AMACIMIZ KOMPLO DEĞİL ÇÖZÜM ÜRETMEKTİR!
‘Tarihi geçmişini bilmeyip,ders almayan yöneticiler bugünü anlayamaz.Bugünü anlayamadıkları için geleceğe yön veremezler.’ Şimdi bu ibret verici sözden hareketle sizlere tarihi geçmişimizi hatırlatmak istiyorum. ’571 yılında peygamber efendimiz H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V)’nin doğumuyla dünyamıza İslam adaleti,hoşgörüsü ve saadeti gelmiş oldu.Fakat küfür ehli yahudi ve hristiyanlar Arap soyundan geldiği için tüm aleme gönderilen son peygamber efendimiz H.Z.Muhammed Mustafa(S.A.V)’yi kabul etmediler.Bu yüzden biz müslümanlara kin ve nefret duymaya başladılar.Biz Türkler İslam’ı 751 yılında Çinlilere karşı Araplarla birlik oluşturduğumuz Talas Savaşında kabul ettik.Böylece İslam’ın koruyuculuğunu ve temsilciliğini Arap kardeşlerimizden devraldık.Bu nedenle küfür ehli yahudi ve hristiyanların İslam düşmanlığı biz Türkleri de kapsamaya başladı.İslam düşmanı yahudi ve hristiyanlar biz müslümanlığı kabul eden Selçuklu Türk devletimizle savaşmaya başladı.1071 yılı Malazgirt savaşı sayesinde Anadolu’nun kapıları biz müslüman Türklere açıldı.Bu durum karşısında küfür ehli hristiyanlar çok sinirlendi.Hristiyanlar biz müslüman Türklere karşı haçlı seferleri düzenleme kararı aldı.Ama hep kaybettiler.1453 yılında İstanbul’un biz müslüman Türklerin eline geçmesiyle hristiyanlar daha da kinlendi.Bunun sonucu bizi savaş meydanlarında yenemeyeceğini anlayan hristiyanlar içimizdeki Arap,Kürt,Ermeni ve Rum vatandaşlarımızı kullanmak vasıtasıyla bizi zayıflatmaya ve yıkmaya çalıştı ve başardı.Hristiyan Avrupalılar Ruslarla birlik olarak Osmanlı topraklarımızı işgal etti.Vahdettin ve paşaların görevlendirdiği biz Türk Milleti’nin kurtarıcısı ve kurucusu Osmanlı subayı M.Kemal ATATÜRK işgalcileri topraklarımızdan kovarak Osmanlı’nın bir kısmını kurtardı.Osmanlı’nın tüm borçlarını ödeyerek Türkiye Cumhuriyetini yani İkinci Osmanlı Devletini kurdu.’ Yani Türk Tarihi küfür ehli hristiyan ve yahudilerle savaş ederek geçti.Ayrıca küfür ehli sömürgeci hristiyan ve yahudiler Filistin,Afganistan,Bosna,Kafkasya gibi Osmanlı topraklarındaki biz müslümanlara zulüm yaptı. İşte bu yüzden ben ABD merkezli IMF,İsrail,Rusya,BM,NATO,OECD,UNESCO,PKK,Dinler Arası Diyalog,Ilımlı İslam,UNICEF ve Avrupa Birliği gibi sömürgeci yahudi ve hristiyan oluşumlarla bağlantılı BOP planına karşıyım.Aslında bu gibi oluşumlara sadece ben değil Kur’an-ı Kerim’in maide suresi 51.ayeti bile karşıdır.
Hatırlayın! Avrupalı Barosso gelmişti ve bizim meclisimizde konuşma yapmıştı.Ben AKP’nin yerinde olsaydım Barosso’yu bir saniye bile konuşturmazdım.Çünki Atatürk: ‘Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak,bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak,bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi.Halbuki,Hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatlarıyla,ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir…’ demişti.Şimdi Avrupa hayranı bazı mandacılar ‘Atatürk böyle dedi ama tüm devrimleri Avrupa’dan aldı!’ diyorlar.Bakınız! Bazı Avrupa hayranları’nın ‘Çağdaşlık,gelişmişlik,özgürlük ve medenilik’ diye biz müslüman Türklere dayattığı ‘Avrupa Standartları’ aslında İslam’dan alınmaydı.Şimdi size bir örnek vereyim.BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Fransız İhtilali, Veda Hutbesi’nden 13 asır sonra gerçekleşti.Bu örneğe göre ‘Avrupa Standartları’ ve Atatürk’ün aldığı Avrupa devrimleri’nin gerçekte Avrupa değerlerini yansıtmadığına şahit oluyoruz.Ayrıca Atatürk devrimlerini Avrupa için değil çağdaşlık,uygarlık ve muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için yapmıştı.Bu nedenle Atatürk ‘Muasır medeniyet’ derken Avrupa’yı değil çağdaşlığın,uygarlığın ve gelişmişliğin yaşandığı her tarafı kastetmişti.Yani biz müslüman Türklerin muasır medeniyet seviyesine ulaşabilmesi için illa ki sömürgeci Avrupa’ya bağımlı olmamız şart değildir.Atatürk’ün tarif ettiği muasır medeniyet seviyesi kendi İslam kültürümüzde zaten mevcuttur.İslam medeniyeti,bilginleri,alimleri,mimarisi ve kültürü ise Avrupa’dan kat kat üstündür.İnanmazsanız tarihimize bakmanızı öneririm.
AKP şeriat devleti kurmayı amaçlıyor.Peki ‘Şeriat’ derken hangi şeriat? Önce şeriatın tanımını yapalım.Şeriat,her hangi bir dinin kural ve kaideleri demektir.Dolayısıyla şeriat sadece hak dinimiz İslam için değil aynı zamanda geçerliliğini yitirmiş yahudi ve hristiyanlık içinde geçerlidir.Dolayısıyla ‘Camiler kışla,minareler süngü,müminler asker’ diyen AKP’nin icraatlarına bakarsak IMF,Avrupa Birliği ve ABD ile BOP bağlantılı sömürgeci hristiyan ve yahudi şeriatına hizmet ettiğini görürüz.Yani AKP,ABD,Avrupa Birliği üyesi İngiltere ve İsrail’in başını çektiği BOP icraatlarına destek vererek Türkiye Cumhuriyetini İstiklal Harbi öncesi sömürgeci yahudi ve hristiyan şeriatının işgaline dönüştürmek istemektedir.Bu yüzden Türkiye Cumhuriyetini yahudi ve hristiyan şeriatına dönüştürmek isteyerek Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü ve cumhuriyet rejimini yıkmak isteyen AKP ve benzeri partiler kapatılmalı hatta BOP cumhurbaşkanı Abdullah GÜL ve eş başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN benzeri gibi yöneticiler tabii ki yasaklanmalıdır.Şunu eklemeliyim ki BOP cumhurbaşkanı Abdullah GÜL ,BOPeş başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN ve Fethullah GÜLEN gibi müslüman görünümlüler sömürgeci yahudi ve hristiyan şeriatıyla bağlantılı BOP planına hizmet etmektedir.
Şimdi gelelim laikliğe.Laiklik,din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması demektir.Bu tanıma göre laiklik dini yaşayışını gerçekleştirmek için namaz kılan,oruç tutan,hacca giden ve başörtüsü takan müslüman dindarlarımız için engel değildir.Dolayısıyla laiklik ilkesiyle yani din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıyla dini siyasi ve ekonomik çıkar aracı için kullanmak isteyen sahte din adamlarını engellenmek istenmektedir.Bu nedenle din işlerini bağımsız olarak yürüten diyanet işleridir.Nasıl ki yargı bağımsızsa diyanet işleri de bağımsızdır.Yasama, yürütme ve yargı yöneticileri diyanet işleri gibi dini fetva veremez.Açıklama yapamaz.Diyanet işlerine öneri veya eleştiri de bulunamaz.Yani din ve devlet birbirinin işlerine karışamaz.Aksi bir durum din veya devlet işlerini kullanmak ve dine veya devlete karışmak anlamına gelir ki bu da laikliğin ihlali anlamına gelir.
Bazı AKP yanlısı medyalar ‘Hortumlar kesildi!’ diyor.Şimdi biri domates ötekisi ise soğan olmak üzere iki tarla düşünün.Soğan tarlası işçi,esnaf,çifçi,memur vatandaş olsun.Domates tarlası ise sömürgeci yabancılar olsun.Bu tarlaların başında ise BOP eş başkanı Recep Tayyip Erdoğan bulunsun.Bu iki tarlaya bağlı iki hortumlu musluk bulunsun.BOP eş başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN soğan tarlasına gelince musluğu kapatsın.Ama domates tarlasına gelince musluğu sonuna kadar açsın.Peki bu durumda ne olur? Soğan tarlası yani işçi,çiftçi,esnaf,memur vatandaş susuzluktan ölmez mi? Tabii ki ölür.İşte kesilen hortum budur.Maalessef on altı milyon vatandaşımız mandacı AKP’ye medya etkisindeki akraba,dini cemaat ve aşiret ağaları’nın baskısıyla oy vermiştir.Şayet vatandaşlarımız 3 Kasım 2002′den bu yana ağır zam ve vergi yükü altında eziliyorsa bunun sorumlusu Türkiye Cumhuriyetini yöneten mandacı AKP’dir.Peki her hangi bir gazete veya televizyonun AKP yanlısı olup olmadığını nasıl anlarsınız? Çok kolay! Tabii ki o gezete veya televizyonların köşe yazarları ve yorumcularının görüşlerini inceleyerek.Peki Türk milleti’nin çoğunun ABD ve Avrupa Birliği karşıtı olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde BOP icraatlarını savunan AKP’nin iki kez TBMM’yi işgal etmesi sizce hayret verici değil midir? Tabii ki hayret vericidir.
Peki amacımız nedir? Amacımız BOP eş başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın dediği gibi komplo senaryoları değil çözüm üretmektir.Biz muhalifler Türkiye’nin gerçeklerini açıklamaya devam edeceğiz.Türkiye’nin gerçeklerini açıklamak komplo sayılmamalıdır.Eğer sayılırsa biz muhaliflere haksızlık olur.Biz Bağımsız Türkiye Partisi olarak Türkiye’nin kazanımlarına katkıda bulunabildiysek ne mutlu.Türkiye’nin kazanması bizim için en büyük mutluluk ve onurdur.
SAYGILARIMLA