Bu da Türk Kurtarma Planı
24 Kasım 2008 Pazartesi | İhbar Et | Etiketler : imkb dolar döviz euro parite borsa endeks tahvil bono piyasa
Geçen hafta global türbülansın etkili olmaya devam etmesinin yanında, yurtiçinde yaşanan bir dizi sürpriz gelişmeler özellikle haftanın ikinci yarısından sonra gündeme damgasını vurdu.
Küresel finansal krizin etkisiyle ülkeden para çıkışlarının hızlandığı, yabancı yatırımcıların risklerini azalttıkları bir dönemde TCMB’den gelen yarım puanlık faiz indirimi piyasalarda sürpriz ve beklenmedik bir gelişme olarak nitelendirilirken, kurda Eylül ayı başlarında start alan değer kaybının devam edeceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.
TCMB’nin ekonomideki yavaşlamanın enflasyonist baskıları azaltacağı yönündeki beklentilere vurgu yaparak faizleri indirmesi aslında temel anlamda doğru bir karar olmasına karşılık zamanlama açısından bazı eleştirileri de beraberinde getirdi. Bu kararın hemen arkasından Başbakan’ın Hindistan’a giderken yaptığı açıklamada bir dizi önemlemlerin yer aldığı “finansal destek paketinden bahsetmesi, IMF ile yakında imzalanacağı artık kesinleşen ihtiyati stand-by anlaşmasının yarattığı etki ile birleşince haftanın son işlem gününde kaydedilen sert yükselişe rağmen endekste son 4 yılın en düşük seviyelerinin test edildiği, dolar kurunun 1,75’i gördüğü bir haftanın ardından kayıplar yüzde 14 seviyesinde oluştu.
Hükümetin üzerinde çalıştığı finansal pakette genel olarak krizin reel ekonomiye yansımalarını sınırlamayı , yaşanan türbülansta finans sektörünün güçlü kalmasını sağlamayı amaçlayan bir dizi önemlemler ve finansman desteği yer amaktadır. Pakette yer alan öncelikler arasında halen 50 bin YTL olan mevduata güvence limitininin sınırsız olmasa bile bu hafta içinde yükseltilmesi planlanmaktadır. Küçük ve orta ölçekli işletmeler başta olmak üzere şirketler için yeni ve taze kaynakların devreye sokulması gündemde olan önlemler arasında gelmektedir.
Bütün bunlara ek olarak IMF ile artık imzalanmasına neredeyse kesin gözüyle bakılan bir ihtiyati stand-by anlaşmasının gündeme iyice yerleşmesi çıpa niteliği anlamına geleceğinden Türk piyasalarının önümüzdeki dönemdeki kırılganlığını nispeten azaltıcı yönde etki yapması beklenebilir.
Bütün bu gelişmeler ışığında piyasalarda global gelişmelerinde desteklemesiyle birlikte bu hafta sınırlı ve kısmı bir toparlanmadan bahsetmek mümkün olabilecektir. ABD’de Cuma günü ABD’nin yeni Başkan Obama’nın Hazine Bakanlığı için New York FED Başkanı Geithner’ı önermesini coşkuyla karşılayan piyasalarda oluşan iyimserlik, yine Obama’nın Citibank’ın varlıkları için alacağı önemleri açıjklamasıyla birlikte devam edecek gibi gözüküyor. Geçen hafta ciddi satış baskısı altında kalan endekste oluşan tepki yükselişi isteği endeksi 23.000-24.000 bandına taşıyabilir. Pakete yönelik beklenti alımlarının Paket açıklanana kadar sürmesini bekliyoruz. Paketle birlikte kar realizasyonları beklenebilir.
13 Şubat, 2009 Cuma
Ya Milli Ekonomi Modeli ya da…/ Burak EVCİ
Nefsi emarenin sultasından kurtulamamış olan ekonomistler ve bilim adamları Milli Ekonomi Modeli’ne dört elle sarılmaları, sahip çıkmaları gerekirken nedense susmayı tercih ediyorlar. Öngörülmüş modelin birçok yönden emsalsiz olduğu aşikârdır. Ekonomi alanındaki diğer eserlere bakıldığında konusunda ehil olmayan şahısların ellerine aldıklarında daha ilk sayfalarında bir şey anlamayarak sıkılacakları ayan beyan ortadadır. Oysa ki Milli Ekonomi Modeli’ni anlamak için her aklıselim insanın bir tek şeye ihtiyacı vardır o da okuryazar olmaktır. Eserin Yunus diliyle yazılmış olması da takdire şayan bir niteliğidir.
Tamamen batılı bilim adamlarının görüşlerine mankurt mantığıyla bağlı olan sözde bilim adamlarının özgün bir fikirlerinin olmadığı, ezberci mantıkla hareket ettikleri bilinen bir olgudur.
Hal böyle iken eserin müellifinin uzmanlık alanının –birden çok olmakla birlikte– farklı olmasına karşın; konunun ehillerinin kaideten hareket ederek kaidelerin dışında yorum beyan edememesine rağmen bu derecede bir eser yaratılması harikulade bir vakadır ve insan aklının sınırlarını zorlamaktadır ama bundan daha fazla aklın sınırlarını zorlayan, Prof. Dr. Haydar Baş’ın dertlere ilaç; başlara taç yapılması gerekirken hala görmezden gelinmesidir. Lüzumsuz şeylerin peşinde koşanlar, lüzumlu şeyleri kaçırmaktadırlar.
Eşit olmayanlara eşit davranmak en büyük eşitsizliktir. Biz eşitlikten de vazgeçtik gündemde tuttuklarından deryada bir katre kadar bu modelden bahsetsinler bakın o zaman neler oluyor ama nafile… Fakat onların çabaları da beyhude; çünkü güneşe karşı kandil yakıyorlar.
Er yâda geç bu model insanlığa ışık olacaktır. İnsanların çözüm zannettikleri su baloncukları gibi sönüp gitmiştir ve neticeleri hep hüsran olmuştur. Onun için Ya Milli Ekonomi Modeli Ya da Milli Ekonomi Modeli…
Sözün Özü:
“Yarasa güneşten hoşlanmadı diye, güneş kıymetini kaybetmez.”
“Hünerin kadrini, hüner ehli bilir.”
www.burakevci.com tıklayın………..