HAİN İSRAİL’E DİKKAT!
İhbar Et Etiketler : siyaset toplum din islam hukuk akp mhp chp eğitim| İşte Kuzey Irak’ta oluşturulan Kürt Devleti, İsrail’e müttefik oluşturmaktadır. Zaten cetvelle çizilen bölge şimdi de etnik, dini ve mezhepsel yapılara göre parçalanarak İsrail’in varoluş stratejisine göre tekrar düzenlenecektir. Su ve tarım havzası bakımından fakir olan bölgeyi besleyecek su kaynakları olan, verimli tarım havzaları lazım. Bu nedenle Güneydoğumuzda gelişen ve değişen olgulara dikkat etmek zorundayız.
Biyolojik ırkçılık israil ve kürtler elele NOT:Burada Bir şeyi belirtmek istiyorum israil ve yahudiler kürtleri kullanarak türkiyenin doğu ve güneydoğusuna sahip olma emelindeler ve şimdilerde bir kürt yahudisi modası çıktı bunun altında yatan neden bak biz yahudiyiz oralar bizimdir bu çok sinsi bir oyundur.İşte Deliller. |
|
||||||||||||||
|
||||||||||||||
| Dr. Nihat Ali Özcan/İsrail üzerindeki yoğunluğu azaltmak istiyor
İsrail’in Kuzey Irak üzerindeki planları sürüyor ancak ciddi anlamda boyut değiştirdi. İsrail’in bu konuda Amerika yönetimi üzerinde entellektüel bir etkisi var. 20 yıl öncesi gibi düşünülemez. İsrail’in toprak anlamında stratejik bir derinliği yok. Bunun için Arap kuşağında, Arapların Araplarla ya da Arap olmayanlarla bir çatışmaya sürüklenmesini istiyor. Böylece kendi üzerindeki yoğunluğu azaltmış olacak. Ayrıca bölgede Irak her zaman İsrail için en büyük tehdit olmuştur. Burada kurulacak ‘Kürt devleti’ ile Irak tehdidini ortadan kaldırmak istiyor. *Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi Ortadoğu Masası Şefi. …………. Yaşar İmamoğlu Irak Milli Türkmen Cephesi’nin kurucusu ve ileri gelenlerinden biri. –İsrail’in Irak’ta ve Kürtler üzerinde etkisi ne kadar? Büyük etkisi var. Kürt gruplarla, özellikle Barzani ile dirsek teması içinde. Açıktan yok, açıktan olursa Irak halkı büyük tepki gösterir ama Amerika’nın arkasına gizlenerek orada yapacağını yapıyor. Sami Abdurrahman bugün KDP’de ikinci adamdır, Irak’ta bakanlık da yapmıştır. Bu kişi Mossad eğitiminden geçmiş ve İsrail’in desteklediği biridir. Şimdi Irak Ulusal Kongresi’nin aldığı karara göre Irak ordusu en fazla 100 bin kişilik olacak, bunu İsrail böyle istiyor. İkinci olarak da Irak, İsrail’i tanıyacak. Amerika’nın oradaki varlığı zaten İsrail’e hizmeti ifa ediyor. İSRAİL ESKİ DIŞİŞLERİ MÜSTEŞARI ALON LİEL: ‘Kürt devleti kurulabilir’ Eski İsrail Dışişleri Müsteşarı Alon Liel, Türkiye’de de görev yapmış, Türkiye’yi yakından izleyen bir dış politika uzmanı. Geçtiğimiz hafta sonu Antalya’da yapılan ‘Yarını Arayışlar’ toplantısına konuşmacı olarak katılan Liel, halen resmi görevi bulunmasa da İsrail politikalarına hâkimiyetiyle biliniyor. Liel, parçalanma halinde Kürt devleti kuruluşunun İsrail çıkarlarına aykırı olmadığını, ancak Türkiye’nin itirazına önem ve değer verdikleri için şu anda destek olmadıklarını söylüyor. İsrailli uzman, bu ihtimalin gerçekleşmesi durumunda ABD ve AB tarafından destek bulabileceğini, Türkiye’nin de karşı çıkmak yerine sıcak karşılamasının çıkarlarına daha uygun olduğunu öne sürüyor. Irak’ın parçalanması durumunda, kuzeyde bir Kürt devleti kurulması ihtimali de İsrail’in çıkarlarına aykırı değil. Ama Türkiye böyle bir şey istemiyor. Türkiye’ye rağmen Kürt devletine destek vermek, teşvik etmek İsrail açısından çılgınlık olur. Bu yüzden umuyorum ki İsrail’de Türkiye’den habersiz bu işe kalkışan kimse yoktur. Çünkü Türkiye ile ilişkilerimize çok önem veriyoruz, bozmak istemiyoruz.’ Liel’in sözlerinde Ankara’daki endişeyi artıracak bir ifade var: “Umuyorum ki İsrail’de Türkiye’den habersiz bu işe kalkışan kimse yoktur.” Liel’den bu ifadeyle ne demek istediğini soruyorum. İşte yanıtı: ‘İsrail devletinin Kürt liderliğiyle resmi bir ilişkisi olduğunu sanmıyorum. Diplomatik ilişkimiz olmayan liderliklerle Başbakan ya da Dışişleri Bakanı ilişki kuramaz. Ancak basında MOSSAD (İsrail gizli servisi) elemanlarının orada olduğuna dair haberler var. Eğer onlar bu işin içindeyse, onlar da büyük hata yapıyorlar demektir. Eğer İsrail’de birileri Türkiye’nin bilgisi dışında Kuzey Irak’taki Kürt liderlerle işbirliği içindeyse, bu İsrail adına çok aptalca bir hata olur. Bu tür bir şeyin olmadığını umuyorum.’(…) Yine de Ankara’nın Irak Kürtleriyle ilişkileri konusunda İsrail’den bir açıklama bekleme hakkı var.’ 24.2.2004/MURATYETKİN/RADİKAL “Biz istiyoruz ama” Dr. Alon Liel, 1999-2000 yıllarındaki İşçi Partisi hükümeti döneminde Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı’na kadar yükselmiş bir diplomat. Aşırı muhafazakar Şaron hükümeti kurulunca Dışişleri’nden emekliye ayrılan Büyükelçi Liel, halen özel sektöre danışmanlık yapıyor. Liel, mülakatta Irak’ın parçalanmasını yüzde 50, hatta ‘yüzde 50 üstü’ bir olasılık görüyor(…) |
|
|||||||||||||||
|
|||||||||||||||
|
||||||||||
|
||||||||||
| İSRAİL KAFATASÇILIK YAPIYOR
Irkçı genetik araştırmalar siyasetin köpeği: Kürtler ve Yahudiler akrabaymış! ?
Şimdi de, Kürtler binlerce yıllık komşularından tecrit edilmekte, böylece sırf İsrail şahinliğinin koynuna girmeye zorlanmaktadırlar. Bu tasarının sayısız kanıtları var da; biz şimdilik biriyle yetinelim: ‘Kürtlerle Yahudiler Arasındaki Genetik Bağlar’ başlığını taşıyan Kevin Alan Brook imzalı bir makale.. Güya bilimsel bir çalışmanın verileri yansıtılıyor ve bizi bir yaşımıza daha bastırıyor: İyi biliyorum ki, bir açıdan ‘yirmi birinci yüzyıl kafatasçılığı’ da diyebileceğimiz gen araştırmaları alanında en ileri ülkelerden biri İsrail’dir.. (Bazı Alman araştırmacılara göre İsrail’de, belirli genleri hedef alıp taşıyanlarını öldürebilecek silah çalışması bile yapılıyor.) Böyle incelemelerle elde edilen verilerin şahince amaçlar doğrultusunda kullanılması ve fitneye yol açması ise gerçek olup olmadıklarından ayrı bir husustur. Veriler tamamen uydurma veya yüzde yüz gerçek olabilirler; her iki durumda da şahince hedefler için istismar edilebilirler. Böyle bir istismar ise, İsrail’in sadece öngördüğü güvenlik (!) ve çıkar alanları için değil, -dün de değindiğim gibi- bizatihi kendisi için beladır! |
İsrail Kürtleri kullanmak istiyor
1948 yılında İslam dünyasının bağrına bir hançer gibi saplanan işgalci İsrail’in, kuruluşundan itibaren yayılmacı bir politika izlediği biliniyor. ABD gücünü de arkasına alarak bir dönem Mısır’a ait Sina Yarımadası’nı da içine alacak kadar işgalci politikasını genişleten İsrail’in yayılmacı politikasının kaynağı şüphesiz arz-ı mevud hayali. Nil’den Fırat’a kadar olan toprakları “vadedilmiş topraklar” olarak gören İsrail, bu gayesine ulaşabilmeyi siyasetinin temeline oturtmuş bulunuyor. Yakın zamana kadar birçok kişinin komplo teorisi olarak algıladığı “arz-ı mevud”hayali, artık herkesin kabul ettiği bir gerçek olarak önümüzde duruyor.
İSRAİL’İN KUZEY IRAK’A YAKIN İLGİSİ
Uluslararası ilişkiler uzmanı Hasan T. Kösebalaban, İsrail açısından Irak’a kalıcı bir darbe vurulmasının bir rejim değişikliğiyle değil Irak’ın parçalanmasıyla mümkün olabileceğini belirtiği bir yazısında şu bilgilere yer veriyordu: “Bu durumda İsrail için tek kullanışlı malzeme Kurt grupları olacaktır. Kuzey Irak’ın bağımsızlık ya da, buna gidecek bir yol olarak şimdilik özerklikle, Irak’tan kopartılması, hem Irak’ı Kerkük gibi önemli bir petrol kaynağından mahrum edecek hem de Türkiye’yle olan sınırını ortadan kaldırarak Batı’ya olan kapısını kapatacaktır. İsrail’in Irak’lı Kürtlerle, Yahudi Kürtler yoluyla yakın ilişki içinde olduğu biliniyor. Zaten Garner’a sıcak karşılama töreni yapan da sadece Kürt grupları oldu. Ayrıca kurulacak bir Kürt bağımsız oluşumunun kendisini çok ciddi bir güvenlik ihtiyacı içinde hissedeceği ve dört tarafı dostane olmayan rejimler tarafından çevrilmiş olması nedeniyle İsrail’in doğal müttefiki haline geleceği açık. Kısacası İsrail, Irak’taki yeni rejimin niteliğinden bağımsız olarak bir Kürt devletinden en fazla istifade edecek ülkedir ve bu nedenle doğrudan resmi bir İsrail politikası olarak olmasa bile gayr-i resmi kanallardan bağımsız bir Kürt devletini desteklemesini bekleyebiliriz. İsrail açısından savaşın ortaya çıkaracağı olumsuz etkiler ancak Irak’ın parçalanmasıyla dengelenebilir.”
