcek: Saniye Gülden

Güngör Bayrak: Şerife Bayrak

Murat Soydan: Rüjdan Tercan

Neco: Tahir: Nejat Özyılmaz

Nuri Sesigüzel: Nuri Kaçtaş

   Muazzez Ersoy: Hatice Yıldız Levent

Suna Yıldızoğlu: Sonja Eadiy

Harika Avcı: Nermin Ocak

Önder Somer: Önder Döser

Okan Bayülgen: Kaan Okan Görgün

KOMİK BEBEK

25 Mart 2008 Salı | Kategori Mizah 0

SAKIN BANA DOKUNMAAAA  OYARIMMMM

secdeye yatan kaya

25 Mart 2008 Salı | Kategori Din 1

yorum sizin

25 Mart 2008 Salı | Kategori Mizah 0

yorumsuz

25 Mart 2008 Salı | Kategori Dünya 2

RUHA HİTAP EDEN EZAN

1 Mart 2008 Cumartesi | Kategori Din 2

Dinî inançlara ve yasayışa uzak bir gençtir Ertan. Öğrencilik yılları da hep böyle geçmiştir. Sadece kendi düşünceleri doğrudur. Mezun olup askerliğini yaptıktan sonra bankada çalışmaya başlar, bu arada evlenir, çoluk çocuğa karışır.

Namaz kılma, oruç tutma gibi Allah’ın emirlerini yerine getirmez, hatta oruç tutmayı saçma bulur. "Ne o öyle, insan akşama kadar aç kalıyor, hiç bir anlamı yok" der. "Aç, susuz kalmayla ibadet mi olurmuş?" diye etrafındakilere söylenir. Yalnız ibadetlerini yerine getirenleri saygıyla karşılar. Devamlı çay ve sigara içer. Bunların üzerine yoğun iş temposu da eklenince vücudu yorgun düşer. Gırtlak kanserine yakalanır. Genç eşi ve iki küçük çocuğuyla birlikte zor günler geçirir.

Hayat aynı yol üzerinde gitmemektedir. Sağlıklı ve mutlu günlerin arkasından, çetin bir hastalıkla boğuşmayla geçen acılı yıllar gelir.

Yapılan tedkiklerden sonra ameliyattan başka bir çözüm olmadığı ortaya çıkar. Saatlerce süren bir ameliyat geçirir. Ameliyatı risklidir, eğer hastalık vücudunu sardıysa belki birkaç aylık ömrü kalmıştır. Ne var ki, çektiği acılar ve ıztıraplardan sonra bile yine düşünceleri değişmemiştir. Dünyanın faniliğini, ahiretin önemini hissetmesi gerekirken, yine aynı boşvermiş hayata devam etmektedir. Bankadan malûlen emekli olur ve tedavisi birkaç sene devam eder.

Böylece yıllar geçer. Artık iyileşmiştir. Çektiği onca acıyı geride bırakmıştır. Eşi ise, kendisinin aksine daha bir inançlıdır, elinden geldiğince ibadetlerini yerine getirir. Ramazan aylarında eşi tek başına sahura kalkar, oruç tutar, kendisine de:

- Ibadetlerini yerine getirmiyorsun, hiç olmazsa Ramazan boyunca orucunu tut, der. Ama Ertan Bey, her zaman olduğu gibi aldırış etmez.

Bir Ramazan günü yine eşi sahura kalkmıştır, tüm ısrarlarına rağmen yine beyini oruç tutmaya ikna edemez. Ertan Bey o gün pencereyi açmıştır ve tam o sırada sabah ezanı okunmaktadır. Her yer sessizdir, sadece diğer camilerden de gelen ezan sesleri semayı çınlatır.

Bu ses, her zaman duyduğu ezan sesiydi, ama hiçbir zaman o Ilâhî davet onun dikkatini bu kadar çekmemişti. Fakat bugünkü bambaşkaydı sanki. Ezanın her cümlesi, sanki onun ruhuna, kalbine hitap ediyordu.

Acaba o manevî çağrı yeni bir yaşantının başlangıcı mı olacaktı? Neden her Müslüman oruç tutuyordu, aç susuz kalıyordu? Kendi de bir gün oruç tutmayı denese, Yaratanın verdiği nimetlerin değerini anlayıp aç kalan insanların durumunu anlasa, ne olurdu?

Tüm bunları düşünürken ezan sesi evin içini doldurmuştu. Sanki müezzin evin içinde okuyormuş gibi, davete icabet etmesini istiyordu.

Birden yaşantısı gözünün önünden geçti. Kimdi, dünyaya niye gelmişti, niçin insanlar bu mübarek ayda ibadet edip Allah’a kulluklarını yerine getirmeye çalışıyorlardı? Kafası iyice karışmıştı. Yıllardır geçiştirdiği sorular beynine hücum etmişti. Sanki kaçış yoktu artık.

- Aman Allah’ım, dedi. Ne oluyor bana? Sanki her şey anlamsızdı. Ezanın meydana getirdiği ulvî düsünceler ve duygular sanki her şeye bir mana veriyordu. Vücudunun titrediğini hissetti. Bugün ne olmuştu ona? Her zaman duyduğu ezan değil miydi bu? Ama bugün garip düşüncelere dalmıştı. Elinde olmadan hüngür hüngür ağlıyordu.

O gün sahur yemeği yemediği halde oruç tutmaya karar verdi. Garipti. Hayatının ilk orucunu, sahursuz ve aç bir şekilde tutuyordu. O gün tarifsiz bir huzur vardı içinde. Aynı gün namaz kılmak için sureleri ezberlemeye çalıştı ve namaza başladı.

Bu büyük değişim herkesi şaşırtmıştı. Allah ne büyüktü! Onca acıya, sıkıntıya rağmen ölüm ve ahireti düşünmeyen bir insan, ezan sesiyle hidayete ermişti. Tabiî bu değişimden en çok mutlu olan eşiydi. Artık sahura birlikte kalkıyorlar, birlikte namaz kılıyorlardı

ERKEK DEDİĞİN BÖYLE OLUR

1 Mart 2008 Cumartesi | Kategori Aşk 1

Bi gün bi motor üzerinde iki sevgili gidiyomuş erkek motoru hızlı bir şekilde sürüyomuş kız:’motoru çok hızlı kullanıyosun biraz yavaşla lütfen korkuyorum! demiş. erkek: ‘beni sevdiğini söyle.’ demiş. kız : ’seni çok seviyorum.’diye haykırmış. erkek: ‘başımdaki kaskı al ve kafana geçir.’ demiş. kız bunu yapmış ve ilerdeki duvara çarpmışlar kız hayatta kalmış erkek ölmüş. gazetelerde büyük bir motor kazası adlı manşet haber yazıyomuş.içeriğinde ise: Motorun frenleri tutmuyomuş erkek bunu fark etmiş ama kıza söylememiş onun sevdiğini duyduktan sonra kız için kendi canını feda etmiş.

NASİHAT

1 Mart 2008 Cumartesi | Kategori Edebiyat 1

İNSANLARA NASİHAT

Başarılarınla övünme, yapma sen gurur
Hiçbir zaman bulma, kimsede kusur
İnsan beşerdir, şaşar hata olur
Sen gönlünü aç, sevgiler içinde
Kal sevgilerle, maabet içinde

Doğruluktan ders al, eğri söyleme
Kendini yalan ile, cunup eyleme
Doğruysa yolun, mevla seninle
Olmasın yalan, doğuru içinde
Bir eğri kelam, cunuptur doğru içinde

Kimsenin hakkı, kimsede kalmaz
Hak yiyenin hayatı, kendine lezet vermez
Çıkar aheste, aheste, bir teki kalmaz
Verir hesabı, zorluklar içinde
Geçirir mahşeri, hesap kitap içinde

Zalimin zulmünden sakın, gidersin güme
Cehalet şerrinden korun, olma hercüme
Sevsin herkes seni, sen ol herkese tercübe
Koru kendini, doğrular ile akıl içinde
Var ise sende doğru, ol ferah içinde

Kendini beğenip, yüksekten uçma sakın
Alçak dur, gönüllerde olmaktır hakkın
Etme kimseye haset, sen ol hakka yakın
Kırma gönülleri, kal güzel gönül içinde
Kal hizmetinle sen, ebedi alem içinde

Dostunun düşmanı ile, sakın dost olma
Dostunu da kaybedersin, sakın yakınma
Hatayı kendinde ara, kimsede bulma
Hatalar üzer seni, dostlar içinde
Kalırsın dostsuz, tek baş içinde

SENİ SEVİYORUM

1 Mart 2008 Cumartesi | Kategori Şiir 1

  SENİ SEVİYORUM

sevmek; bakmak değil görmekse eğer,
sevmek; yanındayken başını
omuzuna koyabilmekse eğer,
sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer,
SENİ SEVİYORUM….

* * * * *

sevmek; senle iken yere daha sağlam
basabilmekse eğer,
sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi
hissetmekse eğer,
sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM

* * * * *

sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer
sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle
seni ısıtmaksa eğer,
sevmek; sevdiğini çıklık çığlığa söylemekse eğer,
SENİ SEVİYORUM

* * * * *

sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin
kopmasıysa eğer,
sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan
bakabilmekse eğer,
sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer,
SENİ SEVİYORUM

* * * * *

dsadas