Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

TÜRKİYE’DEKİ KİBBUTZ TEHLİKESİ VE İSRAİL İŞGALİ

(0 Oy, 5 üzerinden 0 puan )
Loading ... Oyunuz Gönderiliyor ...
İhbar Et Etiketler : siyaset toplum din islam hukuk akp chp mhp

GAP’a ve Çukurova’ya İsrail Kibbutz’ları (mı?)
TÜRKİYE’DEKİ KİBBUTZ TEHLİKESİ VE İSRAİL İŞGALİ

Kabul etmeli ki, komşuları olan Arap devletleriyle kıyaslandığında, İsrail tartışılmaz bir askeri üstünlüğe sahiptir…

Hele nükleer caydırıcılığı da hesaba katılırsa…

İsrail’in bu üstünlüğü bir matematiksel doğru haline gelir.

Dolayısıyla İsrail, halihazır askeri imkan ve kabiliyetleriyle bölgedeki siyasi, askeri ve ekonomik hedeflerine büyük ölçüde ulaşabilir. Ancak, İsrail’in problemi -daha doğru ifadeyle, açmazı- da burada başlar.

Hedeflerine ulaşma gücüne sahip olan İsrail, ele geçirdiği hedeflerini uzun süreyle elinde tutma gücüne sahip değildir, çünkü silahlı kuvvetlerinin insan sayısı bunun için yetersizdir.

Bu gerçeği göz ardı ederek maceraya kalkışırsa, argo tabirle ‘karizması çizilir’ ve bunun getireceği çok boyutlu çöküntü de sonunun başlangıcı olabilir. Bu açmazdan kurtulmanın yolu silahlı kuvvetlerinin insan sayısını artırmak, onun yolu da nüfusunu artırmaktır.

Doğruluğu tartışmaya açık bir hipoteze göre, ele geçirilen hedefleri uzun süreyle denetim altında tutabilecek bir silahlı kuvvetler var edebilmek için ihtiyaç duyulan nüfus, 20 milyon civarındadır.

İsrail’in diğer devletlerin siyaseti üzerindeki etkisi ve kitle iletişim araçlarındaki hakimiyeti dikkate alınırsa, küresel çaplı bir kampanya ile İsrail’e yoğun bir Yahudi nüfusu yığmak fazla zor değildir.

Ama, hipotezin tartışılmaya açık ucu işte buradadır, çünkü dünya üzerindeki Yahudi nüfusu zaten 20 milyonun fazla üzerinde değildir.

Hem, bu miktarın daha altındaki bir nüfus artışını, hatta halihazır nüfusun giderek artan ihtiyaçlarını karşılamak, bugünkü İsrail’in tarım alanları vasıtasıyla mümkün olabilir mi?

Bu sorunun cevabı ‘Hayır’ veya ‘Zor’ ise, İsrail devleti söz konusu ihtiyaçlarını hangi başka tarım alanlarını kullanarak karşılayabilecektir?

Bölgede, ‘GAP’tan başka’ buna müsait tarım alanı var mıdır?

Bu sorunun cevabı da ‘Hayır’ ise İsrail’in ‘GAP’a olan ilgisinin’ ve üstelik ‘Kürt devletinin kurulmasını desteklemesinin’ sebeplerini yakalamış olursunuz.

Kendinizi İsrailli siyaset planlayıcılarının yerine koyun ve düşünün:

Türkiye -bölünmemiş olarak- varken denetim altına alamayacağınız su kaynaklarına ve tarım alanlarına, protektor (hami) ülke olarak kanatlarınız altına alacağınız Kürt devleti vasıtasıyla el koymayı denemeniz doğru bir politika olmaz mı?

Elbette doğru bir politika olur.

Ancak bu tek yönlü politikanın başarısızlık ihtimaline karşı İsrail öyle alternatif politikalar geliştirmeli ki, hem politikalarına esneklik kazandırsın hem geleceğe dönük planlarının alt yapısını kurabilsin ve hem de kutsal toprakları bildiği yerlerde boy göstererek kendi ırkını ve ideallerini tatmin etsin.

İşte, İsrail, Kibbutz modeli tarım işletmelerinin GAP’ta ve Çukurova’da -ve bir kenara yazın ki, bir sonraki aşamada Konya Ovası’nda- kurulmasını Türkiye’ye kabul ettirebilirse alternatif politikalarında da olağanüstü bir başarı elde etmiş olacak. Kibbutz’lar için, ‘Sovyet Kolhoz’larının modernize edilmiş İsrail versiyonu’ denebilir.

Genellikle tarım üretimine dayalı faaliyet gösteren Kibbutz’ların kurulmasında asgari şartın 100 dönüm arazi ve 15 aile olduğu söylenir.

Modern Kibbutz’lar günümüzde İsrail’in yanı sıra Estonya, Polonya, İspanya, Portekiz ve Romanya gibi Avrupa ülkelerinde de bulunuyor.

Yaklaşık 5 milyar Dolarlık bir bütçeyle Türkiye’de bir modern Kibbutz’lar zinciri kurmak isteyen İsrail’in amaçlarından biri de, ülkesindeki Yahudi nüfusu içinde kendisi için sorun çıkaran unsurları sınırları dışına taşıyarak bünyesini nispeten daha homojen tutabilmek.

Bunun için de, Türkiye’de faaliyete geçirilecek Kibbutz’lara ilk gönderilecekler, 1990′larda Etiyopya’dan (Habeşistan) uçaklara doldurulup getirilen ve ancak uyum sorunları bir türlü giderilemeyen Falaşa Yahudileri.

Falaşalar’ın yanı sıra yine sorunlu olan bazı diğer göçmen gruplarının da İsrail dışındaki Kibbutz’larda istihdamı ile, İsrail’in toplumsal yönden en alt tabakasını oluşturanların ihtiyaçlarına çare aranacak.

Türkiye’de Hükümetler bazen doğru karar verilmesine yardımcı olunması için, bazen suça iştirak ettirmek için, bazen de alacakları olumsuz görüşlerin arkasına sığınıp sıkıntıyı başlarından savabilmek için, Genelkurmay veya Milli Güvenlik Kurulu (MGK) veyahut benzerleri gibi kurumlardan görüş isterler.

Bu, oturmuş bir sistemi olan bütün devletlerce de benimsenmiş bir tarzdır. Bilindiği kadarıyla, İsrail’in Kibbutz talepleriyle ilgili olarak da belirli beka kurumlarından görüş istenmiş.

Yine bilindiği kadarıyla, MGK Genel Sekreterliği’nin Başbakanlığa bildirdiği görüş ‘olumsuz’ ve üstelik Kibbutz’lara izin verilmesinin ‘gelecekte başka talepleri de beraberinde getirebileceği’ şerhi de düşülmüş. MGK’nın muhalefeti ve buna esas olan gerekçesi doğru ise, bakalım AKP Hükümeti Kibbutz’lara izin verme cesaretini gösterebilecek mi?

SAYGILARIMLA

Yorum yaz

Yorum yazmak için Giriş yapınız

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.