Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Tek Çözüm Türk-İslam Birliği!

15 Ağustos 2008 Cuma Etiketler : siyaset toplum haber hukuk internet din islam akp mhp chp düzce tarih atatürk mizah

Müslüman kardeşlerime ve adaletsiz Dünya’mızda ezilen tüm masum halklara barış getirecek tek birlik Türk-İslam Birliği’dir.Türk-İslam Birliği,sömürgeci hristiyan ve yahudi kaynaklı tüm örgüt ve devletlere karşı  bir alternatif ve başkaldırıdır.Türk-İslam Birliği,Dünya’ya barış,adalet,huzur getirecek,sömürü ve haksızlıklara son verecek tek birliktir.Türk-İslam Birliği,adı üzerinde Türk ve İslam devletlerinden oluşacaktır.Türk-İslam Birliği’ne üye olabilmek için Türk veya müslüman olmak şartı/kriteri aranacaktır.Türk veya müslüman olmayan/olmayı reddeden ülkeler Türk-İslam Birliği’ne üye olamayacaktır.Türk-İslam Birliği,üyesi olduğu ülkelerle askeri,siyasi,kültürel,dini,ticari,ekonomik,sosyal tüm alanlarda destek sağlayacaktır.Türk-İslam Birliği,üyelerini her türlü saldırıdan koruyacak ve üyeleriyle birlikte hareket edecektir.Bunun sonucu Türk ve İslam devletleri’nin her türlü alanda birlik olduğu ikinci Osmanlı imparatorluğu kurulacaktır.Türk-İslam Birliği’nin lideri ise ulu önder atamız M.Kemal ATATÜRK’ün kurduğu laik ve müslüman Türkiye Cumhuriyeti devleti olacaktır.Türk-İslam Birliği’ne karşı olanlar ise hiç şüphe yok ki Türk ve İslam düşmanıdır.

Yaşasın Türk-İslam Birliği!

Tek Çözüm Türk-İslam Birliği!

SAYGILARIMLA

Sn Cem YILMAZ’dan İstikbal Marşı!

15 Ağustos 2008 Cuma Etiketler : siyaset toplum haber hukuk internet din islam akp mhp chp düzce tarih atatürk mizah

Bu zeki adama şapka çıkartılır!

Türkiye’yi Güldüren Adam’ ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın İstiklal Marşı’ndan esinlenerek yazdığı bir şiir, şu sıralarda elden ele dolaşıyor. Cem Yılmaz, bu şiirinde Türkiye’nin sorunlarını da ele alarak ülkemiz gerçekleri hakkında inanılmaz tespitler yapmış! İşte Cem Yılmaz’ın Türkiye’nin durumuna mizahi ve bir o kadar da entelektüel bakış açısıyla yazmış olduğu şiir:

 

İSTİKBAL MARŞI

Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak!
Dönmeyip Amerika’da, arlanmaksızın yaşayacak!.
O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak,
Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak!

Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal!
Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al!
Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal,
Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!

Ben ezelden beri aç yaşadım,aç yaşarım!
Hangi hükümet beni kurtaracakmış,şaşarım!
Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
Yırtsam da bir tarafımı, hiç görülmez başarım!

Mali krizler, yoluna örmüşse çelikten bir duvar,
Benim .ceğiz, .cağız diyen bir hükümetim var!
Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
‘Avrupa Birliği’ denen tekdişi kalmış canavar!

Arkadaş, Meclis’e namusuyla çalışanları uğratma sakın!

İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
Gelecektir, cezanı vereceği günler Hakkın,
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın!

Yaktığın yerleri ‘orman’ diyerek geçme, tanı!
Çalışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
Gözleri açık yatır seni kurtaran atanı,
Satılmadik o kaldı, durma satıver şu vatanı!

Sermaye mutlu olsun, olsa da çevre feda!
Semizlettin Apo’yu, mezarında dönsün Şüheda!
Uydurma kanunlarla Meclis’ten getirin seda!
On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!

Cümlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
Yediginiz herzelere başka ne demeli!
Oyuverin altını iyice sallansın temeli,
Yurdumun ki, sonunda vatandaş kükremeli!

O zaman durur belki gözümden akan yaşım,
O zaman doğrulur belim, yukarı kalkar başım,
O zaman boşa gitmez yıllarsüren uğraşım!
HESABINI VERİP TE GİTTİĞİNİZ GÜN KARDAŞIM,

Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey suçlular!
Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular,
Ebediyen, öyle yok hesapsız bir iktidar!
Hakkıdır ‘garip yaşamış vatandaş’ın da gülmek,
Hakkıdır ezilmiş milletimin, aydınlık bir İstikbal!

Cem YILMAZ

Vahdettin hain değildi!

15 Ağustos 2008 Cuma Etiketler : siyaset toplum haber hukuk internet din islam akp mhp chp düzce tarih atatürk
Vahdettin hain değildi

Osmanlı döneminde Anadolu halkının durumunu araştıran Ecevit, Zaman’a önemli tespitlerde bulundu. Eski Başbakan, uzaktan akrabası olan Padişah Vahdettin’le ilgili tarihî bir yanılgıyı düzeltti: Kurtuluş Savaşı’na açıktan olmasa da belirgin şekilde destek verdi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahı Vahdettin… Kimilerine göre, İngiliz gemisiyle ülkeyi terk eden bir hain, kimilerine göre ise Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışını onaylayan ve vatanın kaderini Atatürk’e teslim eden bir kahraman… Resmî tarih ile muhalif görüşü savununlar arasındaki tartışma 80 yıldır sürüyor. Türk siyasetinin sembol isimlerinden Bülent Ecevit, olaya yeni bir boyut kazandırdı. Osmanlı’nın son sultanı ile uzaktan akraba olan eski Başbakan, Vahdettin’e ‘vatan haini’ denilmesine karşı çıkıyor: “Kurtuluş Savaşı’na açıktan olmasa bile belirgin şekilde destek oldu. İstanbul’dan ayrılacağı zaman devletin elinde külliyetli altın ve para vardı. O, çok az bir miktar aldı. İstese tümünü alabilirdi. Saygıdeğer bir davranışta bulundu.”

3 Kasım seçimlerinin ardından aktif siyasete veda eden DSP’nin eski lideri Ecevit, günlerini Or-An Sitesi’ndeki kütüphane evinde geçiriyor. Oluşturduğu ‘Ulusal Uzmanlar Grubu’ aracılığıyla ağırlıklı olarak dış politikayla ilgili çalışmalar yürüten Ecevit, Osmanlı döneminde Anadolu halkının durumunu ele alan bir kitap yazıyor. Zaman’ın sorularını cevaplayan eski Başbakan, Padişah Vahdettin ile uzaktan akraba olduğunu açıklıyor. Vahdettin’in damadı Sadrazam Tevfik Paşa, Ecevit’in annesinin teyzesinin kayınpederi.

Ecevit’in anlatımına göre, Sultan Vahdettin, Damat Ferit Paşa’dan sonra Tevfik Paşa’yı sadrazamlık makamına getirir. Atatürk’ün öncülüğündeki Milli Mücadele hareketine destek veren Tevfik Paşa’nın iki oğlu vardır; İsmail Hakkı Oktay ve Ali Oktay. İsmail Hakkı, Vahdettin’in kızı Naciye Sultan ile evlenir. Fakat bu evlilik kısa sürer. Anadolu’ya geçerek Kurtuluş Savaşı’na katılan İsmail Hakkı Bey, İstanbul’daki Naciye Hanım’la ayrılır. İsmail Hakkı Bey’in daha sonra hayatını birleştirdiği Ferhande Hanım ise Ecevit’in akrabasıdır. Eski Başbakan bu durumu şöyle anlatıyor: “Ferhande Hanım annemin teyzesidir. Annemle aynı yaşlarda, kardeş gibiydiler. Beni de oğlu gibi severdi. Aynı zamanda Arabistan’da bulunan büyüğümüzün de akrabasıdır.”

Bülent Ecevit, bu sebeple çocukluk döneminde Tevfik Paşa’yı tanıma fırsatı bulur. Tevfik Paşa, Kurtuluş Savaşı’na destek verdiği için saltanatın kaldırılmasından sonra zarar görmez, sürgüne gönderilmez. Erenköy’deki bir konakta hayatını sürdürür. Ecevit, o günleri hâlâ unutmamış: “4-5 yaşlarında idim. Eniştem İsmail Hakkı Bey, babası ile görüşmeye gittiği zaman beni de götürürdü. Tevfik Paşa, benimle ilgilenir, kıvançlandırırdı. Onu ilgi ile izlerdim.”

Bülent Ecevit, Osmanlı padişahları için iyi-kötü ayrımı yapmanın doğru olmadığını, hepsinin farklı yönleri olduğunu vurguluyor. Abdülhamit’in ‘demokratikleşmeyi engelleme ve aydınları yurtdışına gönderme’ gibi tavırlarını eleştiren Ecevit, olumlu bulduğu yanlarını ise şöyle özetliyor: “Hem dinine bağlı birisiydi hem de Batı kültürünü ihmal etmedi. Okullar, köprüler, yollar yaptırdı. Eğitim çalışmaları yaptı.”


Biz Türk’ler kadar geçmişini karalayan, hatta ondan yüz çeviren başka bir millet var mıdır acaba? Orjinalliği şüpheli Nutuk’u kaynak göstererek  Vahdettin’i hain yapmak kime zarar? Tabii ki Türk milletine zarar. 

 

Tarihçilerden Ecevit’e destek: Sultan Vahdettin hain değildi

Eski Başbakan Bülent Ecevit’in “Sultan Vahdettin vatan haini değildi. Kurtuluş Savaşı’na belirgin şekilde destek verdi.” sözleri tarihçilerden destek buldu.

Kuva-yı Milliye hareketinin Vahdettin tarafından başlatıldığını vurgulayan Osmanlı Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Cumhuriyet ve Osmanlı dönemindeki yöneticileri ‘iyi’ ya da ‘kötü’ diye ayırmanın haksızlık olacağını belirtti. Akgündüz, “1922’den sonra Vahdettin hakkında söylenen hiçbir ithamı tarihsel kaynak olarak kabul etmiyorum. Siyasi demeçler belge olmaz. Vahdettin çok iyi yetişmiş bir diplomattır. Vatanı için hayatını, sülalesini feda etmiştir.” şeklinde konuştu. Kuva-yı Milliye başarıya ulaşana kadar Sultan Vahdettin ile Mustafa Kemal’in birbirini desteklediğini anlatan Akgündüz, daha sonra Hakimiyet-i Milliye gazetesinin Vahdettin’e ‘vatan haini’ demeye başladığını kaydetti. Akgündüz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anadolu’da kurtuluş hareketi başlatmak için Osmanlı Genelkurmayı Erenköy’de günler süren toplantı yapıyor. ‘Kimi bu işle görevlendirelim’ tartışması yapılıyor. Burada çıkan isimlerden biri Mustafa Kemal. Neticede karar Mustafa Kemal lehine veriliyor. Bunu 19 Mayıs’tan 3 ay önce söylüyorlar. Heyet Vahdettin’e giderek kararı iletiyor. Mustafa Kemal’in cumhuriyetçi olduğunu, saltanatı yıkıp kendisini devirebileceğini de söylüyorlar. Vahdettin ise ‘Vatan ve millet tehlikede. Vatanım kurtulsun da kim neyi kurarsa kursun. Getirin Mustafa Kemal’i görüşmek istiyorum.’ karşılığını verir.”

Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Belge de fikirleri yüzünden Vahdettin’i vatan haini ilan etmenin yanlış olduğunu belirtti. “Bir padişah kendi devletini, memleketini istemez mi?” sorusunu yönelten Belge, şu görüşleri dile getirdi: “Vahdettin, Damat Ferit ve Ali Kemal’in İttihat Terakki’ye karşı birikmiş nefretleri var. İttihat Terakki, insanları nefret ettirecek çok şey yapmış. Ankara’daki hareketi de İttihat Terakki’nin yeni bir direnişi olarak yorumluyorlar. Bu da çok yanlış. Mustafa Kemal de İttihat Terakki tarafından itilmiştir. Ama çevresindeki adamların yüzde 80’i ittihatçıydı. Bazı tarih kitaplarında Vahdettin ve diğerleri hakkında yanlış bilgiler var. İdeolojimize göre akları karaları tespit ediyoruz. Çocuk o kitabı okuyunca bizim istediğimiz şekilde şunlar iyi şunlar kötü diyecek. II. Abdülhamit de benzer suçlamalara maruz kaldı. Abdülhamit, belki dağılan imparatorluğu kurtarmanın yolunu İslam birliği olarak düşündü. O zamanki düşmanları İngiltere ve Fransa’nın bünyesindeki Müslümanlara ulaşmaya çalıştı. Bunlar gerçek dışı düşünceler değildi. Abdülhamit gerçekçi ve kafası çalışan bir adamdı.”

Ders kitaplarımızda Vahdettin’in vatan haini olarak gösterilmesine tepki gösteren Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Hanefi Bostan ise ‘ciddi bir içerik sorgulaması’ gerektiğini ifade etti. Vahdettin’in, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya gönderilmesinde büyük emeği olduğunu kaydeden Bostan, kitaplardaki hain suçlamasının kaldırılmasını istedi. Bostan, “Ancak Vahdettin’in hatası yoktu demek de yanlış olur. İngilizlerin İstanbul’u işgali sırasında yaptığı yanlışlar vardır. Bunları bilerek yaptığını söylemek de yanlış olur. Olayları zamanın koşullarında değerlendirmek gerekir. Ancak hiçbir şey bir insanı vatan haini ilan etmemize yetmez.” dedi.

Ne Mutlu Türküm Diyene!

M.Kemal ATATÜRK

 

SAYGILARIMLA

M.Kemal ATATÜRK Vahdettin Han’la diz dize!

28 Temmuz 2008 Pazartesi Etiketler : siyaset toplum internet haber hukuk atatürk tarih din islam akp mhp chp düzce

VAHDETTİN HAN HAİN DEĞİLDİR!

15 Mayıs 1919′da Atatürk, Yıldız Sarayı’na gitti. Son Osmanlı Padişahı Vahdettin, onu çok küçük bir odada kabul etti. Hemen hemen diz dize oturdular.
Padişahın sağında mini bir masa üzerinde güzel ciltlenmiş kalınca bir kitap, bir Osmanlı Tarihi vardı. Pencereden Boğaz, Boğaz’ın mavi sularında birbirine paralel dizilmiş ve toplarını saraya çevirmiş olan düşman savaş gemileri görünüyordu.
Padişah, ona dedi ki:
-Paşa, devletimize çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba geçmiştir!
Elini Osmanlı Tarihi’ne koydu, bastı ve ilave etti:
-Tarihe geçti!…
Sonra dedi ki:
-Bunları unutunuz. Asıl bundan sonra yapacağınız hizmet şimdiye kadar yaptıklarınızdan mühim olacaktır. Paşa, isterseniz devleti kurtarabilirsiniz!
Atatürk cevap verdi:
-Bu yolda elimden gelen yapacağıma emin olmanızı rica ederim.
Vahdettin:
- Muvaffak olunuz! diyerek ayağa kalktı.
Ziyaret sona ermişti.

İŞTE KAYNAK:F.Rıfkı ATAY:Atatürk’ün Bana Anlattıkları,İstanbul,1955 s.124-125;Çankaya,İstanbul,1980 s.173-174;Fahri BELEN,Türk Kurtuluş Savaşı,Ankara,1983 s.66;Naşit Hakkı ULUĞ,Siyasi Yönleriyle Kurtuluş Savaşı,İstanbul,1973 s.51-53;Şevket Süreyya AYDEMİR,Tek Adam,İstanbul,1988 s.404;jaeschke,age s.116;Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi s.30

SAYGILARIMLA

Asıl darbeci AKP ve ortağı ABD hatta Ortak Akıl Hareketidir!

28 Temmuz 2008 Pazartesi Etiketler : siyaset toplum internet haber hukuk tarih atatürk din islam akp mhp chp düzce

ERGENEKON VE TERÖR

Malumunuz AKP ve ortağı ABD,kemalist muhalifleri susturmak ve TSK’yı yıpratmak amacıyla ‘Ergenekon’ adlı uydurma ‘darbe’ gerekçesiyle hukuka aykırı bir operasyon düzenlemişti.Oysa ki AKP ve ABD’ye karşı kemalist muhalifler darbe için değil demokrasi,adalet,huzur,barış ve en önemlisi de Türkiye Cumhuriyeti’ni AKP ve ABD kötülüğünden korumak için vardı.Yani AKP ve ABD’ye karşı kemalist muhaliflerin amacı darbe felan yapmak değildi.Asıl darbeci ise AKP ve ortağı ABD hatta Türkiye’nin dört bir yanında mitingler düzenleyen onların yandaşı Ortak Akıl Hareketiydi.Yani ‘Ergenekon’ adlı uydurma gerekçelerle düzenlenen hukuka aykırı operasyon AKP ve ortağı ABD’nin tezgahıdır.Bu tezgaha Ortak Akıl Hareketi de katılmıştır.

On üç ay sonra nihayet ‘Ergenekon’ adlı uydurma operasyonun iddianamesi açıklandı.Ama Kuddusi OKKIR adındaki bir vatandaşımız AKP ve ortağı ABD yüzünden iddianameyi göremeden öldü.Hukuk bunun neresindedir acaba? İddianamede ise Ergenekon ‘Terör Örgütü’ olarak adlandırılıyordu.Oysa ki Ergenekon bir Türk destanıydı.Şöyle ki Ergenekon destanı, Göktürkler’in türeyişini anlatan bir Türk destanıdır. Genel olarak, düşman tarafından hile ile yenilgiye uğratılan Türklerin, Ergenekon Ovası’nda yeniden türeyip tekrar eski yurtlarına dönerek düşmanlarıyla çarpışmalarını anlatır.İşte Ergenekon’un gerçek anlamı.Bu nedenle Ergenekon’u terörle suçlamak Türk tarihine bir ihanettir.

İddianame açıklanmadan önce ‘Ergenekon’ adlı uydurma operasyonun olması gerektiğini savunan bir kısım AKP yandaşı medyalar ve haham T.GÜNEY gibi sahtekarlar hukuka aykırı olarak demeçler veriyordu.Şimdi ‘Ergenekon’ adlı uydurma operasyonun olması gerektiğini savunan AKP yandaşı medyalara ve haham T.GÜNEY adındaki sahtekara diyorum ki ‘Medyalara çıkarak şov yapar gibi demeç vererek vatandaşlarımızın kafasını bulandırmasınlar.Cesaretleri varsa 20 Ekim 2008 tarihi mahkeme gününde tanık olarak demeç versinler.Önemli bir davayı medyaya teşhir etmekten vazgeçsinler.’ Umarım beni buradan duymuşlardır.

BOP eş başkanı ve AKP genel başkanı imam-hatipli müslüman Recep Tayyip ERDOĞAN ‘Çetelerden arınacağız! ‘ diyor.Ama 57.hükümet dönemindeki IMF dış borçları 220 milyar dolardan 3 Kasım 2002 sonrası AKP iktidarı döneminde 500 milyar dolara çıktı.Ayrıca AKP döneminde zam ve vergilerin oranı 57.hükümeti geçti.Yani AKP,3 Kasım 2002 sonrası Türkiye Cumhuriyeti’ni daha borçlu ve zamlı hale getirerek 2001 krizinden daha kötü hale getirdi.AKP,bu da yetmezmiş gibi İstiklal harbinde şehit kanıyla geri aldığımız misak-ı milli topraklarımızı yabancıya toprak satışı ve özelleştirme bahanesiyle yabancıya bedavaya sattı.Ama AKP yandaşı medyalar bu gerçeği saklamaya çalışıyorlar.Fakat saklayamayacaklar. 

Şimdi de Recep Tayyip ERDOĞAN ‘Çetelerden arınacağız! ‘ diyerek yandaş medyalarında şov yaparak vatandaşlarımızı kandırmaya ve oylarını çalmaya çalışıyor.Ben,Recep Tayyip ERDOĞAN’a ‘Kendi partini ve Türkiye’yi ihristiyan ABD merkezli IMF çetesinden arındır.Türk milletini IMF borçlarından kurtar.Bak,hristiyan Avrupa Birliği utanmadan Türkiye’nin içişlerine karışıyor.Gücün yetiyorsa Türkiye’yi hristiyan Avrupa Birliği çetesinden kurtar.BOP kapsamında senin ortağın hristiyan ABD çetesi yahudi İsrail çetesini ve Avrupa Birliği üyesi İngiltere çetesini de yanına alarak Irak ve Filistin gibi müslüman Arap ülkelerinde hatta Tel-Afer şehrinde müslüman Türkmen kanı döküyor.Müslümansan BOP eş başkanlığından istifa et ve hristiyan ve yahudi kaynaklı tüm devlet ve örgütlerle bağlantını kes.Türk ve İslam devletleri hatta örgütleriyle ortaklık kur.Hristiyan ve yahudiden ortak olmaz.Bunu unutma.Eğer bu dediklerimi yapamıyorsan Türkiye’yi senin genel başkanı olduğun AKP çetesinden kurtarmak için iktidar koltuğundan in ve başbakanlıktan istifa et.Kardeşim dediğin 1995′te ‘Cumhuriyetin sonu gelmiştir! ‘ diyen Cumhuriyet düşmanı Abdullah GÜL cumhurbaşkanlık makamına hiç yakışmıyor.Abdullah GÜL’de istifa etmelidir.’ diyorum.

SAYGILARIMLA

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ,EHL-İ KİTAP VE AKP İLİŞKİSİ!

21 Temmuz 2008 Pazartesi Etiketler : siyaset toplum internet hukuk haber din islam tarih atatürk ekonomi mizah aşk sinema tv akp mhp chp düzce

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ,EHL-İ KİTAP VE AKP İLİŞKİSİ

Şimdilerde gerçek terörün adresi ve Siyonist Yahudi devleti tarafında yönetilen A.B.D ve onun müttefikleri İsrail,Avrupa Birliği üyesi olan İngiltere,terörle hiçbir şekilde alakası olamayan hatta Türkiye’nin kardeşi ve komşusu olan müslüman ülkeler İran ve Suriye’yi tehdit eder oldu.

Maalessef üzülerek söylüyorum ki A.B.D,İsrail ve İngiltere menfaati üzerine kurulan AKP hükümeti,Lozan’ı tanımamış ve Armagedon safsatalı düşüncesine sahip olan A.B.D,Arz-ı Mev’ud emeli olan İsrail ve ‘Arlparslan’ın Malazgirt zaferi sonucu Türkler Anadolu’da işgalcidir.’ diyen Avrupa Birliği tarafından satın alınan Türk basını,müslümanların yanında olması gerekirken tam tersine Hristiyan-Yahudilerin yanında yer aldılar.Ve Hristiyan-Yahudilerin, ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ne destek verdiler.Türk milleti sanmasın ki Büyük Ortadoğu Projesi’nin başarısızlığa uğraması sonucu Hristiyan-Yahudi ittifakı’nin Ortadoğu,Arz-ı Mev’ud ve Anadolu üzerindeki hesabı bitmiştir.Tam tersine başarısızlıga uğrayan Büyük Ortadoğu Projesi bu hesapların bir provasıdır ve test mahiyeti taşımaktadır.Hristiyan-Yahudi ittifakı’nın asıl oyun ve tiyatrosu bundan sonra başlamaktadır.

Şimdi soruyorum: Peki İran nükleer silah konusunda suçluysa,ellerinde nükleer silah bulunan Amerika,Yunanistan,İsrail,Kuzey Kore ve diger Avrupalı ülkeler bir o kadar suçlu değil midir? Amerika neden kendi’nin ve müttefikleri’nin nükleer tesislerini görmezden gelip İran’ı suçlamaktadır.Yoksa Amerika’nın Ortadoğu bölgesinde derin hesapları mı var? Bu yüzden Amerika,kendini haklı göstermek için türlü türlü bahaneler mi üretiyor?

Şimdi sorularım Türkiye’nin iktidarı olan AKP’ye:
AKP hükümeti,İran’da yaşayan Türk hüviyeti taşıyan vatandaşlarını görmezden gelerek neden Amerika,İsrail ve Avrupa Birliği üyesi olan İngiltere’ye destek vermektedir? Yoksa adına AKP dediğimiz iktidar partisi Amerika,İsrail ve Avrupa Birliği’ni savunması sonucu Avrupa’ya mı hizmet etmektedir? AKP,Avrupa Birliği’ne girme bahanesiyle Türkiye’yi yıkmak mı istiyor? AKP, yoksa talimatlarını Washington,Brüksel ve İsrail’den mi alıyor? AKP, kime hizmet ediyor? Bilmiyorsanız cevaplayayım: Bu soruların tümü’nün cevapları Amerika,İsrail ve Avrupa Birliği kapısına çıkıyor.

Suriye meselesine gelince:
Suriye’ye de,Hristiyan-Yahudi ittifaki tarafından, İran bahaneleri gibi aynı tiyatrolar ve oyunlar planlanıyor.Amerika’ya ne Hariri suikatinden,PKK’ya destek verdiği safsatasında.Suriye yada İran’ın iç ve dış meseleleri Amerika ve müttefiklerini ilgilendirmez ki! İran yada Suriye’deki PKK safsatası’nın muhatabı Amerika ve müttefikleri değildir.Şayet İran ve Suriye’de böyle bir PKK gerçeği varsa -Bunun sorumlusu PKK’yı besleyen Amerika,İsrail ve Avrupa Birliğidir.- Türkiye,İran ve Suriye’yle işbirliği yapıp,İran ve Suriye’nin PKK hakkındaki onayını alarak bu PKK gerçeğini ortadan kaldırır.Haaaa! Bu dediklerim gerçekleşemiyorsa demek ki Amerika ve müttefikleri’nin İran ve Suriye üzerinde bahane ve derin hesapları mevcuttur diyebiliriz.

Biliyor sunuz Amerika ve müttefikleri kardeş,komşu ve müslüman Iraklıların vatanını istila ve işgal etti.İşte Iraklı direnişçilerin,direnmesini’nin tek sebebi İşgalci ve istilacı Amerika ve müttefiklerini kovmak istemelerinden gelmektedir.Bliniz ki Amerika ve müttefikleri Irak’tan çekilmedikçe ve Türk askerleri asayiş ve güvenliği sağlamak için Irak’a girmedikçe Irak’taki ve Ortadoğu’daki görünen kan,gözyaşı,katliam,savaş,soykırım ve terör sona ermez.Çünki müslüman,müslümanın dilinden anlar.Çünki müslümanın dilinden ancak müslüman anlayabilir.Amerika ve müttefikleri’nin Iraklılara yaptığı muamele bir terör;bir katliam ve bir İnsan Hakları ihlalidir.

SAYGILARIMLA.

Müslümanlar,ehl-i kitap mensuplarını dost edinmesinler!

21 Temmuz 2008 Pazartesi Etiketler : siyaset toplum internet haber hukuk din islam atatürk tarih akp mhp chp düzce

EHL-İ KİTAP MENSUPLARINI DOST EDİNMEK!

 

İslam’da ehl-i kitap hristiyan ve yahudiler olarak anılır.Yüce Allah,Kur-an-ı Kerim’in Maide suresi 51.ayette ‘Ehl-i kitap mensuplarını yani hristiyan ve yahudileri dost edinmeyiniz!’ demiştir.Bu nedenle İslam,hakiki ve gerçek bir müslümanın ehl-i kitap mensuplarıyla dostluk,ortaklık,işbirliği,alışveriş,ticaret gibi ilişkilerini yasaklamıştır.Hatta İslam,bir müslümanın,İslam’ı kabul etmeyen hristiyan veya yahudiyle evlenmesini bile yasaklamıştır.Çünki ehl-i kitap mensupları ortalığı kana bulayan,Dünya barışı’nın gerçekleşmesini engelleyen,kendileri dışındaki toplulukları sömüren ve kadın-çocuk demeden acımasızca zulüm,işgence ile katleden fitneci,fesatçı,hilekar,sahtekar,kafir ve kötü topluluklardır.Ehl-i kitap mensupları toplulukların en kötüsü ve zararlısıdır.Ayrıca ehl-i kitap mensupları müslümanlara kin ve düşmanlıkta en önde gidenidir.Bu nedenle biz müslüman Türk milleti dahil müslüman Acem ve Arap kardeşlerim ehl-i kitap mensuplarını dost edinmesinler hatta uzak dursunlar.

 

Ehl-i kitap mensupları hristiyan Avrupalılar,müslüman Arap kerdeşlerime ‘pis’ diyor.Oysaki müslüman Arap kardeşlerim,hristiyan Avrupalıların dediği gibi ‘pis’ değil saf topluluklardır.Asıl  pis müslüman Acem ve Arap kardeşlerime düşman olan o ehl-i kitap mensuplarıdır.Bu nedenle İran başta olmak üzere,Suriye,Fas,Cezayir,Tunus,Suudi Arabistan,Bayreyn,Ürdün ve Filistin vb gibi müslüman Acem ve Arap kardeşlerimiz kendilerine düşman ehl-i kitap mensupları’nın dostu değil müslüman devlet Türkiye Cumhuriyeti’nin dostu olmalıdır.Bu saydığım müslüman Acem ve Arap kardeşlerim hatta müslüman devlet Türkiye Cumhuriyeti dışındaki Kazakistan,Özbekistan,Türkmenistan,Azerbaycan vb gibi diğer Türk devletleri,müslüman devlet Türkiye Cumhuriyeti’yle dost olmalı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önderliğinde Türk-İslam Birliği’ne katılmalıdır.Bu sayede özlenen eski Osmanlı coğrafyası hedefine ulaşılmalıdır.

 

SAYGILARIMLA    

Bütün müslümanlar dost ve kardeştir!

17 Temmuz 2008 Perşembe Etiketler : siyaset toplum internet hukuk haber din islam tarih atatürk ekonomi mizah aşk sinema tv akp mhp chp düzce

HRİSTİYAN İNGİLİZ KALLEŞLİĞİ VE MÜSLÜMAN ARAP SAFLIĞI!

Yedinci asırda çöl insanı’nın(Arapların) yurdu olan Mekke,İslam’a en uygun yer olarak şeçilmiştir.
İslam’a öncülük eden ve İslam Dünyası’nın merkezi olan Mekke şehri’nin seçilmesindeki nedeni H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V)’nin karakterinde bulmak gerekir.Çünki ‘Alemlere rahmet’ olarak gönderilen H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V)’nin karakteriyle çöl insanı olan Arap milleti’nin karakteri aynıdır.Şöyle ki çöl insanı fıtrat itibariyle saf,bakir,fitne ve fesat bilmeyen,kolayca kandırılabilen insanlardır.Çöl insanında işlenmemiş bir karakter mevcuttur.Bu yüzden çöl insanı H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V)’nin İslam davasını kabullenmeye ve yaymaya daha elverişlidir.İngilizler’de çöl insanı’nın bu zaafını bildiği için,Thomas Edward LAWRENCE aracılığıyla,Osmanlı’nın buradaki hakimiyetini yok etmek için,çöl insanını yani Arapları Osmanlı’ya karşı kışkırtmıştır.

Ayrıca çöl insanı gelenek ve göreneklerine bağlılık ve saygı duyan bir millettir.Bu yüzdendir ki,çöl insanı’nın İslam’ı kabullenmeyip,işgence edişleri’nin asıl sebebi,kendi gelenek ve görenek kültürüne ters düştüğü içindir.Fakat H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V) ve İslam’ı anlayan çöl insanı bu gelenek ve görenek kültürü’nün anlamsız olduğu düşüncesine varmış ve İslam’la şereflenmişlerdir.

Arap yarımadasında yaşayan ve İslam’a öncülük etmiş olan çöl insanı dış etkilerden uzak yanlız bir millettir.Çöl insanı,İslam öncesi  Bzans medeniyeti’nin entrika,hile,desise,aldatmaca,bütün çirkinliklerinden uzak bir millettir.Çünki çöl insanı tabiat şartları ve sadeliği nedeniyle iç alemlerin insanıdır.Bu yüzden çöl insanında işlenmemiş bir potansiyel kabiliyet hakimdir.

Çöl insanı,cesur,cengaver,saygı,itaat,bağlılık ve gelenek ve göreneklerine bağlı bir millettir.Cesaret ehli olan H.Z.Hamza’nın tek başına arslan avına gitmesi çöl insanı’nın cesareti’nin mükemmel bir göstergesi;H.Z.Ömer’in diri diri kız çocuğunu gömmesi çöl insanı’nın gelenek ve göreneklerine itaat,saygı ve bağlılığı’nın göstergesi;kabileler arasında çıkan savaşlar ve İslam’ı kabul etmeyen Haşimoğulları’nın,H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V)’yi korumaları yine çöl insanı’nın itaat ve saygısı’nın bir göstergesidir.Çünki çöl insanları,İslam’la şereflendiğinde,İslam’a ve H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V)’nin davasına dört elle,tam bir bağlılıkla sarılacaklardır.İşte cenab-ı Allah,İslam’ı ve H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V)’yi çöl insanına nasip etmiştir.Ehl-i kitap sahipleri’nin bu yorumlarımı dikkate almasını canab-ı Allah’tan dilerim.

Tarihe bir bakarsanız Osmanlı topraklarında hesabı olan İngilizler,bir yandan Türkleri Araplara;Arapları da Türklere kötüleyip,Türk-Arap düşmanlığı oluşturmaya çalışmışlar bir yandan da Arap milletini yüceltip,kandırıp överek Arap milleti’nin Türklere karşı isyan etmesini sağlamışlardır.Çünki İngilizlerin amacı,cihan imparatorluğu olan Osmanlı’yı Arap etnik milletiyle yıkıp,Osmanlı’nın cihan imparatorluğuna son vermektir.Çünki İngilizler çok iyi biliyor ki Osmanlı var olduğu sürece rahat edemeyeceklerdir.Bu yüzden Osmanlı’yı ayakta tutan H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V) sünneti ve İslam dinini misyoner-ajanları aracılığıyla tahrif etmeyi planlamışlardır.Yani aslına bakarsanız Araplarla Türklerin karakteri aynıdır.Çünki Türkler’de Araplar kadar saftır.

SAYGILARIMLA.

LAWRENCE,ARAPLAR VE OSMANLI!

17 Temmuz 2008 Perşembe Etiketler : siyaset toplum internet hukuk haber din islam tarih atatürk ekonomi mizah aşk sinema tv akp mhp chp düzce

 İŞTE HRİSTİYAN AVRUPA’NIN GERÇEK YÜZÜ!

 Kardeşlerim.Şimdi sizlere Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklediği İngiltere(Britanya)’nın,İngiltere(Britanya) Sömürgeler Bakanlığı görevlisi olan Thomas Edward LAWRENCE’nin Osmanlı’ya karşı Arap kardeşlerimizi ve dostlarımızı kışkırttığı fitnelik,fesatlık ve hainlik dolu icraatlarından ve Türk-Arap düşmanlığını oluştuduğundan ve başlattığından bahsedeceğim.Türkiye’nin,Avrupa Birliği’ne üye olma konusunda destekçisi olan İngiltere(Britanya)’nın Türk-İslam düşmanlığı’nın gerçekleri bu.Bu gerçekler Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini destekleyen çıkarcı-menfaatçı İngiltere(Britanya) için bir utanç vesikası ve biz bağımsızlık sevdalısı Türk milleti için ibret vesikasıdır.Umarım ‘Ne olur Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne al!’ diye yalvaran bir kısım bazı Türk aydınlarımız ve medya kuruluşlarımız için bu gerçekler bir ibret vesikası olur.Evet şimdi başlıyorum: Avrupalılar İslam beldelerindeki yıkım planlarını milliyetçilik üzerine dayandırmışlardı.Bu yıkımda İngilizler büyük bir rol üstlendiler.Avrupalılar’ın silah gücüyle yıkamadığı Osmanlı İmparatorluğu, milliyetçilik fikri fesatçıları,fitnecileri ve hainleri’nin yaptığı çalışmalar sonucu yeterli gücü ve direnci gösteremedi,Avrupalı devletlere haince tuzak sonucu yenik düştü.Avrupalılar’ın bu fikri olarak milliyetçilik tuzağı Araplar arasında meşhur İngiliz casusu Thomas Edward LAWRENCE yandaşları ve destekçileri tarafından gerçekleştirildi.Lawrence’nin yaptığı çalışmalar sonucu tarih sahnesinde İngilizler kalleş ve hain olarak anılmaya devam edecektir.Bu tuzağa düşen Osmanlı’nın(Türkler’in) kardeşleri ve dostları olan düşüncesiz bir kuklalar haline getirilen Araplar,İngiltere(Britanya) tarafından kullanılmış ve Osmanlı’ya karşı kışkırtılmıştır.Avrupa ve İngiltere(Britanya)’nın amacı Arapları kullanıp,Osmanlı eyaletlerinde Arap milliyetçiliğini uyandırarak,Osmanlı’nın gücünü ve hakimiyetini zayıflatmaktı.Tam dörtyüz sene boyunca Cezayir’den İran’a körfezine,Halep’ten Hint Okyanusuna kadar uzanan bölgede Osmanlı İmparatorluğu,tam bir dominyon sistemi takip etti.1876′da Sultan Abdülhamit han tahta çıktığında karşısında Büyük Britanya İmparatorluğunu buldu.Sultan Abdülhamit han’ın şahsi kabiliyet ve diplomatik dehası bile bu casusluk vaziyetine engel olmak için yeterli değildi.Çünki her yer İngiliz casuslarla ve haber uçurucularla doluydu.Vahdettin’in hain olduğu söylenir.Fakat Sultan Abdülhamit han’la birlikte tahta çıktığında aynı kaderi ve talihsizliği Vahdettin’de paylaştı.’Vahdettin haindir’ diyenler Osmanlı düşmanlarıdır.Neyse.Devam edeyim.Bu sebeple Osmanlı aleyhine bazı çalışanlar tesbit edilerek,Osmanlı mahkemelerinde yargılanıp,idam cezasına çarptırılıyordu.(Bunların arasında hafif cezalarla kurtulan Thomas Edward LAWRENCE’de vardı.)O hain ve kalleş Lawrence ceziretül arabı biz Osmanlı’nın torunları olan Türkler’den koparmak ve Türk-Arap düşmanlığını başlatmak hatta bu ülkenin petrolünü istismar etmek isteyen Avrupa Birliği üyesi olan İngiltere(Britanya)’nın yetiştirip bu maksatla kullandığı şeytani bir zekaya malik müthiş ve mükemmel bir casusdur.1935 yılında ölen,Arabistan’da şöhret yapmış olan hain ve kalleş Lawrence iki nesil boyunca İngiltere(Britanya)’nın kahramanı olarak görüldü.Hogarth,Lawrence esasları,Round Table denilen bir teşkilatta hazırlanan emperyalizm ideallerini aşılıyordu.Lawrence,Hogarth’ın ince eleyip sık dokuyan dikkatiyle yetiştirildi.Hiç kimse Arap eyaletleri hakkında Hogarth’ın sahip olduğu bilgi ölçüsünde bir bilgiye sahip değildi.Aslında arkeolog olmasına rağmen,bilhassa bölgedeki siyasi olaylar üzerine dikkate alınacak bilgisi vardı.Hogarth,1909′da onu korumak için bütün imkanlarını seferber ederek Lawrence’yi Ortadoğu’ya gönderme kararı vermişti.Lawrence elindeki bir deste talimat ile kendisini hedefe götürecek gemiyle denize açıldı.Lawrence,6 Temmuz 1909′da Beyrut’a ulaşmıştı.Vazifelendirildiği plana göre Suriye toprakları üzerinden geçere(bu yerler,İsrail,Ürdün ve Lübnan toprakları olarak biliniyor.)Suriye toprakları içinden geçerek bin mil yol aldı.İngiliz ajanı Lawrence,kendisine bağlı Arapların,Türkler’e ihanet etmelerine yol gösterdi.Lawrence artık Mekke prensi ve Şam’ın taçsız kralı olmuş bir beyaz İngiliz Araptı.Oxfordlu Lawrence,sahte Arap bağlılığı ile baskıncıları bozguna uğratmayı başardı ve onları Şam’ı almağa kışkırttı.Artık ortak kültür ve tarihi geçmişi olan hatta İslam’a birlikte hizmet etmiş ve 751 yılı Temmuz’unda Çinliler’e karşı yapılan Talas Savaşı’nda birlik olan Araplar ve Türkler Lawrence’nin bu hain ve kalleş oyunu sonucu birbirlerine düşman olmuşlardı.Lawrence’nin Filistin toprakları için tavsiye ettiği,bu topraklar üzerinde bir takım Yahudi çiftlikleri kurulması idi.Yani sonuç olarak İngilizler,Osmanlı’nın torunları olan Türk milleti’nin içinde ve beyninde Lawrence vasıtasıyla bir Arap düşmanlığı oluşturdu.İngilizler ve Lawrence gibileri vasıtasıyla şimdilerde dostumuz olan Araplar biz Türk milletine düşman olarak gösterildiler.Ve onların vasıtasıyla Dünya’nın en medeni ve çağdaş toplumu olan müslüman Arap ve İslam  Dünyası,Türk milletine gerici,kro,hain,yobaz olarak gösterildi.Bu sayede kardeşi kardeşe yani Arapları Türklere ve Türkleri Araplara savaştırıp ve kırdırıp  düşman ettiler.İşte size Türk-Arap gerçeği.İşte bu anlattıklarım Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini destekleyen İngiltere’nin Osmanlı eyaletlerinde yapmış olduğu haince ve kalleşçe icraatları ve Türk-Arap düşmanlığı zihniyeti.Türk aydınları ve bir kısım bazı medya kuruluşları.Şimdi soruyorum sizlere.Osmanlı’da ve İspanya’da Endülüs İslam İmparatorluğu’nda Avrupa’nın bu haince ve kalleşçe yıkım hatta yok etme planları yaşanmışken siz Avrupa Birliği’ni hala nasıl savunuyor ve istiyorsunuz? Yoksa Türk aydınları ve bir kısım bazı medya kuruluşları,siz Osmanlı’nın torunları ve Endülüs’ün yani Araplar’ın dostları değil misiniz? Avrupa Birliği’ni istediğinize ve savunduğunuza göre tabii ki değilsiniz.Yoksa siz bir kısım bazı Türk aydınları ve medya kuruluşları Batı’nın ve Bzans’ın torunları mısınız? Olabilir.Neden olmasın.

SAYGILARIMLA

İşte müslüman Acem,Arap ve Türk dostluğu!

17 Temmuz 2008 Perşembe Etiketler : siyaset toplum internet hukuk haber din islam tarih atatürk ekonomi mizah aşk sinema tv akp mhp chp düzce

MÜSLÜMANIN DOSTU MÜSLÜMANDIR!

Talas Savaşı,751 yılında bugünkü Kırgızistan sınırları civarında Araplarla Çinliler arasında yapılan savaş. II. Göktürk Devletinin yıkılmasının ardından doğuya ilerleyen Çin ordusu ile, Ebu Müslimin gönderdiği Arap orduları arasındaki savaşı, Karluk Türklerinin yardımı ile Araplar kazandı. Bu yenilgi ile Çin ordusu geri çekilirken bölgenin hakimiyeti Araplara geçti. Bu savaş sonrasında bölgenin. Arap Abbasi Devletine geçmesi ile Türklerin müslümanlaşma süreci hızlandı.

Karluk, Yağma ve Çiğil boyları İslamiyeti kabul etti. Bu savaşta Çin ordusunun komutanı An Lushan isimli bir Koreli idi.

Bu savaşla birlikte matbaa ilk defa Çin dışına çıkmıştır.Bunun yanı sıra barut,kağıt ve pusulayıda Araplar ve Türkler öğrenmişlerdir.Bu önemli buluşlar Avrupa’ya ise Avrupa ülkelerinin Türklere karşı düzenlediği Haçlı Seferleri ile geçmiştir.Bu bakımdan da Talas Savaşı’nın Dünya Tarihi için çok önemli bir yeri vardır.Ayrıca Çin, bu yenilgiden sonra kabuğuna çekilmiştir.Ve bu kabuğunu 2005′te ancak kırarak küresel pazarda büyük bir pay elde etmiş birçok devletin ekonomisini alt üst etmiştir. Bu savaşın diğer bi önemli sonucu da Türkler İslamiyet’le tanışmış ve gruplar halinde islamiyete girmeye başlamışlardır.Müslüman Arap kardeşlerimiz Osmanlı’ya İngiliz ajanı Lawrence haini’nin kandırmacası sonucu ayaklandı.Sadece Arap ayaklanması değil Osmanlı içindeki tüm etnik ayaklanmalarını organize ve koordine eden hristiyanlar ve hristiyanların destekçileri yahudilerdi.Ayrıca İstiklal harbinde M.Kemal ordularına karşı savaşmayan ve işgalcilere destek vermeyen tek dost millet müslüman Arap kardeşlerimizdi.İnanmıyorsanız ‘Lawrence,Araplar ve Osmanlı’ yazıma bakınız.Acem soyundan gelen müslüman ülke İran’da biz müslüman Türk milleti’nin dostudur.

SAYGILARIMLA

 

Sayfalar : [1] 2 3 4 5 6 ...

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.