Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Bizi biz yapan…

31 Ağustos 2008 Pazar Yorum yok »

BU TOPRAKLARIN SEVGİSİ, AŞKI VE HEYECANI
Kalpleri kalp yapan , insanlığı insan yapan; erdemdir ,ahlaktır sevgidir.

Vatanı vatan yapan , namusu namus yapan da ahde vefamızdır.
Ahde vefamızı biliyoruz farkındayız ve onun için yaşiyoruz.

Biz vatan ,bayrak ve millet sevgisini gidip okullarda ögrenmedik,kitaplardan okumadık ,özel dersler almadık, üzerine mastırlar yapmadık,. Biz’deki vatan ,bayrak ve millet sevgisini bize karşilıksız bağlayan o görünmez olan ama hissedilen ahde vefamızdır,borcumuzdur .Bizim vatan sevgimiz doğuştandır ,Hak’tandır .Sonradan kazanmadık, sonradan ögrenmedik .

Bize kimse vatanı sev demedi ,ama biz sevdik ,kimse bize ismini söylemedi ama biz isim verdik;yurdumuz dedik, Türkiye dedik vatanımız dedik ,toprağımız dedik. Dağlara çikip Anadolu’muz diye haykırdık haykırdık haykırdık. Bağrımıza bastık .

Biz ;insanlığı ,ahlakı ,erdemi ,haysiyet ve şerefi amerikan kolejlerinde,yabancı dil eğitimi veren üniversitelerinde ögrenmedik .Bizi biz yapan ,bize temiz ahlakı, güzel davranışı,erdem ve şerefi bu topraklar ögretti. Biz bu topraklardan mayalandık ve mayamız tuttu çok şükür.

Ne para ,ne pul ,ne makam ne de dünyevi zevkler bizdeki vatan sevgisi, bayrak sevgisi yerine geçemez ve bizden alıkoyamaz. Bizim üzerimizde ağır bir yük vardır o da ceddimize borcumuz , ceddimize ahde vefamızdır.

O yüzden bağırmıyor muyuz vatan ,namus, ahde vefa diye. O yüzden buluşmuyor muyuz bir çati altında.O yüzden kanımız şarıl şarıl akmıyor mu damarlarımızda.

Biz, şehit kanlı al bayrağı gördüğümüzde kalbimiz küt küt atmıyor mu. Tüylerimiz diken diken olmuyor mu.Dünya haritasına baktığımız zaman gözümüze ilk Türkiye’nin yeri çarpmıyor mu ,heyecan duymuyor muyuz ?.Bizdeki bu heyecanı, bize verilen dersler de mi ögrendik ,tüylerimizi diken diken oluşunu fen laboratuarlarında ters mi ettik.Ülke sevgisini hissettiğimiz de kalplerimizi açıp baktılar mı ..

İşte bizdeki bu toprakların heyecanıdır. Bu toprakların üzerine serpilen kanlardır, bu toprakların üzerindeki anamızın göz yaşlarıdır. Biz vatanı kayıtsız ve şartsız sevdik, biz vatanımızı kutsal dinimiz gibi kutsal ,mukaddes gökyüzü gibi engin ,dolu dolu sevdik ve ölümüz bile bu toprakları sevmeye devam edecek.ve ölümüz bile bu toprakları pazarlayanlarla mücadele edecek .

Ve o yüzden bu heyecanlarla bu çirpinislarla bu vefamızla diyoruz ki :

Bu topraklarda doğan, yaşayan insanların eziyete tahammülü yoktur.

Bu topraklarda yaşayan insanların sefalete ,açlığa ,susuzluğa,fakirliğe tahammülü yoktur.

Bu topraklarda yaşan insanların zenginlik gelişmişlik refah ve müreffeh bir hayat yaşaması gerekli çünkü bu toprakların çocuklari bunu hak ediyor. Nereden mi hak ediyor?

Çanakkale’den Sakarya’dan Kocatepe’den İzmir’den Gazi Antep’ten Erzurum’dan dökülen oluk oluk kanlarından hak ediyor ve bu haklarını vermek için ‘BİZ’ varız.

Biz halkız davamızla güçlüyüz ,davamızla cesuruz, davamızla korkusuzuz

Coşkumuzu maruz görün, genciz kanımız deli fikrimiz gür düşüncelerimiz savruk …

Bizi biz yapan değerler ;vatan, millet ve bayraktır. Biz bu üç düsturdan öte bir kavram, bir sistem ,bir yapılanma düşünemiyoruz. Bir sevdiğimiz yok çünkü ona verecek sevgimizi vatana verdik .Bir evimiz yok çünkü biz ay yıldızlı şehit kanlı bayrağın altında yaşiyoruz. Yaz kış her şey vız geliyor sevgimize ,coşkumuza ,aşkımıza.

Biz ülkemizin üzerine gelen kara bulutlara lanetler yağdırıyoruz çünkü kara bulut beladır, kara bulut kargaşadır kara bulut eziyettir, zulümdür,kıtlıktır,yoksulluktur,çaresizliktir,

İşte o yüzden bizler yok muyuz ülkemizin üzerindeki kara bulutları kovalamak için çirpinanlar.

Bu topraklara güneş, gece gündüz vurmak zorunda, Çünkü bu toprakların bir hikmeti, bir derviş bilgeliği ,bir Tanrısal özelligi var o da ;bu topraklar üzerine kurban olan Şehitlerimizdir ve onların oluk oluk akan o mukaddes kanlarıdır …

Alıntıdır.

İsrail İran’ı vuracak mı?

31 Ağustos 2008 Pazar 1 Yorum »

İsrail’in İran’ı vuracağı tarih
Rusya Duma Başkanı Yardımcısı Jirinovski, İsrail’i, İran’a saldırmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi ve tarihini açıkladı.

Rusya Duma Başkanı Yardımcısı Jirinovski, İsrail’i, İran’a saldırmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi ve tarihini açıkladı.

Rus meclis başkan yardımcısından korkutan kehanet! Rusya Duma Başkanı Yardımcısı Vladimir Jirinovski, İsrail’in iki aylık bir süre içinde İran’a saldırmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Güney Osetya ve Abhazya’nın devlet bağımsızlıklarının Rusya tarafından tanınmasını değerlendiren Jirinovski, "Şimdi artık bağımsızlığını tanıdığımız yeni devletlerle bir an önce askeri işbirliği sözleşmeleri imzalayarak bu bölgeye Rus ordusunu göndermenin tam zamanı. Bölgede 50 veya 100 kilometrelik bir güvenlik şeridi oluşturmamız gerekiyor. Söz konusu güvenlik bölgesi, önümüzdeki iki ay içinde başlayacak olan İsrail-İran savaşında bize gerekecek" dedi.

İsrail’in ABD desteğini de arkasına alarak İran’a yapacağı saldırı sırasında İran’ın tüm sanayi gücünün yok edileceğini ve İranlı göçmenlerin kuzeye kaçmaya başlayacaklarını savunan Jirinovski, "Kafkaslarda oluşturacağımız yeni güvenlik bölgesi sayesinde İranlı göçmenlerin Rusya’ya girişi engellenebilir" dedi.

Rusya’nın Güney Kafkas halklarını son 200 yıldan beri Türk ve İranlıların saldırılarından koruduğunu, bölgede barış ve huzurun garantörü olduğunu öne süren Jirinovski, önümüzdeki 5-7 yıl içinde en az 20 devletin daha Güney Osetya ve Abhazya’nın bağmsızlığını tanıyacağını belirterek, "Dünya haritasında iki yeni devlet daha meydana çıktı. Bu artık gerçekleşmiş bir faktördür" dedi.

Alıntıdır.

Atatürk’ün amerikaya hitabı

31 Ağustos 2008 Pazar 4 Yorum »

Köşk’ün sitesinde Ata’nın Amerika konuşması
Çankaya, yasaklı belgeselin ardından bu kez de Ata’nın Amerikan halkına yönelik konuşmasını yayımladı.

Çankaya Köşkü, Türk devrimi ile Sovyet devrimi arasındaki benzerliklere dikkat çeken Sovyetler Birliği yapımı "Türkiye’nin Kalbi Ankara" belgeselinin ardından şimdi de Atatürk’ün Amerikalılara hitabını içeren bir görsel dokümanı internet sitesinde yayınlamaya başladı.

Şimdiye kadar ender yayınlanan 2 dakika 19 saniyelik görsel doküman, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, ABD’in ilk Türkiye Büyükelçisi Joseph C. Grew’i kabulünü içeriyor. ABD Büyükelçisi’nin de yanında hazır bulunduğu görsel dokümanda Atatürk, ABD halkına hitap ediyor. Atatürk, 1925 yılında çekilen bu görüntüsünde aynen şöyle diyor:

“Türk milletiyle Amerika milleti ve karşılıklı olduğuna emin bulunduğum muhabbet ve samimiyetin tabii menşei hakkında birkaç söz söylemek isterim. Türk milleti tab’en demokrattır. Eğer bu hakikat şimdiye kadar medeni beşeriyet tarafından tamamıyla anlaşılmamış bulunuyorsa bunun sebeplerini muhterem sefirimiz Osmanlı İmparatorluğu’nun son devirlerine işaret ederek çok güzel ima ettiler. Diğer taraftan Amerika milletinin benliğini hissettiği dakikada istinat ettiği i’la ettiği demokrasidir. Amerikalılar bu mevhibe ile mümtaz bir millet olarak beşeriyet dünyasında arz-ı mevcudiyet eyledi. Büyük bir millet birliği kurdu. İşte bu noktadandır ki Türk Milleti Amerika milleti hakkında derin ve kuvvetli bir muhabbet hisseder. Ümit ederim ki bu müşahede iki millet arasında mevcut olan muhabbeti kökleştirecektir. Yalnız bu kadarla da kalmayacak belki tüm beşeriyeti birbirini sevmeye ve bu müşterek sevgiye mani olan mazi hurafelerini silmeye dünyayı sulh ve huzur sahasına sokmaya medar olacaktır.

Muhterem Amerikalılar,
Temsil etmekle mübahi olduğum Türk milletinin yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin insani gayesi işte bundan ibarettir. Bu yüksek gayede zaten çok yükselmiş bulunan Amerika milletinin Türk milletiyle beraber olduğunda şüphem yoktur.”

Alıntıdır.

Org. Başbuğ’dan kritik mesajlar

31 Ağustos 2008 Pazar Yorum yok »

Org. Başbuğ’dan kritik mesajlar
Genelkurmay Başkanlığı’nı devralan Org. Başbuğ, törende yaptığı konuşmada, laiklik, cemaatler, demokrasi, AB ve ABD’yle ilişkiler konusunda çok önemli mesajlar verdi. Org. Başbuğ, sosyal devletin zayıflamasının cemaatleşme eğilimini güçlendirdiğini vurguladı.

Genelkurmay Başkanlığı görevini devralan Orgeneral İlker Başbuğ, toplumun bir kesiminin dini düşüncelere dayalı yeni bir yaşam tarzının oluşmakta olduğu endişesini taşıdığını belirterek, “Bu endişe ciddiye alınmalıdır. Çoğulcu demokrasi anlayışı çerçevesinde toplumsal huzur için bu zorunludur” dedi. Başbuğ, Fethullah Gülen başta olmak üzere bazı grupları kastederek de, sosyal devletin zayıflamasının cemaatleşme eğilimini güçlendirdiği uyarısında bulundu.
Org. Başbuğ, dün Genelkurmay Başkanlığı görevini Org. Büyükanıt’tan devraldığı törende, laiklik, ulus devlet, cemaatler, demokrasi ve çoğulculuk, alt-üst kimlik, AB ve ABD ile ilişkiler konusunda mesajlar verdi. Başbuğ’un mesajları özetle şöyle:

MUSTAFA KEMAL’İN TARAFINDAYIZ: Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet temeline dayanmaktadır. TSK, Mustafa Kemal’in çizdiği cumhuriyetin kuruluş felsefesinin kollanması ve korunmasında her zaman taraftır.

KÜRESEL DÜŞÜN, ULUSAL DAVRAN: Bugün küreselleşmenin bazı baş aktörleri de, küreselleşmenin olumsuzluklarına karşı koymak için kendi ulusal yapılarını korumaya ve güçlendirmeye çalışmaktadır. Bu durumun ABD’de ve AB’ye üye ülkeler arasında da yaşandığını görmemezlikten gelemeyiz.
Önemli düşünürlerden Habermas’ın ‘Uluslarüstü kuruluşların oluşturduğu uluslararası sahnede ve küresel oyuncular arasında ulus devletler hala en önemli oyunculardır’ şeklindeki ifadesi bu düşünceyi doğrulamaktadır. Küreselleşmeye toptan karşı çıkmak gerçekçi değil. Önemli olan ulusal devlete zarar vermeden küreselleşmenin içinde yer almaktır. ABD bunu çok iyi yerine getiriyor. ’Küresel düşün, ulusal hareket et’ düşüncesi önemlidir.

ALT KİMLİK-ÜST KİMLİK: Bazı kesimler etnik kimliklerinin anayasal güvenceye kavuşturulmasını sık sık ve açıkça dile getirmektedirler. Bu görüş ulus devlet yapısını hedef almaktadır. Kültürel alandaki düzenlemeler herhangi bir şekilde siyasal alana doğru götürülmeye ve alt kimlikler üst kimliğe dönüştürülmeye çalışılırsa ve bu konular ülke gündemine kasıtlı olarak devamlı sokulursa, korkarız ki ülke kutuplaşmaya ve ayrışmaya sürüklenebilir. Bu Türk toplumuna karşı yapılabilecek en büyük kötülüktür.

DEVLET YAPISI TARTIŞILMAZ: Ulus devlet yapısını zayıflatmaya çalışmak ve tartışmak Türkiye’nin ülkesi, ulusu ile bütünlüğünü istememek demektir. Her konuyu tartışabilme özgürlüğü devletlerin varlığını riske sokacak konuları içermez. Devlet içinde entelektüel tartışmaların yapılabilir olması, devleti ayakta tutan unsurların tartışmaya açılması anlamını taşıyamaz.

DENGEYİ SİYASETÇİLER KORUMALI: Devlet, birey ve özgürlük kavramları, var olabilmek için birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Birinin diğerinin aleyhine genişlemesi her üçünü birden tehlikeye sokar. Dolayısıyla bu hassas dengenin korunması, demokrasiler için özel bir anlam taşır. Bu dengeyi sağlamak ve korumak ise siyaset adamlarına düşen önemli bir görevdir.

LAİKLİK DURUŞUMUZ DEĞİŞMEZ: Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin temel direklerinden biri olup cumhuriyeti oluşturan tüm değerlerin de temel taşıdır, laikliğin işlevsel tanımı anayasanın başlangıç ile 24. ve 174. maddelerinde yer almaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin anayasayı yorumlamaya yetkili tek organ olarak, laikliğe ilişkin yapmış olduğu yorumlar, laikliğin anlamının ortaya konulmasında vazgeçilmez kaynaktır. Laikliğin ne anlama geldiğini ifade ederken çokça yapılan hata, laikliğin ne anlama geldiğine ilişkin düşüncelere bir bütün olarak bakılmamasıdır. TSK’nın laikliğe ilişkin vazgeçilmez duruşu Anayasa’nın 24. maddesinde ifade edilen hükümlere herkesin sıkı sıkıya bağlı kalması, dinin veya dini duyguların dince kutsal sayılan şeylerin istismar edilmemesidir.

ENDİŞE CİDDİYE ALINMALI: Bugün toplumun bir kesimi, yeni bir kültürel kimliğin, yaşam tarzının oluşumunda dini düşüncelere büyük bir ağırlık verildiğini düşünmekte ve gelişmelerden büyük bir endişe duymaktadır. Bu endişe ciddiye alınmalıdır. Çoğulcu demokrasi anlayışı çerçevesinde, toplumsal huzur için bu zorunludur. Cumhuriyetin diğer bir temel niteliği ise demokrasidir.
TSK; demokrasiye ve demokratik kurallara saygılıdır. Demokrasi temel hak ve özgürlüklerin çoğunluğa karşı da güvencede olduğu bir rejimdir. Bu nedenle, demokratik yaşamda çoğulculuk esas olmalıdır. Laiklik ilkesinin demokrasi ile çatıştığını iddia etmek de sağlam bir temele dayanmamaktadır. Aksine laik düzen Türk demokrasisinin gelişmesinde ana itici gücü oluşturmuştur. Etrafımızdaki bazı ülkelere bakılırsa bu gerçek görülebilir. Profesör John Esposito’nun ifade ettiği gibi, “demokrasinin aşırı şekilde popüler amaçlara yönlendirilmesi de, laik düzenin aleyhine sonuçlar doğurabilir.”

CEMAATLERE DİKKAT EDİLMELİ: Herkesin insan onuruna yakışır asgari bir hayat seviyesini sağlamak, sosyal devletin bir görevidir. Sosyal devlet niteliğinin zayıflamasının toplumları cemaatleşmeye ittiği de bir gerçektir. Bu kapsamda giderek güçlenen bazı cemaatler, ekonomiyi yönlendirmeye, sosyo politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Ancak bu sosyal gerçek doğru analiz edildiği takdirde bu oluşuma karşı alınacak tedbirlerin başarı şansı olabilir. Hukuk devleti ise genel anlamda hukuk kurallarına bağlı olan ve bütün vatandaşlarına hukuki güvenceler sağlayan devlettir. Hukuk devletinin herkes için ne kadar önemli olduğu ise aşikârdır.

ABD İLE TSK İŞBİRLİĞİ MÜKEMMEL: TSK ile ABD silahlı kuvvetleri arasındaki işbirliği ve anlayış mükemmel seviyededir. Bu nedenle önemli görevlerimizden birisi de bu işbirliğinin korunmasıdır. Türk Amerikan ilişkileri iki ülkenin ortak değerleri üzerine inşa edilmiştir, köklüdür ve tarihidir. Bu gün bu ilişkiler iki ülke için her zaman olduğundan çok daha önemlidir. Türkiye’nin ABD ile olan ilişkileri belirli bir konuya bağlanamayacak kadar geniş ve kapsamlıdır.

AB TÜRKİYE’YE EŞİT DAVRANSIN: TSK için AB’ye üyelik Atatürk’ün amaçladığı çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkma doğrultusunda önemli bir araç anlamını taşımaktadır. Bu süreçte AB’den beklentimiz Türkiye’ye diğer ülkelere olduğu gibi eşit davranılması ve Türkiye’den ulus devlet ve üniter devlet yapısını zayıflatabilecek isteklerde bulunulmamasıdır. Türkiye’yi tam üyeliğe kabul etmeyen bir AB’nin özellikle Ortadoğu ve Kafkaslar bölgeleri üzerindeki etkisinin Balkanlar’da biteceğidir. İkincisi Türkiye’nin coğrafi olarak nerede olduğu kadar ne olduğu da önemlidir. Türkiye, bölgedeki en güçlü demokratik ve laik rejime sahip olan tek ülkedir.

TSK’NIN EBEDİ LİDERİ ATATÜRK: Türk ordusunun ve Türk ulusunun ebedi başkomutanı ve lideri Mustafa Kemal Atatürk’tür. Onun yarattığı Atatürkçü düşünce sisteminin ışığı her zaman yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.

Alıntıdır.

30 ağustos

30 Ağustos 2008 Cumartesi 2 Yorum »

Türk halkının zafer bayramı kutlu olsun.

galatasaray.

29 Ağustos 2008 Cuma Yorum yok »

Galatasaray’ımız zoru başarıp şampiyonlar ligine veda etti,bunun en büyük suçluları,en başta Lincoln ve Ayhan,Hasan Şaşı ilk 11 de oyuna sokmayan Skibbe ve Song’u satan yönetimdir.Frikikleri Lincoln değilde Kewell kullansaydı belkide şimdi takımımızla gurur duyuyor olacaktık.

Neyse en azından Herry Kewell gibi çok iyi bir transfer yaptık,umarım Uefa kupası yolunda büyük işler yaparız.

selamlar

18 Ağustos 2008 Pazartesi 8 Yorum »

Kısa bir aradan sonra yine burdayım,bütün blogcu arkadaşlarıma özellikle,mine251-utufangenç-aydınrozental-yazyagmurum-sosyalist75-ildemidem ve ismini sayamadığım herkese selamlar.

BİZ TÜRKLER…..

5 Ağustos 2008 Salı 9 Yorum »

BİZ TÜRKLER O KADAR ÇOĞUZ Kİ,HEPİNİZE YETERİZ!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

……………………………………………………………………..

5 Ağustos 2008 Salı Yorum yok »

BİR TÜRK DÜNYAYA BEDELDİR!

5 Ağustos 2008 Salı 11 Yorum »

BİR TÜRK DÜNYAYA BEDELDİR!(M.Kemal ATATÜRK)

Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...


Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.