Mynet | Blog Anasayfa | Email
Favorilerime Ekle | Giriş

Haziran, 2008 Arşivi

Tuncay KANGAL diyor ki!

30 Haziran 2008 , Pazartesi | Etiketler : siyaset toplum hukuk haber din islam akp mhp chp

Bloğumu takip eden sevgili ve saygıdeğer okurlarım.Bloğumda düşüncelerime yönelik muhalif görüşlere sonuna kadar saygı duyuyorum.Ama beni gözden düşürmeyi amaçlayan bu muhalif görüşlere en sert şekilde cevap vermektende geri kalmıyorum.Çünki ben her görüşe açık olduğum kadar hak edene hak ettiği gibi davranılmasından yanayım.

 

Ben müslümanlığın gereği eşitlikten yanayım.Nitekim son peygamber efendimiz H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V)’nin ‘Veda Hutbesi’nde ‘Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem’in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahın da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O’ndan en cok korkaninizdir.Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’in kitabi ile idare ederse, onudinleyiniz ve itaat ediniz.’  sözü bu İslam eşitliğini kanıtlıyor.Ayrıca İslam,Veda Hutbesi’nde kadınlarımızın haklarını bile koruyor.

 

İşte ben islam’ın ürünü olan Veda Hutbesine göre hareket ediyorum. Tüm müslüman kardeşlerimi sonuna kadar yüreğimle destekliyorum.Ayrıca Cumhuriyetimizin kurucusu Osmanlı subayı M.Kemal ATATÜRK’ü ve Türkiye Cumhuriyetini çok seviyorum.Ben Türk milleti’nin,Türkiye Cumhuriyeti’nin ve İslam’ın muhafaza edilmesi için yazıyorum.Ben müslüman kardeşlerime zulüm ve işgence uygulayan  yıkıcı ve bölücü Hristiyan veya Yahudi şeriatını değil tüm insanlara ve cinlere iyiliği,doğruluğu hatta güzel olan işleri öğütleyen İslam şeriatını savunuyorum.Buradan Hristiyan ve Yahudi şeriatı’nın müslüman kardeşlerime uyguladığı tüm haksızlıklarına,işgencelerine,zulümlerine,misyonerlik ve terör faaliyetlerine karşı çıktığımı duyuruyorum.Çünki elhamdüllillah bende müslümanım.

tuncaykangal

Ne Mutlu Türküm Diyene!

SAYGILARIMLA

ATATÜRK,BOLŞEVİK VE KOMÜNİST RUSYA’YI REDDEDİYOR! İŞTE BELGESİ:

30 Haziran 2008 , Pazartesi | Etiketler : siyaset toplum internet haber hukuk din islam akp mhp chp

ATATÜRK,BOLŞEVİK VE KOMÜNİST RUSYA’YI REDDEDİYOR! İŞTE BELGESİ:

Ne Bolşevik ne de Komünist olmayız.Çünki biz milliyetçiyiz.Ve dinimize hürmetkarız.Hülasa bizim hükümet şeklimiz tam bir demokratik hükümettir.(3 Kasım 1922)

Türkiye’de Bolşeviklik olmayacaktır.(1935)

Kayıtsız,şartsız Rus tabiyeti demek olan Komünizm,gaye itibarıyla tamamen bizim aleyhimizedir.Gizli Komünist teşkilatını her suretle tevkif ve tedip etmek mecburiyetindeyiz.(1920)

KAYNAK:Atatürk Diyor ki-Milli Eğitim Basımevi-İSTANBUL 1981

Ruslar’da biz müslüman Türklerin düşmanıdır!

30 Haziran 2008 , Pazartesi | Etiketler : siyaset toplum internet haber hukuk din islam akp mhp chp

Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler

Devrin Fener Patriği Grigoryos’un Rus Çarı I.Aleksandr’a yazdığı ve Türklerin nasıl mahvedileceğine dair tavsiyeleri şunlardır:

“Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak gayri mümkündür. Çünkü Türkler başka milletleri gurur ve ifrada sevkedecek zaferler önünde olduğu kadar her türlü ümitleri kaybedecekleri mağlubiyetlere ve felaketlere karşı sakin, sabırlı ve mukavemetli insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefislerine fevkalade düşkündürler. Ferdi iradelerin üstündeki hadisatı değişmez mukadderat sayma inancına sahiptirler. Bu inanışları dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, ananelerinin kuvvetinden, padişahlarına, kumandanlarına, büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir. Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevkü idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkârdırlar. Onların bütün meziyetleri hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da ananelerine olan bağlılıklarından ahlaklarının selabet ve safiyetinden bilhassa dinî ve manevî hayatlarını tanzim ve tedvin eden şahsiyetlere olan bağlılık ve hürmetlerinden gelmektedir. Türkleri evvela bu din ve maneviyat şahsiyetlerinden mahrum bırakmak, buhran anlarında irşad vazifesini îfâ edecek şahsiyet ve mihraklardan nasipsiz kılmak icap eder. Bunun da kestirme yolu dinî ve manevî hayatı temsil eden teşkilat ve şahsiyetleri milletleri üzerinde müessir kudret halinden çıkarmak. Halkı da ananat-ı diniyye ve milliyetlerine intibak etmeyen haricî telkin ve fikirlerle tahrip etmektir. Manevî mihraklardan mahrum oldukları gün Türkleri kendilerinden şeklen çok kudretli, kalabalık ve zahiren hâkim kuvvetler önünde zafere götüren asıl kuvvetleri sarsılacak ve ancak o zaman maddî vesaitin faikiyetine istinat edilerek Türkleri yıkmak mümkün olacaktır”.

Günümüzdeki durum

Peki dün durum böyleyken acaba bugün nasıldır? Başbakanlık Basın ve Yayın Enformasyon Trabzon İl Müdürlüğü’nün 7. 10. 1997 tarihli bir yayınında şu ifadeler yer alıyor: “Trabzon’da 20-28 Eylül tarihleri arasında Fener Rum Patrikhanesi tarafından düzenlenen “Din, Bilim ve Çevre” konulu sempozyumun Türkiye’nin tanıtımındaki olumsuz etkileri tartışılırken, komitenin dağıttığı haritalardaki Rum izlerinin, sempozyumun amacının dışına taştığına ilişkin görüşleri doğrular nitelikte olduğu belirtiliyor. Sempozyumun yapılacağı Karadeniz çevresindeki illerin yetkilileri ile katılımcılara dağıtılan haritada Karadeniz “Pontus Gölü” olarak gösterilirken, başta Doğu Karadeniz olmak üzere Karadeniz kıyısındaki yerleşim yerlerinin isimleri Rumca olarak yazılmış, Trabzon ise Trapezus olarak adlandırılmıştır”.

Aynı hadise Milli Gazete’nin 7 Ekim 1997 tarihli sayısında da yer almaktadır. Bahsi geçen geminin adı Venizelos’tur. Ve içinde yüzlerce papaz ve yerli işadamımızla birlikte Fener Rum Patriği Bartholomeos da bulunmaktadır. Karadeniz sahilini tamamen Yunanistan’ın toprak parçası olarak gösteren haritayı bizzat patriğin kendisi dağıtmıştır.

Patrik ne yapmak istiyor?

Patrik, son zamanlarda yabancı devlet başkanlarına dinî nişanlar da vermeye başlamıştır. Yeni Mesaj Gazetesi’nde yer alan bir habere göre, “Gazeteci yazar Aytunç Altındal, son olarak geçen hafta Almanya Cumhurbaşkanı Johannes Rau’nun Türkiye’ye gelişinde Fener Patrikhanesi’ni ziyaret etmesine dikkat çekerek, son iki yıldır Türkiye’ye gelen tüm devlet başkanlarının Patrikhaneyi ziyaret edip kutsanmalarının anlamlı olduğunu vurguladı. Altındal, gelen devlet başkanlarından hiçbirinin Diyanet İşleri Başkanı’yla görüşmeye tenezzül etmemesinin de dikkat çekici olduğunu ifade etti. Altındal şunları dile getirdi: ‘Patrik sanki Türkiye’de iki devlet başkanı varmış gibi bir tutum içindedir. Başta Clinton olmak üzere kendisi de devlet başkanı sıfatıyla gelenleri kendi sarayında ve tahtında karşılıyor. Bu taht kavramını ben uydurmadım. Patrik, resmî belgelere Konstantinopol’daki tahtın temsilcisi olduğunu belirterek imza atıyor. Patrik, Alman Devlet Başkanı’na bir nişan verdi. Laik Türkiye Cumhuriyeti’nde bir Türk vatandaşının başka bir devletin temsilcisine dini nişan vermesi yasaktır. Patriğin verdiği nişan Aziz Andreas Haçı’dır. Çok anlamlı bir haçtır. Hıristiyan aleminde çok kutsal bir değeri vardır. Hıristiyanlık inanışına göre; Aziz Andreas, İsa’nın ilk havarisidir. Ve bizzat İsa tarafından Anadolu’yu Hıristiyanlaştırmakla görevlendirilmiştir. Şu yaşananlara bakıp Patrikhane’nin Türkiye’de ‘devlet içinde devlet’ olduğunu söylemeden geçemeyeceğim”.

KAYNAK:www.yenimesaj.com.tr

İsrail, Ortadoğu’nun çıban başıdır!

30 Haziran 2008 , Pazartesi | Etiketler : siyeset toplum internet haber hukuk din islam akp mhp chp

İsrail, Ortadoğu’nun çıban başıdır. Eğer Ortadoğu’da ve hatta bütün dünyada, gerçekten bir barış isteniyorsa, en başta İsrail’in hizaya getirilmesi şarttır. Bunun gerçekleştirilmesi için ilk önce, Yahudi dostlarını tanımak ve yönetimlerden uzaklaştırmak gerekmektedir. ABD yönetimi, ilk sırayı almak üzere, birçok devlet yönetiminde Yahudi dostları mevcuttur. İşte İsrail, yapacaklarını, bu dostlar sayesinde yapmaktadır. Bunlar içerisinde öyleleri vardır ki, görünüşte İsrail düşmanıdır. İsrail’e düşman olanların safındadır. Örneğin, vefat eden Fas kralı Hasan gibi. Onun Yahudi dostu olduğunu, Mossad’a Fas’ta üs kurma izni verdiğini ve bu ilişkisinin 30 yıllık bir mazisi bulunduğunu, ancak ölümünden sonra öğrenebildik. İsrail basını ölümünün ardından, ondan övgüyle söz etti.

Acaba Kral Hasan gibi, İsrail düşmanları safında yer alıp da ona dost olan yöneticiler, Ortadoğu ülkelerinde yok mu? Bunların kimler olduğunu öğrenmek için ölmelerini mi beklememiz gerekiyor? Yahudi dostlarını öldükten sonra tanımanın bir faydası oluyor mu? Önemli olan, onları ölmeden önce tanımak ve şerlerinden emin olmak değil mi? Bu da hiç zor olmasa gerek. Yöneticilerin yaptıklarına bakarak, kime dost, kime düşman olduklarını anlamak her halde mümkündür.

Yahudi’nin, bir de gizli olmayan dostları bulunmaktadır. Daha doğrusu, Yahudi dostlarını tanımanın şaşmaz bir ölçüsü daha var. Onu ifade etmeden geçmek, büyük eksiklik olur. Bilindiği gibi, Yahudi bir anadan doğmayan Yahudi olamaz. Yahudilikte, İslam’da olduğu gibi davet, Hıristiyanlıkta olduğu gibi misyonerlik kurumu yoktur. Yahudiler, bu boşluğu masonlukla dolduruyorlar. Onun için masonlar, ister istemez, bilerek veya bilmeyerek, Yahudiye dostturlar. Aslında İsrail devletinin kurulmasına da en büyük desteği masonlar sağlamışlardır.

Yahudiler, ideallerine en büyük engel olarak gördükleri Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesinde ve Osmanlı’nın parçalanmasında hep masonları kullanmışlardır. İkinci Dünya Savaşı sonunda Yalta’da dünyayı paylaşmak üzere bir araya gelen ABD Başkanı Roosvelt, İngiltere Başbakanı Çörçil, Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Stalin’in üçünün de mason olması Yahudileri ideallerine kavuşturdu. Bugüne gelelim. Bugün ABD demek CIA demektir. CIA’nin, 1947’de ABD’nin Mason başkanı Truman tarafından kurulması bir tesadüf değildir. CIA, Yahudilere hizmet etmek için Yahudi sermayesiyle kurulmuş bir kuruluştur.

CIA ile Mossad’ın birlikte çalışması ise işin bir başka ilginç yönünü teşkil eder. Bu iki istihbarat örgütü o kadar içiçe çalışırlar ki, birbirleriyle ilgili casusluk yapmaya gerek duymazlar. Kumar, fuhuş, alkol, uyuşturucu piyasası CIA kontrolündeki mafyaların elindedir. Yıllar önce yapılan bir araştırmaya göre CIA’nın öldürdüğü insan sayısı 3 milyondur. Bir başka gerçek de şu: CIA, Mossad ve mafya gibi örgütlerin hepsi masonluğun, dolayısıyla siyonizmin bir parçasıdır.

Sözün özü, Yahudileri ve Yahudi dostlarını tanımadan, hilelerini bertaraf etmeden, dünyada huzur ve barış asla gerçekleşmez. Kendilerini insanların efendisi, başkalarını köle ve hizmetçi kabul eden Yahudi, yalnız bir bölgenin, yalnız Filistinlilerin sorunu değil, bütün dünyanın sorunudur. Özellikle Türkiye’ye, bu konuda tarihi görevler düşmektedir. Bosna’da savaşan komutanlardan biri aynen şöyle diyordu: “Biz burada İstanbul’un savunmasını yapıyoruz. Burası düşerse, sıra İstanbul’a gelecektir.” Aynı şekilde Filistinliler de, Kuzey Irak’ın Güneydoğu’nun savunmasını yapıyorlar. Filistin olayına, bu gözle bakmadan atılan adımlar, İsrail’in yararına olacaktır.

Merhum Necip Fazıl Kısakürek, Yahudiler için şöyle der: “O hiçbir zaman ortada ve öz hüviyetiyle mevcut değil, zaman ve mekânın meselesi ve dertleri içindedir.” İşte marifet ve basiret odur ki, onu gizlendiği yerlerden çıkarmak ve söküp atmaktır. Bütün insanlık, bunu yapabilecek yöneticilere muhtaçtır ve onu beklemektedir. Öyle görülüyor ki, bu şeref yine Türk milletine nasip olacaktır.

Kaynak:www.yenimesaj.com.tr

SAYGILARIMLA

ABD ve yahudiler el ele!

30 Haziran 2008 , Pazartesi | Etiketler : siyaset toplum internet haber din islam hukuk akp mhp chp
ABD’yi Yahudiler yönetiyor
 
 
ABD’deki Yahudi lobisi ünlü Fortune dergisinin bir araştırmasına göre, ülkedeki en güçlü ikinci grup. ABD’nin dış politikası, özellikle de Ortadoğu politikasının belirlenmesinde bu lobinin payı büyük

24/08/2007
 

 

Yaklaşık 100 yıldır ABD’de faaliyet gösteren Yahudi lobi grupları zaman zaman ters düşseler de nihai karar almadan önce İsrail’in görüşünü almayı ihmal etmiyor.

 

ABD’de 5-6 milyon Yahudi olduğu tahmin ediliyor. Bu, İsrail’in nüfusuna eşit, ancak ABD’nin nüfusunda Yahudiler 50′de 1 oranında.

 

Yahudi cemaatinin etkisi ise nüfus oranının çok üzerinde; Yahudiler ülkedeki önemli şirketlerin sahibi ve ABD’deki zenginler listesinde kendilerine yer buluyor.

Bu özellikler Yahudileri ABD’nin en güçlü cemaati yapıyor. Amerikan Yahudileri İsrail ile de yakın ilişki içinde.

 

1967′deki 6 Gün Savaşı’ndan bu yana ABD’nin özellikle Ortadoğu politikası İsrail ile ilişkiler üzerinden tanımlanıyor. ABD her yıl İsrail’e 3 milyar dolar yardım yapıyor.

 

Peki bir süper güç nasıl dış politikasının önemli bir bölümünü Ortadoğu’daki 5.5 milyon nüfuslu İsrail’e endeksli yürütüyor?

 

İşte bu noktada devreye ülkedeki Yahudi lobileri giriyor. Ülkedeki en güçlü Yahudi lobisi Amerikan - İsrail İlişkileri Komitesi AIPAC.

 

AIPAC, ünlü Fortune dergisi tarafından tüm Kongre üyelerine yöneltilen "Sizi en çok etkileyen lobi grubu hangisi?" sorusunda, Emekliler Derneği’nden sonra ikinci sırada yer aldı.

 

Bunun arkasındaki en önemli sebep her Kongre ve başkanlık seçimi döneminde yaptıkları yardımlar…

 

AIPAC, Kongre üyeleri ve başkan adaylarının kampanyalarına milyarlarca dolar harcıyor. AIPAC lobi faaliyetlerini yasama alanında, yani Amerikan Kongresi’nde yürütüyor.

 

İkinci güçlü lobi kuruluşu Amerikan Yahudi Örgütleri Başkanları Konferansı. Bu iki güçlü örgütün yanı sıra Amerikan Yahudi Komitesi ve Ermeni soykırımı iddialarına verdiği desteklemesiyle gündeme gelen "İnkarla Mücadele Birliği" geliyor.

 

Etkili düşünce kuruluşları, American Enterprise Institute ve Hudson Enstitute da Yahudi lobisiyle yakın ilişkiler içinde.

 

Bu farklı lobi grupları her zaman ortak bir söylem benimsemiyor. Bir kesim İsrail’e kayıtsız şartsız destekten yana. Ancak özellikle sol eğilimli olan daha küçük gruplar İsrail’e karşı daha eleştirel bir söyleme sahip.

 

İsrail lobisini inceleyen Amerikalı araştırmacılar John Mearsheimer ve Stephen Walt’a göre, bu grupların İsrail’den bağımsız hareket edebildiklerini söylemek hayli güç.

cnntürk

Not:CIA bir ABD istihbaratıdır.Yahudiler ise CIA’yla birlik halindedir

Atatürk Türkiyesi müslüman bir devlettir!

28 Haziran 2008 , Cumartesi | Etiketler : siyaset toplum hukuk haber islam din akp mhp chp

TÜRKİYE ‘İSLAM’ CUMHURİYETİ

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu yazımın başlığından dolayı benim Türkiye Cumhuriyeti’nin ismini değiştirdiğimi sanmayınız.Çünki ben bu yazıyı yazarken başlığımdaki ‘İslam’ ifadesini Türk milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin müslüman bir devlet olduğunu vurgulamak için koydum ve özellikle ‘İslam’ ifadesini tırnak içinde yazdım.Evet! Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti müslüman bir devlettir.Şimdi size bu iddiamı kanıtlamak istiyorum.

Ben,T.C.Devleti anayasasını baştan sona kadar okudum ve inceledim.T.C.Devleti anayasası yedi kısımdan oluşmaktadır.Sizlerinde okumasını tavsiye ederim.Çünki T.C.Devleti anayasasını okuduğunuzda T.C.Devleti’nin açık bir şekilde değil ama örtülü ve kapalı bir şekilde ‘İslam’ cumhuriyeti olduğu gerçeğine şahit olacaksınız.

Sizlere ispatlamak istiyorum.Bakınız! T.C.Devleti anayasası’nın birinci kısmı’nın genel esaslar bölümünde ‘Din,dil,ırk ve milliyeti ne olursa olsun bütün T.C.Devleti vatandaşları eşittir!’ der.Şimdi soruyorum sizlere bu madde T.C.Devleti’nin anayasasına nereden girmiştir? Bilmiyorsanız ben söyleyeyim: ‘T.C.Devleti’nin anayasasına giren bu ‘Eşitlik maddesi’ peygamberefendimiz H.Z.Muhammed Musatafa(S.A.V)’nin, ‘Veda Hutbesi’ açıklamasından girmiştir.Öyleyse T.C.Devleti bir ‘İslam’ cumhuriyetidir.

Bakınız! Yine T.C.Devleti anayasası’nın ikinci bölümü olan ‘Temel hak ve Ödevler’ bölümünde ‘Din ve Vicdan Hürriyeti’nden bahsedilir.Şimdi soruyorum sizlere: Madem ki T.C.Devleti bir ‘İslam’ cumhuriyeti degilse bu ‘Din ve Vicdan Hürriyeti’ maddesi’nin T.C.Devleti anayasasında ne işi vardır? T.C.Devleti anayasası bu maddeyi nereden almıştır? Bilmiyorsanız ben cevaplayayım: ‘Din ve Vicdan Hürriyeti’ maddesi,T.C.Devleti anayasasına İslam’dan,Kur’an-ı Kerim’den,H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V)’den,Veda Hutbesi’nden,Endülüs İslam İmparatorluğu’ndan ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan girmiştir.Öyleyse T.C.Devleti bir ‘İslam’ cumhuriyetidir.

Delil ve kanıtlar sadece T.C.Devleti anayasasıyla sınırlı değildir.Bu delil ve kanıtları eski dini ‘Şamanizm’ olan Türklerin 751 yılı Talas savaşı’ndan sonraki dönemlerinde bulmak gerekir.Türk milleti’nin dedeleri ve ecdadları olan Osmanlı’da bulmak gerekir.Türk milleti’nin genetik yapısında ve kimyası’nda -Bölücü hristiyan Avrupalı misyonerlerin kandırmasıyla Hristiyan olan Türkler hariç- İslam,et ve tırnak gibi ayrılmaz bir parçadır.Osmanlı imparatorluğu’nun Dünya’ya egemen olması’nın tek sebebi İslam,H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V) sünnetleri hatta Kur’an-ı Kerim ahlakıdır.

Nitekim altı ok denen Kemalizm’in ilkelerinden birisi de ‘Laiklik’ ilkesidir.’Laiklik’ ilkesi’nin benimsenmesiyle birlikte Türkiye’de,Türkiye’yi yıkmak ve yok etmek isteyen kesimlerin İslam’ı siyesete ve siyaseti İslam’a alet edip;kamu,toplum ve ülke düzenini bozması engellenmiştir.’Laiklik’ ilkesi,kişi’nin ‘Din ve Vicdan Hürriyeti’nin kınanmaması gerektiğini,kamu,toplum ve ülke düzenini bozmamak şartı ile bütün T.C.Devleti ve nüfus hüviyeti taşıyan vatandaşların ibadetlerini serbestçe yapmasını savunmaktadır.Kısacası laiklik,İslam yada başka bir din düşmanlığı demek değildir.

Bu yazıyı yazmamdaki sebep şudur.Şimdilerde bazıları Türkiye’nin bir İslam cumhuriyeti olduğu konumda başörtülülerin eğitimlerini yasaklayıp,imam-hatiplileri kamu yönetiminden dışlıyor hatta bununla kalmayıp ‘Başörtülüler Arabistan’a gitsin!’ deme cüretini gösteriyor.Başörtülülere ve imam-hatiplilere bu haksızlığı yapan ve İslam’dan rahatsız olan mahluklara Türkiye’nin özgür,laik,hümanist,hukuksal ve demokratik bir İslam cumhuriyeti olduğunu hatırlatırım.

Bakınız! Müslüman Türk milleti bir ay oruç tuttu.İslam’ın beş şartından birisi olan oruç ibadetini Allah rızası için eda etti.Bayram namazını kıldı.Şimdi de ramazan bayramını kutlayacak.Ramazan bayramı tüm müslümanların bayramıdır.Anadolu Türkleri müslümandır ve Türkiye bir İslam devletidir.Anadolu Türkleri,Müslüman-Türk önderi Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde Avrupa ve Rus emperyalizmine karşı yapmış olduğu Kurtuluş Şavaşını Türk mücahitleri’nin ‘Allah Allah!’ nidalarıyla ve din adamları’nın dualarıyla kazanmıştır.Türkiye,elbette ki laik bir devlettir.Laiklikte dinsizlik ve din düşmanlığı demek değildir.Fakat Türkiye anayasadaki laik,demokratik ve hukuksal bir devlet olmanın yanında bir İslam devletidir.1928′de Türk anayasasından ‘İslam’ ibaresi’nin çıkarılmasıyla Türk devleti’nin ‘İslam’ realitesi yok olmamış tam tersine yerine ‘Laiklik(Din ve devlet işleri’nin birbirinden ayrılmasıyla ülkeyi bölmek ve yıkmak isteyenlerin kendi haksız çıkar-menfaatleri için dini siyasete yada siyaseti dine alet etmeleri’nin engellenmesidir.) ibaresi getirilerek Türk devleti’nin dini yani İslam çeşitli misyoner-mason suistimallerinden,sahtekarlıklarından ve hurafelerinden dolayı koruma altına alınmıştır.Ayrıca laiklik,dinini yaşamak isteyen Türk vatandaşlarına serbestlik getirmiş ve Türk vatandaşları’nın dini inançlarından dolayı kınanmamasını savunmuştur.Yani laiklik ibaresi ve 1928′den sonra Türk devleti’nin dininde(Türkiye’nin dini anayasasında gizli ve örtülü olarak İslamdır.) bir değişme olmamıştır.Türkiye’nin dini olmayan bir devlet olduğunu vurgulamak bir yanlışlık ve cahilliktir.

SAYGILARIMLA.

Kemalizm’in ilke ve devrimleri!

27 Haziran 2008 , Cuma | Etiketler : siyaset toplum islam din hukuk haber sinema tv atatürk ekonomi sağlık akp mhp chp
 

ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİ

 
 
 

Atatürk ilkeleri, Türk toplumunda çağdaşlaşma yönünü belirleyen, Atatürk devrimlerine temel oluşturan ilkelerdir.

Bu bakımdan Atatürk devrimleri, Atatürk ilkelerinin eser haline dönüşmüş şekilleridir.

Atatürkçü düşünce içinde birbirine bağlı bir bütün oluşturan Atatürk ilke ve devrimleri, Türkiye’yi çağdaş uygarlık düzeyine en kısa zamanda ulaştırabilmek için aklın ve bilimin çizdiği yollan kapsar; çünkü Atatürk ilke ve devrimlerinin felsefesinde yapıcılık yatar, iyiye, doğruya, faydalıya yöneliş yatar.

Ne Mutlu Türküm Diyene!

Kemalizm’in kazandırdıkları!

26 Haziran 2008 , Perşembe | Etiketler : siyaset toplum din islam hukuk ege karadeniz akdeniz anadolu marmara atatürk sinema tv haber akp mhp chp ekonomi sağlık

ATATÜRK OLMASAYDI

Bugünlerde bir takım kendini bilmez bazı cahil veya hainler ‘Atatürk ilkeleri travma yarattı! Atatürk’ü sevmiyorum!’ gibi Atatürk’e hakaretlerde ve haksız iddialarda bulunuyorlar.Bunu yaparken ‘Düşünce ve Fikir Özgürlüğü’nü öne atıp Türk milleti’nin kendilerine saygı duymasını bekliyorlar.Peki sormak gerekmez mi o bir takım kendini bilmez bazı cahil veya hainlere.Atatürk soyadı Atatürk’e nereden verildi? Bilmiyorlarsa açıklayayım.Atatürk ‘Türk-Ata’ yani Türklerin atası demektir.Türklerin atasına hemde Cumhuriyeti kurmuş Atatürk’e kendini bilmez bazı cahil veya hainlerin saldırması nankörlüktür.Fakat ne acıdır ki o nankörler Atatürk’ün okullarından çıkmış ve yine Atatürk’e düşmanca saldırma cüretini kendinde bulmuş hatta Atatürk sayesinde kazanılan İslam özgürlüğü ve Türkiye bağımsızlığını yok etmek isteyen mandacı ve işgalci zihniyeti savunur hale gelmiştir.Bu durum Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti’nin geleceği açısından büyük bir tehlike arz etmektedir. 

Biz Türklerin yapısında ‘Bağımsızlık’ büyük önem arz etmektedir.İşte bu nedenle Cumhuriyeti Atatürk kurmuş ve Türk  milletini ecnebi işgalinden kurtarmıştır ve özgürlüğe hatta bağımsızlığa ulaştırmıştır.Hiç düşünmüyorlar ki eğer Atatürk gibi bir askeri dehaya sahip insan olmasaydı Anadolu emperyalist mandanın hakimiyeti altında kalacak Türk milleti hatta Türk milleti’nin nesli Hristiyan olacak ve Hristiyanlık altında ezilecekti.İyi ki Atatürk gibi bir deha çıktı ve Türk milletini ilelebet Hristiyan mandası altında yaşamaktan kurtardı.İşte bu kurtuluş  kemalizmin yani kemalist ideoloji’nin özünde bulunan ve Türk milletine ve müslüman alemine  özgü cesur ve yiğit yürekleri iman gücüyle bağımsızlık idealine,özlemine,aşkına ulaştıran vazgeçilmez Atatürk devrimleri ve ilkeleridir. 

İşte bu yüzden Cumhuriyetçilik,Milliyetçilik, Halkçılık,Devletçilik,Laiklik,İnkılapçılık gibi değerli ve çok çok kıymetli altı ok Atatürk ilkeleri’nin biz müslüman Türk milletine kazandırdığı en güzel özgürlük biçimi budur.

İzlediğim bir proğramda masonlar davet edilmişti.Proğramın spikeri ‘Sizin göreviniz nedir?’ diye sorduğunda masonların sözcüsü ‘Görevimiz Türkiye’nin ulusal güvenliğidir.’ demişti.Ben şimdi buradan mason localarına soruyorum: ‘Yoksa siz Türkiye’nin aleyhine olan bir ulusal güvenlikten mi bahsediyor sunuz? Yoksa mason localarınızı kapattığı için Atatürk’e iftira eden ve bu iftiralara Türk insanını hatta Dünya’yı inandırmak isteyen gerçekten sizler misiniz? Yoksa Atatürk’ün,mason localarınızı kapatmasına  rağmen batılı misyoner-ajanlarla ve siyonistlerle işbirliği yapıp,Türkiye’nin ‘İslam’ profilini çökertip,Türk milleti’nin bir ve beraber olmasını engelleyen siz misiniz?’ İşte bu soruların cevabı masonların,batılı misyoner-ajanlar ve siyonistlerle birlikte Türkiye aleyhine çalıştığını doğrulamaktadır.

Şu bir gerçektir ki Atatürk bir ateist ve İslam düşmanı değildir.Ayrıca travma da yaratmamıştır.Atatürk icraatlarını ve ilkelerini o dönemin şartları gereği işgalcilerle işbirliği yapmak zorunda kalan hain dediğimiz o Vahdettin han’ın el altındandan ve gizli desteklemesi sonucu yapmış,Cumhuriyeti kurmuş ve Anadolu’ya bağımsızlık ruhu kazandırmış hatta getirmiştir.Atatürk’ün annesi türbanlı müslüman bir Osmanlı kadınıdır.Şimdi soruyorum o  kendini bilmez bazı cahil veya hainlere.Müslüman,türbanlı bir Osmanlı kadını’nın evladı hatta Osmanlı medreselerinde yetişmiş ‘Atatürk’ soyadlı bir  T.C.Devleti vatandaşı nasıl ateist,İslam dini düşmanı olabilir ve travma yaratabilir? Hayır,olamaz! Çünki biz müslüman Türk milletini ecnebi işgalinden kurtardığı için Atatürk travmatist değil bağımsızlık ruhuyla yanan özgürlükçü,insancıl,gerçek ve hakiki bir müslümandır.Atatürk,Cumhuriyeti kuran bir Osmanlı subayıdır.

Ne Mutlu Türküm Diyene!

SAYGILARIMLA 

Kemalist ideoloji’nin laiklik ilkesini savunanlar İslam düşmanı veya dinsiz değildir!

20 Haziran 2008 , Cuma | Etiketler : siyaset toplum hukuk haber eğitim din islam akp mhp chp

Farzedin ki ben bugün vatandaşları’nın çoğunluğu müslüman olan Türkiye Cumhuriyeti’nde siyasi bir parti kurdum.Adını da ‘İslami Parti’ koydum.Ya da siyasi bir gazete açtım.Yine adını ‘İslami Gazete’ koydum.Bu sayede İslam adını kullanıp Türkiye Cumhuriyeti’nde müslüman olan vatandaşları’nın çoğunun oylarını ve paralarını sömürdüğüm için laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldim.İşte AKP,Fethullah GÜLEN ve AKP yanlısı bazı medyaların içine düştüğü durum budur.İşte kemalist ideoloji,laiklik ve Sabih bey Allah katında tek ve hak olan İslam’a değil kutsal İslam  dinini ticari ve siyasi bir amaç olarak kullanıp bundan siyasi kazanç elde etmek isteyen din sömürücülerine karşıdır.Bu karşı çıkış kemalistlerin,laikliğin ve Sabih bey’in İslam düşmanı veya dinsiz olduğu anlamına gelmemelidir ve gelemez.Kemalistleri İslam düşmanlığı ve dinsizlikle suçlamak cahilliktir ve cahillikse insanın en büyük düşmanıdır.Şu gerçekte  bilinmelidir ki elhamdülilah hepimiz müslümanız.Bütün müslümanlar kardeştir.

 

SAYGILARIMLA 

Ben iftiracı(yalancı) değilim!

19 Haziran 2008 , Perşembe | Etiketler : siyaset toplum hukuk din islam haber akp mhp chp

BEN DOĞRULARIN VE DÜRÜSTLÜĞÜN ADAMIYIM!

 

Bazı cahiller benim iftira attığımı iddia ediyor ama ben iftira atmıyorum.Şimdi onlara iftira(yalan) atmadığımı kanıtlayacağım.Sahte müslüman Tayyip ERDOĞAN ‘Ben BOP eşbaşkanıyım!’ deyip hristiyan ABD ve yahudi İsrail’e destek verdi ve yahudilerden cesaret ödülü aldı.Yine Tayyip ERDOĞAN katil Abdullah ÖC-ALAN’a ‘Sayın’ dedi. Tayyip ERDOĞAN yabancıya toprak satışı kanununu çıkartıp şehit kanıyla sulanmış topraklarımızı yabancılara sattı. Cumhuriyet düşmanı Abdullah GÜL ‘Cumhuriyetin sonu geldi!’ dedi.AKP’li Kemal UNAKITAN ‘Babalar gibi satarız!’ dedi.Erbakan kadrolarından gelen sahte müslüman Tayyip ERDOĞAN ve Abdullah GÜL Avrupa anayasasına papaz heykeli altında imza attı.Sahte müslüman Fethullah GÜLEN hristiyan ABD’ye kaçtı.Yahudiler Osmanlıyı arkadan hançerledi.Şimdi onlar bu gerçeklere iftira(yalan) diyorlar öyle mi? Hayır! Benim bloğumda yazdığım tüm yazılar iftira değil gerçektir.

 

Şimdi gelelim sayın Sabih KANADOĞLU’nun müslümanlığına.Ben Sabih bey’in yüzlerce açıklamalarını ve proğramlarını dinledim.Proğramlarının ve açıklamalarının hiçbirisinde Sabih bey’in ’Ben müslüman değilim,İslam düşmanıyım veya dinsizim!’ dediğine rastlamadım.Ama onlar için AKP’nin hainliklerini kamuoyuna açıklayanlar dinsiz,provokasyoncu ve darbeci oluyor.Kısacası onların düşünceleri çok cahilce ve yanlıştır.Asıl iftiracılar onlardır.

 

SAYGILARIMLA

Sayfalar : [1] 2 3 4 5

Mynet Blog WordpressMU alt yapısını kullanmaktadır.