‘BÖYLE DOSTLUK, DÜŞMAN BAŞINA!’
>
> Hırant Dink’in cenazesinin kaldırıldığı
günün akşamıydı ve bazılarının kendilerini
‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye tanımladığı dönemdi.
Mehmet Ali Birand, Kanal D ekranına çıkmış, şöyle
diyordu: ‘Erivan, Türk halkının yaptığı empatiden,
gösterdiği samimi üzüntüden öylesine etkilendi ki;
ön koşulsuz olarak Türkiye ile masaya oturmaya karar
verdi.’
>
> İzleyicilerden kaçı, Erivan’ın Ermenistan’ın
başkenti olduğunu biliyordu, kuşkuluyum ama halkın
büyük çoğunluğunun bu ‘ön koşullar’ konusunda
hiçbir şey bilmediğine işte o akşamdan sonra inandım.
Eğer bilselerdi, kandırmacanın bu kadarına dayanamaz,
aptal yerine konmayı, kendilerine yediremezlerdi. Oysa
yukarıdaki cümleler hiç tepki görmedi, bazı kesimlerde
dostluk sağlar ümidi ile memnuniyet bile yarattı.
>
> Aradan 1,5 sene geçti. Bugün gazete manşetlerinden
öğreniyoruz ki, Türkiye ve Ermenistan yetkilileri gizli
gizli buluşup, görüşmüşler. Sonra Çankaya’ya maç
davetleri gönderilmiş, bir yakınlık, bir yakınlık,
sormayın gitsin.
>
> Ermenistan’ın yeni Cumhurbaşkanı, Türkiye ile
ilişkileri normalleştirmekten söz ediyor ve ‘Türk –
Ermeni sınırının açılmasını sağlamak için Türk
devleti ve halkına yeni bir diyalog öneriyorum’ diyor.
>
> Güzel! Peki, ön koşullar ne olacak?
>
> Ön koşul yok!
>
> Öyle ise değişen ne?
>
> Ermenistan Cumhurbaşkanının adı dışında hiçbir
şey.
>
> Peki o zaman bu samimiyet neyin nesi?
>
> Bilen biliyor, bilmeyenler için biraz açalım.
>
> * * *
>
> Mehmet Ali Birand, bundan 1,5 yıl önce 70 milyonun
gözünün içine baka baka yalan söylerken, halkın bu
bilgi eksikliğine güveniyordu aslında. Ayrıca
halkımız, kendini bildi bileli sürekli Türkiye’den
bir şeyler istenmesine alışıktır. Ermenistan da ön
koşullar koyarak, bizden bir şeyler istemiş çok mu?
Oysa gerçek bambaşka ve ucuz oyunlara gelmemek için çok
iyi bilinmesi gerekiyor.
>
> Özetle; Türkiye – Ermenistan kara sınırı 14
yıldır kapalıdır. Türkiye ile Ermenistan arasında
diplomatik ilişki yoktur ve Türkiye, Ermenistan’a
ekonomik ambargo uygulamaktadı r. Buna rağmen her ne
hikmetse Ermenistan’ın her köşesi Ülker marka gıda
ürünleri ile doludur ama konuyu dağıtmamak için böyle
bir cümle ile değinip, geçelim.
>
> İlişkilerin normalleşmesi demek, sınırın
açılması, diplomatik ilişkilerin başlaması ve
Türkiye’nin Ermenistan üzerindeki ekonomik ambargosunu
kaldırması anlamına gelmektedir. Bu durumdan mustarip
olan kesim Ermenistan’dır ve yıllardır Türkiye ile
masaya oturabilmek için can atmaktadır. Ancak o masaya
oturmak için Türkiye’nin Ermenistan’a üç maddelik
ön koşulu vardır.
>
> 1) Ermeni Soykırımı iftirasına son verilecek
> 2) Türkiye’den toprak talebine bir son verilecek
(Çünkü Ermenistan’ın gerek Bağımsızlık
bildirgesinde gerekse Anayasasının giriş bölümünde
Türkiye’den toprak talepleri açıkça dile getirildiği
gibi, bayrağında da Ağrı Dağı Ermenistan’da
gösterilmektedir ve Ermenistan, ülkemizin doğusunu Batı
Ermenistan olarak tanımlamaktadı r)
> 3) Ermenistan, Azerbaycan’da işgal ettiği
toprakları boşaltacak.
>
> Bu üç madde, Ermenistan’ın işine gelmediğinden,
Türkiye ile önkoşulsuz olarak masaya oturmak için her
yolu denemektedir. Ondan sonra da utanmadan, dostluktan,
iyi ilişkilerden dem vurmaktadır. Daha da kötüsü,
bugünkü AKP hükümeti, ABD öyle istediği için, bu ön
koşullardan vaz geçip, Ermenistan ile masaya oturmak
üzeredir. Bu gizli görüşmelerin, maç davetlerinin,
dostluk gösterilerinin anlamı budur.
>
> * * *
>
> Peki, Türkiye – Ermenistan sınırını açarsak ne
olur?
>
> Bir zamanlar kırsal alanda yabancıların gayrimenkul
satın almalarını engelleyen bir Köy Kanunumuz vardı.
Ancak yazık ki; AB’ye uyum yasaları kapsamında 2003
yılında AKP tarafından değiştirildi ve böylelikle
yabancıların sınır bölgelerinde toprak satın
almaları mümkün kılındı. Kars, Ardahan, Iğdır ve
Van yöresi, Ermenilerin öncelikli hedefleri arasında
olduğundan dolayı, eğer sınır açılırsa, Ermeniler
bu kanun değişikliğinden yararlanıp, söz konusu
yerlerde toprak satın alabilecekler.
>
> Hemen anımsayalım; bir zamanlar aynı hatayı
yapıp, Yahudilere toprak satan Filistin, bugün haritadan
silinmiş durumdadır ve yerinde İsrail yer almaktadır.
>
> Bir başka örnek de kendi tarihimizden: Zamanında
Ege yöresinde bol miktarda toprak satın alan Rum ve
Yunanlılar, Mart 1922′de, merkezi İzmir olmak üzere
Ege bölgesinde bir ‘İonya Prensliği’ kurmaya
kalkmışlardı. Mustafa Kemal ve Büyük Taarruz yardıma
yetişmeseydi, amaçlarına ulaşacaklardı.
>
> İşte böyle acı bir tarihi deneyimden sonra
çıkarılan o Köy Kanununu, AB’ye uyum yolunda
yitirdik.
>
> Sesim buradan duyulur mu bilemiyorum ancak birilerine
seslenmek geliyor içimden.
>
> • Bir daha bu kadar çaresiz bırakılmış,
ekmeğinin ve canının derdine düşürülmüş, tarihi
ile, ülkesinde olup bitenlerle ilişiği kesilmiş bir
halk çoğunluğu bulamazsınız. Vakit varken, hiç
durmayın satın, ne bulursanız satın!
> • Hazır bir Ergenekon masalı ile ortalık toza
dumana bulanmışken, Yeni Toprak Yasasını da
çıkarttınız. Bugüne kadar dağı taşı sattığınız
yetmezmiş gibi, eski kanunda %5 olan yabancıya toprak
satış sınırını %10′a yükselttiniz. Yetmez;
%50′ye, hatta %100′e çıkartın; halk nasılsa
anlamaz.
> • ‘Ergenekon’ dediniz; sizler otururken, ülke
ülke dolaşıp soykırımın bir yalan olduğunu bütün
dünyaya haykıran insanı da içeri tıktınız, meydan
boş kaldı nasılsa… Anlaşın Ermenistan’la, dost
olun, kanka olun; kimse bir şey demez merak etmeyin.
‘İyi niyetimizi gösterdik dersiniz’; bu millet,
olumlu kelimelerden oluşan masallara bayılır, seve seve
inanır, siz hiç düşünmeyin.
> • Kıbrıs’ta da iyi niyetinizi göstermiştiniz
ama Rumlar anlamadılar. Durmak Yok, Yola Devam! Tekrar
deneyin, belki bu sefer değerinizi bilirler.
> • Hatta ne yapacağız bu kadar geniş toprağı?
Yönetimi bir sorun, ulaşımı başka sorun. Baksanıza
sırf bu yüzden AB’ye bile giremiyoruz. Bölün ülkeyi
seksen beş eyalete, her biri ayrı vatan olsun, kendini
farklı hissetmek isteyene.
> • Millet mi? Boş verin canım, Petrol Yasası
çıkardınız, petrolünü son damlasına kadar yabancıya
teslim ettiniz, farkına bile varmadı. Sosyal Güvenlik
Yasası adı altında çalışanın, emeklinin hakkını
ellerinden aldınız, sesi bile çıkmadı. Vakıflar
Yasası diye topraklarını yabancıların talanına
açtınız, her türlü entrikaya karşı savunmasız
bıraktınız ruhu bile duymadı. Şimdi sınırları
açıp, Ermenilere toprak sundunuz diye mi sesini
çıkaracak?
> • Arada birkaç çatlak ses çıkacaktır belki ama
sorun değil. Birkaç gizli tanık bulunur, ‘Ergenekon’
denir, onlar da tutuklanır, olur biter.
>
> Ancak bütün bunların sorumlusu olarak, bu dünyada
ya da öbür dünyada kendinize yatacak yer bulabilir
misiniz, orasını bilemem.
>
> Hala ‘Bırakın da çalışalım!’ diyorsunuz.
Oysa yapmakta olduğunuz her çalışma bize kabus,
karabasan olarak geri dönüyor. Biz de çok rica ediyoruz,
artık bırakın da onurumuzla yaşayalım!
>