Kapalı Oda
Geçen zaman her şeyi unutturuyordu. Artık ölüm onlar için doğal olmuştu. Nasıl olsa herkes bir gün ölecekti.
Hacer kocasının vasiyetine uymuş yirmi yıldır kocasının öldüğü odanın kapısını açmamıştı. Oğulları hep sorup durdular. “Anne o odaya niye girmiyoruz. Odada da gizli bir şeyler mi saklı?”
Mehmet en çok meraklı olanlarındandı. Abisi ve kız kardeşinin aksine yirmi yıl kapalı olan odda da bir şeylerin döndüğünü inanıyor hatta o oda da ölmüş babasının bilinmeyen bir şekilde yaşadığını düşünüyordu. Ama inançlarını kimseye söylememişti. Bir gün bunu annesine açıkladı.
“Anne babam ölmedi. Babam o kapalı odanın içinde yaşıyor.” Dedi.
“Ne diyorsun oğlu. Öyle şey mi olur?”
“Ben şüpheliyim. Geceleri bazen odadan sesler geliyor. Hatta bir gün gece yarısı kulağımı kapıya dayayıp dinledim. İçeriden babamın sesini duydum.”
“Ne diyordu baban?”
“Seni, beni, bizleri özlediğini söylüyordu.”
“Babanı toprağa gömerlerken ben de oradaydım. Bir ölü mezarından çıkıp ta buraya gelmez.”
O an odaya Mehmet’in abisi Rıdvan girdi.
“Neler kaynatıyorsunuz?”
Hacer “Boş ver oğlum. Mehmet’in ne dediği belli değil.”
Rıdvan Mehmet’e “Annen o oda açılmayacak diyorsa açılmayacak. Kurallara uymalıyız.”
“Ben açın demiyorum. Sadece şahit olduklarıma dikkat çekmeye çalışıyorum.”
Rıdvan sordu. “Yani o odada birisinin mi olduğunu söylüyorsun?”
“Birisinin olduğu değil. O oda da babam var.”
Rıdvan biraz şaşırdı. “Hadi canım.” Dedi.
“Özellikle sesler gece yarısı geliyor.”
“Ben niye hiç ses duymuyorum?”
Mehmet şaka yollu “Senin antenlerin açık değil ondan.” Dedi.
Nazlı odasında radyodan müzik dinliyordu. Odasının kapısı aniden açıldı. İçeriye annesi Hacer girdi.
“Kızım gel yemek pişireceğiz.Bana mutfakta yardım et.”
Nazlı oturduğu kanepeden kalktı. Annesi ile birlikte odadan çıktı. Mutfağa gireceklerdi. O an kapalı odadan bir tıkırtı geldi.
Nazlı “Anne” diye çığlık attı.
Hacer “Ne oldu kızım?”
“Kapalı odadan tıkırtı geldi.”
Kızım birde seninle uğraşmayayım. Zaten Mehmet yettiği kadar yetiyor.”
“Anne inan ki tıkırtı duydum.”
Hacer dayanamadı. “Akşam olsun şu odayı herkesin gözü önünde açacağım.” Dedi.
“Keşke açsan. Oda kapalı durdukça hep babamın ölümünü hatırlıyorum.”
Mehmet o gün mezara babasını ziyaret etmeye gitmişti. Babasını çok özlediğinden mermerden mezar taşını öpüp alnına koydu. Bunu yapmakla babasının elini öpmüş oluyordu. Duasını bitirip “Amin.” Dedi. Oradan ayrıldı. İçinde tuhaf hisler oluşmuştu. Sanki babası yaşıyor gibiydi. Bu inanç değil histi. Hisler de kaynağı olmadan var olmazlardı. Mehmet için evlerindeki kapalı oda babasını bir şekilde içinde yaşatıyordu.
Akşam olmuştu. Evde Mehmet, Nazlı ve anneleri Hacer vardı. Az sonra işten Rıdvan gelecek ti. Yemek pişmiş. Ziyafet için son gelecek kişi bekleniyordu.
Kapı zili çaldı. Mehmet yerinde fırlayıp kapıya yöneldi. Gelen abisiydi.
Rıdvan sordu. “Yemekte ne var?”
“Süzme mercimek çorbası.”
“Kurt gibi açım.”1
“Abi bu gün büyük gün.”
“Neden?”
“Çünkü annem kapalı odayı açacak.”
“Tabi açar. Annemi sen ve Nazlı hiç rahat bırakmıyorsunuz ki. Her gün kapıyı aç diyorsunuz.”
Mehmet sordu.“Sevinmedin mi?”
“Sevindim. Esas merak eden benim.”
Mehmet “Hiç öyle bir tavrını görmedik.” Dedi.
Rıdvan içeri girince üzerindeki iş kıyafetini çıkartıp temizlik için lavaboya geçti. Lavabo kapalı odanın hemen yanındaydı. Tıkırtı oldu! Rıdvan sesi gayet net duydu. O an yerinde hiç kıpırdamadı. Sese kulak kesildi. Tıkırtı sesi yine geldi. Rıdvan için bu yeni bir şeydi. Söylerlerdi de inanmazdı. İşte şimdi inanıyordu. Tüyleri diken diken olmuştu. Hemen lavabodan ayrılıp mutfağa geldi.
Heyecanlıydı. “Anne karabasan bulaşıcı mı ne? Az önce odadan sesler geliyordu.”
Nazlı korkmuş gibiydi. “Anne ne olur odayı çalım.” Diye konuştu.
Hacer “Açacağız. Önce yemeğinizi güzelce yiyin.” Dedi.
Hacerin eli heyecandan titredi. Kapıyı açmaya çalışırken odadan daha belirgin tıkırtılar gelmeye başladı. Herkes anahtarın yavaşça çevrilişini pür dikkat izliyordu. Kapı açıldı. O an evin içinde bir çığlık koptu.
Mehmet ağlıyordu. Nazlı kendinden geçmişti. Hacer odaya girdiğinde kocasının oturduğu yerden dışarıyı seyrederken görünce hemen yanına gidip sordu.
“Mennan sen ölmemiş miydin?”
“Size her şeyi anlatacağım. Önce yanıma oturun.” Dedi.
Anlatmaya başladı. “Biliyorsunuz. Benim başım mafyalar ile dertteydi. Bir gün mafya babası Naci ile tartıştık. O beni öldürmek istedi. Ben de paçayı kurtarmak için bu yolu seçtim. Eve hep pencereden girip çıktım. Pencereden dışarıya bakarsanız merdiveni görürsünüz.”
Hacer tekrar sordu.” Seni mezara koyarlarken ben de oradaydım. Nasıl oldu bu?”
“Açıklayayım. Aslında ben zannettiğiniz o ceset içi doldurulmuş yüzü bana benzeyen cansız bir manken. Hepsi bu.”
Hacer sorusuna devam etti.” Bizden yaşadığını niye gizledin?”
“Gayet basit. Öldüğümün zannedilmesi beni bilinmekten silecekti.”
Nazlı doğduğundan beri babasını ilk kez görüyordu. O yüzden babasına yakın olmakta biraz çekingen davrandı.
Mennan “Gel kızım çekinme. Ben senin babanım.” Dedi.
O an Mehmet, Nazlı ve evin abisisi babalarına sıkıca sarıldılar. Daha sonra seramoniye Hacer de katıldı.
T. Mustafa YAŞAR