Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş


Arşiv Temmuz, 2008

ihtar!!!

30 Temmuz 2008 Çarşamba 4 Yorum »

Sadece bir kişiyle kurtuldunuz,ancak bu size çok büyük bir ihtardır,dikkatli olun!

Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarına saygılı olun!

Laikliğe dokunmayın,

Yabancıların %10 olan toprak satın alma yasasını çıkardınız,hemen iptal edin!

Ülkeyi kaosa sürüklediniz,bir çıkış yolu bulun,bunu sizden başka kim yapabilir?

Halktaki kutuplaşmanın önüne geçin,

Kadrolaştırmadan vazgeçin,

Zamları geri çekin!

Ülke ve halk için çalışın…..

 

ÜŞENMEYİN LÜTFEN OKUYUN!!!

30 Temmuz 2008 Çarşamba Yorum yok »

 

‘BÖYLE DOSTLUK, DÜŞMAN BAŞINA!’
>
> Hırant Dink’in cenazesinin kaldırıldığı
günün akşamıydı ve bazılarının kendilerini
‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye tanımladığı dönemdi.
Mehmet Ali Birand, Kanal D ekranına çıkmış, şöyle
diyordu: ‘Erivan, Türk halkının yaptığı empatiden,
gösterdiği samimi üzüntüden öylesine etkilendi ki;
ön koşulsuz olarak Türkiye ile masaya oturmaya karar
verdi.’
>
> İzleyicilerden kaçı, Erivan’ın Ermenistan’ın
başkenti olduğunu biliyordu, kuşkuluyum ama halkın
büyük çoğunluğunun bu ‘ön koşullar’ konusunda
hiçbir şey bilmediğine işte o akşamdan sonra inandım.
Eğer bilselerdi, kandırmacanın bu kadarına dayanamaz,
aptal yerine konmayı, kendilerine yediremezlerdi. Oysa
yukarıdaki cümleler hiç tepki görmedi, bazı kesimlerde
dostluk sağlar ümidi ile memnuniyet bile yarattı.
>
> Aradan 1,5 sene geçti. Bugün gazete manşetlerinden
öğreniyoruz ki, Türkiye ve Ermenistan yetkilileri gizli
gizli buluşup, görüşmüşler. Sonra Çankaya’ya maç
davetleri gönderilmiş, bir yakınlık, bir yakınlık,
sormayın gitsin.
>
> Ermenistan’ın yeni Cumhurbaşkanı, Türkiye ile
ilişkileri normalleştirmekten söz ediyor ve ‘Türk –
Ermeni sınırının açılmasını sağlamak için Türk
devleti ve halkına yeni bir diyalog öneriyorum’ diyor.
>
> Güzel! Peki, ön koşullar ne olacak?
>
> Ön koşul yok!
>
> Öyle ise değişen ne?
>
> Ermenistan Cumhurbaşkanının adı dışında hiçbir
şey.
>
> Peki o zaman bu samimiyet neyin nesi?
>
> Bilen biliyor, bilmeyenler için biraz açalım.
>
> * * *
>
> Mehmet Ali Birand, bundan 1,5 yıl önce 70 milyonun
gözünün içine baka baka yalan söylerken, halkın bu
bilgi eksikliğine güveniyordu aslında. Ayrıca
halkımız, kendini bildi bileli sürekli Türkiye’den
bir şeyler istenmesine alışıktır. Ermenistan da ön
koşullar koyarak, bizden bir şeyler istemiş çok mu?
Oysa gerçek bambaşka ve ucuz oyunlara gelmemek için çok
iyi bilinmesi gerekiyor.
>
> Özetle; Türkiye – Ermenistan kara sınırı 14
yıldır kapalıdır. Türkiye ile Ermenistan arasında
diplomatik ilişki yoktur ve Türkiye, Ermenistan’a
ekonomik ambargo uygulamaktadı r. Buna rağmen her ne
hikmetse Ermenistan’ın her köşesi Ülker marka gıda
ürünleri ile doludur ama konuyu dağıtmamak için böyle
bir cümle ile değinip, geçelim.
>
> İlişkilerin normalleşmesi demek, sınırın
açılması, diplomatik ilişkilerin başlaması ve
Türkiye’nin Ermenistan üzerindeki ekonomik ambargosunu
kaldırması anlamına gelmektedir. Bu durumdan mustarip
olan kesim Ermenistan’dır ve yıllardır Türkiye ile
masaya oturabilmek için can atmaktadır. Ancak o masaya
oturmak için Türkiye’nin Ermenistan’a üç maddelik
ön koşulu vardır.
>
> 1) Ermeni Soykırımı iftirasına son verilecek
> 2) Türkiye’den toprak talebine bir son verilecek
(Çünkü Ermenistan’ın gerek Bağımsızlık
bildirgesinde gerekse Anayasasının giriş bölümünde
Türkiye’den toprak talepleri açıkça dile getirildiği
gibi, bayrağında da Ağrı Dağı Ermenistan’da
gösterilmektedir ve Ermenistan, ülkemizin doğusunu Batı
Ermenistan olarak tanımlamaktadı r)
> 3) Ermenistan, Azerbaycan’da işgal ettiği
toprakları boşaltacak.
>
> Bu üç madde, Ermenistan’ın işine gelmediğinden,
Türkiye ile önkoşulsuz olarak masaya oturmak için her
yolu denemektedir. Ondan sonra da utanmadan, dostluktan,
iyi ilişkilerden dem vurmaktadır. Daha da kötüsü,
bugünkü AKP hükümeti, ABD öyle istediği için, bu ön
koşullardan vaz geçip, Ermenistan ile masaya oturmak
üzeredir. Bu gizli görüşmelerin, maç davetlerinin,
dostluk gösterilerinin anlamı budur.
>
> * * *
>
> Peki, Türkiye – Ermenistan sınırını açarsak ne
olur?
>
> Bir zamanlar kırsal alanda yabancıların gayrimenkul
satın almalarını engelleyen bir Köy Kanunumuz vardı.
Ancak yazık ki; AB’ye uyum yasaları kapsamında 2003
yılında AKP tarafından değiştirildi ve böylelikle
yabancıların sınır bölgelerinde toprak satın
almaları mümkün kılındı. Kars, Ardahan, Iğdır ve
Van yöresi, Ermenilerin öncelikli hedefleri arasında
olduğundan dolayı, eğer sınır açılırsa, Ermeniler
bu kanun değişikliğinden yararlanıp, söz konusu
yerlerde toprak satın alabilecekler.
>
> Hemen anımsayalım; bir zamanlar aynı hatayı
yapıp, Yahudilere toprak satan Filistin, bugün haritadan
silinmiş durumdadır ve yerinde İsrail yer almaktadır.
>
> Bir başka örnek de kendi tarihimizden: Zamanında
Ege yöresinde bol miktarda toprak satın alan Rum ve
Yunanlılar, Mart 1922′de, merkezi İzmir olmak üzere
Ege bölgesinde bir ‘İonya Prensliği’ kurmaya
kalkmışlardı. Mustafa Kemal ve Büyük Taarruz yardıma
yetişmeseydi, amaçlarına ulaşacaklardı.
>
> İşte böyle acı bir tarihi deneyimden sonra
çıkarılan o Köy Kanununu, AB’ye uyum yolunda
yitirdik.
>
> Sesim buradan duyulur mu bilemiyorum ancak birilerine
seslenmek geliyor içimden.
>
> • Bir daha bu kadar çaresiz bırakılmış,
ekmeğinin ve canının derdine düşürülmüş, tarihi
ile, ülkesinde olup bitenlerle ilişiği kesilmiş bir
halk çoğunluğu bulamazsınız. Vakit varken, hiç
durmayın satın, ne bulursanız satın!
> • Hazır bir Ergenekon masalı ile ortalık toza
dumana bulanmışken, Yeni Toprak Yasasını da
çıkarttınız. Bugüne kadar dağı taşı sattığınız
yetmezmiş gibi, eski kanunda %5 olan yabancıya toprak
satış sınırını %10′a yükselttiniz. Yetmez;
%50′ye, hatta %100′e çıkartın; halk nasılsa
anlamaz.
> • ‘Ergenekon’ dediniz; sizler otururken, ülke
ülke dolaşıp soykırımın bir yalan olduğunu bütün
dünyaya haykıran insanı da içeri tıktınız, meydan
boş kaldı nasılsa… Anlaşın Ermenistan’la, dost
olun, kanka olun; kimse bir şey demez merak etmeyin.
‘İyi niyetimizi gösterdik dersiniz’; bu millet,
olumlu kelimelerden oluşan masallara bayılır, seve seve
inanır, siz hiç düşünmeyin.
> • Kıbrıs’ta da iyi niyetinizi göstermiştiniz
ama Rumlar anlamadılar. Durmak Yok, Yola Devam! Tekrar
deneyin, belki bu sefer değerinizi bilirler.
> • Hatta ne yapacağız bu kadar geniş toprağı?
Yönetimi bir sorun, ulaşımı başka sorun. Baksanıza
sırf bu yüzden AB’ye bile giremiyoruz. Bölün ülkeyi
seksen beş eyalete, her biri ayrı vatan olsun, kendini
farklı hissetmek isteyene.
> • Millet mi? Boş verin canım, Petrol Yasası
çıkardınız, petrolünü son damlasına kadar yabancıya
teslim ettiniz, farkına bile varmadı. Sosyal Güvenlik
Yasası adı altında çalışanın, emeklinin hakkını
ellerinden aldınız, sesi bile çıkmadı. Vakıflar
Yasası diye topraklarını yabancıların talanına
açtınız, her türlü entrikaya karşı savunmasız
bıraktınız ruhu bile duymadı. Şimdi sınırları
açıp, Ermenilere toprak sundunuz diye mi sesini
çıkaracak?
> • Arada birkaç çatlak ses çıkacaktır belki ama
sorun değil. Birkaç gizli tanık bulunur, ‘Ergenekon’
denir, onlar da tutuklanır, olur biter.
>
> Ancak bütün bunların sorumlusu olarak, bu dünyada
ya da öbür dünyada kendinize yatacak yer bulabilir
misiniz, orasını bilemem.
>
> Hala ‘Bırakın da çalışalım!’ diyorsunuz.
Oysa yapmakta olduğunuz her çalışma bize kabus,
karabasan olarak geri dönüyor. Biz de çok rica ediyoruz,
artık bırakın da onurumuzla yaşayalım!
>

YIL 2050 AVRUPA BİRLİĞİ…

29 Temmuz 2008 Salı 6 Yorum »

Yil 2050 .
AB Komisyonu Baskani odasinda otururken, yardimcisi iceriye heyecanla girer:
-Efendim, Turkiye tum isteklerimizi yerine getirdi. Onlari AB’ye alacakmiyiz?
AB Baskani:
-Yok canim, henuz olmaz. Git, duyur, Tum Turkiye Ingilizce konusacak, Turkce’yi yasakliyorum.
 -Efendim onu 5 sene> once yaptilar. Hatirlamiyor musunuz?
 -O zaman soyle Kibrisi versinler..
-Efendim onu da 40 sene once verdiler zaten…
-O zaman soyle guneydoguya> ozerklik versinler.
 -Aman efendim, Turkiyede guneydogu mu kaldi, 2020′de bagimsiz devlet oldu ya orasi zaten.
 -O zaman soyle> (sozde)ermeni soykirimini tanisinlar.
-Efendim, sadece ermeni degil, Pontus, Yunan, Bulgar, Rus, Ukrayna, Moldova soykirimini bile tanidilar, hatta Canakkale savasindan dolayi Ingiliz Avustralya, Yeni Zelanda soykirimini bile tanidilar ya.. nasil unuttunuz.
-Hmm. O zaman soyle, kokorec yasaklansin.
-Aman efendim, onu yemeyi 2007′te biraktilar.
 -Isa askina, ya ne bileyim? Kinayi yasaklayin, yakamasinlar
-Ooooo. Beyefendi.Onu da coktan biraktilar.
AB Baskani dusunup tasinir ve;
 
-EEEE…DAGITIN O ZAMAN AVRUPA BIRLIGI’NI….

mutlaka OKUYUN!!(yoruma açık)

29 Temmuz 2008 Salı 1 Yorum »

 

‘BÖYLE DOSTLUK, DÜŞMAN BAŞINA!’
>
> Hırant Dink’in cenazesinin kaldırıldığı
günün akşamıydı ve bazılarının kendilerini
‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye tanımladığı dönemdi.
Mehmet Ali Birand, Kanal D ekranına çıkmış, şöyle
diyordu: ‘Erivan, Türk halkının yaptığı empatiden,
gösterdiği samimi üzüntüden öylesine etkilendi ki;
ön koşulsuz olarak Türkiye ile masaya oturmaya karar
verdi.’
>
> İzleyicilerden kaçı, Erivan’ın Ermenistan’ın
başkenti olduğunu biliyordu, kuşkuluyum ama halkın
büyük çoğunluğunun bu ‘ön koşullar’ konusunda
hiçbir şey bilmediğine işte o akşamdan sonra inandım.
Eğer bilselerdi, kandırmacanın bu kadarına dayanamaz,
aptal yerine konmayı, kendilerine yediremezlerdi. Oysa
yukarıdaki cümleler hiç tepki görmedi, bazı kesimlerde
dostluk sağlar ümidi ile memnuniyet bile yarattı.
>
> Aradan 1,5 sene geçti. Bugün gazete manşetlerinden
öğreniyoruz ki, Türkiye ve Ermenistan yetkilileri gizli
gizli buluşup, görüşmüşler. Sonra Çankaya’ya maç
davetleri gönderilmiş, bir yakınlık, bir yakınlık,
sormayın gitsin.
>
> Ermenistan’ın yeni Cumhurbaşkanı, Türkiye ile
ilişkileri normalleştirmekten söz ediyor ve ‘Türk –
Ermeni sınırının açılmasını sağlamak için Türk
devleti ve halkına yeni bir diyalog öneriyorum’ diyor.
>
> Güzel! Peki, ön koşullar ne olacak?
>
> Ön koşul yok!
>
> Öyle ise değişen ne?
>
> Ermenistan Cumhurbaşkanının adı dışında hiçbir
şey.
>
> Peki o zaman bu samimiyet neyin nesi?
>
> Bilen biliyor, bilmeyenler için biraz açalım.
>
> * * *
>
> Mehmet Ali Birand, bundan 1,5 yıl önce 70 milyonun
gözünün içine baka baka yalan söylerken, halkın bu
bilgi eksikliğine güveniyordu aslında. Ayrıca
halkımız, kendini bildi bileli sürekli Türkiye’den
bir şeyler istenmesine alışıktır. Ermenistan da ön
koşullar koyarak, bizden bir şeyler istemiş çok mu?
Oysa gerçek bambaşka ve ucuz oyunlara gelmemek için çok
iyi bilinmesi gerekiyor.
>
> Özetle; Türkiye – Ermenistan kara sınırı 14
yıldır kapalıdır. Türkiye ile Ermenistan arasında
diplomatik ilişki yoktur ve Türkiye, Ermenistan’a
ekonomik ambargo uygulamaktadı r. Buna rağmen her ne
hikmetse Ermenistan’ın her köşesi Ülker marka gıda
ürünleri ile doludur ama konuyu dağıtmamak için böyle
bir cümle ile değinip, geçelim.
>
> İlişkilerin normalleşmesi demek, sınırın
açılması, diplomatik ilişkilerin başlaması ve
Türkiye’nin Ermenistan üzerindeki ekonomik ambargosunu
kaldırması anlamına gelmektedir. Bu durumdan mustarip
olan kesim Ermenistan’dır ve yıllardır Türkiye ile
masaya oturabilmek için can atmaktadır. Ancak o masaya
oturmak için Türkiye’nin Ermenistan’a üç maddelik
ön koşulu vardır.
>
> 1) Ermeni Soykırımı iftirasına son verilecek
> 2) Türkiye’den toprak talebine bir son verilecek
(Çünkü Ermenistan’ın gerek Bağımsızlık
bildirgesinde gerekse Anayasasının giriş bölümünde
Türkiye’den toprak talepleri açıkça dile getirildiği
gibi, bayrağında da Ağrı Dağı Ermenistan’da
gösterilmektedir ve Ermenistan, ülkemizin doğusunu Batı
Ermenistan olarak tanımlamaktadı r)
> 3) Ermenistan, Azerbaycan’da işgal ettiği
toprakları boşaltacak.
>
> Bu üç madde, Ermenistan’ın işine gelmediğinden,
Türkiye ile önkoşulsuz olarak masaya oturmak için her
yolu denemektedir. Ondan sonra da utanmadan, dostluktan,
iyi ilişkilerden dem vurmaktadır. Daha da kötüsü,
bugünkü AKP hükümeti, ABD öyle istediği için, bu ön
koşullardan vaz geçip, Ermenistan ile masaya oturmak
üzeredir. Bu gizli görüşmelerin, maç davetlerinin,
dostluk gösterilerinin anlamı budur.
>
> * * *
>
> Peki, Türkiye – Ermenistan sınırını açarsak ne
olur?
>
> Bir zamanlar kırsal alanda yabancıların gayrimenkul
satın almalarını engelleyen bir Köy Kanunumuz vardı.
Ancak yazık ki; AB’ye uyum yasaları kapsamında 2003
yılında AKP tarafından değiştirildi ve böylelikle
yabancıların sınır bölgelerinde toprak satın
almaları mümkün kılındı. Kars, Ardahan, Iğdır ve
Van yöresi, Ermenilerin öncelikli hedefleri arasında
olduğundan dolayı, eğer sınır açılırsa, Ermeniler
bu kanun değişikliğinden yararlanıp, söz konusu
yerlerde toprak satın alabilecekler.
>
> Hemen anımsayalım; bir zamanlar aynı hatayı
yapıp, Yahudilere toprak satan Filistin, bugün haritadan
silinmiş durumdadır ve yerinde İsrail yer almaktadır.
>
> Bir başka örnek de kendi tarihimizden: Zamanında
Ege yöresinde bol miktarda toprak satın alan Rum ve
Yunanlılar, Mart 1922′de, merkezi İzmir olmak üzere
Ege bölgesinde bir ‘İonya Prensliği’ kurmaya
kalkmışlardı. Mustafa Kemal ve Büyük Taarruz yardıma
yetişmeseydi, amaçlarına ulaşacaklardı.
>
> İşte böyle acı bir tarihi deneyimden sonra
çıkarılan o Köy Kanununu, AB’ye uyum yolunda
yitirdik.
>
> Sesim buradan duyulur mu bilemiyorum ancak birilerine
seslenmek geliyor içimden.
>
> • Bir daha bu kadar çaresiz bırakılmış,
ekmeğinin ve canının derdine düşürülmüş, tarihi
ile, ülkesinde olup bitenlerle ilişiği kesilmiş bir
halk çoğunluğu bulamazsınız. Vakit varken, hiç
durmayın satın, ne bulursanız satın!
> • Hazır bir Ergenekon masalı ile ortalık toza
dumana bulanmışken, Yeni Toprak Yasasını da
çıkarttınız. Bugüne kadar dağı taşı sattığınız
yetmezmiş gibi, eski kanunda %5 olan yabancıya toprak
satış sınırını %10′a yükselttiniz. Yetmez;
%50′ye, hatta %100′e çıkartın; halk nasılsa
anlamaz.
> • ‘Ergenekon’ dediniz; sizler otururken, ülke
ülke dolaşıp soykırımın bir yalan olduğunu bütün
dünyaya haykıran insanı da içeri tıktınız, meydan
boş kaldı nasılsa… Anlaşın Ermenistan’la, dost
olun, kanka olun; kimse bir şey demez merak etmeyin.
‘İyi niyetimizi gösterdik dersiniz’; bu millet,
olumlu kelimelerden oluşan masallara bayılır, seve seve
inanır, siz hiç düşünmeyin.
> • Kıbrıs’ta da iyi niyetinizi göstermiştiniz
ama Rumlar anlamadılar. Durmak Yok, Yola Devam! Tekrar
deneyin, belki bu sefer değerinizi bilirler.
> • Hatta ne yapacağız bu kadar geniş toprağı?
Yönetimi bir sorun, ulaşımı başka sorun. Baksanıza
sırf bu yüzden AB’ye bile giremiyoruz. Bölün ülkeyi
seksen beş eyalete, her biri ayrı vatan olsun, kendini
farklı hissetmek isteyene.
> • Millet mi? Boş verin canım, Petrol Yasası
çıkardınız, petrolünü son damlasına kadar yabancıya
teslim ettiniz, farkına bile varmadı. Sosyal Güvenlik
Yasası adı altında çalışanın, emeklinin hakkını
ellerinden aldınız, sesi bile çıkmadı. Vakıflar
Yasası diye topraklarını yabancıların talanına
açtınız, her türlü entrikaya karşı savunmasız
bıraktınız ruhu bile duymadı. Şimdi sınırları
açıp, Ermenilere toprak sundunuz diye mi sesini
çıkaracak?
> • Arada birkaç çatlak ses çıkacaktır belki ama
sorun değil. Birkaç gizli tanık bulunur, ‘Ergenekon’
denir, onlar da tutuklanır, olur biter.
>
> Ancak bütün bunların sorumlusu olarak, bu dünyada
ya da öbür dünyada kendinize yatacak yer bulabilir
misiniz, orasını bilemem.
>
> Hala ‘Bırakın da çalışalım!’ diyorsunuz.
Oysa yapmakta olduğunuz her çalışma bize kabus,
karabasan olarak geri dönüyor. Biz de çok rica ediyoruz,
artık bırakın da onurumuzla yaşayalım!
>

sn.Hükümet.

27 Temmuz 2008 Pazar 5 Yorum »

sn. Hükümeti temsil eden vatandaşlar!

Meclis yan gelip yatma yeri değildir!Biraz olsun bu ülke insanları için çalışın!

Herşey seçimlerden önce kömür,çeyrek altın ve para dağıtmakla bitmiyor,bunun seçimden sonrası da var,yeter yattığınız,yeterince yastık doldurmuşsunuzdur acizane(güya)maaşlarınızla,biraz olsun milleti düşünün,ilçelere,köylere gidin,sorun bakalım bu halkın ne derdi varmış,dinleyin ve düşünün onlar için neler yapabilirsiniz!

Size oy verenler,sadece büyük şirket sahipleri,büyük medya grupları ve işverenler değil!Yanlızca onların yanında olmayın!!

At gözlüklerinizi çıkartın ve bakın Türkiye Cumhuriyeti’nin feci haline…. 

saçmalama.

23 Temmuz 2008 Çarşamba 4 Yorum »

Saçmalama ne olur, çare çok nasıl gidersin?
İstediğin her şey sanki yok, değer mi dersin.
Başkaları bilmez, görmez o nasıl bir duygu,
Al elini kalbime bir koy, işte gerçek bu.

Her yer soğuk hep karanlık,
Kendi kendime tarifsiz.
Ayrılmamız çok gereksiz,
Şimdi uzaktan sebepsiz,

Biri bana gelsin, o da sensin,
Beni kırmış olsan da..
İkimiz de aşık, bir tek farkla;
Benimki senden biraz fazla.

    Uzun zamandır,bir şarkı beni böylesine etkilememişti…

TORPİL KAĞITLARI.(yoruma açıktır)

22 Temmuz 2008 Salı 7 Yorum »

Bugün ak partinin toplantısı vardı,toplantı konusu mühim olabilir,ancak asıl önemli olan torpil kağıtlarının elden ele geçmesi,bakanlara verilmesi ve bakanlarında tama hallederiz demesiydi.Yazık bu güzel ülkenin bu yüce meclisine,Türkiye’de başka sorun kalmadı,sırada bekleyen o kadar çok akrabanız ve partiliniz varki,çalışmaya vakit bulamıyorsunuz.

gariban halkı kömürle kandırıyorsunuz,ve biz bir yerlere gelebilmek için ömür boyu çalışan,ve biz ömür boyu çocuklarımızı okutmak için ek işlerde çalışan,ve biz gün olur kuru ekmeğe talim eden,ve biz üç kuruşla imkansızı başarıp,ev geçindiren,yazık değilmi bize,biz bu ülkenin vatandaşı değilmiyiz??

Sayın başbakan tam bir yıl önce %45 le yeniden başbakan olduktan sonra;bize oy vermeyenlerinde hakkını gözeteceğiz,onları yanlız bırakmayacağız demişti,peki ne yaptı?Allahın aşkına ne yaptı??

yok böyle bir şey.

19 Temmuz 2008 Cumartesi 2 Yorum »

  Her bir yeri özelleşen ülkemizde arabası olanlar yandı.

Neden mi!nedeni şu ;araba kullananlar bilirler,arabalar 2 senede bir(kamyonetler 1 yılda bir)vizeye girerler,bu vizede araçlar muayene edilir ve sonunda trafiğe çıkabilmek için vize alınır.Aracın vizesi dolduysa,ilk trafik çevirmesinde trafik polisi aracı kapatır.

 Bu vize işlemini daha önce trafik şubeleri yapıyordu,şimdi ise özelleşti,özel şubeler yapıyor da nasıl yapıyor??

 Size İzmir’den bir örnek;Bir vatandaşımız,2008 model kredi çekerek aldığı arabasını vize alabilmek için,devletin özele devrettiği trafik bürosuna getiriyor,araç 2008 modelya,herşeyi orjinal,kız gibi yani,neyse sıra ona geliyor,muayeneyi yapan görevli araçta önce bir kusur bulamıyor,sonra gözüne ufak bir çizik takılıyor ve elindeki tornavidayla arabadaki çiziğin etrafına bir daire çizip,”git burayı boyat gel”diyor,2008 model arabasına koca bir daire çizen görevliye sinirlenen vatandaşım alıyor tornavidayı ve görevliye sokuyor.Vatandaşım hapiste şimdi,görevliyse hastanede.

 Benim arabanın modeli düşük tabi,duydum ki Manisa’daki trafik şubesi ”özelleşmemiş”hemen gittim,gittimde sırayı görünce pişman oldum,akşama kadar bekledim ancak sıra gelmedi,ertesi gün yine gittim,görevli arkadaş rüşvet alıp araya adam sokunca sırada bekleyen vatandaşım bir güzel sopalamış,böyle oluncada bizim iş yine kaldı.Baktım olacak gibi değil,geçen perşembe gece 23:00 de yola çıktım,Manisaya vardığımda baktım ki önümde 100 adet araç var,(izmirde heryer özelleşince herkes Manisa’ya hücum ediyor)neyse sıraya geçip sabahı bekledim ve nihayet 14:00 te sıra geldi,hiç sorun yapmadan vizeden  geçtim,çok şükür.Eğer arabanızın vizesi dolduysa siz siz olun hemen yaptırın,ama özelde değil,bulabilirseniz devletin trafik şubesinde..

Tek parça Türkiye.

15 Temmuz 2008 Salı 12 Yorum »

 Sözde müttefik amerika’nın amacı (büyük ortadoğu projesinin en büyük öğesi olan)Türkiye Cumhuriyeti’ni önce eyaletlere,daha sonrada ülkelere ayırmak ve böylelikle bölgenin en büyük gücü olan Türkiye’yi istediği gibi kullanmak ve hatta en sonunda bu ülkeyi sömürgesi yapmaktır!!!

 Türkiye’nin tek sorunu özde değil,sözde bağımsız olmasıdır,kimse biz bağımsız bir ülkeyiz demesin çünkü artık Türkiye’yi türkler değil,dış güçler,

Amerika ve Avrupa yönetiyor.

 Ancak biz yaşadığımız sürece,kanımızın son damlasına kadar bu ülkeyi tek parça olarak tutmak ve tamamen bağımsız bir Türkiye için çalışacağız,

öleceğimizi bilsekte… 

BAYRAĞA UZANAN ELLERİ KIRARIZ!!

14 Temmuz 2008 Pazartesi 11 Yorum »

Vatan toprağımızın bir parçası olan diyarbakır’da vatansız,şerefsiz,namussuz bir grup hayvan,olay çıkartıp,sancakta asılı olan Türk Bayrağını çıkarıp,yerine malum bez parçasını takmaya kalkmıştır,o bayrak kutsaldır,kirli ellerinizi sürmeyin,biz o pis elleri kırarız,

vatansızlar;en büyük suç size gerekeni yapmayan güvenlik güçlerinde…..

Vatan bizim,

Bayrak bizim,

beğenmeyen,

defolsun gitsin…

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.