Karanlığın Güneşi
Yaz geldiğinden beri sürekli bir dikkat içindeyim. Öğle saatleri yanımızdaki cafeye alış verişe gideceğimde önce dışarıya bakıyorum. O an bulut bazen güneşi kapatıyor, bazen yer yüzü güneşe teslim. Güneşi bulutun kapattığı anda bununla da yetinmeyip çatının balkonuna çıkıyorum. Gök yüzündeki durumu ve oluşan gölgenin zaman aralığını ölçüyorum. Gök yüzünde bulut yoğun ise bu benim işime yarıyor. Hemen aşağı odama inip hazırlanıyorum. Dışarıya çıkıp hızlı hızlı cafeye gidiyorum. Günlük alış verişimi yapıp hemen eve geri dönüyorum. Bir zafer böylece yine bitiyor. Çünkü güneşin bulutlar arasına girmesi için çok bekliyor ve sabırsızlanıyorum. Aksi halde dengesi bozulan gök yüzünün ve oradan ışıyan güneş terletmediği halde tepeme düştüğü an uzun süren baş ağrıları çekiyorum. Cafe uzak değil ama güneş ışınları dengesi bozuk gök yüzünden sağlıksızca iniyor. O an sanki bedenimdeki ruh güneş ışınları ile eriyor ve takibinde gelen baş ağrısı benim gün boyunca hap kullanmama neden oluyor. Bazen cafeye giderken güneşe de yakalanıyorum. O zaman başımın ıslaklığı beni bir süre kurtarıyor. Başa güneş geçmesi böyle bir şey. Çünkü insan yanan soba ile terlediği zaman iflas etmiyor ama güneş ışığına azda olsa maruz kaldığı an onun sonunu getiriyor. En kötü senaryo şu. Gök yüzünün dengesi bozulduğu için bir gün gelecek, hayatta kalan insanlar yiyecek bulmak için leşlere saldıracaklar. Ve bu durum binlerce yıl sürecek. Allah bizleri korusun. Dünyamızı kurtarsın.
Elvistuna, 08 Haziran Pazar 2008
