Arınç’tan özür.
24 Eylül 2008 Çarşamba 13 Yorum »
Evet arkadaşlar,Arınç’ın çiftçiye karşı tutumunu destekleyenlere sesleniyorum;bugün sayın Arınç”Oruç nedeniyle gergin olduğunu ve halkımızdan özür dilediğini açıkladı”
Evet buna da katılıyor musunuz?
24 Eylül 2008 Çarşamba 13 Yorum »
Evet arkadaşlar,Arınç’ın çiftçiye karşı tutumunu destekleyenlere sesleniyorum;bugün sayın Arınç”Oruç nedeniyle gergin olduğunu ve halkımızdan özür dilediğini açıkladı”
Evet buna da katılıyor musunuz?
23 Eylül 2008 Salı 5 Yorum »
Bu elektriğe gelen kaçıncı zam hatırlayamaz olduk,zam üstüne zam,akıllarına estikçe zam yapıyorlar,sanki hidroelektrik ve termik santrallerimizi bunlar yaptı!!
Zam yapacağınıza baraj yapın hidroelektrik santraller yapın,ülkemizin nehirleri buna müsait!!!!!!Bugüne kadar kaç tane baraj yaptınız?
22 Eylül 2008 Pazartesi 7 Yorum »
Bülent ARINÇ denen şahıs daha önce de olduğu gibi yine çiftçiye hakaret etti,Türk çiftçisini yalancılıkla suçlayıp,”7 senedir iktidardayız,tek başımıza iktidara geldik,bu halkın güvenini kazandık,siz tutmuş üzüm fiyatlarını beğenmiyorsunuz,siz yalancısınız”diyerek çiftçiyi ayaklar altına aldı(tabiri caizse).
Sayın Arınç,sorarım size,7 senedir iktidarsınızda bu ülkenin çiftçisi için ne yaptınız???
Çiftçimize saydığınız hakaretlerden dolayı sizi esefle kınıyorum..!!!
13 Eylül 2008 Cumartesi 3 Yorum »
Erdoğana 3 kuruşluk tazminat davası.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Avustralya’da katıldığı radyo programında, terörist başından “sayın", şehitlerden de “kelle" olarak bahseden Erdoğan hakkında verilen “3 kuruşluk" tazminat kararını onadı
ANKARA - Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Avustralya’da katıldığı radyo programında, terörist başından “sayın", şehitlerden de “kelle" olarak sözeden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilen “3 kuruşluk" tazminat kararını onadı. Başbakan Tayyip Erdoğan, yerel mahkemenin kararına çok sert tepki göstermişti.
Partisinin Grup toplantısında olaya “hile-i şeriye" karıştırıldığını söyleyen Erdoğan, davanın “hiç alakası olmayan" Kartal’da açılmasına da dikkat çekmiş, “Ben Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyım. Tazminata mahkum edileceksem, bunun hakkı verilir" demişti.
YARGITAY KARARI OYBİRLİĞİYLE
Kartal 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin verdiği kararı onayan Yargıtay şu görüşleri dile getirdi:
“Davacılar vekili dilekçesinde, müvekkillerinin şehit anneleri olduğunu, davalının bir konuşması sırasında şehitler için ‘kelle’ tabirini kullandığını beyan ederek, şimdilik 3’er kuruş manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, birleştirme kararı verilmiş, bu kararın dava tarafından temyizi üzerine mahkemece birleştirme kararının nihai karar ile birlikte temyiz edilebileceği gerekçesi ile temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına oybirliğiyle karar verildi."
Başbakan Erdoğan, mahkemenin verdiği üç kuruşluk tazminat kararına büyük tepki göstermiş ve Parti’sinin Grup toplantısında şunları söylemişti:
"HİLE-İ ŞERİYE UYGULAYACAKLAR YA!"
“Ben, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyım. Şahsımla alakalı, düşünebiliyor musunuz, dava açıldı. Neymiş birisine ben ‘sayın’ demişim ve bundan dolayı açılan dava da ne biliyor musunuz? 3 kuruşluk manevi tazminat davası… Niye? Acaba diğerleri tutar mı tutmaz mı? Hile-i şeriye uygulayacaklar ya…
Her zaman şunu biz biliriz. Suçun işlendiği yer, eğer matbuatsa yayının yapıldığı yer, suçlunun, zanlının, neyse bulunduğu yer… Hiç alakası olmayan bir yer. Nerede? Kartal ilçesinde… Bunu anlamakta zorlanıyorum. ‘Adalet mülkün esasıdır’ diyorsak, bu esas yerine gelmeli. Çünkü ben de ceza alıyorsam, bu cezaya inanmalıyım. Demeliyim ki, bu ceza haklı, ben de bu cezayı çekmeliyim.
"OLMAZ BÖYLE ŞEY"
“Şu olaya bak, üç kuruşluk manevi tazminat… Ne demek bu? ‘Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını ben manevi tazminata mahkum ettirdim…’ Olmaz böyle şey… Hukuk, bu kadar zedelenmemeli, bu duruma getirilmemeli. Eğer ben bir manevi tazminata mahkum edileceksem, bunun hakkı verilir, öyle mahkum edilir. Ama ben de buna layık olduğumu kabul ederim. Yoksa nefislerimizi tatmin için bu tür kararlar verilmez." (radikal gazetesi)
Eklemek isterim,evet erdoğan davayı kaybetti ve 3 kuruşu ödeyecek,daha sonra ne mi oldu iyi okuyun;
Erdoğanın kaybettiği davayı yöneten hakim hakkında soruşturma açıldı,Bu davayı açan avukatta Ergenekon soruşturması dahilinde hapiste!!Benim yorum yapmama gerek yok,yorum size kalmış!
7 Eylül 2008 Pazar 13 Yorum »
Ramazan ayı başladığından beri,ağır kalemlerden kimse yazı yazmıyor,heralde herkes kendini oruca verdi,kabul olur inşallah.
Bir konuyu sizinle paylaşmak isterim;şu Orhan Pamuk denen adam necidir?Kimin yanındadır?Bu adam,Ermeni soykırımını tanıyan,Türk milletini ve Türkiye’yi aşağılayarak ödül kazanan adam değil mi?Peki öyleyse biz bu adamı neden el üstünde tutuyoruz?Şahsen ben kendisini hiç haz etmem,sizlerin fikrini de almak isterim,biri bizlere anlatsın bu konuyu.
SAYGILAR.
31 Ağustos 2008 Pazar 2 Yorum »
BU TOPRAKLARIN SEVGİSİ, AŞKI VE HEYECANI
Kalpleri kalp yapan , insanlığı insan yapan; erdemdir ,ahlaktır sevgidir.
Vatanı vatan yapan , namusu namus yapan da ahde vefamızdır.
Ahde vefamızı biliyoruz farkındayız ve onun için yaşiyoruz.
Biz vatan ,bayrak ve millet sevgisini gidip okullarda ögrenmedik,kitaplardan okumadık ,özel dersler almadık, üzerine mastırlar yapmadık,. Biz’deki vatan ,bayrak ve millet sevgisini bize karşilıksız bağlayan o görünmez olan ama hissedilen ahde vefamızdır,borcumuzdur .Bizim vatan sevgimiz doğuştandır ,Hak’tandır .Sonradan kazanmadık, sonradan ögrenmedik .
Bize kimse vatanı sev demedi ,ama biz sevdik ,kimse bize ismini söylemedi ama biz isim verdik;yurdumuz dedik, Türkiye dedik vatanımız dedik ,toprağımız dedik. Dağlara çikip Anadolu’muz diye haykırdık haykırdık haykırdık. Bağrımıza bastık .
Biz ;insanlığı ,ahlakı ,erdemi ,haysiyet ve şerefi amerikan kolejlerinde,yabancı dil eğitimi veren üniversitelerinde ögrenmedik .Bizi biz yapan ,bize temiz ahlakı, güzel davranışı,erdem ve şerefi bu topraklar ögretti. Biz bu topraklardan mayalandık ve mayamız tuttu çok şükür.
Ne para ,ne pul ,ne makam ne de dünyevi zevkler bizdeki vatan sevgisi, bayrak sevgisi yerine geçemez ve bizden alıkoyamaz. Bizim üzerimizde ağır bir yük vardır o da ceddimize borcumuz , ceddimize ahde vefamızdır.
O yüzden bağırmıyor muyuz vatan ,namus, ahde vefa diye. O yüzden buluşmuyor muyuz bir çati altında.O yüzden kanımız şarıl şarıl akmıyor mu damarlarımızda.
Biz, şehit kanlı al bayrağı gördüğümüzde kalbimiz küt küt atmıyor mu. Tüylerimiz diken diken olmuyor mu.Dünya haritasına baktığımız zaman gözümüze ilk Türkiye’nin yeri çarpmıyor mu ,heyecan duymuyor muyuz ?.Bizdeki bu heyecanı, bize verilen dersler de mi ögrendik ,tüylerimizi diken diken oluşunu fen laboratuarlarında ters mi ettik.Ülke sevgisini hissettiğimiz de kalplerimizi açıp baktılar mı ..
İşte bizdeki bu toprakların heyecanıdır. Bu toprakların üzerine serpilen kanlardır, bu toprakların üzerindeki anamızın göz yaşlarıdır. Biz vatanı kayıtsız ve şartsız sevdik, biz vatanımızı kutsal dinimiz gibi kutsal ,mukaddes gökyüzü gibi engin ,dolu dolu sevdik ve ölümüz bile bu toprakları sevmeye devam edecek.ve ölümüz bile bu toprakları pazarlayanlarla mücadele edecek .
Ve o yüzden bu heyecanlarla bu çirpinislarla bu vefamızla diyoruz ki :
Bu topraklarda doğan, yaşayan insanların eziyete tahammülü yoktur.
Bu topraklarda yaşayan insanların sefalete ,açlığa ,susuzluğa,fakirliğe tahammülü yoktur.
Bu topraklarda yaşan insanların zenginlik gelişmişlik refah ve müreffeh bir hayat yaşaması gerekli çünkü bu toprakların çocuklari bunu hak ediyor. Nereden mi hak ediyor?
Çanakkale’den Sakarya’dan Kocatepe’den İzmir’den Gazi Antep’ten Erzurum’dan dökülen oluk oluk kanlarından hak ediyor ve bu haklarını vermek için ‘BİZ’ varız.
Biz halkız davamızla güçlüyüz ,davamızla cesuruz, davamızla korkusuzuz
Coşkumuzu maruz görün, genciz kanımız deli fikrimiz gür düşüncelerimiz savruk …
Bizi biz yapan değerler ;vatan, millet ve bayraktır. Biz bu üç düsturdan öte bir kavram, bir sistem ,bir yapılanma düşünemiyoruz. Bir sevdiğimiz yok çünkü ona verecek sevgimizi vatana verdik .Bir evimiz yok çünkü biz ay yıldızlı şehit kanlı bayrağın altında yaşiyoruz. Yaz kış her şey vız geliyor sevgimize ,coşkumuza ,aşkımıza.
Biz ülkemizin üzerine gelen kara bulutlara lanetler yağdırıyoruz çünkü kara bulut beladır, kara bulut kargaşadır kara bulut eziyettir, zulümdür,kıtlıktır,yoksulluktur,çaresizliktir,
İşte o yüzden bizler yok muyuz ülkemizin üzerindeki kara bulutları kovalamak için çirpinanlar.
Bu topraklara güneş, gece gündüz vurmak zorunda, Çünkü bu toprakların bir hikmeti, bir derviş bilgeliği ,bir Tanrısal özelligi var o da ;bu topraklar üzerine kurban olan Şehitlerimizdir ve onların oluk oluk akan o mukaddes kanlarıdır …
Alıntıdır.
31 Ağustos 2008 Pazar 1 Yorum »
İsrail’in İran’ı vuracağı tarih
Rusya Duma Başkanı Yardımcısı Jirinovski, İsrail’i, İran’a saldırmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi ve tarihini açıkladı.
Rusya Duma Başkanı Yardımcısı Jirinovski, İsrail’i, İran’a saldırmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi ve tarihini açıkladı.
Rus meclis başkan yardımcısından korkutan kehanet! Rusya Duma Başkanı Yardımcısı Vladimir Jirinovski, İsrail’in iki aylık bir süre içinde İran’a saldırmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Güney Osetya ve Abhazya’nın devlet bağımsızlıklarının Rusya tarafından tanınmasını değerlendiren Jirinovski, "Şimdi artık bağımsızlığını tanıdığımız yeni devletlerle bir an önce askeri işbirliği sözleşmeleri imzalayarak bu bölgeye Rus ordusunu göndermenin tam zamanı. Bölgede 50 veya 100 kilometrelik bir güvenlik şeridi oluşturmamız gerekiyor. Söz konusu güvenlik bölgesi, önümüzdeki iki ay içinde başlayacak olan İsrail-İran savaşında bize gerekecek" dedi.
İsrail’in ABD desteğini de arkasına alarak İran’a yapacağı saldırı sırasında İran’ın tüm sanayi gücünün yok edileceğini ve İranlı göçmenlerin kuzeye kaçmaya başlayacaklarını savunan Jirinovski, "Kafkaslarda oluşturacağımız yeni güvenlik bölgesi sayesinde İranlı göçmenlerin Rusya’ya girişi engellenebilir" dedi.
Rusya’nın Güney Kafkas halklarını son 200 yıldan beri Türk ve İranlıların saldırılarından koruduğunu, bölgede barış ve huzurun garantörü olduğunu öne süren Jirinovski, önümüzdeki 5-7 yıl içinde en az 20 devletin daha Güney Osetya ve Abhazya’nın bağmsızlığını tanıyacağını belirterek, "Dünya haritasında iki yeni devlet daha meydana çıktı. Bu artık gerçekleşmiş bir faktördür" dedi.
Alıntıdır.
31 Ağustos 2008 Pazar 4 Yorum »
Köşk’ün sitesinde Ata’nın Amerika konuşması
Çankaya, yasaklı belgeselin ardından bu kez de Ata’nın Amerikan halkına yönelik konuşmasını yayımladı.
Çankaya Köşkü, Türk devrimi ile Sovyet devrimi arasındaki benzerliklere dikkat çeken Sovyetler Birliği yapımı "Türkiye’nin Kalbi Ankara" belgeselinin ardından şimdi de Atatürk’ün Amerikalılara hitabını içeren bir görsel dokümanı internet sitesinde yayınlamaya başladı.
Şimdiye kadar ender yayınlanan 2 dakika 19 saniyelik görsel doküman, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, ABD’in ilk Türkiye Büyükelçisi Joseph C. Grew’i kabulünü içeriyor. ABD Büyükelçisi’nin de yanında hazır bulunduğu görsel dokümanda Atatürk, ABD halkına hitap ediyor. Atatürk, 1925 yılında çekilen bu görüntüsünde aynen şöyle diyor:
“Türk milletiyle Amerika milleti ve karşılıklı olduğuna emin bulunduğum muhabbet ve samimiyetin tabii menşei hakkında birkaç söz söylemek isterim. Türk milleti tab’en demokrattır. Eğer bu hakikat şimdiye kadar medeni beşeriyet tarafından tamamıyla anlaşılmamış bulunuyorsa bunun sebeplerini muhterem sefirimiz Osmanlı İmparatorluğu’nun son devirlerine işaret ederek çok güzel ima ettiler. Diğer taraftan Amerika milletinin benliğini hissettiği dakikada istinat ettiği i’la ettiği demokrasidir. Amerikalılar bu mevhibe ile mümtaz bir millet olarak beşeriyet dünyasında arz-ı mevcudiyet eyledi. Büyük bir millet birliği kurdu. İşte bu noktadandır ki Türk Milleti Amerika milleti hakkında derin ve kuvvetli bir muhabbet hisseder. Ümit ederim ki bu müşahede iki millet arasında mevcut olan muhabbeti kökleştirecektir. Yalnız bu kadarla da kalmayacak belki tüm beşeriyeti birbirini sevmeye ve bu müşterek sevgiye mani olan mazi hurafelerini silmeye dünyayı sulh ve huzur sahasına sokmaya medar olacaktır.
Muhterem Amerikalılar,
Temsil etmekle mübahi olduğum Türk milletinin yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin insani gayesi işte bundan ibarettir. Bu yüksek gayede zaten çok yükselmiş bulunan Amerika milletinin Türk milletiyle beraber olduğunda şüphem yoktur.”
Alıntıdır.
31 Ağustos 2008 Pazar 1 Yorum »
Org. Başbuğ’dan kritik mesajlar
Genelkurmay Başkanlığı’nı devralan Org. Başbuğ, törende yaptığı konuşmada, laiklik, cemaatler, demokrasi, AB ve ABD’yle ilişkiler konusunda çok önemli mesajlar verdi. Org. Başbuğ, sosyal devletin zayıflamasının cemaatleşme eğilimini güçlendirdiğini vurguladı.
Genelkurmay Başkanlığı görevini devralan Orgeneral İlker Başbuğ, toplumun bir kesiminin dini düşüncelere dayalı yeni bir yaşam tarzının oluşmakta olduğu endişesini taşıdığını belirterek, “Bu endişe ciddiye alınmalıdır. Çoğulcu demokrasi anlayışı çerçevesinde toplumsal huzur için bu zorunludur” dedi. Başbuğ, Fethullah Gülen başta olmak üzere bazı grupları kastederek de, sosyal devletin zayıflamasının cemaatleşme eğilimini güçlendirdiği uyarısında bulundu.
Org. Başbuğ, dün Genelkurmay Başkanlığı görevini Org. Büyükanıt’tan devraldığı törende, laiklik, ulus devlet, cemaatler, demokrasi ve çoğulculuk, alt-üst kimlik, AB ve ABD ile ilişkiler konusunda mesajlar verdi. Başbuğ’un mesajları özetle şöyle:
MUSTAFA KEMAL’İN TARAFINDAYIZ: Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayanmaktadır. TSK, Mustafa Kemal’in çizdiği cumhuriyetin kuruluş felsefesinin kollanması ve korunmasında her zaman taraftır.
KÜRESEL DÜŞÜN, ULUSAL DAVRAN: Bugün küreselleşmenin bazı baş aktörleri de, küreselleşmenin olumsuzluklarına karşı koymak için kendi ulusal yapılarını korumaya ve güçlendirmeye çalışmaktadır. Bu durumun ABD’de ve AB’ye üye ülkeler arasında da yaşandığını görmemezlikten gelemeyiz.
Önemli düşünürlerden Habermas’ın ‘Uluslarüstü kuruluşların oluşturduğu uluslararası sahnede ve küresel oyuncular arasında ulus devletler hala en önemli oyunculardır’ şeklindeki ifadesi bu düşünceyi doğrulamaktadır. Küreselleşmeye toptan karşı çıkmak gerçekçi değil. Önemli olan ulusal devlete zarar vermeden küreselleşmenin içinde yer almaktır. ABD bunu çok iyi yerine getiriyor. ’Küresel düşün, ulusal hareket et’ düşüncesi önemlidir.
ALT KİMLİK-ÜST KİMLİK: Bazı kesimler etnik kimliklerinin anayasal güvenceye kavuşturulmasını sık sık ve açıkça dile getirmektedirler. Bu görüş ulus devlet yapısını hedef almaktadır. Kültürel alandaki düzenlemeler herhangi bir şekilde siyasal alana doğru götürülmeye ve alt kimlikler üst kimliğe dönüştürülmeye çalışılırsa ve bu konular ülke gündemine kasıtlı olarak devamlı sokulursa, korkarız ki ülke kutuplaşmaya ve ayrışmaya sürüklenebilir. Bu Türk toplumuna karşı yapılabilecek en büyük kötülüktür.
DEVLET YAPISI TARTIŞILMAZ: Ulus devlet yapısını zayıflatmaya çalışmak ve tartışmak Türkiye’nin ülkesi, ulusu ile bütünlüğünü istememek demektir. Her konuyu tartışabilme özgürlüğü devletlerin varlığını riske sokacak konuları içermez. Devlet içinde entelektüel tartışmaların yapılabilir olması, devleti ayakta tutan unsurların tartışmaya açılması anlamını taşıyamaz.
DENGEYİ SİYASETÇİLER KORUMALI: Devlet, birey ve özgürlük kavramları, var olabilmek için birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Birinin diğerinin aleyhine genişlemesi her üçünü birden tehlikeye sokar. Dolayısıyla bu hassas dengenin korunması, demokrasiler için özel bir anlam taşır. Bu dengeyi sağlamak ve korumak ise siyaset adamlarına düşen önemli bir görevdir.
LAİKLİK DURUŞUMUZ DEĞİŞMEZ: Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin temel direklerinden biri olup cumhuriyeti oluşturan tüm değerlerin de temel taşıdır, laikliğin işlevsel tanımı anayasanın başlangıç ile 24. ve 174. maddelerinde yer almaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin anayasayı yorumlamaya yetkili tek organ olarak, laikliğe ilişkin yapmış olduğu yorumlar, laikliğin anlamının ortaya konulmasında vazgeçilmez kaynaktır. Laikliğin ne anlama geldiğini ifade ederken çokça yapılan hata, laikliğin ne anlama geldiğine ilişkin düşüncelere bir bütün olarak bakılmamasıdır. TSK’nın laikliğe ilişkin vazgeçilmez duruşu Anayasa’nın 24. maddesinde ifade edilen hükümlere herkesin sıkı sıkıya bağlı kalması, dinin veya dini duyguların dince kutsal sayılan şeylerin istismar edilmemesidir.
ENDİŞE CİDDİYE ALINMALI: Bugün toplumun bir kesimi, yeni bir kültürel kimliğin, yaşam tarzının oluşumunda dini düşüncelere büyük bir ağırlık verildiğini düşünmekte ve gelişmelerden büyük bir endişe duymaktadır. Bu endişe ciddiye alınmalıdır. Çoğulcu demokrasi anlayışı çerçevesinde, toplumsal huzur için bu zorunludur. Cumhuriyetin diğer bir temel niteliği ise demokrasidir.
TSK; demokrasiye ve demokratik kurallara saygılıdır. Demokrasi temel hak ve özgürlüklerin çoğunluğa karşı da güvencede olduğu bir rejimdir. Bu nedenle, demokratik yaşamda çoğulculuk esas olmalıdır. Laiklik ilkesinin demokrasi ile çatıştığını iddia etmek de sağlam bir temele dayanmamaktadır. Aksine laik düzen Türk demokrasisinin gelişmesinde ana itici gücü oluşturmuştur. Etrafımızdaki bazı ülkelere bakılırsa bu gerçek görülebilir. Profesör John Esposito’nun ifade ettiği gibi, “demokrasinin aşırı şekilde popüler amaçlara yönlendirilmesi de, laik düzenin aleyhine sonuçlar doğurabilir.”
CEMAATLERE DİKKAT EDİLMELİ: Herkesin insan onuruna yakışır asgari bir hayat seviyesini sağlamak, sosyal devletin bir görevidir. Sosyal devlet niteliğinin zayıflamasının toplumları cemaatleşmeye ittiği de bir gerçektir. Bu kapsamda giderek güçlenen bazı cemaatler, ekonomiyi yönlendirmeye, sosyo politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Ancak bu sosyal gerçek doğru analiz edildiği takdirde bu oluşuma karşı alınacak tedbirlerin başarı şansı olabilir. Hukuk devleti ise genel anlamda hukuk kurallarına bağlı olan ve bütün vatandaşlarına hukuki güvenceler sağlayan devlettir. Hukuk devletinin herkes için ne kadar önemli olduğu ise aşikârdır.
ABD İLE TSK İŞBİRLİĞİ MÜKEMMEL: TSK ile ABD silahlı kuvvetleri arasındaki işbirliği ve anlayış mükemmel seviyededir. Bu nedenle önemli görevlerimizden birisi de bu işbirliğinin korunmasıdır. Türk Amerikan ilişkileri iki ülkenin ortak değerleri üzerine inşa edilmiştir, köklüdür ve tarihidir. Bu gün bu ilişkiler iki ülke için her zaman olduğundan çok daha önemlidir. Türkiye’nin ABD ile olan ilişkileri belirli bir konuya bağlanamayacak kadar geniş ve kapsamlıdır.
AB TÜRKİYE’YE EŞİT DAVRANSIN: TSK için AB’ye üyelik Atatürk’ün amaçladığı çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkma doğrultusunda önemli bir araç anlamını taşımaktadır. Bu süreçte AB’den beklentimiz Türkiye’ye diğer ülkelere olduğu gibi eşit davranılması ve Türkiye’den ulus devlet ve üniter devlet yapısını zayıflatabilecek isteklerde bulunulmamasıdır. Türkiye’yi tam üyeliğe kabul etmeyen bir AB’nin özellikle Ortadoğu ve Kafkaslar bölgeleri üzerindeki etkisinin Balkanlar’da biteceğidir. İkincisi Türkiye’nin coğrafi olarak nerede olduğu kadar ne olduğu da önemlidir. Türkiye, bölgedeki en güçlü demokratik ve laik rejime sahip olan tek ülkedir.
TSK’NIN EBEDİ LİDERİ ATATÜRK: Türk ordusunun ve Türk ulusunun ebedi başkomutanı ve lideri Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun yarattığı Atatürkçü düşünce sisteminin ışığı her zaman yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.
Alıntıdır.